# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Arslan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 28 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-3

> Ali Arslan (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 842 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 45 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, kamu yönetiminde değişim ihtiyacı, otuz ilâ kırk yıllık dinamikleri farklı iki sosyal ve tarihsel sürecin bugün tüketildiği noktadaki dayatmadan kaynaklanıyor. Birinci süreç, dışsal süreç. Küreselleşme süreciyle, uluslararası sermayenin önündeki tüm ekonomik ve politik engellerin kaldırılması hedefleniyor. Uluslararası sermayeyle iç içe geçen, aynı zamanda bir holding sahibi olan medyanın ve sağ iktidarların politikalarıyla, yüz yıllık büyük bir mücadele sonucu elde edilen parasız eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, sosyal konut, işsizlik sigortası gibi birçok hakkın kamuya büyük yük olduğu, halkın bir kesiminin çalışanların sırtından geçindiği, bu ortamın sermayenin rekabet gücüne engel olduğu gerekçesiyle büyük bir ideolojik bombardıman yapılıyor. Sosyal devletin görev alanında olan birçok yatırım sermayeye terk edilerek "vatandaş" kavramının yerine "müşteri" kavramı ikame edilmeye çalışılıyor ve ne yazık ki, bu anlamda da büyük bir başarı elde etti sermaye.

Özelleştirme, bu dönemin en etkili kamu politikasıdır. Uluslararası sermaye, gelişmiş Batı ülkelerinde sosyal devletin gücünü azaltmaya çalışırken, diğer yandan da önünde büyük engel olan ulus devletleri evcilleştirmeye, ulus devletleri güçsüzleştirmeye çalışıyor. Medyadaki numaracı cumhuriyetçiler, sağ politikacılar aracılığıyla yayılan bu ideoloji, son çeyrek yüzyılda adım adım halkın büyük kesimlerini kapsayacak bir biçimde yerleştirilmiştir. Hatta, bugün, özelleştirme sonucu işsiz kalan, Türk-İş'in önünde eylem yapan birçok işçi arkadaşımız bile, bu politikaların etkisiyle, bu sağ politikalara oylarıyla destek vermişlerdir. Ne zamana kadar; işsiz kalana kadar, aşsız kalana kadar.

Küreselleşme sürecinin Türkiye'deki aktörleri, son dönemde Dünya Bankası ve IMF'dir. Uluslararası sermayenin bu güçlü şirketleri, kurumları, Türkiye'deki yönetsel yapının merkezden yerele kaydırılması yönünde telkinlerde bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, toplumsal ve tarihsel sürecin ikinci ayağı da, içsel dinamiklerdir. Cumhuriyetin ilanını izleyen dönemde oluşturduğumuz kamu yönetimi modelimiz, bugün, maalesef, hantaldır, iş göremez durumdadır, vatandaşın sorununu çözemez hale gelmiştir.

Ümmet toplumundan, çağdaş Batılı laik bir devlet yaratılması için, devrimlerin korunması için, bürokrasinin, kültür değişimlerinin temel aracı olarak kullanılması, yönetim ve halk arasında, karşı devrimcilerin de büyük propagandasıyla bir kopukluk yaratmıştır. O dönemin koşullarında okuma yazma oranının yüksek olmaması, kitle iletişim araçlarının yeterince yaygın olmaması nedeniyle de, maalesef, bu olumsuzluk bürokrasi ile halk arasında büyük bir çelişki yaratmıştır.

Değerli arkadaşlarım, yukarıda özetlemeye çalıştığım iki dinamik, kamuda yeniden yapılanmayı dayatmaktadır. Mevcut sistemde içsel nedenlerle zaten reforma ihtiyaç vardır; küreselleşmeden hiç etkilenmeden varlığını sürdürmesi de mümkün görülmemektedir.

Değerli arkadaşlarımız, geçtiğimiz günlerdeki görüşmelerde, Sayın Bakan Mehmet Ali Şahin'in, belki biraz da sorulardan bunaldığı için, "ben Çin'e gittim, Çin bile sizin kadar devletçi değil" şeklinde bir konuşması oldu.

Değerli arkadaşlarım, küreselleşme konusunda büyük bir inceleme yapılıyor ve önemli bir kitapta -bu kitaptan size biraz sonra bir pasaj okuyacağım- bütün dünyadaki küreselleşmenin etkileri araştırılıyor. Pasaj şöyle: “Bayan Vu, bir büyük bilgisayar şirketinin Pekin temsilcisi. Yönetim Kurulu Başkanıyken, açıklanmayan kişisel nedenlerle, Haziran 1999'da -bu olay Çin'de oluyor- görevinden istifa ediyor. Bayan Vu'nun istifasının gerçek nedeni, Microsoft'un, Çin pazarını ele geçirme biçiminden duyduğu hoşnutsuzluk. Bayan Vu, Microsoft'un Çin şirketleriyle rekabet etmek için uyguladığı bazı stratejilerin ahlakdışı, dolayısıyla da kabul edilemez olduğu düşüncesindeydi. İyi bir yönetim kurulu başkanı olmak ile iyi bir Çin yurttaşı olmak arasında kalmış ve Microsoft Genel Merkezindeki üstlerine şikâyetlerini ve itirazlarını bildirdikten sonra, ayrılmayı seçmişti. İstifasının ardından arkadaşlarına (sonuç olarak, ben bir Çinliyim) diyor Bayan Vu." Kitaptaki paragraf bu.

Değerli arkadaşlarım, elbette, küreselleşme artık reddedilemez bir olgu. Bu rüzgâr karşısında halkımızı nasıl koruyacağımızı, işsizimizi, işçimizi, esnafımızı, sanayicimizi, toplumun tüm kesimlerini nasıl koruyacağımızı hesaplamak zorundayız. Küreselleşmeye karşı çıkmak elbette mümkün değil.

Sayın Bakandan ve Adalet ve Kalkınma Partisinden, IMF ve Dünya Bankasının dayatmaları karşısında -biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak- Pekin'de Bayan Vu'nun gösterdiği dirayeti, cesareti göstermesini bekliyoruz. Elbette, küreselleşme karşısında Türkiye'de birtakım değişiklikler olacak; ancak, biz Türküz, ben bir Türküm anlamıyla, kararlılığıyla da küreselleşmeye karşı ülkemizi nasıl koruyacağımızı hesap etmek zorundayız. O nedenle, bu tasarıyı enine boyuna tartıştıktan sonra, hayata geçirmeye çalışmalıyız.

Değerli arkadaşlarım, cumhuriyetin temel ilkelerine zarar vermeden, bir yeniden yapılanma nasıl yapılacaktır; bunu düşünmeliyiz, buna çalışmalıyız. Bu tasarının bugünkü mimarı Ömer Dinçer'e itirazımız, cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkma azim ve kararlılığımızdan kaynaklanmaktadır.

AHMET YENİ (Samsun) - 45 inci madde o mu?!

ALİ ARSLAN (Devamla) - Sayın Dinçer, makalesinde, demokrasinin, ancak, ademi merkeziyetçi bir modelde örgütlenen toplumlarda gerçekleşebileceğini söylüyor; Türkiye'deki merkezî bürokratik yapının İslamî gelişmelere engel olduğunu söylüyor; yerel birimlerin, güçlendirilerek, daha Müslüman bir yapıya geçmenin aracı haline getirilmesini öneriyor.

AHMET YENİ (Samsun) - Madde 45'te öyle bir şey yok!

ALİ ARSLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Sayın Dinçer, elbette, istediği şeyi düşünebilir; ancak, Sayın Dinçer, Meteoroloji Genel Müdürü değil; Sayın Dinçer, bu tasarının mimarı ve Başbakanlık Müsteşarı; Ömer Dinçer'e itirazımız bu nedenle. Bizim ve şimdiye kadar görüşlerini almaya gerek duymadığınız -sanıyorum, yarın, bu konuda bir çalışma olacak- emek tabanlı sivil toplum kuruluşlarının itirazları, AKP'nin, uluslararası baskıları da arkasına alarak, Ömer Dinçer'in makalesinde açıkça ortaya koyduğu niyetlerini, yani, yerelleşmeyi, İslamî ideolojinin yaşama geçirilmesi için bir araç olarak kullanmak istemesinden kaynaklanıyor; sorunumuz budur, sorumuz budur.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, gerçekten, bir toplumsal ihtiyaçtan, yerel yönetimlerde reform yapılması gerektiği düşüncesinden kaynaklanıyor; ancak, bu haliyle, Türkiye Cumhuriyetinin başına büyük çoraplar örecektir; bu inançtayız. Bu nedenle, bu tasarının geri çekilmesini öneriyoruz.

Bu duygularla, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP Sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Arslan (CHP, Muğla). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
