# Dernekler kanunda değişiklik yapılmasına dair kanunun 27. maddesinde kızılay ile ilgili değişiklik yapılması hakkında (s.s.283)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Arslan (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 15 Ocak 2009
- **Gündem:** DERNEKLER KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNUN 27. MADDESİNDE KIZILAY İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.283)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-23-2009-01-15-dernekler-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunun-27-maddesinde-k

> Ali Arslan (CHP), 15 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEKLER KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNUN 27. MADDESİNDE KIZILAY İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.283)); konuşma 793 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 5253 sayılı Dernekler Kanununun 27’nci Maddesinde Kızılay ile İlgili Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Kızılay, yüz kırk yılı aşkın çok köklü tarihî geçmişi olan, hepimizin onur duyduğu, hepimizin çok sevdiği, gözümüz gibi koruduğumuz, küçücük yaşlarda harçlıklarımızdan üçer beşer kuruş yardım ederek bize yardım etme erdemini kavratmış, öğretmiş göz bebeğimiz bir kurum. Savaş anında, doğal afetlerde, depremde, selde ilk yanımızda gördüğümüz, hemen yanı başımızda gördüğümüz çok anlamlı, değerli bir kurumumuz. Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde insanların yardıma muhtaç olduğu dönemlerde ilk göreve koşan Uluslararası Kızılhaç Örgütüyle bütünleşmiş, Sudan’da, Endonezya’da, daha işte dün Gazze’de oradaki mazlum insanların, yardıma muhtaç insanların yardımına ilk koşmuş, gerçekten hepimizin çok sevdiği, özünde benimsediğimiz bir derneğimiz. Tabii, bu derneğin, böylesine önemli bir derneğin önemli özelliklerinden bir tanesi de siyasetin dışında olması, partiler üstü olması, bağımsız olması, bütün toplumu kapsayıcı, kucaklayıcı olması. Kızılay bunu elinden geldiğince AKP iktidara gelene kadar başarmaya çalışıyordu. Ama son yıllarda, maalesef eleştirirken bizim bile içimizin sızladığı Kızılay Derneği, akla hayale gelmeyen, bugün burada eleştirmek durumunda olduğumuz bir dernek hâline geldi.

Değerli arkadaşlarım, bu değişiklik ihtiyacı nereden kaynaklandı? 2004 yılında Dernekler Yasası’nda bir değişiklik yaptınız, ki bilerek midir bilmeyerek mi ama 2004 yılından beri yandaş yardım kuruluşlarının gelişimine baktığımızda bence bilerek yaptınız o değişikliği, Kızılayın elini ayağını bağladınız, örgütlenme konusunda, ekonomik gelişme konusunda elini ayağını bağladınız ve yandaş yardım kuruluşlarının önünü açtınız. Ancak görüldü ki artık Kızılay hareket edemez hâle geldi, örgütlenmesinde büyük sıkıntılar var, ekonomik gelişmesinde büyük sıkıntılar var. Bugün, örgütlenmesiyle ilgili sıkıntılarını bu değişiklikle çözmüş olacağız.

Ancak, Kızılayın tek sorunu bu değil. Dediğim gibi, dünyada benzeri başka yardım kuruluşlarının birçok hakları var, muafiyetleri var. Gelirlerini artırma konusunda o ülkeler, kendi ülkelerindeki yardım kuruluşlarına büyük haklar veriyor. Kızılayın da sanıyorum böyle bir çalışması var. Keşke o çalışma da bu çalışmayla beraber yan yana götürülseydi, Kızılayın problemlerini bir an önce çözmüş olacaktık.

Değerli arkadaşlarım, benden önceki konuşmacı arkadaşlarım dile getirmeye çalıştı. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıllarda hepimizi endişelendiren, üzen bir olay yaşadık Kızılayda: O zamanki rakamıyla 54 milyar liralık, işte bugün 54 bin liralık, Başbakana nişan. Ee, siz bağışlarla insanlara hizmet götürmeye çalışacaksınız, sonra da 54 bin liralık nişan vereceksiniz. Olacak iş değil, insanın aklı almıyor.

Bakın, iki gün önce Kızılayın bir yöneticisi Komisyonda bir açıklama yaptı, “Gazze’ye giden ilk yardım kuruluşu ve tek yardım kuruluşu Türkiye’den biziz.” dedi. Kızılayın görevlisi bunu söyledi, iki saat sonra, sizin kanatlarınız altında gelişen başka bir yardım kuruluşu cep telefonlarımıza mesaj gönderdi “İki tane hastane kurduk.” diye. Arkadaşlar, birisi yalan, hangisi yalan? Kızılayın yöneticisi mi yalan söylüyor, yoksa -bize gelen o- sizin kanatlarınızın altında olan yardım kuruluşu mu yalan söylüyor? Kızılay idaresi diyor ki: İlk ve tek yardım kuruluşu biziz. Öbürü diyor ki: Biz iki tane hastaneyi kurduk bile. Bunun burada düzeltilmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Gazze’de bir insanlık dramı yaşanıyor. Gerçekten, hepimizi üzen, suçsuz, masum çocukların öldüğü -insafsız bir savaş da diyemeyeceğim, savaş en azından iki taraflı olur- insanlık dışı bir vahşet yaşanıyor. Değerli arkadaşlarım, nefretle kınıyoruz tabii.

Ama bakın, oradaki insanlara ilk yardıma koştuğunu iddia eden Kızılay başka bir insan hakkı konusunda da kendi çalışanlarını mağdur ediyor. Nedir? Sendikalaşma da biliyorsunuz çok önemli bir insan hakkıdır. Her çalışanın sendikalaşma özgürlüğü var. Bundan kısa bir süre önce Kızılay DİSK’e bağlı bir sendikada sendikalaştıkları için 15 çalışanını işten attı. Değerli arkadaşlarım, bu da bir insan hakları ihlali. Eğer çalışanlarınız kendi sosyal haklarını geliştirmek için sendikalaşıyor da siz onları işten atıyorsanız sizin Gazze’ye yaptığınız yardımın hiçbir anlamı yok. Bakın, bu insanlar Kızılayın kendi hemşirelik okullarında okumuş, yatılı okumuş, gerçekten, nerede ihtiyaç varsa, depremde, savaşlarda, Kızılayın görev gösterdiği her yere koşmuş insanlar. 15 çalışanımız, 2006 yılında sözleşmeli oluyorlar, sonra da en doğal, anayasal haklarını kullanıp sendikaya üye oluyorlar. Sırf bu nedenle, sendikalı oldukları için, önce, daha kan merkezinin olmadığı illere tayin ediliyorlar ve üç gün içinde göreve başlamaları söyleniyor; itiraz ediyorlar, bu sefer de iş akitlerine son veriliyor.

Değerli arkadaşlarım, bunun bir an önce düzeltilmesi gerek. Bu, Kızılaya yakışmıyor. İnsani yardımı kendine ilke edinmiş Kızılaya bu yakışmıyor.

Bakın, bu çalışanların çocuklarından birinin bir ifadesi var, annesinin iş akdine son verildikten sonra diyor ki: “Anneciğim, artık, annesi-babası olmayan çocuklara kim bakacak?” Yani bu insanlar, Kızılaycılığı, yardımseverliği, yardıma koşmayı o kadar çok benimsemişler ki, kendi çocukları da aynı anneleri gibi yardımseverlik konusunda gerçekten iliklerine işlemiş. Siz ne yapıyorsunuz? Sendikalısın sen kardeşim -ki yöneticilerin ifadeleri var, o nedenle sizi atıyoruz diye- iş akdine son verdi. Bunun düzeltilmesi gerekiyor.

Ben, Kızılay gibi gerçekten hepimizin çok sevdiği, benimsediği, Kızılay gibi bir kurumumuz olduğu için onur duyduğumuz bir derneği eleştirirken içim sızlıyor, ama maalesef gerçekler de bunlar. Bu konudaki yanlışlıkların düzeltilmesini umarak bu yasayı desteklediğimizi belirtiyorum.

Hepinize iyi akşamlar diliyor, saygılar, sevgiler sunuyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ali Arslan (CHP, Muğla). “Dernekler kanunda değişiklik yapılmasına dair kanunun 27. maddesinde kızılay ile ilgili değişiklik yapılması hakkında (s.s.283)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-23-2009-01-15-dernekler-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunun-27-maddesinde-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
