# Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Arslan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim
- **Tarih:** 30 Haziran 2005
- **Gündem:** ÖZÜRLÜLER HAKKINDA KAN.TAS. ( SS. 969 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-06-30-ozurluler-hakkinda-kan-tas-ss-969

> Ali Arslan (CHP), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZÜRLÜLER HAKKINDA KAN.TAS. ( SS. 969 )); konuşma 2.016 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adı çok uzun; ama, katkı koyanları da açıklaması açısından ben adını yeniden okumak istiyorum bu tasarının. Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı; Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'un Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'nın Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 46 Milletvekilinin Özürlüler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi.

Gerçekten, çok uzun yıllardan beri birçok kurumun, birçok insanın, birçok derneğin, birçok federasyonun, konfederasyonun büyük gayretleriyle, büyük çalışmalarıyla, bugün, ancak çok da enteresan bir günde -30 Haziran 1921 Himayei Etfalin Ankara'da kuruluş yıldönümü- böyle güzel de bir günde, üst üste, hem özürlülerle ilgili teklifin görüşülmesi hem de böyle, Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumunun -ki, bu, Çocuk Esirgeme Kurumunun temeli- ilk kurulduğu güne rast gelmesi enteresan. Sıra sayısı 969. Böyle güzel ve uzun dönemden beri beklenen bir yasa hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 2002 yılında, Devlet İstatistik Enstitüsü, özürlülerle ilgili bir araştırma tamamlıyor, 97 000 hane üzerinde yapılan bir araştırma bu. Bu araştırmaya göre, nüfusumuzun yüzde 12,28'i özürlü. Bu, oldukça yüksek bir rakam aslında. Gerçi, dünya ortalamalarına göre çok yüksek değil ama, nereden bakarsanız bakın 10 kişiden 1 kişi özürlü. Tabiî, bu özürlüler sadece bizim anladığımız klasik anlamda görme, işitme, ortopedik özürlüler değil, sonradan edinilmiş, işte, bazı hastalıklarla -akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları gibi hastalıklarla- kazanılmış hastalıklar sonucunda oluşan, işgücünden kalma şeklinde tanımlayabileceğimiz hastalıkları da özürlü gruba dahil edince, rakam bu kadar yüksek oluyor.

Değerli arkadaşlarım, bizim de özrümüz var devlet olarak, bu kadar çok yurttaşta özürümüz var ama, bizim de özrümüz var. Bu araştırmaya göre okuryazarlık oranı mesela, çok enteresan, okuma yazma bilmiyor özürlülerimizin yüzde 36,4'ü, üçte 1'inden fazlası okuryazar değil. Okuma yazma bilen de, geri kalanı, yüzde 63,62'si. Okul bitirenlerin yüzde 40,97'si ilkokul bitirmiş, yüzde 5,6'sı ortaokul veya meslek okullarını bitirmiş, lise ve dengi yüzde 6,19; yüksekokul bitirme oranı çok düşük, normal, sağlıklı yurttaşlarımıza göre, yüzde 2,42. Eğitimde müthiş bir ihmal altında kalmışlar. Ulusumuz, Türkiye, maalesef, özürlülerimizin eğitimi konusunda özürlü bir devlet.

Bir diğeri, sağlıkla ilgili. Özürlülerimizin neredeyse yarısı kendi özrüyle ilgili hiç doktora gitmemişler, hiç doktor muayenesi görmemişler. Sağlık konusunda da müthiş bir yanlışı var, eksiği var bu ülkenin.

Değerli arkadaşlarım, özürlülerimizin yüzde 80'i işsiz, işgücüne katılamıyor. İşgücüne katılan özürlü oranı yüzde 21,71; yani, özürlü olan her 5 kişiden 1'i işgücüne katılmakta.

Değerli arkadaşlarım, çok enteresan, yine, bilginizde olsun diye bu araştırmadan bir sonuç okuyacağım. Özürlü yurttaşlarımızın evlenme oranları da, sağlıklı yurttaşlarımızın yarısı kadar; yani, özürlü yurttaşlarımızı evlendiremiyoruz, evlendirmekte de zorluk çekiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine, bu araştırmaya göre, özürlü yurttaşlarımızın devletten bekledikleri sorulmuş. Çok enteresan, parasal katkıda bulunmak; yani, ekonomik olarak rahatlamak istiyor yurttaşlarımız, yüzde 61,22. Eğitim olanaklarından yararlanmak isteyenler yüzde 3,31. İş bulmaya yardım etme yüzde 10 civarında. Diğerleri çok fazla değil, ihmal edilebilir talepler; ama, en çok, parasal katkıda bulunma; yani, özürlülerin ekonomik talepleri var.

Değerli arkadaşlarım, son 10 yıldan beri, gerek dünyada gerek ülkemizde konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin ve özürlü yurttaşlarımızın, Anayasadan da kaynaklanan ve Dünya Sağlık Örgütünün, başka kurumların kendilerine tanıdığı hakları yasal güvence altına alan bir yasa çalışması başlamış ve bugün, ne mutlu ki -gerçekten çok seviniyorum ben- özürlü yurttaşlarımız adına çok güzel bir gün bugün. Mecliste yaşadığımız, bir iki günden beri yaşadığımız olumsuzlukların sonucunda böyle güzel bir yasayı görüşmüş olmak, sanıyorum, hepimiz için bir onur; çünkü, çok uzun dönemli bir hedefin sonu, bugün özürlüler için çıkardığımız bu yasa.

Değerli arkadaşlarım, bu yasanın çıkacağı konusunda özürlülerimiz uzunca bir dönemdir çok umutsuzdular. Mesela, bir değerli milletvekili arkadaşımıza meil gelmiş -sevgili Bihlun Tamaylıgil'e- bana gönderdi bu özürlülerle ilgim dolayısıyla. Bu meili sizlere okumak istiyorum; yani, özürlü yurttaşlarımız bu yasanın çıkacağını beklemiyor. Meili aynen okuyorum: "Ben 22 yaşında özürlü bir vatandaşım. Türkiye Cumhuriyetinde yaşamanın ne denli zor olduğunu biliyorum. Ancak, bir de beden eksikliği olunca Türkiye Cumhuriyetinde yaşamak o kadar zor ki!" Gerçekten çok zor ve bizlerden şunu istiyor; "Özürlüler Yasası hakkında kamuoyunda daha içerikli ve daha tepkili olmanızı rica ediyorum; yardım çığlığı olarak sizden bunu istiyorum" diyor, çığlık atıyor. "Bu yasayı çıkarın" diye çığlık atıyor yurttaşımız. "Çünkü, işimiz devlete kalırsa bu yasa tam bir çıkmaza girer; yürürlüğe ne zaman girdi, ne şartlar var, bu yasa özürlülere ne kolaylık sağlayacak, ne şartlarda yararlanılacak ve ileride ne olacak, bilemeyiz ve bize kimse söylemez; yani, devletten biz özürlülere destek olmaz, zaten de hiç olmazdı" diyor. Umutsuzluğa bakın değerli arkadaşlarım! Yani, bugün gerçekten çok güzel bir iş yapıyoruz.

Diyor ki mesela: "Bu devlet, Avrupa Birliğine uyum için kokoreçi bile konuştu; Avrupa Birliğindeki özürlü haklarını bize vermek için çalışmadı. Bu konuda Avrupa Birliğinin kapısından bile geçemeyiz." diyor. En altına da çok anlamlı bir cümle yazmış; diyor ki: "Bu mesajı okuyan, yetkililere ulaştırsın Allah adına. Unutmayın, her sağlam bir özürlü adayıdır; Allah kimseye göstermesin."

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, ben -bir çığlık bu- bu çığlığı sizlerle paylaşmak istedim ve onun sonucunda, bugün, bu yasayla ne kadar güzel bir iş yaptığımızın da, hep birlikte, o heyecanını, o mutluluğunu duymanızı istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa buraya gelene kadar emek harcayan kurumlar var, özürlü dernekleri var, federasyonlar var, Sakatlar Konfederasyonu var ve bu konuda uzunca bir dönemden beri emek harcayan çok değerli bakanlarımız var; Sevgili Şuayip Üşenmez Bakanımız var ve bakanlığı bittiği halde, bugün, özürlüler için gecesini gündüzüne katarak çalışan bir Hasan Gemici var -ben, bu isimleri burada anmak istiyorum- Sayın Bakanımız Güldal Akşit var, bu yasa bu duruma gelene kadar emek harcayan; yine, özürlülerle ilgili çalışmalarını yakından bildiğimiz Sevgili Lokman Ayva var… Yani, bunları, burada, bu yasa görüşülürken anmamak, haklarını teslim etmemek mümkün değil. Ben, kendilerine, özürlüler adına teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, özürlüler, bir ara umutsuz hale geldiler, yine bu yasa çıkmayacak mı gibi; ben de, mesela, dünden beri bir yürek oynar içindeyim, acaba, tam geldi de gelmeyecek mi gibi.

Dün bir grup başkanvekili arkadaşımız geldi ve "bakın, Cumhuriyet Halk Partisinin talebi diye özürlüler yasasını getiriyoruz; ama, sakın ha, böyle, her maddede konuşmayın, burnumuzdan getirmeyin bizim; çünkü, 52 maddelik bir yasa bu. Diğer çıkaracağımız yasaları engelleyecek bir yasa gibi kullanırsanız hoş olmaz; yani, siz istediniz diye getirdik biz bu yasayı; ama, bunu da kötüye kullanmayın" gibi bir talepte bulundu bana; ama, bakın, bizim daha önce altkomisyonlarda ve komisyonlarda bu yasaya eklenmesini istediğimiz taleplerimiz var. Özürlülerle ilgili bu taleplerimizin, bugün, burada, bu yasaya eklenmesini istiyoruz. Bunu da dile getirmek, bir muhalefet partisinin en doğal hakkı olsa gerekir. Sanıyorum, birçoğuna da zaten siz katılacaksınız.

Değerli arkadaşlarım, başlığında da okudum, üç koldan bir çalışma yapıldı bu yasa hazırlanırken. Biri, Hükümetin getirdiği… Ki, geçen sene, ben, Sevgili Lokman Ayva'yla bir televizyon programına katılmıştım, Hükümetin hazırladığı 90 küsur maddelik bir özürlüler yasası vardı, çok sevinçle, bir an önce geliyor sandık acemi milletvekilleri olarak. Dedik ki, oh ne güzel, işte, özürlüler yasasını çıkarıyoruz, özürlülerimize hayırlı olsun, kutlu olsun falan diye, televizyon programında, birlikte, el ele çıktık. Sonra, yasa kayboldu. Sanıyorum, Sayın Maliye Bakanı, bu devletin kaldıracağı bir iş değil, geri çekin falan gibi… Sayın Bakanım, bilmiyorum…

GÜLDAL AKŞİT (İstanbul) - Hayır…

ALİ ARSLAN (Devamla) - Sonra, geri çekildi ve budanarak geldi. 90 küsur maddelik o teklif 40 küsur madde olarak -yanılmıyorsam 41 madde- geri geldi. Bu arada, Sevgili Lokman Ayva başka bir yasa teklifi hazırladı ve bizim grup başkanvekillerimizin imzasıyla ve Cumhuriyet Halk Partisinden birçok milletvekili arkadaşımızın imzasıyla, Cumhuriyet Halk Partisi de 91 maddelik bir yasa teklifi getirdi ve bu teklifler komisyonlarda karşılaştırıldı, çakıştırıldı. Ekleme yapmak istediğimiz maddeler vardı, katkı koyabildiklerimiz oldu, kabul edilenler oldu, kabul edilmeyenler oldu. Şimdi, kabul edilmeyenlerin gerekçelerinin bazılarında, birçok maddede, denildi ki: "Bu düzenlemeler, Mecliste birkaç gün sonra görüşülecek olan Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Tasarısında var. O nedenle, bunlara gerek yok, bunları çıkaralım." Biz de, tamam, madem, bunlar genel sağlık sigortasıyla gelecekse, özürlülere bir hak olarak verilecekse, itirazımız olmaz, kabul ederiz dedik; ancak -biliyorsunuz, bugünlerde komisyonlarda görüşülüyor genel sağlık sigortası ve emeklilik sigortası, Sosyal Güvenlik Tasarısı- yeni haklar getireceğine, özürlülere kararnamelerle verdiğimiz birçok hakkı da o tasarıda geri aldığımız görünüyor. Yani, biz, genel sağlık sigortasıyla özürlülere bir şeyler verilecek diye beklerken -ki, komisyonlarda bize söylenen oydu; bu maddeyi orada gündeme getirmeyin, genel sağlık sigortasıyla vereceğiz, bu Sosyal Güvenlik Tasarısıyla vereceğiz" denildi; ancak -gördük ki, kararnameyle verilenler bile bu tasarıda geri alınıyor.

Değerli arkadaşlarım, mesela -çok enteresan- bu tasarının 30 uncu maddesinde, sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan kimsesiz ve bakıma muhtaç özürlülerin evde ve kurumlarında bakımlarının yapılabilmesi için SHÇEK tarafından, bu iş için bir aylık bakım ücreti olarak iki aylık net asgarî ücret tutarına kadar harcama yetkisi veriliyor. Ancak, sosyal güvenliğe sahipse, sözgelimi 150 000 000 lira civarında ölüm aylığı alan bir sosyal güvenlik kapsamındaki özürlü, bu 700 000 000 liralık SHÇEK'in vereceği yardımı alamıyor; yani, daha önce kararnameyle kendisine verilen bu hak, Genel Sağlık Sigortası Yasasıyla geri alınıyor. Özürlüyü daha ileri götüreceğine geri götüren bir düzenleme bu 30 uncu maddedeki düzenleme. O açıdan, sanıyorum, verdiğimiz önergelerle, yeniden, bu arkadaşlarımıza, birtakım hakları, ekonomik hakları... Ki, başlangıçtaki konuşmamda da söyledim, özürlülerin temel istekleri ekonomik katkı. Elbette eğitim, elbette sağlık, elbette istihdam; ama, ekonomik de katkı. Ne kadar rehabilite edersek edelim, ne kadar sağlığına kavuşturmaya çalışırsak çalışalım, birçoğunu yeniden çalışma hayatına kazandırmamız mümkün olmayacak bu yurttaşlarımızın.

Değerli arkadaşlarım, bu arada, bu tasarının, kendi içinde de bazı çelişkileri var. Zaten, özürlü yurttaşlarımızın şimdiye kadarki sıkıntılarının önemli bir bölümü, yasalarda ve yönetmeliklerdeki çelişkilerle ilgiliydi. Bu yasa da, ayrıca kendisi bizatihî çelişki yaratan bir yasa. Elbette güzel tarafları var, elbette, sanıyorum, özürlü yurttaşlarımızın heyecanla beklediği, birçok soruna çözüm getiren bir yasa; ancak, sanıyorum, bir mevzuat karmaşasının içine sokacak özürlülerimizi. Önümüzdeki dönemde büyük sıkıntılar çekeceğimiz konusunda kuşkularımız var. Mesela, bu yasa, özürlülerimizin bakımını SHÇEK'e, rehabilitasyonunu Millî Eğitim Bakanlığı sorumluluğuna veriyor. Düşünün, bir rehabilitasyon ve bakım merkezi açmak isteyen ya da açan bir kurum; o kurumun bir bölümü SHÇEK tarafından denetlenecek ya da izni oradan alacak, bir bölümü de Millî Eğitim Bakanlığı kanalıyla denetlenecek. Büyük bir karmaşa. Şimdiye kadar, SHÇEK'in etkisiyle, SHÇEK'in denetiminde olan bu kurumlar, bu düzenlemeyle, 2007 yılında Millî Eğitim Bakanlığının denetimine devredilecekler, izinleri Millî Eğitim Bakanlığından alacaklar; ama, bildiğimiz kadarıyla da, Millî Eğitim Bakanlığının bu denetimi yapacak sosyal güvenlik uzmanı yok; yani, denetim elemanları yok. SHÇEK iyi ya da kötü şimdiye kadar bu işi kör topal beceriyordu. Sanıyorum, bu konuda Millî Eğitim Bakanlığından çok daha yetkili, çok daha elverişli kadrolara sahip; ancak, kadroları artırıp SHÇEK'in hâlâ bu işi yapıyor olması, rehabilitasyon bölümü gibi bakım bölümünü de, ikisini birlikte SHÇEK'in yapması çok daha elverişli, çok daha iyi olurdu diye düşünüyoruz.

Gene, bilemiyorum, dilerim gerçekleşmez, dilerim böyle bir şey olmaz, bir dedikodudur; bu yasanın 41 inci maddesi… Değerli arkadaşlarım, 41 inci madde, özürlülerin haklarını korumak için bu yasanın temel maddelerinden birisi. Aynen şöyle diyor 41 inci madde: "26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 122 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen 'dil, ırk, renk, cinsiyet' ibarelerinden sonra gelmek üzere 'özürlülük' ibaresi yüklenmiştir." Duyuyoruz ki -inşallah doğru değildir- bu madde bu tasarıdan çıkarılmaya çalışılıyor.

Değerli arkadaşlarım, eğer böyle bir şey olursa, bu tasarıyı çıkarmanın hiçbir anlamı kalmaz. Bu tasarı, özürlülerin istihdamı konusunda, özürlülere karşı toplumun davranışları konusunda çok önemli yaptırımlar getiren bir tasarı ve bununla ilgili, mesela, Fransızların ayırımcılıkla ilgili yasasında özürlülük yer alıyor ve yaptırımları şu: İki yıla kadar hapis ve 30 000 euro para cezası; eğer, özürlüler konusunda, ayırımcılık konusunda dikkat etmezse bir işveren ya da toplumdaki herhangi bir kurum ya da kişi ya da kuruluş.

O açıdan, bence bu yasa tasarısının özü, bu yasa tasarısının en önemli maddesi bu. Dileyelim, duyduğumuz, öğrendiğimiz dedikodudur, aslı yoktur, böyle bir şey gerçekleşmez, böyle bir öneri, böyle bir talep gelmez ki, biz de, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, şimdiye kadar bu yasa tasarısına verdiğimiz desteği vermeye devam ederiz.

Değerli arkadaşlarım, sanıyorum sürem bitmek üzere; biraz sonra şahsım adına söz alacağım. Bu tasarı hazırlanırken, Cumhuriyet Halk Partisi olarak teklif ettiğimiz; ancak, komisyonlarda bu tasarıya yerleştiremediğimiz maddelerden, neleri talep etmiştik, neleri yerleştiremedik, biraz sonraki şahsım adına konuşmamda onlardan söz edeceğim.

Bu duygularla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Arslan.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Zaten... Sanıyorum, saniyeleri ayarlayamadım.

Bu duygularla, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Şahsım adına konuşmamda, konuşmamın kalan diğer kısmını tamamlayacağım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Arslan (CHP, Muğla). “Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-06-30-ozurluler-hakkinda-kan-tas-ss-969 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
