# Kozmetik kan.tas.(ss.643)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Arslan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim
- **Tarih:** 24 Mart 2005
- **Gündem:** KOZMETİK KAN.TAS.(SS.643)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-03-24-kozmetik-kan-tas-ss-643

> Ali Arslan (CHP), 24 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOZMETİK KAN.TAS.(SS.643)); konuşma 637 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Hızlı bir gündeyiz, o açıdan, süremin 20 dakikasını kullanmayacağım. Böyle sempatik bir günde de Kozmetik Yasası tam uydu.

Değerli arkadaşlarım, görüşülmekte olan 643 sıra sayılı Kozmetik Kanunu Tasarısı üzerinde şahsım ve Grubum adına söz almış bulunuyorum; görüşlerimi belirtmeden önce Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, mevcut kozmetik piyasamızı 3977 sayılı Yasa belirliyor. Bu yasa, 1994 Nisan ayında çıkmış. Bu yasanın 2 nci maddesine göre, kozmetik ürünleri, piyasaya verilmeden önce ve piyasada denetlenmek durumunda, Sağlık Bakanlığından önce izin alacaksınız, ondan sonra da denetlenecek, piyasa denetimi yapılacak. Ancak, Avrupa Birliğindeki kozmetik piyasasını düzenleyen yasaya göre de, üretim öncesinde izin almaya gerek yok; ama, ciddî bir piyasa denetimi yapılıyor. Aslında, birçok teknik tarafı, bizim Kozmetik Yasamızla, Avrupa Birliği kozmetik yasaları arasında uyum olmasına rağmen, sadece bir farkı var, Türkiye'de üretim öncesinde de Sağlık Bakanlığından izin almak gerekiyor. Bugün, bu yasayı değiştirerek, Avrupa Birliğine uyumlu hale getirmiş olacağız.

Değerli arkadaşlarım, piyasa içi denetim, gerçekten, çağdaş ekonomilerde gerekli, olmazsa olmaz koşullardan birisi. Birçok avantajı var. Örneğin, birkaç tanesini sıralamak istiyorum. Pazar içi kontrolde ürün güvenliği önplanda. Ürünler hemen pazarlanabiliyor, üretimden önce birtakım bürokratik işlemlerin yapılmasına gerek yok. Tüm ürünlere, yeni ürünler de dahil olmak üzere, tüketici hemen ulaşıyor. Kontrollerin maliyeti devlete ve tüketiciye değil, hatayı yapan, hatalı ürün sunan, kötü ürün sunan üreticiye yükleniyor. Bir otokontrol sistemi oluşuyor; piyasadaki bütün üreticiler birbirlerinin denetimini yapmakla mükellef ki, ancak kendi pazarları öyle artabilsin. Buna benzer birçok avantajları var. O açıdan, biz de bu yasa tasarısını destekliyoruz. Fakat, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde bir rakı faciası yaşadık. Türkiye'de, gerçekten kötü niyetli, kısa yoldan para kazanmak için insan sağlığını ölüme kadar varacak tehlikelere sokabilecek kötü niyetli yurttaşlarımızın olduğu da bir gerçek ve maalesef, biz, ülke olarak piyasa denetimi konusunda çok da yeterli değiliz. Bunu rakı olayında gördük.

(x) 643 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Bu yasanın çıkarılması için sektör temsilcileri ve Bakanlığımız 2002 yılından beri ciddî bir uğraş içinde. Bugün yasalaşacak. Fakat, yola çıkarken düşünülen, bu yasa çıkana kadar, bu yasa yürürlüğe girene kadar, Türkiye'nin dört bir yanında, bölgelerde -biraz önce isimlerini değiştirdik; Demre'de bile, Hadim'de bile- denetim elemanlarının yeterince eğitimden geçmiş, kozmetik konusunda bilgi sahibi, bu konuda Bakanlık ve sektör temsilcilerinin ortaklaşa çalışmalarıyla denetim yapabilecek elemanların yetiştirilmesi gerekiyordu. Bu yasa tasarısı hakkında konuşma görevi bana verildikten sonra, üzüntüyle gördüm ki, denetim elemanlarının yetiştirilmesi ve kozmetik alanında uzmanlaşmış laboratuvarların, henüz, yeterince mevcut olmadığı.

Bir rakı olayında düşünüyorsunuz, arkasından, yeterince denetim elemanı olmamış, yeterince laboratuvarla teçhiz edilmemiş bir ülkeyi düşünüyorsunuz, sonuçta, kozmetik, belki insana biraz sempatik gibi geliyor; ama, bunlar, insan sağlığını da direkt ilgilendiren maddeler. Göz rahatsızlıklarından tutun da, cilt rahatsızlıklarına kadar, insanları güzelleştirelim derken sağlığını bozduğumuz, kötü ürünlerle sağlığını bozduğumuz bir sektör kozmetik sektörü. Böyle de bir korkumuz var.

Sayın Bakan burada yok; ama, Sağlık Bakanlığının temsilcileri mutlaka vardır. Eğer, hal böyleyse, önümüzdeki dönemde, büyük sıkıntılar çekeceğiz diye kuşkularımız var.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de kişi başına 14 euro civarında kozmetikle ilgili harcamamız var ve kozmetik piyasası -ben bu olayı incelemeye başlamadan önce bu kadar büyük olduğunu sanmıyordum- 1,5 milyar dolar civarında; bu kayıtta olan tarafı. Gerçekten, önemli bir sektör.

Türkiye'nin, kozmetik sanayii konusunda, ilk bakışta, rakamlara baktığımızda, ihracatı ithalatından fazlaymış gibi görünüyor; ancak, ihracatımızın önemli bir bölümü de sabun ve sabun mamulleriyle ilgili. Diğer kokular, boyalar, teknolojik kozmetik ürünlerine baktığımızda da, o konuda büyük açığımız var.

Sektörün yine önemli bir kuşkusu var bu yasa tasarısı bu haliyle çıkarsa, denetim elemanları laboratuvarlarını çok iyi kuramadan çıkarsa, dünyanın pek çok ülkesinden sahte, kalitesiz ve insan sağlığını tehlikeye sokabilecek ürünlerin piyasamıza girebileceği konusunda.

Ben, Sağlık Bakanlığımızın, bu konuda bir an önce harekete geçmesini... Hatta, görüşmeler yapılabilir; bu konuda ciddî bir hazırlık yoksa, denetim elemanları ve laboratuvarları yeterince organize olduktan sonra, bu tasarının yürürlüğünün ileri bir tarihe atılabileceğini, eğer, gerçekten duyduklarımız doğru da, bu konuda hazırlıklar yapılmadıysa, yürürlük tarihinin biraz daha ileriye atılabileceğini düşünüyorum.

Bu duygularla, Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Arslan (CHP, Muğla). “Kozmetik kan.tas.(ss.643)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-03-24-kozmetik-kan-tas-ss-643 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
