# Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2005
- **Gündem:** SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2005-06-24-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas

> Algan Hacaloğlu (CHP), 24 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.498 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, üçüncü gün, 940 sıra sayılı tasarıyı görüşmekteyiz. Esasında bir ölçüde sıradan, teknik içeriği olan ve normal olarak, kısa sürede, burada görüşülerek yasalaşabilecek bir tasarı idi; ama, üç gündür tartışıyoruz. Ben, Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu milletvekili arkadaşlarımın neden diye düşünmelerini istiyorum. Nedeni; bu yasada dahi, bu kadar teknik bazı özellikler ötesinde, muhalefetle, Cumhuriyet Halk Partisiyle oturup konuşarak, bir iki noktada uzlaşma sağlamayı içinize sindiremediniz, komisyonda bunu, bu mantıkla, bu yaklaşımla ele almadınız ve Cumhuriyet Halk Partisi sizde bu tavrı, diğer yasalarla ilgili olarak da, görmekte olduğu için -önümüzde ciddî yasalar var- onlarda da aynı tavrı sürdürmekte olduğunuz için, bu yasayı, burada, bilinçli olarak engelledi. Her maddede, değerli arkadaşlarım söz aldılar ve üçüncü gün sonunda, bu, tabiatıyla yasalaşacak. Biz, bu yasaya genelinde olumlu bakıyorduk; ama, eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Türkiye'nin sorunlarını çözecek yasaları, bir uzlaşma kültürüyle, ortak aklın sonucu olarak, Türkiye'nin, kamu yararının, ulusal değerlerin ve insanlarımızın beklentileri doğrultusunda yasalaştırmak istiyorsak; eğer, önümüzdeki Bankalar Yasasını, eğer, önümüzdeki Sosyal Güvenlik Yasasını, Belediyeler Yasasını buradan, Avrupa Birliğinin sizden beklediği gibi, IMF'nin sizden beklediği gibi, burada alınan karar çerçevesinde 1 Temmuza kadar eğer yasalaştırmak istiyorsanız, lütfen sağduyulu olalım. O zaman, oturun, Cumhuriyet Halk Partisiyle ortak noktalarda uzlaşın. Aksi halde, bu yasaların bu yaz içinde çıkması bir hayalden öte... Başka bir şey beklemeyin lütfen.

Değerli arkadaşlarım, öyle, bizim burada üçte 2 çoğunluğumuz var, biz bildiğimiz gibi çıkarırız, biz bildiğimiz gibi ülkeyi yönetiriz anlayışıyla bu işi sürdürebileceğinizi zannediyorsanız, hem Adalet ve Kalkınma Partisine yazık olur hem demokrasimize yazık olur. Bu iş böyle gitmez değerli arkadaşlarım.

Bakınız, uyum yasaları çıkarıyoruz. Bunların önemli bölümünün içeriğinde ciddî eksiklikler var; ama, Türkiye'nin bir Avrupa Birliği projesi, Avrupa Birliğine tam üyelik iddiası var. O nedenle, özellikle demokratikleşmeyle ilgili olan yasalarda çok ciddî destek verdik; ama, yetti artık değerli arkadaşlarım!. Lütfen!.. Yetti!

Bu Meclis, evet, iki partiden oluşuyor şu anda... Düzeltiyorum; tabiî, 5 partiden oluşmakta. Aramızda bağımsızlar da var. Ama, siz üçte 2 çoğunluğunuzla burada bir tahakküm yaratmaktasınız. Bunu doğru görmüyorum.

AHMET YENİ (Samsun)- Yaşar Nuri Hoca da var.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)- Evet.

Değerli arkadaşlarım, hükümet gerçekten Türkiye'nin sorunlarını, gerçek sorunlarını bir yana bırakmış, ne işsizliği ne yolsuzluğu ne yoksulluğu kendine dert edinmekte ne de çiftçinin, esnafın dertleriyle meşgul olmakta. Hükümetin kafasında sadece iki sorun var, gündeminde iki sorun var. Ne zaman sıkışsa, ne zaman sorunların altında bunalsa, durup durup bu konuları gündeme getirmekte. Bunlardan birisi türban konusu.

AHMET YENİ (Samsun)- O sizin probleminiz, bizim değil.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bir diğeri ise, Türkiye'nin gerçeklerini dikkate almadan, Türkiye'nin, yılların birikimi olan sanayi tesislerini ve işletmelerini, Türkiye'nin gözbebeği olan stratejik tesislerini özelleştir, yabancılaştır mantığıyla elden çıkarma arayışı.

AHMET YENİ (Samsun) - İkisine de karşısınız.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sayın Başbakan "her şeyi satacağız, Avrupa Böyle yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi zaten bu işleri bilmez, iki koyun da güdemez" dedi, diyor. Ben, bu "koyun" söylemine takılmayacağım, onu bırakıyorum Sayın Başbakana; ancak, Sayın Başbakanın bu ülkeyi yönetemediği konusunda çok ciddî bir kanaatim var ve bu kanaatimi, çok sayıda insanın, halkımızın paylaştığı konusunda ciddî kanaatim var.

AHMET YENİ (Samsun) - Anket mi yaptırdınız?!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sizlerin içinizde de bir bölüm arkadaşımızda bu tür duyguların olduğunu biliyorum Değerli Arkadaşım. (AK Parti sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) - O sizin kafanızda var.

EYÜP FATSA (Ordu) - Yok öyle bir şey!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği ülkeleri arasında, telekomünikasyon sektörünün sahipliliği, mülkiyeti konusunda bir iki bilgi vermek istiyorum; çünkü, sizin ortaya koyduğunuz argümanlarda, genelde, Sayın Ali Babacan'ın ifade ettiği gibi "kim en çok parayı verirse bastırır, alır", Maliye Bakanının ifade ettiği gibi "biz, tüm KİT'leri, kim alırsa satacağız" mantığıyla, bir programı uygulamaya koymuş vaziyettesiniz.

Bakınız, değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği ülkeleri arasında, sadece dört ülkede telekomünikasyon sektörüne yabancılar hâkimdir. Bu dört ülke, Romanya, Bulgaristan, Estonya ve Litvanya'dır. Bunların dördünü toplayın, ikiyle çarpın bir Türkiye etmez değerli arkadaşlarım. Hiç kimsenin, Türkiye'nin stratejik kuruluşlarına yönelik, onların yapılanmasına yönelik politikalarda, dünün Sovyetler bloğunun peyk ülkelerinin bu modellerini esas almasını doğru bulmadığımızı ifade ediyorum; bu yöntemin, Türkiye'nin, Türkiye ekonomisinin büyük zararına yol açacağı kanaatini taşımakta olduğumuzu ifade ediyorum.

Bakınız, bu ülkeler dışında, Avusturya, Belçika, Fransa, Norveç ve İsveç'te, telekomünikasyon sektörüne kamu kesimi hâkimdir. Yani, onlar, kalkıp da, kamu sektörü burada bulunmaması gerekir, kamu sektörünün burada ne işi var, kamu mülkiyeti ne diye burada bulunsun diye bir tartışmanın içine girmiyorlar. Bu stratejik, bu bilgi çağında, güvenlik açısından önemli olan sektörde kamu mülkiyetini ellerinde tutuyorlar. Bunun dışındaki ülkelerde ise toplum mülkiyeti, ulusal mülkiyet hâkim; yabancılar değil, ulusal sermaye duruma hâkim.

Değerli arkadaşlarım, Erdemirin yabancılara satılabilecek olmasından büyük rahatsızlık duyan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sayın Sinan Aygün, bildiğiniz gibi "ATO olarak, yani, Ankara Ticaret Odası olarak Erdemirin 1960'tan beri ortağıyız ve bu satışı anlamıyoruz; Erdemirin, Hans'ın yerine Mehmet'e satılmasını istiyoruz" dedi. ATO'nun, bu ulusal sanayie sahip çıkmaya yönelik tavrını "ben bir tüccar siyasetçiyim" diyen Sayın Başbakan, gerçekten, çok yadırgadı ve nedense tepesi attı.

Değerli arkadaşlarım, bu tür düşünceler, bu tür yaklaşımlarla biz Türkiye'yi düzlüğe taşıyamayız. Bakınız, stratejik kuruluşları özelleştirerek, kamunun kontrolünü yitirmesine neden olacağımızı, ulusal ekonomide ciddî bir tahribat açacağını bilmemiz gerekiyor. Kârlı kuruluşları satarak bunlardan elde edeceğimiz kaynakla borçları ödeyeceğiz demek, bir Anadolu deyimiyle, evdeki gümüşü satmak demektir.

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - Köprüyü sattık, zarar mı ettik?!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bakınız, KİT'leri... Değerli arkadaşlarım, elbette, KİT'lerin bir bölümü zaten özelleştirildi; ama, stratejik KİT'leri lütfen önce özerkleştiriniz, önce bu kuruluşlardan siyaseti çekiniz. Buna, bugünkü yasa kapsamı içinde ilgili kuruluş olan Türk Hava Yolları da dahil. Özerkleştiriniz. Burada partizan, siyasî kadrolaşmadan uzak durunuz. Evet, bunlara yabancı sermaye girsin; ancak, yabancı sermaye buraya teknolojik yapılanma için, dışpazar etkinliğinin artırılması için girsin; ama, kontrol, bu aşamada, en azından, belirli bir geleceğe kadar, bu aşamada kontrolün kamuda kalmasında büyük yarar var.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu konuda, bildiğiniz, basına yansıyan bir konuyu dile getirmek istiyorum. Hükümet, 21 Nisan tarihinde, KİT'lerin özelleştirilmesinin yaratacağı işten çıkarmalarla ilgili bir kredi talebini "II Sayılı Sosyal Destek Projesi" adı altında Dünya Bankasına bir mektupla sundu ve bu mektupta 2009 yılına kadar özelleştirmelere devam edileceğini ve bu kapsamda 29 000 kişinin kapı önüne konulacağını ve bunların tazminatı olaraktan da 465 000 000 dolar kredi niteliğinde borç talep ettiğini Maliye Bakanının imzasıyla bildirdi. Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn da 10 Mayıs tarihli yanıtıyla kabul ettiklerini ifade etti. Ancak, mektuba, şöyle bir, çok enteresan, bugüne kadar pek görmediğimiz, hepimizi sarsan bir çarpıcı ifadeyle devam etti; dedi ki Sayın Dünya Bankası Başkanı: "Türkiye Cumhuriyeti, 14 Nisan 2005 tarihli özelleştirme sektör raporu mektubunun içeriğinin gizli ve hassas bir konuyu kapsamakta olduğunu, bu nedenle açıklanmamasını talep etmiştir; bu nedenle, söz konusu mektup dosyadan çıkarılmış olup kamuoyuna açıklanmayacaktır."

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti adına, bu Yüce Meclis adına, halkımız adına, Dünya Bankasına stratejik kamu işletmelerinin, Türk Hava Yollarının, Telekomun, TÜPRAŞ'ın, TEDAŞ'ın derhal özelleştirme sözünü vereceksiniz, bu özelleştirmenin, herhangi bir beş yıllık plana veya Yüce Meclisin iradesine bağlamadan 2009 yılına kadar devam edeceğini söyleyeceksiniz ve bu kapsamda 29 000 işçinin kapının önüne konulacağını söyleyeceksiniz ve bunun için, Türkiye'yi yine borca sokacaksınız. Sonra, "bunu halkımız duymasın, aman halkımıza söylemeyin" diye Dünya Bankasına talepte bulunacaksınız; sonra da, kalkıp "böyle bir mektup yazmadık" diyeceksiniz! Hayır arkadaşlarım, bu mektup yazıldı. Bu mektup, işte burada, bu mektubun aslının fotokopisi burada; altında Maliye Bakanının imzası, arkasında da Dünya Bankası Başkanının mektubu… Bu mektup var. Böyle bir tavır, bir ciddî hükümete yakışmaz arkadaşlarım; olamaz böyle bir şey! Türkiye, bu kadar ucuz bir ülke değil! Türkiye insanlarını böylesine kandıramazsınız, kimse kandıramaz!

Değerli arkadaşlarım, ekonomi bıçak sırtında. Ekonomi, içten, dıştan ciddî sıkıntılar yaşıyor. IMF'ye tutsak olmuş politikalarla ve ekonomik uygulamalarla gerçekten ekonomide kırılganlık giderek artıyor. Otuzbir aylık iktidarınız döneminde içborçlar 87 000 000 dolar, toplam borçlar ise 100 000 000 dolar arttı. İşsizlik, düzeltilmiş rakamlarla yüzde 20,7. Ödemeler, cari işlemler dengesi yıl sonunda 20 milyar doları bulacak; yani, gayri safî millî hâsılanın yüzde 6,7'sine tırmanacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, konuşmanızı tamamlayın efendim.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Bir yandan Türkiye'nin sırtındaki borç yükünü artırıyorsunuz, diğer yandan Türk Hava Yolları, Telekom, TÜPRAŞ gibi hazineyi besleyen kârlı stratejik kuruluşları, altın yumurtlayan tavukları elden çıkararak, hazinenin beslenme, ulusal ekonominin üretim kanallarını kesiyorsunuz. AB'ye tam üyelik umudumuz gidererek kararıyor. Kırmızı çizgilerimiz birer birer kırılıyor. Hükümet ise, âdeta, eli kolu bağlı olarak durumu seyrediyor.

Merkel -yarının Almanya Başbakanı- Prodi -yarının İtalyan Merkez Sol Başbakanı- Fransa'nın sağ ve solu, Avrupa Parlamentosunun Başkanı, her gün yeni beyanatlarla, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin giderek bir hayale dönüşmesinin işaretlerini veriyorlar; ancak, biz, burada, AB'ye uyum yasalarını çıkarmaya devam ediyoruz! Bu yasa da bir AB'ye uyum yasasıdır.

AHMET YENİ (Samsun) - Halkımız için çıkarıyoruz.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Tabiatıyla, bunu yapacağız; ancak, maalesef, görüyorum ki, korkuyorum ki, siz, bu yasayla, AB'ye uyumu değil, AKP'nin normlarına uyumu hedef alıyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) - Halkımız için…

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sivil Havacılık, biraz evvel ifade edildi, kritik ve teknik özellikleri yüksek olan, beceri ve performans kriterleri yüksek tutulması gereken bir kuruluştur. Dolayısıyla, kamu kuruluşlarının, bu tür kamu kuruluşlarının kritik mevkilerinde beceri ve yetenek düzeyi yeterli kişilerin atanması gerekir. Ancak, bugüne değin yapmış olduğunuz atamaların çok önemli bölümü iki kaynaktan besleniyor. Birisi, milletvekilliğini yapmakta olduğum İstanbul'un Belediyesinin bir dönem görevlilerinden oluşmakta.

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2005-06-24-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
