# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında (s.sayı:298)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2003
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA (S.SAYI:298)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2003-12-10-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-s-sayi

> Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti), 10 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA (S.SAYI:298)); konuşma 1.712 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu adına, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında 12.11.2003 tarihli ve 5001 sayılı Kanun ile geri gönderme tezkeresi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

17.7.1963 tarih ve 278 sayılı Kanunla kurulan TÜBİTAK, 9.9.1993 tarih ve 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında; Türkiye'de müspet bilimlerde araştırma ve geliştirme faaliyetlerini ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek ve koordine etmek, mevcut bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini sağlamak amacıyla, tüzelkişiliğe, idarî ve malî özerkliğe sahip, Başbakana bağlı bir kurum olarak tanımlanmıştır.

TÜBİTAK'ın, kanununda belirlenen görevlerinin bazıları da ana başlıklar halinde şöyledir: Müspet bilimler alanında, temel ve uygulamalı araştırma yapmak, yaptırmak, yapmayı özendirmek,

Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikalarının belirlenmesinde hükümete yardımcı olmak, bilimsel araştırmaların teknolojik yeniliklere süratle dönüşebilmesi için yöntemler geliştirmek; özel sektörün, teknoloji, araştırma ve geliştirmeye etkin ve ağırlıklı olarak katılımını sağlayacak programlar yapmak; Türk sanayiinin, üniversite ve araştırma kurum ve kuruluşlarıyla işbirliğini yapmasını sağlayacak programlar geliştirmek ve bu işbirliğinin somut hale dönüşebileceği fizikî ortamlar yaratmak; bilim adamı ve araştırmacıların yetiştirilmeleri ve gelişmeleri için imkânlar sağlamak, bu amaçla ödüller vermek, öğrenim ve öğretim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençleri izleyerek, onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve bu amaçla burslar vermek, yarışmalar düzenlemek ve yayınlar yapmak.

Genel hatlarıyla tanımlamış olduğum bu görevler ülkemizin geleceği için âdeta kilometre taşlarını oluşturmaktadır. Bu nedenle, söz konusu Kurum, taşıdığı büyük sorumlulukları yerine getirebilmesi için Başbakana bağlı ve onun sorumluluğunda kurulmuştur.

TÜBİTAK Kanununun 1 inci maddesinde "Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte boş bulunan Bilim Kurulu üyeliklerine, 4 üncü maddede belirtilen niteliklere uygun kişiler arasından, 4 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen oranlar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere Başbakan tarafından atama yapılır" denilmektedir.

Kurum, kuruluş amacına uygun bir biçimde Bilim Kurulu, başkanlık, araştırma grupları ve araştırma merkezleri, enstitüler ve benzeri birimleri içermektedir.

278 sayılı Yasanın 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yeniden düzenlenen 4 üncü maddesinde, Bilim Kurulunun, başkan ve 12 üyeden oluşacağı, kurum başkanının aynı zamanda Bilim Kurulunun başkanı olduğu, başkanın, bulunmadığı zaman, görevlendireceği bir Bilim Kurulu üyesinin başkanlığa vekâlet edeceği, Bilim Kurulunun toplantı ve karar yetersayısının 7 olduğu, Bilim Kurulunun 12 üyesinden 8'inin müspet bilimler alanında eser, araştırma ve buluşlarıyla, 4'ünün de özel ya da kamu kesiminden üstün nitelikli hizmetleriyle tanınmış kişiler arasından seçileceği, ilk gruptaki 8 üyenin en az yarısının da Türkiye Bilimler Akademisinin aslî üyeleri arasından seçilmesinin zorunlu bulunduğu, üyelik süresinin dört yıl olduğu, seçilecek üyeliklere, Bilim Kurulunca gizli oyla üye tamsayısının çoğunluğuyla seçim yapılacağı ve Bilim Kurulu üyeliğinin seçiminin Başbakanın onayıyla kesinleşeceği hükme bağlanmıştır.

278 sayılı TÜBİTAK Kanununun 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 5 inci maddesinde ise; başkanın, Bilim Kurulunca, müspet bilimler alanında eser, araştırma ve buluşlarıyla tanınmış kişiler arasından seçileceği ve Başbakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanacağı; başkanın süresinin dört yıl olduğu ve en çok 2 dönem bu göreve seçilebileceği belirtilmiştir.

Bu açıklamaların ışığında, TÜBİTAK, hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşu olup, Anayasamızın 123 üncü maddesindeki, idarenin bütünlüğü ilkesi gereği olarak, Başbakanın, Kurum üzerinde vesayet yetkisi bulunmaktadır. Bu yetki, başkan ve üyelerin seçiminde uygulanacak prosedürler ile Kurumun denetlenmesinde Başbakana verilen yetkiler aracılığıyla somutlaştırılmıştır.

Ayrıca, 2003 malî yılı içerisinde 213 trilyon Türk Lirası gibi bir bütçeye sahip bu Kurumun denetimi, 278 sayılı Yasanın 11 inci maddesi uyarınca, Başbakanlıkça atanan 3 denetçi tarafından yapılmakta; denetim raporu da, yasanın 12 nci maddesine göre, Yüksek Denetleme Kurulu, Sayıştay ve Maliye Bakanlığı elemanlarından oluşan 7 kişilik bir kurulca incelenerek sonuçlandırılmaktadır. Hesapların ve bilançonun bu kurulca onaylanması, Bilim Kurulunun ve başkanın ibrası anlamına gelmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK'ta belirlenen bu yasal işlemler perspektifinde incelendiğinde, TÜBİTAK'ta oluşan sorunları üç gruba ayırmak mümkündür.

Birinci sorun: Çalışma ve işlevi yukarıda belirtilen TÜBİTAK'ta -aynı zamanda, kurumun da başkanı olan- Bilim Kurulu Başkanının görev süresi 30.5.2003 tarihinde sona ermiştir. Bilim Kurulunca 1.2.2003 tarihinde başkanlık seçimi yapılmış ve mevcut başkanın yeniden seçildiğine ilişkin seçim sonucu ise 6.5.2003 gününde Başbakanlığa iletilmiştir. Diğer bir ifadeyle, seçim sonucu, seçimden üç ay sonra ve başkanlık süresinin tamamlanmasına 25 gün kala Başbakanlığa iletilmiştir. Böylece, sorumluluğunu taşıdığı bir kurumun denetlenmesi ve değerlendirilmesi ve bu kurum üzerinde millet adına Anayasal sorumluluklarını yerine getirmesi için, Sayın Başbakana, âdeta, zaman bırakılmamıştır.

Ayrıca, son TÜBİTAK Başkanının görev yaptığı döneme ilişkin olarak hazırlanan Murakıp Kurulu raporlarında; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesinde, bu madde uyarınca görevlendirilen üniversite öğretim elemanlarının yürüttükleri görevler için 1 inci derecenin 4 üncü kademesinde bulunan bir genel müdürün aylık ve ekgösterge rakamlarının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunan tutarı geçmemek üzere ilgili bakan tarafından tespit edilecek miktarı net olarak ikinci görev aylığı şeklinde ayrıca alacakları ve bu ödeme dışında da başkaca bir ödeme yapılamayacağı hususunun hükme bağlandığı; buna rağmen, TÜBİTAK Başkanı tarafından bu şekilde görevlendirilen öğretim elemanlarına mezkur hükme aykırı olarak fahiş ücretler ödendiği, 270 000 000 TL civarında olması gereken ödemenin 100 milyarlarla ifade edilen rakamları bulduğu; TÜBİTAK Bilim Kurulunca oluşturulan Koordinasyon Komitesinin, ayda en az bir kere toplanması gerekirken bazı aylar toplanmadığı; komite toplantılarından bazılarına başkan, başkan yardımcısı ve üyelerin katılmadığı, komite kararlarının başkan ve üyeler tarafından imzalanmadığı; alınan kararların oybirliğiyle mi, yoksa oy çokluğuyla mı alındığının belli olmadığı; başkan ve üyelerce imzalanmayan kararların hukuken "yok" hükmünde olduğu; bu kararlar doğrultusunda yapılan işlemlerin hukuken sakat olduğu; TÜBİTAK Koordinasyon Komitesinin, hukukî mesuliyet bertaraf edilerek keyfî kararların alındığı bir kurul görünümüne büründüğü yönünde iddialara yer verilmiştir.

Söz konusu Murakıplar Kurulu raporları, henüz, ibra kurulunca incelenmemiş ve konu, 278 sayılı Kanun hükmü çerçevesinde karara bağlanmamıştır. Ayrıca, bu döneme ilişkin Bilim Kurulu raporları ve yıllık bilançolar da ibra edilmemiştir.

TÜBİTAK, 17.7.1963 tarih ve 278 sayılı Kanunla kurulmuş, Başbakana bağlı, tüzelkişiliğe, özerkliğe, kendine özgü bir bütçeye sahip, bilimsel ve teknik bir kamu kuruluşu şeklinde örgütlenmiştir. Ancak, kamu kurumları, tüzelkişiliğe ve belli bir özerkliğe sahip olmalarına rağmen, devletten tamamen ayrı ve bağımsız bir varlığa da sahip değillerdir. Öncelikle, bu kurumlar, kanunla ve merkezî idarenin işlemleriyle kurulduklarından, kendi iradeleriyle kuruluş biçimlerini ve statükolarını etkileme imkânına da sahip değillerdir. Ayrıca, bu kurum ve kuruluşlar üzerinde merkezî idarenin ve bağlı oldukları kuruluşların, Anayasanın 123 üncü maddesinde belirtilen vesayet denetimi söz konusudur. Bu çerçevede, TÜBİTAK Başkanlığı da vesayet denetimine tabidir.

Ayrıca, gerek hükümetimiz gerekse önceki hükümetler döneminde harcamalarda tasarrufa gidilmesi ve personel alımlarının yeniden düzenlenmesi amacıyla çıkarılan Başbakanlık genelgelerine Kurum tarafından uyulmadığı hususu, Kurum murakıp raporunda yer almış ve bu durum, ibra kurullarında eleştiri konusu olmuştur. Dolayısıyla, bir hizmet yerinden yönetim kuruluşu olan TÜBİTAK'ın, merkezî idarenin vesayet yetkisini ortadan kaldırıcı bir tutum sergilediği de gözlenmektedir.

Sonuç olarak, ödemelerde 2547 sayılı YÖK Kanununun 38 inci maddesi hükümlerini Danıştay kararına rağmen uygulamadığı, 2000 yılından itibaren faaliyet raporlarını hazırlattırmadığı ve bu raporların ibra kurullarında görüşülmesini sağlamadığı, Murakıplar Kurulunun raporunda bazı ihalelerde usulsüzlükler belirlendiği, 4.11.2000 tarihinden itibaren Bilim Kurulunun toplantı tutanaklarının da tutulmadığı anlaşıldığından, başkan ve Bilim Kurulunun seçimi, kanunda öngörüldüğü şekliyle, yani, Başbakanın teklifi ve Cumhurbaşkanının ataması zinciri işlemiyle tamamlanamamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK'la ilgili ikinci sorun: 278 sayılı TÜBİTAK Kanununun 4 üncü maddesinde "Başkanın olmadığı durumlarda, Bilim Kuruluna Başkanın belirlediği bir Bilim Kurulu üyesi başkanlık eder" hükmü yer almaktadır. Bu hükme rağmen, TÜBİTAK Başkanının görevde bulunmadığı 31.5.2003 tarihinden sonra, yerine, Bilim Kurulu üyesi olmayan, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden bir profesörü vekil bırakmıştır. Böylece, TÜBİTAK'ta, yasadışı başkanvekilliği dönemi de başlamıştır.

Üçüncü sorun: TÜBİTAK Başkanı, Murakıplar Kurulu raporuyla ibra kurulunda henüz ibra edilmemişken, 21 Eylül 2003 tarihinde 13 kişilik Bilim Kurulunun 6 üyesinin de görev süresi dolmuştur. Yönetmelikte yer alan "Bilim Kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan iki ay önce seçim süreci başlar" hükmü gereğince, Bilim Kurulunun, Bilim Kurulu üyelerinin arasından atanmış başkanvekilinin başkanlığında toplanması gerekirken, söz konusu kurul, yasaya aykırı olarak, Bilim Kurulu dışından görevlendirilmiş bir profesörün başkanlığında, 20 Eylül, yani, görev sürelerinin bitiminden 1 gün önce toplanmış ve Bilim Kurulunun 6 üyesini daha seçtikten sonra, 10 gün sonra Başbakana bu sonucu göndermiştir. Diğer bir deyişle, iki ay öncesinden başlaması gereken süreç, 1 güne sığdırılıp, 10 gün de gecikmeli olarak Sayın Başbakana gönderilmiştir.

Sayın Başbakanımızın, yukarıda anlatılan sebeplerden dolayı Bilim Kurulunun 6 üyesinin atamasını onaylamaması sonucu, TÜBİTAK yasal Bilim Kurulu üyeleri sayısı 6'ya inmiş ve TÜBİTAK, artık, yasal karar veremez duruma düşmüştür. Yani, TÜBİTAK kararları, yasal koşulları yerine getiremez durumdadır.

Ayrıca, Ankara'da 1960'lı yıllarda küçük binada çalışmaya başlayan TÜBİTAK, yaklaşık 7 300 dönümlük arazi üzerinde kurulu, vaktiyle bir bilim ve teknoloji şehri olması planlanan Gebze'deki Marmara Araştırma Merkezi ve Enstitüleri, Ankara'daki başkanlık binası ve enstitüleri ve bazı üniversitelerdeki birimleri, devlet bütçesinden 2003 yılı itibariyle aldığı 213 trilyon Türk Liralık bütçesi ve 2 238 kişilik çalışanıyla cesamet açısından büyük bir kuruluş haline gelmiştir.

Devlet bütçesinden alınan katkıyı kullanma olanağı, NATO projeleri, Dünya Bankası gibi, ülkeye yükümlülük getiren vasıtalarla malî kaynakları kullanmak ve personel atamak gibi avantajlara da sahip olan bir kurumumuzdur. Kurumun ve enstitülerin imkânlarının, yöneticilerinin isabetli seçilmeleri kaydıyla nema vermesi ve bu suretle, ülkenin, bilimsel ve teknolojik olarak kalkındırılması beklenir. Ülkelerin kalkınması, bilimin yenilik ihtiva eden fikirlerle rekabet edebilir bir teknolojiye intikal ettirilmesiyle mümkündür. TÜBİTAK, bu görevi açısından da ayrıca sorgulanmalıdır. Ülke ve sanayiye, bilim ve teknolojiye katkısının ne olduğu, bütün zaman dilimlerinde ortaya da çıkarılmalıdır.

Yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinde, TÜBİTAK, çağdaş dünyanın eşkurumlarıyla da karşılaştırılması gerekir.

TÜBİTAK'ın belli bir grubun, bir üniversitenin veya kurumların yakını ve destekleyicisi değil, ülkede bilim özgürlüğü için cazibe merkezi olması gerekir. Bu bakımdan da, TÜBİTAK, irdelenmelidir.

Kurumunu temsil etmek, Bilim Kuruluna başkanlık etmek, Bilim Kurulunun oluşunu temin etmek, Bilim Kurulunun belirlediği ilke, usul ve öncelik doğrultusunda Kurumu yönetmek, ita amirliği yapmak, Kurum personelini atamak; Bilim Kuruluna sunulmak üzere, Kurumun yıllık çalışma raporu, araştırma ve iş programı ile bütçesini hazırlamak gibi çok önemli görev ve yetkileri bulunan ve 2003 yılı bütçemizde yüzde 17 artışla 200 trilyon liranın üzerinde bütçe alan ve 2004 bütçesini kullanacak Kurum başkanı ve Bilim Kurulu üyelerinin bir an önce atanması gerekliliği açıktır.

Murakıplar Kurulu raporunun ibra kurulunca incelenmesi ve karara bağlanması sağlanacak ve ayrıca, görev başında bulunmayan başkanın da durumu açıklığa kavuşturulacaktır.

Bu açıklamalarım ışığında, TÜBİTAK'ta yönetim boşluğunu gidermek için, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkındaki Kanun Teklifini destekliyorum.

Anayasa ve TÜBİTAK Yasası gibi, tıpkı, 1993'te olduğu gibi, Başbakana, gereken idarî boşluğu doldurmak için yetki veren geçici bir maddenin eklenmesi doğaldır. Bu, mevcut yasanın değiştirilmesi değil, bir sorumluluk işlemidir. Değil TÜBİTAK Başkanı ve Bilim Kurulunun 6 üyesinin atanması, 70 000 000 insanın kaderini eline teslim ettiğimiz, devletin 146 katrilyonluk bütçesi için icranın başı olan, 5 000 000 çalışanının atanması ilkeleriyle yoğrulan Sayın Başbakanın ve iktidarın hiç suçlanmaması gereken konu, şüphesiz ki, kadrolaşmaktır.

Bu düşünceyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında (s.sayı:298)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2003-12-10-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-s-sayi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
