# 209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Arslan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mart 2006
- **Gündem:** 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme

> Ali Arslan (CHP), 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 1.057 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 1101 sıra sayılı, 209 Sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun ile 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine Grubum adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 2001 yılında çıkarılan bir yasayla, birinci basamak da dahil olmak üzere, sağlık kurumlarına döner sermaye uygulamasıyla sağlık kurumlarında çalışan personele ek bir ücret verilmesi… Yasa çıkıyor. Sonra, bu, sizin hükümetiniz döneminde geliştirilerek, performansa dayalı döner sermaye ücreti olarak uygulanmaya başlandı. Başlangıçta birtakım iş barışını bozan uygulamalar oldu; ancak, yavaş yavaş uygulama yoluna giriyor. Eksikleri vardır mutlaka, zamanla onun da tamamlanacağına inanıyorum; ama, bugün burada çıkaracağımız bu yasayla, daha önce her yıl uzatmak zorunda kaldığımız bu uygulamayı, artık, rutin hale getireceğiz. Bir yönüyle baktığımızda, sağlık çalışanlarını memnun eden, sağlıkta hizmetin kalitesini artıran bir yasadır diye değerlendirebiliriz. O açıdan, bazı yönlerini de, bir muhalefet milletvekili olarak, hükümeti uyarmak açısından burada dile getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, birinci basamak sağlık hizmetleri, genellikle yoksul yurttaşlarımızın, cepten ödeme yapamayacak durumda olan yurttaşlarımızın başvurduğu sağlık kurumları… Bakın, bu yasa çıktığında, yoksul yurttaşlarımız, hiçbir sosyal güvencesi olmayan yurttaşlarımız 2 Yeni Türk Lirası -dönersermayeye yazarkasa koymuştuk- birinci basamakta ücret ödüyordu. Hükümete geldiğiniz süreç içinde bu 2 Yeni Türk Lirası, bugün 8 Yeni Türk Lirası haline geldi. Enflasyon bu süreçte, bu dönemde bu kadar çok artmadı. Bu yoksul yurttaşlarımı, gerçekten -cebinde çay içecek, birbirilerine çay ısmarlayacak paraları yok, yemek yiyecek paraları yok- büyük sıkıntı içindeler; ancak, enflasyon oranlarının çok çok üstünde bir artış meydana geldi. Bunu, bu yasa gündeme geldiği süreçte dile getirmek istedim.

Bir diğeri de, evet, çalışan hekimlerimize, dönersermaye uygulamasıyla ekonomik sıkıntıdan kurtulma konusunda kendilerine yeterince katkı sağlandı; ancak -ben bunu komisyon toplantısında da dile getirdim ve aşağı yukarı komisyondaki herkes, Sağlık Bakanlığının Değerli Müsteşarı da o gün hak vermişti- bu konuda Meclisin, sanıyorum, bir yasal düzenleme yapmaya ihtiyacı var. Hekimlerimiz çalışırken iyi kazanıyor bu uygulamayla; ancak, bu verdiğimiz ücretler emekliliklerine yansımayan ücretler. Ergün Dağcıoğlu'ydu yanılmıyorsam; Plan Bütçe konuşmasındaki bir sunumda, hekimlerin, yargıçların yarısı kadar bile emekli maaşı almadıklarını ve bunun düzeltilmesi gerektiğini söylemişti. Bu, gerçek, gerçekten. O açıdan, hekimlerimizin emekliliğine de yansıyacak yeni düzenlemelerin bu Meclis tarafından yapılmasına ihtiyaç var.

Değerli arkadaşlarım, sağlık, diğer tüm kamu hizmetleri gibi, önce ulaşılabilir olmak zorunda, nitelikli olmak zorunda, bütün yurttaşlara eşit sunulabilir olmak zorunda, bir de sürdürülebilir olmak zorunda. En önemli şeylerden birisi de, sanıyorum… Elbette, bu dört bacağın dördü de önemli; ancak, sürdürülebilir olmayan uygulamalar kısa vadede belki bir rahatlama yapıyor; ama, bir süre sonra, ekonomik durumunuz izin vermezse eğer, yaptığınız uygulamaları sürdüremiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, son yıllardaki teknoloji ve bilimdeki gelişmeler sonucu, sağlık sektörü oldukça büyük bir ekonomik pasta haline geldi ve bütün dünyada gerek ulusal gerekse uluslararası sermaye, sağlık sektöründen, bu büyük pastadan, bu gerçekten çok büyük pastadan en çok payı nasıl kendimize alırızın çalışmalarını yapıyor yıllardan beri. Bize de, bir, işte "Sağlıkta Dönüşüm Programı" adı altında -son onbeş yirmi yıldan beri- bir programı, Dünya Bankası kaynaklı bir programı özellikle dayatıyorlar, biz de bunu uygulamaya çalışıyoruz, son onbeş yıldan beri bu ülkede iktidar olan bütün hükümetler: Sağlıktaki büyük kaynağı özel sektöre sunmak.

Değerli arkadaşlarım, sürdürülebilir dedim. Bu yasayla, gerçekten, bir süre sonra ne kadar sürdürülemez hale geldiğimiz ortaya çıktı. Bakın, sunumunda bir arkadaşım ya da bu yasanın gerekçesinde söylüyor; "Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarının maddî sıkıntıyla karşılaşmadan sağlık hizmetlerinin kaliteli bir şekilde yürütülmesinin devamının sağlanması amaçlanmaktadır" deniliyor. Yani, sanki, bu yasayla, yani, bizim 2000 bütçe uygulama talimatındaki, sağlık kuruluşlarının, Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşların borçlarını sildiğimiz, 2005 öncesinde sağlık kurumlarına olan borçlarını yok saydığımız, terkinle yok saydığımız yasa sanki bir sıkıntı doğurmamış, sıkıntı doğurmadan bu yasa gündeme getirilmiş gibi bir cümle var gerekçede.

Değerli arkadaşlarım, gerçek böyle değil. Bakın, size basından birtakım fotokopiler göstereceğim: "Sağlık Komada. Paralarını alamayan ecza depoları hastaneleri hacze başladı. Sağlık Bakanlığıysa, firmalara paramız yok, acele etmeyin yazısı gönderdi." Bir başhekim isyan ediyor, veresiye malzemeyle beyin ameliyatı yapıyoruz diye. Ecza depoları da, aman ihale bizde kalmasın diye dua ediyoruz diyor.

Değerli arkadaşlarım, nasıl, neden, hangi mantıkla böyle bir madde bütçe uygulama talimatına konuldu, bilmiyoruz. Bir madde var, bu maddede deniliyor ki, işte, 2005 yılından önce devletin sağlık kurumlarına olan borcunu siliyoruz. Büyük sıkıntıya düştüler, icralara düştüler. Türkiye'de ilk defa bir eğitim hastanesinin başhekimi feryat etti. Bırakın eğitim hastanelerini, bütün başhekimler feryat ettiler "batıyoruz, icraya verildik" diye ve böyle bir ihtiyaç doğdu. Bu uygulamayla, çıkaracağınız bu yasayla, bu sıkıntıyı ortadan kaldıracağız.

Değerli arkadaşlarım, feryat eden sadece başhekimler değil. Bakın, basına yansıdığı kadarıyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin basına kapalı grup toplantısında Başbakan feryat ediyor; muhatap bakanlara, Maliye Bakanına, Sağlık Bakanına, Çalışma Bakanına "hepiniz çuvalladınız, bir işin altından kalkamadınız" diyor. Suçlamaya devam ediyor Sayın Başbakan.

RECEP KORAL (İstanbul) - Kim söylüyor?

ALİ ARSLAN (Devamla) - Basına yansıdı, basında çarşaf çarşaf yazdı. Biraz önce, gazeteci arkadaşlarıma sordum, böyle bir şey oldu mu diye, hepsi de teyit etti.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Uyduruluyor…

ALİ ARSLAN (Devamla) - Başka şeyler de söylüyor; "koalisyon bakanları gibi topu birbirinize atmayın" diyor Sağlık Bakanına, Çalışma Bakanına, Maliye Bakanına. Hatta, daha da ileriye gidiyor "bu ihanettir, cinayettir" diyor.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, böyle bir…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kapalı toplantı…

ALİ ARSLAN (Devamla) - Bu, basına yansıdı. Basın mensupları da dışarıda sizi izliyor, halkımız izliyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kapalı toplantıda nasıl yansıyor?!

ALİ ARSLAN (Devamla) - Yansıyor… Arkadaşlarınız yansıtmış demek ki!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ne kadar doğru?!

ALİ ARSLAN (Devamla) - Bu sıkıntı, sadece başhekimlerin, Başbakanın çektiği sıkıntı değil. Size de yörenizdeki başhekimler "öldük, bittik, batıyoruz, icraya verildik" diye başvurmadılar mı?

MEHMET ALP (Burdur) - Başvurmadılar bize.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Haberiniz yok muydu?!

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Yok… Başvurmadılar.

ALİ ARSLAN (Devamla) - Herkesin haberi yok… Sizin haberiniz yok… Demek ki, bölgelerinize gitmiyorsunuz ya da size ulaşamıyorlar.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Olmayan şeyleri varmış gibi…

ALİ ARSLAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, "Sağlıkta Dönüşüm" adı altında, gerçekten, bir sağlıkta çöküşümü yaşıyoruz. Yasa çıkarıyoruz, bir süre sonra ya Danıştaydan dönüyor ya Anayasa Mahkemesinden dönüyor ya da biz hatanın farkına varıyoruz, kendimiz vazgeçiyoruz. Bakın… Ve işin garibi de, Sayın Sağlık Bakanı, geliyor, burada, sanki her şeyi normal çıkarmış gibi, yargıyı suçluyor, meslek kuruluşlarını suçluyor, Cumhuriyet Halk Partisini suçluyor. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu kutluyorum; sanki sağlık camiasının tam ortasında olan bir yurttaşımızmış gibi, bütün, Sağlık Bakanının eleştirilerine yanıt verdi. Yapılan hatalar, adalet, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları eleştirilerek örtülmeye çalışılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Arslan (CHP, Muğla). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
