# Eleman temininde güçlük çekilen yerlerde sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılması (s.s.998)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Arslan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim
- **Tarih:** 20 Ekim 2005
- **Gündem:** ELEMAN TEMİNİNDE GÜÇLÜK ÇEKİLEN YERLERDE SÖZLEŞMELİ SAĞLIK PERSONELİ ÇALIŞTIRILMASI (S.S.998)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-10-20-eleman-temininde-gucluk-cekilen-yerlerde-sozlesmeli-saglik-personeli-c

> Ali Arslan (CHP), 20 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEMAN TEMİNİNDE GÜÇLÜK ÇEKİLEN YERLERDE SÖZLEŞMELİ SAĞLIK PERSONELİ ÇALIŞTIRILMASI (S.S.998)); konuşma 1.093 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 998 sıra sayılı Cumhurbaşkanının bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderdiği yasanın 6 ncı maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi bu yasa, temel kanun yasasını çıkardığınız dönemde, Cumhuriyet Halk Partisinin Meclis çalışmalarına katılmadığı süreç içinde, görüşlerimizi belirtme fırsatı bulamadan çıkartılmış bir yasa. O nedenle, bu yasa hakkında görüş belirtme şansına ulaştığımız için kendimi şanslı hissediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu yasayla, Sağlık Bakanlığının eğitim hastanelerinde görev yapacak olan şef ve şef yardımcılarının atanmasını düzenliyoruz.

Eğitim hastaneleri gerçekten bu ülkenin sağlık sektöründeki en temel kurumlarından biri. Bir yandan hastalarımıza, insanlarımıza şifa dağıtırken, diğer yandan da bu alanda görev yapacak uzman hekimleri yetiştirmekle mükellef. Şef ve şef yardımcıları da iyi eğitici, iyi uygulayıcı özellikleriyle, yetiştirdikleri hekimlerce ulusumuzun sağlık sektörünü direkt ilgilendiren insanlarımıza sağlık kalitesini, insanlarımızın kısa sürede sağlığa ulaşmasını direkt sağlayan sağlık sektörümüzün temel taşlarından.

Değerli arkadaşlarım, üç yıldan beri sağlık alanında birçok yasa çıkardık. Adalet ve Kalkınma Partisi nedense bu eğitim hastaneleriyle çok fazla oynuyor. Bakın, yine, Türkiye'deki eğitim hastanelerinden en önemlilerinden, belki de en büyüğü Ankara Numune Hastanesiyle ilgili, bildiğimiz kadarıyla, Türkiye'yi pazarlama konusunda çok iddialı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan, duyduğumuz, bildiğimiz bilgilere göre, Ankara Numune Hastanesi, alışveriş merkezi yapılmak üzere pazara çıkmış. Ankara Numune Hastanesi gerçekten yüz yılı aşkın bir süreden beri Türk sağlık sektörüne çok büyük hizmetleri olan, bir yılda ortalama 1 200 000 kişiye poliklinik hizmeti veren, birçok, binlerce uzman yetiştiren ve Ankara'nın her bölgesinden tek ulaşım aracıyla, tek toplutaşım ulaşım aracıyla ulaşılabilen, Türkiye'nin en köklü sağlık kurumlarından bir tanesi. Dilerim, Sayın Erdoğan Numune Hastanesinin bu özelliğini gözönüne alarak bir an önce Ankara Numune Hastanesini de pazarlama iddiasından vazgeçer.

Yine, Değerli arkadaşlarım, uzman hekimlerle ilgili bundan önce de keyfî atamaları sağlayan bir kararname çıkarmıştınız. 14.4.2004 tarihinde gerçekleştirilen yönetmelik değişikliğiyle, eğitim hastanelerinde görev yapan başasistan ve uzman hekimlerimiz hedef alınmış, keyfî bir atama yönetmeliği çıkarılmıştı. Bu konuda da Danıştay 5. Dairesi, görülmekte olan 3 ayrı davada Sağlık Bakanlığı aleyhine 3 ayrı yürütmeyi durdurma kararı aldı. Şimdi yine bir başka uygulamayla karşı karşıyayız bu yasayla.

Değerli arkadaşlarım, bilimsel bir süreç olması nedeniyle tıp eğitimi ve tıpta uzmanlık alanı sadece Sağlık Bakanlığının uhdesinde olan bir alan değil. Bu alanda başka kurumlara da, mesela, üniversitelere ve YÖK'e de birtakım yetkiler verilmiş. Yükseköğrenimin Anayasa uyarınca asıl sorumlusu olan yükseköğrenim kurumlarına, 2547 sayılı Yasa, tıpta uzmanlık tüzüğüyle yetki vermiş ve bu alanda çıkarılacak yönetmelikler için YÖK'ten uygun görüş alınması isteniyor.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir yasaya ihtiyaç var mıydı, bu yasa neden çıkarılıyor? 1997 yılında Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipler Birliği, uzmanlık dernekleri uzlaşarak, şef ve şef yardımcılarının nasıl atanacağına ilişkin bir yönetmelik çıkarmış. Şef ve şef yardımcılarının, önce, birinci basamağı ÖSYM tarafından yapılan bir sınavla, ikinci basamağında da bu alanda yetkili, bu alanda bilgisini kanıtlamış, bu alanda otorite olan ve kurayla belirlenmiş, tarafsız, bağımsız bir kurul tarafından atanması öngörülmüş ve "bu konuda bir tüzük çıkarılacak, bu tüzüğün de YÖK tarafından uygun görüşü alınacak" denilmiş. Ancak, her nedense, o zamanki Sağlık Bakanı Sayın Osman Durmuş ve Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarınca bu tüzük çıkarılmamış ve şef ve şef yardımcılığı atamaları yapılmış Sağlık Bakanlığı tarafından.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu, antidemokratik süreçte yasaya takılmış; Danıştay 5. Dairesinin ve Danıştayın İdare Kurulu kararlarıyla, bu atamalar iptal edilmiş. Elimde dosyaları var; isteyen arkadaşlara gösteririm. Beş ayrı iptal davası var; yani, Sağlık Bakanlığının hiçbir kritere dayanmadan, direkt şef ve şef yardımcılığı atamaları hukuka takılmış, hukuk bunu uygun görmemiş.

Değerli bir hukuk adamı olduğuna inandığımız Sayın Cumhurbaşkanımız, toplumun tüm taraflarının güvenini kazanmış, yapılan anketlerde, toplumun en çok güvendiği insanlardan biri olan Değerli Cumhurbaşkanımız da, bu yasayı, hukuka uygun bulmayarak geri gönderdi.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda zaten bir mevzuat var; bu konuda gerekli tüzükler var; o tüzüğe uyulmuyor. O alan, şimdi, yasayla düzenlenmeye çalışılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bu yasayı onaylayacak ve Anayasa Mahkemesine, hem o konudaki sivil toplum örgütleri, Türk Tabipler Birliği hem de Cumhuriyet Halk Partisi müracaat edecek, bu yasa iptal edilecek.

Biliyorsunuz, Anayasa Mahkemesi kararları geriye doğru işlemiyor. Burada hedeflenen, Adalet ve Kalkınma Partisinin, şef ve şef yardımcıları kanalıyla eğitim hastanelerinde kadrolaşma hedefidir.

Değerli arkadaşlarım, konuşmamın başında söylemeye çalıştım. Şef ve şef yardımcıları, yetiştirdiği uzman hekimler kanalıyla bu ülkenin sağlığını direkt ilgilendiren, en yakından ilgilendiren şahıslar. Burada vereceğimiz -kadrolaşma amacıyla- yetkilerle, birikimine, bilgisine, eğitimci olabilme özelliğine bakmadan atadığımız, bu yasayla bu şansı tanıdığımız şef ve şef yardımcılarının yetiştirdiği insanlar, yarın, gidecek Anadolu'da sağlık dağıtacak.

Değerli arkadaşlarım, verdiğimiz kararla, belki de sırf siyasal yandaşımız olduğu için atadığımız şef ve şef yardımcılarının yetiştirdiği hekimlerin yaptığı hatalar, belki de hiç bilmeden birçok insanın yaşamını kaybetmesine, özürlü kalmasına ya da zamanında tedavi olmamasına neden olacak. Bakın, mübarek ramazan gününü yaşıyoruz. Böyle bir karar, belki, ileride hepimizin önüne gelecek.

Bu Meclis, grup kararlarına rağmen, çok doğru kararlar verdi. Bakın, 1 Mart tezkeresinde, Adalet ve Kalkınma Partili birçok arkadaşımızın sağduyulu kararlarıyla, birçok Türk gencimizin Irak'ta, Bağdat'ta canını vermesine, Türkiye'nin o savaşa direkt bulaşmasına engel olduk.

Bu yasa da önemli bir sağlık sorununu içeriyor. Yine, halkımızın sağlığını direkt ilgilendiren, belki de yaşama hakkını direkt ilgilendiren bir yasa, en az 1 Mart tezkeresi kadar çok önemli bir yasa. O açıdan, hepinizi, yeniden yeniden düşünmeye davet ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, sırf muhalefet olsun diye söz almış değilim. Bakın, Sağlık Bakanlığının, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin doğru yaptığı şeylerde her zaman yanında olduk. Yeşilkartlıların, yeşilkartla ayakta tedavi gören yurttaşlarımızın sağlık harcamalarının karşılanması konusunda çıkardığınız yasada destek olduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Arslan.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Başka; 12 Eylül döneminde doktorlarımıza getirilen zorunlu hizmet yasasının kaldırılmasına yardımcı olduk; ancak, iki sene sonra vazgeçtiniz. Bu görüşlerimizi, sadece, muhalefet edeyim, aman ne olursa olsun biz karşı çıkalım anlayışıyla söylemiyorum; çünkü, sağlık alanı, üzerinde siyaset yapılamayacak kadar çok önemli bir alan.

Değerli arkadaşlarım, sivil toplum örgütlerinin görüşü alınarak… Bakın, bu konudaki sivil toplum örgütleri de bu yasaya karşı. Dün, Meclisin önünde, basın bildirisi yaptılar. Daha önce, 1997'de çıkarılan, bu alanı düzenleyen yasa, sivil toplum örgütlerinin, YÖK'ün, üniversitelerin görüşü alınarak çıkarılan bir yasa, bir taslak. O açıdan, sivil toplumun da karşı olduğu, bugünden belli. Böyle bir yasanın, sağlık sektörümüze kazandıracağı hiçbir şey yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Arslan.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sivil toplum örgütlerinin görüşleri de alınarak, yeni bir düzenlemeye… Daha demokratik, hekimlerimizi rencide etmeyen, siyasal yandaşlarımızı değil, bu konuda yetkin, eğitim konusunda, sağlık konusunda yeterli şef ve şef yardımcılarının nasıl atanabileceği konusunda hep birlikte karar verelim. Zaten var olan uygulamalara devam edelim; YÖK'ün de görüşünü alalım ve daha düzgün… Padişahlara bile tanınmayan, Sağlık Bakanına verilen bu yetkiyi, bence, vermeyelim diye düşünüyorum.

Bu duygularla, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Arslan (CHP, Muğla). “Eleman temininde güçlük çekilen yerlerde sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılması (s.s.998)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-10-20-eleman-temininde-gucluk-cekilen-yerlerde-sozlesmeli-saglik-personeli-c (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
