# Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Arslan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 30 Kasım 2004
- **Gündem:** ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653

> Ali Arslan (CHP), 30 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 955 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Organik Tarım Yasası Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; görüşlerimi açıklamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, maddenin gerekçelerine baktığımızda çok enteresan bir cümle var; mutlaka okumuşsunuzdur; ama, ben de size bir kere daha okumak istiyorum: "Türkiye'de kimyevî gübre, ilaç ve kimyasal girdi kullanılmadan üretim yapılan geniş tarımsal alanlar mevcuttur" deniliyor. Aslında, gerçekten, bizim çiftçimiz, bilmeden, istemeden, haberi olmadan organik tarıma büyük katkıları olan bir çiftçi kesimi; yani, tarlasına atacağı ilaç için parası yok, tarlasına atacağı gübre için parası yok; o nedenle, hiç farkında olmadan üretimin en kalitelisini yapıyor; ancak, ne kadar hazindir ki, köylümüz, çiftçimiz, ürettiği malı satamadığı için, pazarlamada büyük sorunları olduğu için büyük sıkıntı çekiyor.

Değerli arkadaşlarım, yine, bu yasanın maddelerine baktığımızda çiftçi sözcüğü yok; çok enteresan -ben, uzmanlarıyla da görüştüm, acaba daha önceden çiftçiler için böyle bir terim kullanılmakta mıdır diye- çiftçi sözcüğü yerine, müteşebbis sözcüğü geçiyor; çok ilginç gerçekten. Biliyoruz ki -halkın arasında, köylerimizde dolaştığımızda- çiftçi yok olmuş, çiftçi kaybolmuş; belki de o açıdan haklısınız; artık, çiftçi yerine müteşebbis sözcüğünü kullanmaya başlayacağız bundan sonra!

Değerli arkadaşlarım, çiftçimiz çok enteresan bir evreden geçiyor, evrimden geçiyor. Gerçekten, toplumun neredeyse yüzde 35'ini kapsayan bu kesim, bir zamanlar, Yüce Atatürk tarafından "milletin efendisidir" tanımıyla tarif ediliyordu; ancak, ne hazindir ki, son dönemlerde Sayın Tarım Bakanı tarafından "gözünüzü toprak doyursun" ifadeleriyle, Sayın Başbakan tarafından da -ki, biraz önce bir arkadaşımız "yok, öyle bir şey olmadı; bu, doğru değil; ben de oradaydım, öyle bir şey yok" dedi; ancak, dünkü gazetelerde hepimiz okuduk, hepimiz gördük- çiftçiler için, haklarını arayan çiftçiler için aynen şu ifadeler kullanılıyor -size gazete kupüründen okuyorum- "yahu, bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak?! Parayı da, devleti de iyi yöneteceğiz."

Değerli arkadaşlarım, yani, bu ifadeden de anlaşılıyor ki, Sayın Başbakan, çiftçiler bütçeden önemli bir destek alıyorlar; o nedenle, size verdiğimiz destek yeterli; bununla idare edin demek istiyor.

Avrupa'daki tarım kesimi, tarımla uğraşanlar, gayri safî millî hâsılaya yüzde 2 katkı koyuyor ve gayri safî millî hâsıladan da yüzde 1,5 destek alıyor. Bizdeki rakamlara bakınca da durum tam tersine; tarım kesimi, gayri safî millî hâsılaya yüzde 11,9 katkıda bulunuyor; gayri safî yurtiçi hâsıladan aldığı destek de binde 7 civarında, yüzde 0,7; yani, bütçenin onda 1'i kadar katkı yapıyor; ancak, yüzde 1'i kadar da destek alamıyor. Şimdi, bu koşullarda, Sayın Başbakanın Erzurum'da söylediği sözlere katılmak mümkün değil; tam tersine, ne kadar desteklesek azdır, çiftçilerimize ne kadar destek versek azdır. Dilerim, gazeteler doğru haber yazmıyordur, Sayın Başbakan böyle bir şey söylememiştir; söylediyse, ben, kendisini kınıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Avrupalı çiftçi, devleti tarafından bu kadar desteklendiği için -ben, turizm bölgesinin milletvekiliyim, Muğla Milletvekiliyim- Türkiye'ye tatile geliyor; karşılaşıyoruz; kardeşim ne iş yaparsın? "Avrupa'da çiftçilik yapıyorum." Gittiğim yerlerde, köylerde, kahvelerde sorarım, içinizde denize giren var mı, bu sene tatile giden var mı diye; inanır mısınız, Muğla'nın köylerinde, bırakın tatil yapmayı, daha denizi görmeyen köylüler gördüm. Ne kadar hazin, ne kadar üzücü. O açıdan, bu yurttaşlarımızın sorunları için ne kadar uğraşsak, ne kadar destek versek, azdır. Çiftçimizi içine düştüğü bu durumdan kurtarmak için gece gündüz çalışmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten çok hazin durumdalar; gezilerimizde gördük; Fethiye'nin Bekçiler Köyünde patates üreticileri, geçtiğimiz sene 300 000 liradan sattığımız patatesi bu sene 150 000 liradan alan satan yok diye ağlıyordu. Yine, Muğla'nın Şenyaylasında, geçtiğimiz yıl 1 milyar liraya danasını satan besici, bu sene 500 000 000'a satacak adam bulamadım diye ağlıyordu.

Pamuktaki hazin durumu hepiniz biliyorsunuz. Yıllardan beri büyük sıkıntı çeken pamuk üreticisi, bu yıl daha da büyük sıkıntılara girdi ve bankaya olan borcunu ödeyemez durumda. Gerçekten de pamuktaki bu sıkıntı, sadece bu yıla mahsus değil; yıllardan beri, kötü politikalarla, düşük üretici destekleriyle, pamukçu, neredeyse üretimden çekilme noktasında. Pamuğun yerine, benim bölgemde, narenciye ikame edildi; ancak, ne hazindir ki, bu sene, narenciye üreticisi en perişan üretici durumunda. Geçtiğimiz yıl 650 000-700 000 liraya sattığı limonu, bu yıl 150 000 liraya alacak adam bulunmuyor; narenciyeler ağaçta çürümeye, dökülmeye başladı.

Yapılması gereken, Avrupa'da olduğu gibi, çiftçiye büyük destekler verebilmektir, vermektir. Biz, çiftçi yerine, kendimize daha yakın olan başka kesimleri destekliyoruz; ancak, çiftçi, hakkını istediği zaman da, neredeyse hakarete varan azarlamalarla çiftçileri suçluyoruz.

Değerli arkadaşlarım, tarımda bazen destek verdiğimiz kesimler de oluyor. Geçtiğimiz altı ay içinde, 23 Mayısta, biliyorsunuz, elma ve patates desteğiyle ilgili bir ihracat destek primi açıklandı. Çok enteresan... Ben "narenciyecilerin durumu ne olacak" diye bir soru önergesi verdiğimde, Sayın Bakan Ali Coşkun "ihracatı desteklememiz gerekiyor" diye bir cevap verdi. Elma ve patateste geriye dönük çok enteresan bir destek verdik. Geçtiğimiz 23 Mayısta açıklanan, Resmî Gazetede yayımlanan tebliğe göre, elma için 1 Marttan, patates için 1 Nisandan geçerli olmak üzere ihracat destek primi verileceği açıklandı. Ne zaman; 23 Mayısta. Ne kadar süreyle; 31 Mayısa kadar; yani, bir haftalık. Ne zaman için geçerli; 1 Marttan 31 Nisana kadar. Kime verilecek bu prim; bu tarihler arasında ihracat yapana; yani, 23 Mayıstan önce ihracat yapanlara, bir de bir hafta içinde ihracat yapanlara. Zaten, üreticinin elinden elma ve patates çıkmıştı. Yani, verdiğimiz destek, elma üretene gitmedi; verdiğimiz destek, patates üretene gitmedi; kime gitti; ihracatçıya gitti. Evet, ihracatçıları da destekleyelim; ancak, prim ne için veriliyor, primin veriliş amacı nedir; sıkıntı çeken çiftçiyi desteklemek, çiftçinin daha çok üretmesi için teşvikte bulunmak. Siz, çiftçinin elinden ürün çıktıktan sonra prim verirseniz, bunun adı, olsa olsa devletin katkısıyla birilerini zengin etmek olur.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, bu tasarının geneli üzerindeki konuşmasında "yani, o kadar karamsar bir tablo da yok canım" dedi; ama, bu, aynı zamanda, karamsar bir tablo olduğunu kabul etmektir; "sizin abarttığınız kadar değil" diyor belki.

Yine, Sayın Bakan, konuşmasında, birtakım doğal afetler nedeniyle üreticinin bu sene büyük sıkıntı içine girdiğini söyledi; doğru, bazı yerlerde büyük afetler oldu, üreticimiz büyük sıkıntılar çekti; ancak, narenciyede bu sene bir doğal afet olmadı, birçok üründe de olmadı. Bence, tarımda bir afet var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Arslan (CHP, Muğla). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
