# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu ile78 ve 190 sayılı kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikyapılması hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim
- **Tarih:** 14 Kasım 2006
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE78 VE 190 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİKYAPILMASI HK.
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c135/b018/tbmm221350180087.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2006-11-14-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile78-ve-190-sayili-kanun-huk

> Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti), 14 Kasım 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE78 VE 190 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİKYAPILMASI HK.); konuşma 1.872 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALI AYDIN DUMANOGLU (Trabzon) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu, Yükseköğretim Kanunu, Kamu Malı Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Telsiz Kanunu ile 78 ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında, 1256 sıra sayılı. Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi için AK Parti Grubu adına soz almış bulunuyorum Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum Herhalde, insanlık var olduğu surece sürekli olarak tartışılacak ıkı tane konu vardır Bunlardan bir tanesi sağlık, ikincisi de eğitim Çunku bunların her ıkısı de insanlığın bulunmuş olduğu nokta, itibarıyla, sürekli olarak değişen, yeni kurallara adapte olmasını gerektiren ıkı tane konudur Bu ıkı konuda ve özellikle de eğitim konusunda durağan bir yapı sergilenmesi ve de yıllar önce verilmiş olan kararlara bağlı olarak sürekli olarak aynı çizgide hareket edilmesi de mumkun değildir

Bu açıklamayı yaptıktan sonra, asıl burada değinmek istediğim konu, hepinizin bildiği gibi, 1/3/2006 tarihli 5467 sayılı Kanun'un geçici I 'inci maddesinin yeniden düzenlenmesiyle ilgilidir Bu madde, yeni kurulan üniversitelerin rektörlerinin, daha doğrusu kurucu rektörlerinin Millî Eğitim Bakanının ve Başbakanın önerdiği kişiler arasından, 3 kişilik rektör adayı arasından Cumhurbaşkanınca atanır şeklinde bir teklifti Fakat, bu Kanun, daha sonra, hepimizin bildiği gibi, Anayasa Mahkemesinde iptal edilmiştir Bu iptal gerekçelen değerlendirildiği zaman şunu hemen görmekteyiz ki. Yükseköğretim Kurulunun mevcut rektör ataması, mevcut rektörlerinin değerlendirilmesi, adayların belirlenmesi konusunda herhangi bir duruma müdahale, durum içerisinde yer alma- masıdır Halbuki, bildiğiniz gibi, bu Yasa, daha 1992'den ben, Sayın Tayyar Altıkulaç'ın da ifade etmiş olduğu gibi, sürekli olarak kullanılagelen, özellikle yeni üniversiteler için kullanılagelen bir kuraldır ve bu Yasa'yla 21 tane yem üniversiteye ek olarak da 1993 ve 1994 senelerinde de 2 tane daha ayrıca üniversitenin kurulması için kullanılmıştır ve 1992'den ben sürekli olarak uygulanagel- mekte olan bu Yasa, geçici madde. Millî Eğitim Bakanı ve Başbakanın önereceği adaylar arasından Cumhurbaşkanınca, 3 ısım arasından Cumhurbaşkanınca atanmasını esas olarak kabul etmiştir Böylece, kurulmuş olan 23 tane üniversite hiçbir sorun olmadan akademik çalışmalarını, idari çalışmalarını ve akademik eleman yetiştirme konusundaki butun aşamalan geliştirmiş, değerlendirmiş, hatta bugünümüze geldiğimiz zaman bu kurulmuş olan ve bu Yasa'yla kurulmuş olan, kurucu rektörlüğe atanmış olan bu üniversitelerden bugün yeni yasasını çıkarmış olduğumuz 15 tane üniversitenin bile bazı bölümleri gelişmiştir Dolayısıyla, 1992'den beri uygulanmakta olan bu kuralla pek çok yeni üniversitenin, yeni üniversite içinde yeni unıversıtelenn de doğmasına neden olmuştur

Anayasa Mahkemesinin iptal karadannın ozunde Anayasa'nın 2, II, 123, 130 ve ]31 'inci maddelenne aykırı bulunma yatmaktadır ve şu anda da mevcut yasa olmadığı için YOK tarafından 15 tane üniversiteye tedvıren atama yapılmıştır Daha doğrusu, mevcut olan rektörler arasından bu üniversitelerde rektörlüğü yürütmek üzere yeni görevlendirmeler yapılmıştır Hâlbuki, mevcut olan, gerek 2547 sayılı Yasa'ya baktığımız zaman gerek Anayasa'mıza baktığımız zaman üniversite rektörlerinin tedvırlı olarak görevlendin!meşine dair hiçbir yerde hiçbir kural bulunmamaktadır Dolayısıyla, bu ülke içerisinde görevlendirilmiş olan üniversite rektörü üniversitenin sadece akademik yapısını değil ıdan yapısını da oluşturacağı için, pek çok ıdan elemanların atanması da soz konusu olacaktır Bu maddeyle yapılmış olan butun atamalar, sonunda ıdan mahkemesinin kararlarından etkilenebilecek bir durumdadır

Cumhurbaşkanı tarafından rektörlerin seçilip atanması yasal yetkilen içindedir Ancak, mevcut yasa, 6 rektör adayı belirleme istemini de üniversitelere bırakmıştır Şu andaki mevcut sistem içerisinde, yanı 2547 sayılı Yasa'nın 13'uncu maddesinde, Cumhurbaşkanı rektörlerim atar, fakat üniversitenin kendisi 6 tane rektör adayı belirler, denilmektedir Bu, bir sistemdir değerli arkadaşlar Bu sistem her zaman tartışılabilir

Biz, şunu da biliyoruz ki, üniversite tarafından 6 tane rektör adayının belirli olması, dünyadaki en buyuk üniversitelerin yönetim sistemleriyle de taban tabana zıttır Biz, bunu, yasal olarak kabul etmiş olabiliriz Ancak, bu, sadece sistemlerden bir tanesidir, belki doğru olabilir, ama, uzun sure tartışılabilir Ama, dünya üniversitesindeki rektörlerin seçimlerine baktığımız zaman, hiçbir tanesinde, üniversite 6 tane aday belirler diye veyahut da üniversite rektör adayı belirler diye -elemanlar- bir kural yoktur

Değerli arkadaşlar, üniversite elemanlarının rektör adaylarını belirlemesi konusuna geldiğimiz zaman, bu, 1992 yılında kurulmuş olan bir kuraldı Halbuki 2547 sayılı Yasa'nın orijinal metninde. üniversitenin rektör adaylarını belirler diye bir kural yoktur Bu, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen 4 aday içinden Cumhurbaşkanınca atanması getirilmişti Bu, bir atama sistemidir Kaldı ki, yine, bu üniversitelerin kendi adaylarını belirlemem esi konusunda dünyanın her tarafında tenkitler vardır Hatta, Türk üniversite sistemine baktığımız zaman, taa 1930'lu yıllarda, Buyuk Önder Ataturk'un Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarının kurulması ıcın görevlendirmiş olduğu Malc- he, raporunda aynen şöyle demektedir "Hiçbir mesele, üniversitenin istikbali için profesörlerin seçimi ve atanması kadar önemli değildir Halen tatbik edilen sisteme göre, hocayı, alakadar diğer hocalar bulmaktadırlar Alakadarlar, fena hâkimlerdir Onların görüşleri alınmalı, fakat başka makamlarca da değerlendirilmelidir"

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - 46'da ne olmuş Sayın Rektör' 46'da ne olmuş, 46'da'>

ALI AYDIN DUMANOGLU (Devamla) - Ona da geleceğim biraz sonra

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - 46'ya bakalım'

ALI AYDIN DUMANOGLU (Devamla) - Dolayısıyla, Türk yükseköğretiminde bir devnm niteliği taşıyan 1933 ile 1946 arasında, üniversite rektörleri, Millî Eğitim Bakanının onensı üzerine, Cumhurbaşkanlığı tarafından atanmaktadır

Kaldı ki, günümüzde, 2547 sayılı Yasa'nın 7/1 maddesi gereğince, bakın, Yükseköğretim Kurulu, üniversitelerin kurulması için hazırlayacağı raporu

MUHARREM İNCE (Yalova) - Hocam, sız, hangi yöntemle rektör oldunuz7 Bu yöntemle mı oldunuz7

ALI AYDIN DUMANOGLU (Devamla) - Geleceğim, geleceğim

kurulması işlemim, Millî Eğitim Bakanına bırakmaktadır

Sayın Ince'nın ifadesine göre Ben, 1990 yılında atamayla, 1992 yılında da seçimle gelmiş olan bınsıyım Ama, 1992 yılında seçimle gelmiş olmama rağmen, o gunku değerlendirmeler içerisinde, üniversitelere seçimi bırakmanın çok doğru olmadığı kanısında olan insanlardan bir tanesiyim Bu konuda da gazetelere intikal etmiş demecim de vardır Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığı ise

Bakın, YOK'un, üniversiteler hakkında hazırlamış olduğu, üniversitelerin hazırlayarak YOK'e sunmuş olduğu bütçelerini değerlendirir ve Millî Eğitim Bakanlığına sunar denilmektedir yine 2547 sayılı Yasa'nın 7'ncı maddesinde Dolayısıyla, üniversitelerin yönetiminde mutlaka devletin veya hükümetin ve onun Millî Eğitim Bakanının, millet adına iş yapan Millî Eğitim Bakanının onemı de bu noktada gelmektedir Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin şu anda iptaliyle oluşan boşluğu da değerlendirdiğimiz zaman

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Boşluk yok Boşluk yok

ALI AYDIN DUMANOGLU (Devamla) - bu, hukukçular arasında da ayrım meydana getirmektedir Biz, Anayasa Mahkemesinin kararlarına, oy çokluğuyla vermiş olduğu kararlara saygılıyız, ancak, bu konudaki hukukçuların değerlendirmesini de goz onune almak zorundayız

Bu konuda bir değerlendirme yaptığımız zaman, Anayasa Mahkemesi içinde de, konuyla ilgili olarak ayrı düşüncede olan, bu milletin ve Cumhurbaşkanlığının seçerek bu noktaya getirdiği hukukçularımız da vardır Bunların da ötesinde, Anayasa Mahkemesine raportörlük yapan ve hukukta doktor unvanında olan raportörün görüşlerini de değerlendirdiğimiz zaman, yapılmış olan düzenlemenin hiçbir zaman Anayasa'ya aykırı olmadığını da görmekteyiz Kendisi, bunu, açık olarak, bu şekilde ifade etmektedir

Değerli arkadaşlar, doğrudur, 2547 sayılı Yasa'da üniversite rektörlerinin nasıl seçileceğine dair ilgili bir madde vardır Bu 13'uncu maddede, adaylar, rektör adayları üniversite tarafından seçilir, 6 aday YOK'e gider, bu, YOK tarafından 3'e indirilir ve Cumhurbaşkanı da bu 3 tane adaydan birisini seçer ve atar Bu, kanuni olan bir düzenlemedir Üniversite rektörleri Bu, ancak kurulu- şunu tamamlamış olan üniversiteler için geçerli olabilen bir düzenlemedir Halbuki yeni kurulmakta olan üniversiteler için -ne mevcut bir rektör olduğu için ne de bunun daveti, çağrısı üzerine toplanacak olan belki de öğretim uyesı bile olmadığı için- bir rektör seçimi ve bunun YOK'e gönderilmesi, hemen hemen mumkun olmayabilir

Yasa koyucular, bu konuda yapılmış olan düzenlemeyi -yanı, yasalarla verilmiş olan düzenleme ıçm-yeni kurulan üniversitelere deyeni bir düzenleme getirebilir Niçin''Çunku, Türkiye'de 15 yem üniversite kurulmuştur Dünya ortalamasına göre, her 500 bin kişiye bir üniversite düşmesi gerektiği kabaca değerlendirildiği zaman, Türkiye'deki üniversite sayısının dünya ortalamasına göre 140 civarında olması gerektiği de açıktır Avrupa ülkelerinde ise bu rakam, her 250 bin kişiye ortalama olarak bir üniversite düşmektedir Bakın, nüfusu 250 milyon olan Amerika'da 3 200 üniversite, nüfusu 110 milyon olan Japonya'da 702 üniversite, nüfusu 10 milyon civarında olan Yunanistan'da bile 37 tane üniversite vardır Dolayısıyla, bu Mecliste daha pek çok üniversiteler kurulacaktır

Bu Meclis ve burada özellikle Millî Eğitim Bakanlığımızın onayıyla buraya pek çok üniversite gelecektir Dolayısıyla, milletten yetkisini almış olan siyası otorite -ki, şu anda bu AK Parti iktidarıdır ve bu İktidar da milletinden 12 milyon oy almıştır- ve bunun kurmuş olduğu Milli Eğitim Bakanlığının -ki, bu Cumhurbaşkanlığı tarafından da onay gormuş ve Meclisten de güvenoyu almıştır- bu işlem içerisinde yer alması kadar doğal bir işlem yoktur

Bakınız -eğer korkulan- rektör seçimi için neden Milli Egıtım Bakanı vardır konusuna değindiğimiz zaman, bu Millî Eğitim Bakanı, 2002'de 2,5 trilyon olan Millî Eğitim Bütçesini 5,9 trilyona çıkarmıştır ve bu Mecliste, sız buna onay vermışsınızdır

Aynı Millî Eğitim Bakanının önerisiyle ve pek çok arkadaşımızın ifade ettiği gibi, Türkiye, eğer, bugün

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kredi Yurtlar Kurumunun parasını Millî Eğitim bütçesinde gösterdiniz Hocam Kredi Yurtların parasını orada gösterdiniz, fonları orada gösterdiniz1 Kimi inandırıyorsun uz ?

ALI AYDIN DUMANOÛLU (Devamla) - Eğer, bugün, ülkemizde

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Paranın idaresiyle, üniversite idaresini karıştırıyorsunuz

ALI AYDIN DUMANOĞLU (Devamla) - Bakın, Türkiye'nin, dünya standartlarında 37'ncı yayın sıralamasından 17, 18'lere inmesini buyuk bir coşkuyla karşılıyorsak, bunun arkasında, 2002 bütçesinde 40 trilyon civarında olan araştırma geliştirme paramızın, bugün tara 30 kat artarak, 600 trilyon civarında oluşunun da bu Millî Eğitim Bakanlığının etkisi olduğunu da hiçbir zaman unutmamamız gerekir (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Reel olarak yüzde 10 gerilemiştir Millî Eğitimin bütçesi

BAŞKAN - Sayın ince, lütfen

ALI AYDIN DUMANOĞLU (Devamla) - Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, üniversite, bu Yükseköğretim Kanunu'nda yapılmış olan değişiklikler, yanı, yeni kurulan üniversitelere atamaların yapılmasına itirazlar, üniversite özerkliği, Anayasa Mahkemesince yapılmış üniversite özerkliğinin yanı sarı, Yükseköğretim Kurulu gibi. Anayasa 'm izin 130'uncu ve 131'inci maddelerinde yükseköğretim kurumlarının kurulmasında ve denetlenmesinde yeri olan YOK'un devre dışı bırakılması anlamında itirazlar olmaktadır Ama, bunlar da tartışılabilir Bir yasaya, Anayasa Mahkemesinin kararlarını kabul etmek başka bir konudur, tartışmak başka bir konudur

Bakın, özerklik kanunu, özerklik diyoruz

Değerli arkadaşlar, üniversitelerin, doğrudur, idari, malı ve akademik olarak özerk olmaları lazım Acaba, Türkiye'deki, tam bir malı özerklikle çalışabilen bir üniversite düşünebiliyor musunuz9 Kendi finansmanını kendisi sağlayacak bir üniversite düşünebiliyor musunuz'' Kendi kadrolarını kendisi hazırlayabilecek bir üniversite düşünüyor musunuz' Bilimsel özerklikte, bir üniversite içerisinde, o üniversitenin kaç tane öğrenci alacağını, nasıl öğrenci alacağım, hangi şartlara bağlı olarak öğrenci alacağını, nasıl bir öğretim yapacağı noktasında genel olarak tanımlanmıştır Bu dünyanın kuralı böyledir Biz, kendi kendimize biz özerklik kavramı idealimizde yaşatıp ona göre hareket etmemiz mumkun değildir Ayrıca, yeni baştan keşfetmeye de gerek yoktur Dünya bu konuda neyi kabul ediyorsa, biz de onu kabul etmek zorundayız

Şunu görüyorum ki, dünyada pek çok üniversite sistemi vardır Bu üniversite sistemi içerisinde, özerklik olarak kendisine 100 puan verilen, yanı akademik özerklikten hiçbir zaman tavız verilmemiş ve dünya üniversitelerinin başında olanların, üniversite rektörleri atamayla gelen Anglosakson üniversiteleri olduğunu görmekteyiz Dolayısıyla, bu sistem içerisinde, özellikle yeni kurulan üniversitelerin rektörlerinin atanmasında ve onlara kadroların verilmesinde, mutlak surette, Türkiye'de, eğitimden ve yükseköğretimden sorumlu Millî Eğitim Bakanlığının yer alması kadar doğal bir nokta da yoktur

Butun bu değerlendirmelere baktığımız zaman, dünyadaki üniversitelere de baktığımız zaman, yüzlerce üniversite, hatta dünyanın ilk 500'u içerisine, hatta ilk 100'u içerisine giren üniversiteler, rektörlerinin tu mu atamayla gelmiş olan üniversitelerdir ve bunların içerisinde ya Millî Eğitim Bakanlığınca ya Başkanlıkça, aday belirlemeleri, kurulmuş olan bir komite tarafından yapılmaktadır, ama devlet bunda mutlaka soz sahibidir

Bu perspektif içinde değerlendirdiğimiz zaman, şu anda getirilen değişikliği, üniversitelerde bir boşluk doldurması bakımından fevkalade önemli buluyorum Kaldı ki, gelen teklif bile -Üniversite Yasası'nın sürekli olarak değişmekte olduğunu gösteren bir işaret olarak bık- geçen son yirmi dört saat içinde dahi değişikliklere uğratılarak belki karşınıza gelecektir

Ben, AK Parti Grubu adına, yapılmış olan bu değişikliğin

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Dumanoğlu

ALI AYDIN DUMANOĞLU (Devamla) - on beş tane üniversitenin işlevim kazanması için fevkalade doğru olduğunu, yasal bir boşluğu giderici olduğunu kabul ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu ile78 ve 190 sayılı kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikyapılması hk”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 14 Kasım 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2006-11-14-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile78-ve-190-sayili-kanun-huk (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c135/b018/tbmm221350180087.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
