# Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemler hk. (s.s.1061)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 11 Nisan 2006
- **Gündem:** BAZI GİRİŞİMCİLERCE HOLDİNG ADI ALTINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN İZİNSİZ HALKA ARZ YOLUYLA TASARRUF SAHİPLERİNİN MAĞDURİYETİNE YOL AÇILMASININ NEDEN VE SONUÇLARIYLA BU SÜREÇTE SPK'NIN SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK. (S.S.1061)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2006-04-11-bazi-girisimcilerce-holding-adi-altinda-gerceklestirilen-izinsiz-halka

> Algan Hacaloğlu (CHP), 11 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI GİRİŞİMCİLERCE HOLDİNG ADI ALTINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN İZİNSİZ HALKA ARZ YOLUYLA TASARRUF SAHİPLERİNİN MAĞDURİYETİNE YOL AÇILMASININ NEDEN VE SONUÇLARIYLA BU SÜREÇTE SPK'NIN SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK. (S.S.1061)); konuşma 699 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; her iki grubun vermiş olduğu önergeler çerçevesinde kurulmuş olan araştırma komisyonunun hazırlamış olduğu rapor üzerinde, önerge sahiplerinden biri olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, son yirmibeş yılda önemli soygun ve vurgun olaylarına tanık olmuştur. 1980'li yıllardaki banker faciası, sonraki, takip eden dönemlerdeki hayalî ihracat vurgunları, son dönemlerdeki, 1990'lı yıllar ve yakın döneme değin, banka vurgunları, kredi hortumlamaları bunların bir bölümüdür. Bu süreç içinde, 1990'lı yılların ortasından itibaren, bir farklı nitelikte, bir farklı çerçevede soygun olayı oluşmuştur. Burada, diğerlerinden farklı olarak, yurttaşlarımızın, özellikle yurt dışında emeklerini, alın terlerini, göz nurlarını ortaya koyarak on yıl, onbeş yıl, yirmi yıl biriktirdikleri paraları "faiz haramdır; gel, bunu, bize ver, bize yatır, sana, döviz üzerinden asgarî yüzde 20, yüzde 25 nema sağlayalım" sözlerine kanarak, paralarını veren yurttaşlarımızın, üzerinden geçen yıllara rağmen, ne anaparalarını ne de söz verilen nemaları alamadıkları, kısa tanımıyla "İslami holdingler vurgunu" olarak tanımlanan süreç yaşanmıştır.

Zamanımın kısa olduğunu biliyorum; konu çok kapsamlı. Bu çerçeve içinde, ben, bilinen şeyleri tekrar etmeyeceğim; ancak, bu süreç içinde, asgarî 5 milyar euro, bizim gözlemlerimize göre 10 milyar euroya kadar tırmanabilecek olan bir kaynak; yaklaşık 500 000 insanımızı mağdur eden bir süreç. Buna, maalesef ve maalesef, ülkeyi yönetenler, bugüne kadar göz yummuşlar, ortaya çıkan haksızlık, hukuksuzluk, nitelikli suç kapsamı içinde, nitelikli yolsuzluk kapsamı içinde ele alınması gereken bu konuyu, bir şekilde geçiştirmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, şu anda, tabiatıyla, ben, önce, bu konuda, bu araştırma önergesine öncülük etmiş olan arkadaşlarıma, özellikle Bihlun Hanıma teşekkür ediyorum. Bugün dahi fakslar geldi; milyonlar, bugün, Avrupa'da "sizi izlemekteyiz" diyor. Bugün, "bu Yüce Meclis çatısı altında, bu soygun, bu vurguna dur denilsin, mağduriyetler giderilsin, hak, hukuk tesis edilsin" deniliyor. Konu, tabiî, karmaşık. Konuda, kuruluşlar, gerçekten -yani, kuruluşlar olarak tanımladığım "İslamî holding" tanımı içinde- önemli bölümü, şu anda, buharlaşmış, gitmiş, bitmiş, paralarla yok olmuş; diğerleri ise, sahip olarak gözüken kişilerin emrinde, keyfinde yönetilir vaziyette. Özellikle İç Anadolumuzda, Konya'da, Karaman'da kökleşmiş olan kuruluşları hâlâ sürdürerek, hâlâ bu asrın, bu 20 nci Yüzyılın, bence, insanın insana yaptığı en büyük vurgunlardan biri; yani, diğerleri… Hakikaten, gerçekten, inanç kullanılarak, Allah'ın adı kullanılarak, özellikle millî görüş ve Süleymancı camilerde, cuma günleri, oraya giderek, bugün, en büyük holdingin başında olan -ismini veriyorum, Kombassan; çünkü, elimde belgeler var, elimizde belgeler var- bilfiil kendilerinin giderekten para istedikleri, topladıkları ve gereğini yapmadıkları… Sahte belgelerle, geçersiz belgelerle toplanan bu paralar, gerçekten, ciddî bir mağduriyeti ortaya koymuştur.

Şimdi, artık, buna "dur" demek, çözümler oluşturmak zorundayız. Öncelikle, bu kurumları, bugün -ayakta kalanları ifade ediyorum- ayakta kaldığı ifade edilenleri ve batmış gözükenleri ve var olup da yok olanların tümünde yönetici konumunda olanların hepsi, bu kuruluşları yönetme vasıflarını yitirmişlerdir. Bunlar hakkında, tümü hakkında, takip işlemi başlatılmalıdır.

Tabiatıyla, ayakta kalmakta olan kuruluşların, ekonomiye katkılarını sürdürebilmek, bunların yöneticiler nedeniyle, içine düşürüldükleri konum nedeniyle yok olup gitmelerinin önüne geçmek için belirli önlemlerin de alınması gerekiyor. Derhal başlatılacak olan hukukî işlemler paralelinde, kamunun garantisi altında bir bankalar konsorsiyumu oluşturulmalı, geçerli belgeler çerçevesi içinde, tüm bu kurumlara ait değerler, belgeler, dolayısıyla mülkiyet, gönüllülük temelinde bu kuruma devri sağlanmalı, karşılığında akitler imzalanmalı doğal olarak ve bir yıl içinde, bu süreç, gönüllülük temelinde belirli bir noktaya getirilip, sonra bu kurumların yeniden yapılanması ve sermaye piyasasına kayıtları gerçekleştirerek yapının normalleştirilmesi sağlanmalı ve sonra, ikinci yılın sonunda, gerekli sermaye piyasası işlemleri, kamuya, topluma, ekonomiye açılarak, kendilerine verilmiş olan haklarını devretmiş olanların, buradan, sermaye piyasası üzerinden, isterlerse, haklarını, piyasa kuralları içinde, belirli bir, geçmişe dönük, kabul edilebilir cüzî bir faiz de dikkate alınarak geri ödenmesi, alınması ve piyasanın işlerliği içinde bu kuruluşlara diğer destekler de sağlanarak, bu kuruluşların hayatiyetlerini, işlevlerini sürdürmeleri hedef alınmalıdır.

Tabiî, burada aracılar var, yüzde 3-5 komisyonlarla aracılık edenler var. Burada, üçüncü kişiler var, bu şirketlerin sahiplerinin yanında. Tüm bunlar suçludur, tüm bunlar hesabını vermelidir. Tümünün, şirket sahibi olarak gözükenler dahil, o, sizlerin bilmediğiniz, bizim komisyon üyesi olarak dinlediğimiz, ama, kayıtlarda mevcut olan açıklamaları yapanları, burada onları ben açıklamıyorum; o sorumsuz açıklamaları yapanlar da dahil olmak üzere, herkes hesabını vermeli, herkes kayıpları, devletin kayıplarını, bu yurttaşların kayıplarını kendi özel emvalinden, kaynağından, ailesinin, üçüncü kişilerin kaynağı üzerinden vermelidir.

Değerli arkadaşlarım, yani, süremin de bittiğini görüyorum; ancak, size, bu çerçeve içinde sözlerimi bir hoşluk içinde bitirmek istiyorum. Size, bu süreçte mağdur olmuş olan bir ozanın üç kıtasını okumak istiyorum. Bence, herkes bundan bir ders almalı.

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemler hk. (s.s.1061)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 11 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2006-04-11-bazi-girisimcilerce-holding-adi-altinda-gerceklestirilen-izinsiz-halka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
