# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı, gelir bütçesi,) 16 ıncı tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ,) 16 INCI TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2005-12-24-2006-merkezi-butce-kan-tas-maliye-bakanligi-kamu-ihale-kurumu-gelir

> Algan Hacaloğlu (CHP), 24 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ,) 16 INCI TUR); konuşma 1.706 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 yılı Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime geçmeden evvel, Atatürk ilke ve devrimlerini içlerine sindiremeyen gözü dönmüş mollaların, bundan yetmişbeş yıl evvel Menemen'de şehit ettikleri Aziz Asteğmen Kubilay'ın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Değerli arkadaşlarım, yıllardır neoliberal rant ekonomisinin cenderesinde, son yıllarda ise IMF'nin yakın denetim ve gözetiminde sürdürülen ekonomi politikaları sonucunda ülkemizde işsizlik, yoksulluk ve giderek yolsuzluk geniş boyutlara tırmanmıştır. Bu çerçeve içinde sosyal devlet çökertilmiş ve giderek ülke yönetimi yaygın bir kuralsızlık ve yolsuzluk kuşatması altına girmiştir.

Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki, yıllardır ülkemizde çoğunluğu elinde bulunduran sağ partilere, çağdaş siyasî etik ve ahlak ilkelerinin bu Yüce Mecliste de kurala dönüştürülmesi mümkün olamamıştır ve bu Yüce Meclise de bunu kabul ettiremedik. Üç yıldır, ne yazık ki, size de bunu kabul ettiremedik. Oysa, tüm demokratik ülkelerde bütçe, ancak siyasî ahlakı bayrak yapmış olan parlamento iradesiyle saydam ve güven verici bir yapıya kavuşabilir. Siyasî ahlak kurallarına geçit vermeyen parlamentoların bütçe tasarıları ise, genelde erdemsizlik tuzaklarıyla kuşatılma tehdidi altındadır. 2006 yılı bütçesi, özellikle Maliye Bakanlığı bütçesi de, bugün, ne yazık ki, böylesine bir risk altındadır. Ancak, şimdi sorun sadece bununla sınırlı değildir. Sorun, aynı zamanda, hükümetin bu Yüce Meclisi umursamayan, âdeta yok sayan tavrıyla ilgilidir.

Değerli milletvekilleri, bu bütçenin temelini, omurgasını oluşturan hedefler, Devlet Planlama Teşkilatının üç yıllık orta vadeli programına dayanmaktadır. Ancak, ekonominin geleceğine yön veren bu stratejik hedefler altında, ne yazık ki, Yüce Meclisin onayı yoktur, iradesi yoktur. Yani, önümüzdeki üç yılda Türkiye ekonomisi hangi hızla büyümelidir, hangi sektörlere öncelik verilmelidir, her yıl ne kadar istihdam ve iş olanağı yaratılmalıdır, ekonomide dış açık, kamu yatırımları, kamu kesimi açığı önümüzdeki yıllarda hangi boyutlarda olmalıdır; hükümet bunları belirlerken, size sormadı, sizin onayınızı almadı, sadece IMF'nin ve AB'nin onayına sundu, oradan icazet aldı.

Sayın Babacan, 2006-2008 dönemini kapsayan ekonomik programı AB'ye teslim ettiklerini açıkladı. Peki, AB'ye teslim etmeden evvel bu Meclise sunup onayını aldınız mı?! AB'ye teslim ettiniz de ne diye Türkiye Büyük Millet Meclisine teslim etmediniz?! Ne diye bu Yüce Meclisin iradesinden kaçıyor, onu âdeta yok sayıyorsunuz?! AB müzakere belgesini muhalefetten saklıyorsunuz, bütçenin çatısını oluşturan ekonomik programı Yüce Meclisten kaçırıyorsunuz. Bu nasıl bir teslimiyetçi anlayıştır; gerçekten, yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, Yüce Parlamentonun onayından geçmeyen bu temel değer ve büyüklükler üzerine kurulan 2006 yılı bütçesi, ulusumuzun değil, ancak IMF'nin bütçesi olabilir. Bu teslimiyetçi, kaypak, kendinden menkul yönetim anlayışınızı CHP Grubu olarak şiddetle kınıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu bütçenin ayak bağı, IMF'yle kurulmuş olan teslimiyetçi ilişkidir. Bu ilişkinin temelinde, Türkiye'nin IMF'ye ve dış dünyaya olan borçlarının hızla tasfiyesi, Türkiye ekonomisinin ulusal birikim ve kalkınma önceliklerine özen göstermeden dünya ekonomisine entegrasyonu vardır. Ülkemizde enflasyon inmekte; ancak, vatandaşın alım gücü artmamakta, yoksulluk giderek daha yaygınlaşmaktadır. Faizler düşmekte; ancak, reel faizler hâlâ sıcak paranın iştahını artırmakta, kamunun iç ve dış borçları giderek daha tırmanmaktadır. Vergi gelirleri artmakta; ancak, artırılan vergi gelirleriyle, vergi yükü toplamının yüzde 70'lerine doğru tırmanan dolaylı vergilerle, halkımızın, dargelirlilerin sırtına yük bindirilmekte, vergide adaletsizlik giderek daha yaygınlaşmaktadır. İstihdam üzerindeki aşırı vergi yükü kayıtdışı ekonomiyi derinleştirmekte, işsizliği daha da artırmaktadır. Tüm bu çarpıklıklar içinde izlenmekte olan kur politikası, sıcak para ve borçlanmayla tetiklenen cari açık, 23 milyar dolarla, gayrisafî yurtiçi millî hâsılanın yüzde 6,4'üyle tarihî bir rekor düzeyine tırmanmıştır ve giderek ekonomik istikrar için ciddî bir tehdit oluşturmaya başlamıştır.

Değerli arkadaşlarım, tabiatıyla, Türkiye dünyaya açılmalıdır; dışticaretini hızla geliştirmelidir, ulusal duyarlılıklarını korumak kaydıyla, AB'ye tam üyeliği kotarmalıdır; ancak, bu hedefler, bugün olduğu gibi, hiçbir şekilde, sıcak paraya uluslararası finans çevreleri ve tekellerin belirlediği senaryolarla kendimizi kaptırarak, ona teslim olunarak sürdürülmemelidir.

Değerli arkadaşlarım, IMF uyarıyor "Türkiye, cari işlemler açığını dışborçlarını artırıcı bir biçimde finanse ediyor, dış finansman koşulları değişirse, sorun yaşarsınız" diyor; ama, siz, hâlâ, bunu umursamaz havalardasınız.

Tabiatıyla, malî disiplin önemlidir; ancak, mevcut ucuz kur politikası koşullarında malî disiplin sağlamanın cari açık kırılganlığını azaltmaya önemli bir katkısı olmamaktadır. Bu politika, özel kesimi daha çok ithalat, daha çok borçlanmaya sürüklemektedir. Risk krizinin kontrol altına alınabilmesi için, spekülatif sıcak paranın ani çıkışını caydıracak, sınırlı, öngörülebilir bir vergi uygulamasına hızla geçilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, 1999 yılı sonundan beri uygulanmakta olan IMF programları sonucunda, konsolide bütçe kapsamı içindeki kamu borçları 201 milyar dolar artmıştır. Sizin üç yıllık iktidar döneminizde ise, toplam kamu borçlarındaki artış 104 milyar dolardır. İlaveten, bu üç yıllık döneminiz içinde, 100 milyar dolarlık içborç faizi ödediniz. Ödemiş olduğunuz bu içborç faizi, 2006 yılı kamu bütçesi kapsamındaki toplam kamu yatırımlarının 15 katı, tarıma öngördüğünüz toplam desteğin tam 36 katıdır.

Değerli milletvekilleri, hükümetin sunmuş olduğu bütçenin çatısını oluşturan; ancak, sizin onayınıza sunulmamış olan 2006-2008 dönemi programı, ekonominin bu dönemde yüzde 5 oranında büyümesini öngörmektedir. Bu, kısır, yetersiz bir büyüme hızıdır. Yüzde 5'lik bu yetersiz büyüme hızı, AKP İktidarının ufuksuz, iddiasız, dar vizyonunun, sadece günü kurtarma anlayışının ürünüdür. Eğer, ulusal ekonomimiz, önümüzdeki dönemlerde, hükümetin öngördüğü gibi, yüzde 5'lik bir büyüme hızıyla yetinirse, kişi başına millî gelir, yani insanlarımızın refah düzeyi, ancak kırk yılda, yani 2045 yılında, AB vatandaşlarının bugünkü ortalama refah düzeyine ulaşabilir. Toplumumuzun geleceğe yönelik umudu ve beklentisi, büyük, güçlü ve müreffeh Türkiye iddiası ve özlemi bu değildir, bu olamaz. Belli ki, hükümet, Türkiye toplumunu tanımamakta, onun dinamizmi, iradesi, vizyonuyla, frekansları uyuşmamaktadır. Türkiye, her yönüyle yeniden yapılanarak, tüm ulusal kaynaklarını, bilgi çağının olanaklarını en iyi şekilde değerlendirerek, gelecek on yıllar boyunca, mutlaka, yılda ortalama yüzde 7 reel hızla büyümelidir; böylelikle ancak, millî gelirin, yani ulusal refah düzeyinin, on yılda ikiye katlanması sağlanabilir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, kalkınmasına, ulusal refah düzeyinin gelişmesine daha çok kaynak aktarmalıdır. Bu amaçla, IMF'nin dayatması olan, kamu kesiminde, gayri safî millî hâsılanın yüzde 6,5'u düzeyinde belirlenmiş olan faizdışı fazla oranı, yüzde 3 düzeylerine çekilmelidir; ancak böylelikle, sağlığa, eğitime, sosyal kalkınmaya, tarıma ve bölgesel kalkınmaya daha çok kaynak ayırmak, kamu çalışanlarının emeklerini, haklarını verebilmek mümkün olabilir.

Değerli arkadaşlarım, kamunun dışborçları, uzlaşmayla, yeni geri ödeme takvimine bağlanmalıdır. Kamunun, IMF'ye, belirli yabancı kesimlere olan dışborçlarının, uzlaşma ve dayanışma anlayışı içinde, asgarî beş yıl sonra başlamak üzere, yeni bir ödeme takvimine bağlanması, stratejik hedef olarak bu Meclisçe belirlenmelidir.

Bölgesinde, istikrarın ve uluslararası barışın korunmasında, demokrasinin gelişmesinde en önemli güvencesini oluşturan Türkiye modelinin sahibi olan ve üstlenmiş olduğu bölgesel güvenlik yükümlülükleri nedeniyle, uzun yıllardır, en yüksek düzeyde askerî harcamalar yapmaya mecbur kalmış bir ülke olarak Türkiye, bu borç ertelemesini, Batılı dostlarımızdan isteme hakkını, en ileri düzeyde, doğal hakkı olarak görmelidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, yıllardır, sağ iktidarlarla, kamu yatırımlarını âdeta unuttu. Özellikle, son üç yıldır, IMF'nin bu konudaki talimatları, âdeta ideolojik tercihe dönüştürüldü. Ekonomide teknolojik yapılanmanın sağlanması ve verimliliğin artmasının, yeterince ek istihdam yaratılmasının, bölgesel dengesizliklerin aşılmasının tek çıkış yolu yeterli ve yerinde yatırımdır. Bu nedenle, bu yıl ve gelecek uzun yıllar bütçenin en az yüzde 15'i kamu kesimi sabit yatırımlarına tahsis edilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, AB ülkeleri, geçen gün onayladıkları 2007-2013 bütçesiyle kaynaklarını kendi doğusuna, eski Sovyet bloku ülkelerine cömertçe aktarmayı kabul ettiler. Biz de, Meclis olarak, kendimize bundan bir ders çıkarmalıyız. Biz de, artık, gönlümüzü ülkemizin doğusuna açmalıyız. Ülkemizin geri kalmış yörelerindeki insanlarımızın feryadını duymalıyız. Derin bir uçuruma dönüşen iç barışımıza tahdit oluşturan bölgelerarası kalkınmışlık farkını kapatmayı hedef almalıyız. Biz de, artık, ülkemizin doğusuna, güneydoğusuna el uzatmalı, bu bölgelerin kalkınması için bütçeden yeterli kaynak aktarmalıyız. Bu anlayış ve kararlılıkla gelecek on yıllık sürede, her yıl bütçenin yüzde 5'ini sadece bu amaca yönelik olarak tahsis etmeliyiz.

Değerli arkadaşlarım, işsizlik, ailelerimizin yaşamını karartan, sosyal travmalara yol açan en temel toplumsal sorundur. İşsizlik sorunu aşılamadan toplumsal barış sağlanamaz. Günümüzde, işsizlik, düzeltilmiş rakamlarla hâlâ yüzde 15'ler düzeyindedir. Bu nedenlerle, biraz evvel belirttiğim büyüme ve özel duyarlılıklar içinde, Türkiye, her yıl asgarî 1 000 000 ek istihdam yaratacak, yani, her yıl 1 000 000 kişiye ek iş olanağı sağlayacak bir yapıyı, bir programı uygulamaya geçirmelidir.

Değerli arkadaşlarım, asgarî ücret ve maaşlar üzerinde de kısa bazı şeyler söylemek istiyorum. Asgarî ücret, işçinin, çalışanın eline geçmesi gereken asgarî nakdi ücretten çok, istidam edilen bir işçi için ödenmesi gereken zorunlu sigorta primi ve belgelerini belirleyen temel bir ölçüt haline getirildi. Hükümet, 2006 yılı için asgarî ücreti 380 lira olarak belirledi. Net asgarî ücret, ayda 30 000 000, yani, günde 3 simit parası düzeyinde artırıldı. Oysa, bilindiği gibi, 4 kişilik bir ailenin gıda harcamaları için asgarî gerekli olan miktar, kasım 2005 itibariyle 531 000 000 liradır. Bu tavrıyla hükümet, asgarî ücretle çalışmakta olan vatandaşlarımızın insanca yaşama haklarını engellemektedir. Hükümetin bu politikasında insaf duygusunun mevcut olduğunu söyleyebilmek ne yazık ki mümkün değildir.

Bu bütçeyle, yüzbinlerce kamu çalışanı, 2006 yılında altı aylık yüzde 2,5; yıllık yüzde 5,1'lik zam oranıyla yetinmek zorunda kalacaktır. Kendilerinden grevli toplu sözleşme hakları esirgenmiş olan kamu çalışanları, önümüzdeki yılda da ne refah payı haklarını ne de geçmiş enflasyon kayıplarını alabileceklerdir.

Emeklilerin durumuysa daha da vahimdir. Hükümeti, işçi, memur ve emeklilerin haklarını gasp eden bu acımasız tavrı nedeniyle şiddetle kınıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, hükümet, özelleştirmeyi tam bir ideolojik anlayışla sürdürmektedir. Ülkemizin en büyük, en kârlı, en stratejik sanayi kuruluşlarını, ulusal çıkarları, ulusal sanayiin gereklerini hiç umursamadan yabancılara satıyorsunuz. Kamu yararını çiğniyorsunuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Özellikle çimento ve elektrik sektörlerinde bölgesel tekeller oluşmasına göz yumuyorsunuz. Özelleştirmenin, kuralsızlığa, adam kayırmacılığına ve vurguna dönüşmesine çanak tutuyorsunuz. IMF'le imzaladığınız son niyet mektubunda, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının elindeki tüm kuruluşların 2006 yılında tümüyle satılması sözünü verdiniz. Yani, TEDAŞ'ı, Tekeli, Türk Hava Yollarını, Türkiye Denizcilik İşletmelerini, Türkiye Şeker Fabrikalarını, Soma (A) ve (B) Termik Santrallarını, Hamitabat, Kemerköy ve Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Şirketlerini, Karadeniz Bakır İşletmelerini, Petkim, TÜPRAŞ ve Telekomun geri kalan hisselerini tümüyle satmaya söz verdiniz. Tüccar siyasetin partisi olduğunuzu biliyoruz; ancak, yazıktır, günahtır, lütfen aklınızı başınıza toplayın diyorum. Çünkü, gün gelir, bunun hesabını sizden fena sorarlar.

Sayın Bakan, sözlerimi toparlarken size son bir soru yöneltmek istiyorum. Geçenlerde kendi partinizden bir milletvekili arkadaşınız size yönelik bir eleştiride bulundu. Sizin yanıtınız ise "o hangi siyasî partiden ne gibi cazip bir teklif aldığını hele bir açıklasın" oldu.

Sayın Bakan, siz, her konuya böyle çıkar penceresinden mi bakarsınız? Bakan olma sorumluluğu bu kadar hafife alınacak bir konu mudur? Siyaset bu kadar ucuz mudur?

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, ne kendisi için 4 kez af çıkaran bir Maliye Bakanını ne de siyasetin bu kadar hafife alınışını, hak etmemektedir.

Buradan yurttaşlarımıza son bir mesaj vermek istiyorum. AKP İktidarının yarattığı bu karamsar tablo, kesinlikle kimseyi umutsuzluğa sevk etmemelidir. Türkiye, büyük ve güçlü bir ülkedir; temelleri çok sağlam bir cumhuriyettir. Hiç şüphe duymuyorum ki, ilk genel seçimlerde Türkiye'nin önü açılacak, sosyal demokrasi ülkemizde de iktidar olacak, halkın iktidarı kurulacaktır.

Hepinize en derin saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı, gelir bütçesi,) 16 ıncı tur”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2005-12-24-2006-merkezi-butce-kan-tas-maliye-bakanligi-kamu-ihale-kurumu-gelir (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
