# Olağanüstü hal bölge valiliği ihdası hakkında kanun hükmünde kararnameye bir geçici madde eklenmesi hk. (s.sayı 268)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2003
- **Gündem:** OLAĞANÜSTÜ HAL BÖLGE VALİLİĞİ İHDASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEYE BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HK. (S.SAYI 268)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-12-17-olaganustu-hal-bolge-valiligi-ihdasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname

> Algan Hacaloğlu (CHP), 17 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: OLAĞANÜSTÜ HAL BÖLGE VALİLİĞİ İHDASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEYE BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HK. (S.SAYI 268)); konuşma 690 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan yasa tasarısının 2 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasa tasarısında, görünen konu tartışılmakta, göründüğü şekliyle tartışılmakta. Yani, bu tasarı, ülkemizin geçmiş on onbeş yıllık döneminde, büyük sıkıntıların yaşandığı, bir iç çatışma döneminden geçildiği ve şimdi, belirli ölçüde bu sorunların aşıldığı bir bölgede yaşayan yurttaşlarımızın, buradaki yapılan tanımlama içinde, o mücadelede devletin yanında bulunmuş, ona yardımcı olmuş kişilerin, daha evvelki silahlarını bulundurabilmeleri için yeni bir talep hakkı yaratan bir tasarı.

Değerli arkadaşlarım, bir kere, şunu düzeltmemiz lazım: O bölgede, devletine sahip çıkan, terörle mücadelede, ülkesinin bütünlüğüne sevgi, saygı içerisinde; ama, büyük baskılar altında, hakları hukukları büyük mağduriyetler, ihlaller karşısında kalmasına rağmen, yurttaşlık görevinin gereğini yerine getiren, sadece, o dönemde silahlanmış olan kişiler veya devletin silahlandırdığı sivil yurttaşlar değildir. Tasarının sunuş şeklinde, gerekçesinde böyle bir ima var. Bir kere, bu imayı ortadan kaldırmamız lazım.

Tabiatıyla, o bölgede yaşayan yurttaşlarımız, bir bölümünün çocuğu, bizim başkanlarımızın, bizim arkadaşlarımızın yeğeni, belki kardeşi, o ortamda dağda çatışmaya girmiştir; bu doğru; ama, orada yaşanan, bir daha yaşanmaması gereken o süreçte, sadece, devletin köy korucusu olarak görevlendirdiği 58 500 silahlı sivil kişi ile 30 000 geçici köykorucusu olarak, gönüllü olarak o görevi üstlenen yurttaşlarımız değildir. Evet, onlar da bir işlev görmüşlerdir, onların da, silahlı güçler yanında, içgüvenliğin sağlanması açısından, bir işlevleri, bir sorumlulukları olmuştur; ama, biliyoruz ki, nerede, ne zaman, eğer siz, sivilleri, böyle bir süreçte silahlı kuvvetlerin veya içgüvenlik güçlerinin yanında kullanmaya başlarsanız, belirli bir noktadan sonra kuralsızlıklar gündeme gelir; güneydoğuda da gelmiştir. Güneydoğuda, insan hakları ihlallerinin bir bölümü, o mücadelede devletin yanında aktif olarak silahıyla yer alan köykorucularının da içerisinde bulunduğu olaylarda gerçekleşmiştir, bunu biliyoruz ve giderek, köykorucuları, âdeta, bölgede simgeleşen ve yaygın halk kesimlerinin maruz kaldıkları sıkıntı ve mağduriyetler karşısında, zaman zaman hedef olarak gördükleri kişiler haline dönüşmüştür.

Değerli arkadaşlarım, bölgede çatışma dönemi bitmiştir. Bölgede güvenliğin sağlanması, artık, şu kişilere, bu kişilere bırakılamaz. Eğer bireylerin silah edinme istekleri ve hakları varsa, o, ülkenin her yöresinde, olağan koşullarda, doğal talepler içerisinde değerlendirilmesi gereken bir koşul olmalıdır. Yoksa, bu kişilerin, tekrardan silahlanma haklarını sürdürerek -özellikle tırnak içerisinde belirtiyorum- bu gönüllü veya zorunlu veyahut da devletin belirlemiş olduğu kadrolu köykoruculuğunu örtülü bir şekilde sürdürerek, bölgede güvenliği sağlayamazsınız, bölgede içbarışa katkıda bulunamazsınız, bölgede mağduriyetlerin önünü alamazsınız.

Hepimiz biliyoruz, bölgede korucu ağalıkları türemiştir. Köykorucu ağaları, bunu, bölgede, bir nüfuz, bir siyaset aracı, bir ekonomik gelir kaynağı olarak, bu süreç içerisinde değerlendirmişlerdir. Bu, tabiî, işin doğasında, etkinlikten kaynaklanan; yani, o köykorucu ağası olarak belirlenen kişilerin, o yörelerde, belirli saygınlığa sahip, ekonomik, sosyal etkinliğe sahip kişi olmalarından da kaynaklanmıştır. Artık, köykoruculuğu, korucu ağalığı fiilen sona ermelidir; ama, bu arkadaşlarımızı, köy korucularını -ister kadrolu, ister gönüllü olsun- açıkta bırakamayız değerli arkadaşlarım. Bunlar, yıllardır, devletin bütçesinden aktarılan kaynaklarla yaşamlarını idame ettirmektedirler. Bunu, birdenbire kesemezsiniz. Bir geçiş programının uygulamaya konulması gerekir. Bunların, ekonomik açıdan yararlı kişilere dönüştürülmeleri gerekir.

O nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, yıllardır, bölgede, iki veya üç yıllık, kırsal kesime dayalı geçici istihdam projesi uygulamasının başlatılmasını defaatle önerdik. Köy korucularının da, bu çerçeve içerisinde, geçici istihdam projeleri kapsamında, iki üç yıllık zaman içerisinde tasfiye edilmesi gerekir.

Ben, yasa tasarısının, üzerinde konuşulması olağan olmayan bu maddesinde bunları belirtmeyi bir görev bildim. Sayın Bakanımız, bu konuları hepimizden iyi bilir. Yörede yaşayan insanlarımız, hepimizden çok bu sıkıntıları çekti. Yöre Milletvekillerimiz, Diyarbakır milletvekili olan Sayın Bakanımız, bu sıkıntıları en çok çekti. Şimdi, kendisinden istirham ediyorum; Sayın Bakan, Diyarbakır'da Hizbullah köyü olarak bilinen köyler var, girilmeyen köyler, çevrede, bölgede...

Kaldı ki, bu yasa tasarısı, bu bölgeyi de tam tanımlamıyor; yani, bu tanım, bölge nedir? Bakanlar Kurulu kararıyla en son olağanüstü halin kaldırıldığı iki ille, Diyarbakır ve Hakkâri'yle mi sınırlıdır; yoksa -zannediyorum bir ara kapsamı 12 ile çıkan- bölgenin bütününü mü kapsamaktadır? Bu tasarıda, böyle bir tanım yok. Ama, Sayın Bakanımdan istirham ediyorum; bölgedeki bazı sorunları, genel talepleri çözmek için getirmiş olduğu bu yasa tasarısının en önemli ayağı olması gereken köykorucularına ilişkin bir tasarıyı ve onunla bütünlük içinde, onu fiilen çözüme götürecek bir geçici istihdam projesi anlayışını lütfen gündeme getiriniz ve bölgede içbarışın kökleşmesine, kuralsızlıkların sona ermesine, hukuksuzlukların sona ermesine ve köykorucu ağalığının sona ermesine olanak tanıyınız.

Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Olağanüstü hal bölge valiliği ihdası hakkında kanun hükmünde kararnameye bir geçici madde eklenmesi hk. (s.sayı 268)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-12-17-olaganustu-hal-bolge-valiligi-ihdasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
