# Dpt kuruluş ve görevleri hakkında khk ile devlet memurları kan.değ.(ss.254)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 31 Temmuz 2003
- **Gündem:** DPT KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KHK İLE DEVLET MEMURLARI KAN.DEĞ.(SS.254)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-07-31-dpt-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-khk-ile-devlet-memurlari-kan-deg-ss

> Algan Hacaloğlu (CHP), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DPT KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KHK İLE DEVLET MEMURLARI KAN.DEĞ.(SS.254)); konuşma 991 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 254 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, yıllardır, 1995 yılından beri, gümrük birliği ilişkisi içerisinde, Avrupa Birliğine tam üyeliği hedef almış bir ülke. Türkiye, yıllardır, Avrupa Birliği fonlarından yeterince yararlanmayan, hatta hiç yararlanamayan, hatta hiç yararlanmayan bir ülke. Önümüzde bir süreç var; Türkiye, hak etmediği şekilde, Avrupa Birliğiyle olan ilişkilerinde farklı yorumlanıyor, engelleniyor. Bu engelleme sürecinde, doğal olarak, bizden kaynaklanan eksiklikler var. Kopenhag kriterleri olarak sık sık bu platformlarda değerlendirdiğimiz demokratikleşmeye ilişkin sorunları, sıkıntıları, uyum paketleriyle -dün, buradan en son geçirilen yedinci reform paketi gibi- bazı alanlarda yeterli olmasa dahi, demokrasimizin çıtasını yükseltebilecek adımlar atarak, Avrupa Birliği sürecinde adım atma çabası içinde bulunmaktayız. Tabiî, olayın bir yüzü bu. Diğer yüzü ise, Avrupa Birliği bünyesi içinde geçerli olan Maastricht kriterleri günün birinde önümüze konulduğu zaman, ülkemizin, ekonomimizin Maastricht kriterleri çıtasını, değil bugün, bugünkü performansla daha uzun yıllar aşmakta çok zorlanacağını, ne yazık ki görmekteyiz.

Bugün, burada tartışmakta olduğumuz tasarı, geneli anlamı içinde ifade ediyorum, uyum paketi olarak değerlendirilen bir dizi yasa tasarıları içinde kabul edilmesi, geçirilmesi gerekli olan, desteklediğimiz bir adım. Zaten, bir şekilde, bu konuda, uluslararası taahhüt, sözleşme niteliğinde bir bağıdı da imzalamış bulunmaktayız. Benim şu anda söz almamın temel nedeni, ayrıntılarını AB Uyum Komisyonunda ve Plan ve Bütçe Komisyonunda dile getirdiğim ve buradan, bu kürsüden, şimdi, teşekkür etme ihtiyacını duyduğum Sayın Bakanımızın, yapılan eleştirileri önemli ölçüde dikkate alarak, yasa tasarısında yapılan değişikliklerle belli bir şeklide kabul edilebilecek noktaya gelmiş olan bu tasarının, hâlâ çok önemsediğim bir iki temel eksikliği üzerinde durmak istiyorum.

Şu anda, Türkiye, çok ciddî, ertelenemez, çözüm bekleyen sorunlarla karşı karşıya. Türkiye'nin temel sorununun içborç stokuyla ilgili olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Sekiz aylık AKP iktidarı dönemi içinde yapılan borçlanma 102 katrilyon liradır. Bu dönem içinde borç stoku 144 katrilyon liradan, haziran ayı sonu itibariyle 175 katrilyon liraya tırmanmıştır. Yine, bu dönemde, sekiz aylık AKP iktidarı döneminde 39,6; yani, 40 katrilyon lira içborç faizi ödemesi yapılmıştır. Türkiye bir açmazda, bir taraftan dışborçlar tırmanmakta, bir taraftan yüzde 30'lar düzeyindeki içborçlanma süreci içinde içborç stoku sürekli artmakta, diğer taraftan işsizlik ve yoksullaşma derin sosyal konular olarak karşımızda, bölgelerarası eşitsizlik giderek daha derinleşmekte. Kısaca, yoksullaşma, işsizlik, refahta gerileme Türkiye'nin iç barışını zedeler, zorlar bir noktaya gelmekte. Biz, bu noktada, bu tasarıyla, bu süreçte, ekonominin önünü aydınlatmak, ekonominin darboğazdan çıkışında yeni vizyon, yeni perspektif yaratmakla sorumlu olan bir kuruluşa, sorunlar içerisinde boğulmuş olan bu kuruluşa, kendi ilgi alanı dışında yeni görev vermekteyiz.

Bilindiği gibi, Anayasamız, kalkınmanın, planla, plan perspektifi içinde yapılmasını öngörür. 166 ncı maddesiyle, Anayasamız, planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülmesini; yatırımlarda toplum yararları ve gereklerinin gözetilmesini; kaynakların verimli şekilde kullanılmasının hedef alınmasını ve bu bağlamda, kalkınma girişimlerinin beşer yıllık planlar perspektifinde hazırlanacak yıllık programlar içinde ele alınmasını öngörür. Ama, gelin, görün ki, Türkiye, yıllardır, IMF'ye endeksli, ona tutsak programlar içinde, kısa vadeli programlar içinde önünü görmeye çalışıyor; bırakınız uzağı görmeyi, önünü dahi göremiyor. Çünkü, yine, yıllardır, 24 Ocak 1980'den beri, Devlet Planlama Teşkilatı, fiilen, Türkiye'nin ekonomisine vizyon belirleme, perspektif geliştirme sürecinden kopartılmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı, uzmanlık kariyerini temel alması gereken bu kuruluş, memur zihniyetiyle, devletin günlük ihtiyaçlarını, bilgi vari ihtiyacını karşılamaya yönelik, âdeta, sadece buna endekslendirilmiş bir yapıya dönüştürülmüştür.

Bunu söylerken, ben, yıllarca görev yaptığım Devlet Planlama Teşkilatına karşı, orada çalışmakta olan çok değerli arkadaşlara karşı bir haksızlık yapmak istemiyorum; ama, son birkaç yıldır uzmanlık kariyeri geri plana itilerek, genel müdür yardımcısı, genel müdür, müsteşar yardımcısı gibi görevlendirmeyle, bürokratik bir kademelendirmeyle -biraz evvel ifade ettiğim gibi- âdeta, normal devlet idaresindeki memur zihniyetinin yansıtıldığı Devlet Planlama Teşkilatı, ne yazık ki, günümüzde özgün, bilime dayalı, uluslararası konjonktürü yakından izleyen; ama, Türkiye gerçeklerinden kaynaklanan verilerle, siyasetçilerin önüne alternatif görüşleri, stratejik planlama anlayışı içerisinde bir değerlendirmeyi, ne yazık ki, gereğince yapamıyor.

Siyasetçiler de bunu beklemiyor. Siyasetçiler de, burayı, ellerinin altında, birikimli, yetenekli, eğitilmiş bazı uzman kişilerin yer aldığı bir mutfak olarak görüyor ve ne zaman, nerede, işte, zaman zaman hükümet programının hazırlanmasında veya Sayın Başkanının bazı konuşmalarında el uzatılan ve uygulamaya yönelik bazı alanlarda görev yüklenen bir kuruluş olarak değerlendiriyor. İşte, bu tasarıyla da, bu kuruluşa yeni bir görev yüklemekteyiz ve Devlet Planlama Teşkilatına ve ekonomimize yazık etmekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Tamamlıyorum, Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun, siz konuşmanıza devam edin efendim.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bu çerçeve içerisinde, bu tasarıyla oluşturulması doğal ve kaçınılmaz olan, bu tasarıyla öngörülen birimlerin Devlet Planlama Teşkilatıyla ilişkilendirilmesi, Devlet Planlama Teşkilatındaki bürokratik yapı, rutin uygulamaya yönelik çalışmalar, o uzman niteliği taşıyan kişilerde plancı ruhunun törpülenmesi, Türkiye'nin geleceğini aydınlatacak yeni arayışların, yeni perspektiflerin yaratılmasına bir darbe daha indirecektir.

Değerli arkadaşlarım, geçmişte 1980 öncesinde de, özellikle 1970'li yıllarda da zaman zaman yapıldığı gibi, Teşvik Uygulamanın ilişkilendirildiği veya bugün bu tasarıyla yapıldığı gibi tamamen uygulamaya yönelik olarak, tamamen çok daha bu konuda rahatlıkla görev yapabilecek uygulamacı birimlerde halledilebilecek konuları, o uzmanlık birikimini, Türkiye'nin geleceğine yönelik, ekonomisinin içine sokulduğu bu karanlık dehlizden çıkarmaya yönelik politikalar önerme işlevini üstlenmesi gereken Planlamaya yüklemeyi hiç doğru bulmadığımı burada bir kez daha belirtmek istiyorum.

Benden evvel, Grubum adına söz almış olan değerli arkadaşımın, bu yasa tasarısının geneli üzerinde yaptığı değerlendirmelerin tümüne katıldığımı ifade ediyorum. Lütfen, sağduyuya tekrar dönüş yapalım ve bu tasarıyla kurmayı hedef aldığımız yapılanmayı, Planlama Teşkilatıyla değil, bu konuda uygulamada birikimi olan, doğrudan ilgili kurumlardan birine bağlayalım. İster Millî Eğitime bağlayın, ister Gençlik Bakanlığına bağlayın, hatta bir bağımsız kurul kurun. Zaten, burası biraz özerk olacak; ama, bağlantılı dediğiniz anda, biliniz ki, sekretaryanın da, planlama yapacağı için, o tanıtım, o projeleri imzalama, o bunları takip etme gibi çok rutin işlerle ilgilenme durumunda kalacak olan o birimin çok daha kalitesini yükseltmeliyiz, araştırmaya yöneltmeliyiz ve stratejik planlamayı, şu anda yapılmayan, yapılması öngörülmemiş olan stratejik planlamayı eksiksiz yapmak üzere Planlamaya bağlamayın. Planlamayı yeni bir yapı içinde lütfen güçlendirin; çünkü, ekonomi kötü gidiyor, çünkü, ekonomiyi kötü yönetiyorsunuz; çünkü, bu ülke bugünleri aşmazsa biliniz ki, sadece siz değil, hepimiz, bütün bu ülke çok ciddî sıkıntılar altında kalacaktır.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Dpt kuruluş ve görevleri hakkında khk ile devlet memurları kan.değ.(ss.254)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-07-31-dpt-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-khk-ile-devlet-memurlari-kan-deg-ss (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
