# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-23-2009-12-17-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Algan Hacaloğlu (CHP), 17 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 946 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Millî Savunma Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle herkesi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, bölücü terör örgütüyle yirmi beş yıllık mücadele süreci içinde kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimize minnet duygularımızı iletiyorum.

Bütçe üzerinde devam etmeden evvel, bugün burada kısaca tartışılan konu üzerinde bir cümleyle görüşlerimi belirtmek istiyorum. İşlerine, aşlarına AKP İktidarı tarafından el konulan Tekel emekçilerine ve onlarla dayanışma için aralarında olan 15 Cumhuriyet Halk Partisi milletvekiline polisin bugün yaptığı tazyikli su ve biber gazı saldırısı bir vahşettir, bir insanlık suçudur. Olayı CHP Grubu olarak şiddetle kınıyoruz. Sayın Adalet Bakanı iki kelimeyle milletvekilleri için özür diledi; yetmez, asıl özür o meydanda üstlerine bu vahşet saldırısı yapılan binlerce emekçiye, onların gasbedilen hak ve hukukları geri verilerek o özür dilenmelidir.

Değerli arkadaşlarım, Millî Savunma Bakanlığı 2010 yılı bütçe ödeneği 15 milyar 118 milyon liradır. Bu miktar reel olarak 2009 yılı bütçesinden yüzde 2 oranında daha azdır. Terörle mücadeleye 15 milyar, faize ve rantiye kesimine ise bunun tam 4 katı; terör yaygınlaşıyor, savunma bütçesi ise geriliyor. Oysa Silahlı Kuvvetlerin daha esnek vurucu güce ve caydırıcılık vasfı daha yüksek bir yapılanmaya ihtiyacı var. AKP İktidarının bu gafını anlayışla karşılayabilmek hiç mümkün değil arkadaşlarım. Bu nedenle 2010 yılı bütçesi bir hizmet ve barış bütçesi değil, bir faiz, bir teslimiyet bütçesidir.

Değerli arkadaşlarım, Orgeneral Başbuğ, bundan iki buçuk yıl evvel “2008’den itibaren komando tugaylarında yedek subaylar görev almayacak, 2009’dan itibaren er ve erbaşların yerlerini uzman çavuşlar alacaktır.” demişti. Silahlı Kuvvetlerimizden terörle mücadeleye etkinlik kazandıracak bu yapılanmayı hızla gerçekleştirmesini bekliyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; son zamanlarda Silahlı Kuvvetlere karşı sistematik bir muhalefet cephesi açılmıştır. Bu cepheleşmenin kaynağı AKP İktidarı, uygulayıcısı ise bizzat Başbakan ve ona doğrudan bağlı birimlerdir. Bu durum devlet kurumları arasında onarılmaz uçurumlar yaratmaktadır. Bu akıl ve sağduyudan yoksun uygulama derhâl durdurulmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, halkımız Türk Silahlı Kuvvetleriyle kuşkusuz onur duymaktadır. Ancak, yine halkımız Başbakanlığa bağlı karargâhtan yürütülen, telefon dinlemeleriyle destekli, Ergenekon davasında yer alan Genelkurmay Karargâhında tertip, entrika, ıslak veya kuru imzalı kaos kurguları iddialarını, Kara Kuvvetlerinde tarlalara, arsalara bomba gömme eylemleri iddialarını, Hava Kuvvetlerinde karargâh evleri iddialarını, Deniz Kuvvetlerinde gayrimüslimlere cinayet hazırlıkları, “Kafes eylem planları” iddialarını hiç anlamamaktadır. Bağımsız yargımızdan, ülkemizin üzerine çökertilen bu karabasanı en kısa zamanda aydınlığa dönüştürmesini bekliyoruz. Toplumumuzda korku, baskı ve bıkkınlık yaratan karabulutların yargımızın adil kararlarıyla dağıtılmasını istiyoruz.

Ne Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesi ne de hukukumuzun hiçbir maddesi, koşullar ne olursa olsun, kimseye darbe yapma yetkisi vermemektedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin demokratik rejime olan bağlılığından hiçbir kuşku duymuyoruz. Darbeler dönemi artık geride kalmıştır, geçmişte kalmıştır. Geçmişte darbelere karşı en kararlı karşı duruşu sergilemiş olan Cumhuriyet Halk Partisi, bugün de, yarın da darbelere karşı demokrasimizin güvencesidir.

Değerli arkadaşlar, 12 Eylül askerî darbesi demokrasimize derin yaralar açtı, Türkiye’yi tarikatların kucağına taşıdı. Yıllar geçti, 12 Eylül, hukuksuzlukları ve yolsuzluklarıyla anılır hâle geldi. Dönemin sorgulanmasının önüne duvar çeken Anayasa’nın geçici 15’inci maddesi ise AKP İktidarının koruması altında. Sık sık demokrasi havarisi rolüne soyunan AKP, kendini önce bu büyük ayıptan arındırmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bölücü terör örgütü 1984’ten günümüze 392’si çocuk, 371’i kadın olmak üzere toplam 5.669 sivil vatandaşımızın ölümüne neden olmuştur. Bu vahşet, iç barışımızda bu insanlık dışı kanama bu çerçeve içinde kesinlikle devam edemez. Kimsenin şüphesi olmasın, Türk Silahlı Kuvvetleri yurt içinde ve dışında terörü tasfiye edecek güce sahiptir, ancak bunu sağlayacak siyasi irade ne yazık ki ülkeyi yönetmekte olan iktidarda gözükmemektedir, aksine AKP İktidarı günümüzde terör örgütünü, hatta dolaylı olarak İmralı’yı muhatap alır hâle gelmiştir; bu durumu şiddetle kınıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bir konuyu da hiç anlayamıyoruz. Genelkurmay Başkanı iki yıl evvel “PKK yerleşim yerleri ve hareketlerini BBG evi gibi izliyoruz.” demişti. Eğer gerçekten izleyebiliyorsa, Aktütün, Dağlarca, Reşadiye gibi katliamlar nasıl olabiliyor? PKK karargâhları nasıl tasfiye edilemiyor? Yoksa büyük bir zafiyet içinde olan kendi istihbarat birimlerimizin yerini alan dış odaklar bizi kandırıyor, bize sanal filmler mi izlettiriyor?

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bilindiği gibi Sayın Başbakan Washington’a “Kandil ve Mahmur sorunlarını çözeceğim.” diyerek gitti ama Obama’yla görüşmesinde ne PKK ne de Kandil’den söz açıldı. Halkımız şimdi bu görüşmeyle ilgili gerçekleri öğrenmek istiyor. Başbakan, Obama’dan Kandil’e lojistik desteğin kesilmesini, PKK’ya uluslararası finansman ve silah desteğinin kesilmesini ne diye isteyemedi? ABD tarafından uyuşturucu kaçakçısı ilan edilen 3 PKK yöneticisinin Türkiye’ye teslim edilmesini ne diye kotaramadı? PKK’yla mücadelemize etkinlik kazandıracak, çift motorlu whiskey tipi silahlı helikopterlerden, şöyle beş on tanesinin Türkiye’ye verilmesini ne diye sağlayamadı? PKK’ya karşı daha etkin istihbarat desteğini ne diye isteyemedi?

Başbakan Erdoğan, Obama’dan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1373 sayılı Kararı’nın Irak Hükûmeti ve Irak’ı işgal etmiş olan Amerikan Hükûmetine yüklemiş olduğu sorumlulukların gereğini yapmasını ne diye isteyemedi?

“Model partner”, “stratejik ortak” olarak tanımladığı Türkiye’ye yönelik ABD’nin iki yüzlü politikasına karşı ne diye sesini çıkaramadı? Ne diye “one minute” diye haykıramadı? (CHP sıralarından alkışlar)

Dün, Hikmetyar’ın önünde diz çökmeyi içine sindiren Tayyip Erdoğan’ın bugün Obama karşısında suspus kalmasına herhâlde hiç şaşırmamak gerekir.

Değerli arkadaşlar, AKP İktidarıyla, Türkiye hızla kendi içinde etnik ayrışmaya sürüklenmektedir. AKP’nin açılım safsatası tam bir komediye dönüştü. İçeriği boş olan sözde açılım, Habur şarlatanlığıyla İmralı’yla müzakere zemini oluşturmanın arayışına dönüştü.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Bu kadar raporda imzanız var.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Hükûmeti bu kürsüden uyarıyorum: ABD’nin değil halkın sağduyulu sesine kulak veriniz. Biliniz ki PKK’yla müzakere masasına oturtmayı öngören ABD dayatması Türkiye’yi selamete değil ancak felakete götürür. Eğer açılım yapacaksanız PKK açılımı değil, etnik duyarlılıklara demokratik açılım, çözüm açılımı yapın, gerçek anlamda Kürt açılımı yapın.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; evet, biz bundan daha otuz yıl evvel “Ulus devlet ve üniter devlet” dedik, “Devlet etnik kördür, devletin ırkı ve dini olmaz.” dedik, “Kimlik herkesin şerefidir, bireysel, kültürel haklar temeldir.” dedik, “Herkes ana dilini özgürce konuşabilmeli, kendi kültürünü yaşayabilmeli, herkes özel alanda kendi ana dilini öğrenebilmeli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-23-2009-12-17-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
