# Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mart 2011
- **Gündem:** ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-23-2011-03-23-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696-2

> Algan Hacaloğlu (CHP), 23 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 517 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 696 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 26’ncı maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, demokratik toplumlarda temel yasalar, bu kapsamda yüksek yargının kuruluşu ve yargılama usulüyle ilgili yasal düzenlemeler çoğunluk esasıyla değil, çoğulculuk ilkesiyle şekillendirilir. Ne yazık ki AKP İktidarında bu kural bir dayatmacı, hatta despot anlayışla tam tersine işletilmektedir. Kendi mutfağınızda kendi muhafazakâr sağ siyaset dünyanız düzeyinde kimseyle danışmadan ve paylaşmadan hazırladığınız yasa taslaklarını Meclisteki mutlak çoğunluğunuzla bize, toplumumuza, hatta devletimize dayatmaktasınız. Bu yaklaşımınız, ülkemizin uzlaşmaya ve doğrunun ortak akılda aranmasına en çok ihtiyaç duyulduğu bir ortamda ve zaman kesitinde tüm diyalog kanallarını tıkamaktadır. Bu, çıkışı olmayan, kimseye yararı olmayan bir yoldur. Bu yolda ısrarın sonu örtülü faşizmdir, sivil diktadır.

23’üncü Dönemin sonuna geldiğimiz bu noktada altını çizerek vurgulamak istiyorum. Laik demokratik cumhuriyetimizin kurucusu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, sizin bu arayışlarınıza, örtülü gündemlerinize hiçbir zaman geçit vermeyecektir.

Sayın milletvekilleri, İktidarın Meclisteki sayısal gücünü kullanarak sürdürmekte olduğu baskıcı, dışlayıcı yönetimin bir diğer sonucu, idarede, yargıda, medyada, sivil toplumda hatta ekonomi ve çalışma yaşamında “yandaşlar” ve “yandaş olmayanlar” temelinde ülkemizde yurttaşlarımız arasında yaratmakta olduğu ayrışımdır.

İktidar, Sayın Cumhurbaşkanının da desteğiyle yandaş yaratmaya yönelik ayrışımı, yandaşları kayırmayı, yasa ve kurallara arkadan dolanmayı, çarpık, keyfî yönetim anlayışını kendi temel özellik ve kimliğine dönüştürmüştür. Bunun çarpıcı örneklerinden birisini, Anayasa Mahkemesiyle ilgili bir kayırma örneğini size bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi Sayın Alparslan Altan Anayasa Mahkemesi Raportörü olarak görev yaparken önce Denizcilik Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı olarak atandı. Bir ay sonra Sayın Cumhurbaşkanı Gül, üst düzey yönetici kontenjanından Altan’ı Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine atadı. Son Anayasa değişikliğiyle de Sayın Altan şimdi Anayasa Mahkemesi üyesi olma hakkını kazandı.

AHMET YENİ (Samsun) – Onlar geçti, yeni bir şey söyle, yeni bir şey.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesine yandaş üye yerleştirebilmek için gerçekleştirilen bu ve benzeri etik dışı uygulamalar, devleti çağdaş devlet yapan, ona hukuk devleti niteliği kazandıran köklü gelenek ve kuralları içten içe çürütmektedir. Biliniz ki bu kabul edilemez uygulamalarınızın vebali büyüktür. Yarın bunun hesabını veremezsiniz.

Bu konuda bir sözüm de yüksek yargıyadır. Kanuna karşı hile niteliğindeki bu tür uygulamaları, keza HSYK’nın son seçimdeki uygulamaları içine sindiren yüksek yargı bu tavrı ile AKP’yi demokrasimizde daha vahim sonuçlar yaratabilecek uygulamalar ve politikalara özendirmektedir. Yüksek yargı bu duruşu ile hukuk devletinin daha çok tahribatına çanak tuttuğunu artık görmeli, artık uyanmalıdır.

Yasama, yürütme ve yargının ayrılığı ilkesi demokrasimizin temel kriteridir. Demokrasimizi siyasi ekip veya cemaat dayanışması temelinde çıkar hesaplarının yıkıcı girdaplarından kurtarmak her üç erkin de yaşamsal görev alanıdır, ortak sorumluluğudur. Milletvekilleri olarak bu çatı altındaki sorumluluğumuzun ve varlık nedenlerimizin en önemli gereklerinden biri de budur. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak biz bu konudaki görevimizi hiçbir ödün vermeden sürdürmekte kararlıyız.

Sayın milletvekilleri, 24’üncü ve 25’inci maddeler ile tanımlanmış olan Anayasa Mahkemesi raportörlerinin görevleri görüşmekte olduğumuz bu maddeyle, 26’ncı maddeyle, belirlenmektedir. Bu teklifimiz ile talebimiz raportörlerin görevlerini tanımlayan, ancak tanık veya uzman dinleme ve benzeri görevler gibi muğlak, genelde son derece özensiz ve yetersiz bir çerçeveye oturtulmuş olan 26’ncı maddenin yeniden düzenlenmek üzere tasarı metninden çıkartılmasıdır.

Bu dilek ve duygularımla hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-23-2011-03-23-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
