# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı ile yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnameye ekli cetvellerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1414) onyedi üniversite kurulması hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mayıs 2007
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI İLE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEYE EKLİ CETVELLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.1414) ONYEDİ ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c157/b106/tbmm221571060280.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2007-05-15-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-kanun-hu

> Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti), 15 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI İLE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEYE EKLİ CETVELLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.1414) ONYEDİ ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 1.238 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Trabzon) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan, yükseköğretim kurumları kurulması hakkındaki kanun tasan üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi tekrar sevgiyle selamlıyorum. "Üniversiteler neden kurulmuştur" sorusuna bir bakalım. Üniversitelerin bugünkü dünyada kuruluşunun kökeni, 1808 yılında Wilhelm Von Humboldt tarafından kurulmuş olan bir komisyonla, dünyadaki eğitim veren kurumların birlikteliği sağlanmaya çalışılmıştır ve bunlara bir standart verilmiştir. 1808'de Humboldt'un ortaya koymuş olduğu üç temel prensip vardır: Bunlardan birincisi, araştırmanın olmadığı yerde eğitimden bahsedilemez. İkincisi, kurulacak olan yükseköğretim kurumları devletin değil toplumun malıdır. Bunlara biraz sonra tekrar geleceğim. Üçüncüsü de, akademik özgürlükle o kurumun finansmanını sağlayan kurumlar arasında çelişki olmaması lazım.

Şimdi, birincisine gelelim: Ta 1808'de üniversiteler kurulurken denilen konu şu: Araştırma olmadan eğitim-öğretim olması mümkün değil. Eğer böyleyse, bakın, bundan, geçen, tam iki yüz sene soma, Türkiye'deki yükseköğretim sisteminde, bir basında çıkan habere ve tekzip edilmemiş habere göre, bilim öğreten kurumların başına getirilen rektörlerin çoğunluğunun uluslararası düzeyde yayını yoktur. Bunu kim getirmiştir ve hangi sisteme göre getirilmiştir, bunu fevkalade dikkatlice incelememiz gerekir. Eğer, bir bilim üreten kurumun başına bilim üretmeyen bir insanı getirirseniz, o kurumu aşağıya doğru çekmeye başlarsınız.

Bütün dünyada kabul edilen bir sistem vardır. Kurumlar içerisinde temayüz etmiş olan insanları kurumun başına getirmek lazım ki, onlar kurumu kendi düzeylerine çıkarsınlar. Ama, ortalama düzeyleri kurumun altında olan insanları kurumun başına getirirseniz, kurumları kendi düzeylerine indirirler. Dolayısıyla, burada ilerlemeden bahsedilmesi mümkün olamaz.

Onun için, mutlaka ve mutlaka üniversitelere atanan rektörlerin, üniversite akademik elemanları arasında, eğitim ve yönetim yeteneğinin yanında en fazla bilim üretmiş olan insanlar arasından atanması lazımdır. Ama, bugünkü sistemde bakıyoruz ki, 2547 sayılı Yasa'ya ta 1992'de konulmuş olan bir maddeyle üniversite, adaylarını kendisi belirleyecek ve bunların içerisinden, 6 tane adaydan 3'ünü YÖK elimine edecek, 3'ü Cumhurbaşkanına gidecek.

Değerli arkadaşlar, böyle bir sistem dünyada yoktur. Böyle bir sistemle üniversitelerin başına atanacak olan rektörlerin bilimsel yapıya, hepsinin bilimsel yapıya sahip olmaları da mümkün değildir, olmamıştır da. Onun için, gazete haberlerinden, bunların, üniversite rektörlerinin büyük bir kısmının, belki, uluslararası düzeylerde yayını olmadığını görüyoruz. Yayını olmayan bu üniversite elemanlarının da üniversitede akademik elemanlar yetiştirmesi söz konusu değildir. Onun için, bu sistem, kökten değiştirilmesi gereken bir sistemdir. Bakın, 1982'de böyle bir kural yoktu. 1992'de yeni çıkartılan ve üniversiteler kurulan, yirmi bir yeni üniversiteyle birlikte bu yasa getirilmiştir ve bu on sekiz sene uygulanmıştır.

Sayın Hocam ifade ediyor, diyor ki: "Üniversitelere neden rektör atanmadı, yeni kurulan üniversitelere?" Değerli arkadaşlar, 1992'den 2006'ya kadar bu üniversite yasasıyla yeni kurulan üniversitelere rektörler atanmıştır. Bunu pek çok iktidarlar bu zamana kadar atamıştır. Bu üniversitelerden de pek çok yeni üniversiteler de çıkmıştır, ama iş AK Partiye gelince Anayasa'ya aykırı oldu. Demek ki, bu, fevkalade yanlış bir statü.

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Ne münasebet canım? Ne münasebet?

ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Devamla) - İkinci başka bir statü: O zamana kadar, on dokuz sene uygulanan bir yasa, on sekiz senenin sonunda Anayasa'ya aykırı olarak bulunuyorsa, bunda... Ben hukukçu değilim, ama büyük bir hukukçunun bir sözünü hatırlatmak istiyorum, söylediği söz şudur: "Hukuk adına vermiş olduğunuz karar kamu vicdanını rahatsız ediyorsa, bu yasalardan değil, kendi hukukçuluğunuzdan şüphe edin." demektedir. Bu, artık herkes tarafından kabul edilmiştir. Benzer şekilde, işte, Cumhurbaşkanı atanmaya kalktı, tam yirmi beş sene kullanılan bir yasa, yirmi beş sene sonra Anayasa'ya aykırı bulundu.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Yirmi beş sene kim itiraz etti? İlk defa Anayasa Mahkemesine... Bırakın!

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Yirmi beş sene onlar bulunmuş değil...

ALİ AYDIN DUMANOGLU (Devamla) - Hemen hemen yirmi beş sene sonra değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlar, ikinci konuya gelelim: Üniversitelere neden rektörler atanmadığını açık olarak bilmemiz lazım.

ORHAN ERASLAN (Niğde). O sizin hicranınız, hicranınız!

ALİ AYDIN DUMANOGLU (Devamla) - Kaldı ki, en son sisteme göre birçok üniversitelerde rektörler seçimi yapıldı.

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Elinizdeki fırsatı değeriendiremeyip, uzlaşma yapmıyorsunuz!

ALİ AYDIN DUMANOGLU (Devamla) - Bakın, (A) üniversitesinde olan bir rektör, kadrosu (A) üniversitesinde olan bir profesör başka bir üniversitede ders vermekle görevlendirildi diye oy verdi. Böyle bir şeyin kabul edilmesi mümkün değildir, yasalara zaten aykırıdır. Dolayısıyla, bu üniversitelere rektörlerin atanamaması yasaların çıkartılamamasından, bir de yanlış uygulamalardan kaynaklanmaktadır.

İkinci adım: "Üniversiteler toplumun malıdır, devletin değil toplumun malıdır." dedik. Bundan kast edilen şu: Bir toplum içerisinde olan, bir millet içinde olan herkes üniversiteye gitme hakkına sahiptir, tıpkı Anayasa'mızın 27'nci maddesinde söylenildiği gibi, herkesin her türlü eğitimi alma hakkına sahip olması gibi. Bir üniversitede, siz, doktriner bir eğitim yapamazsınız, bir sınıftan insan türetemezsiniz, bir şekilde eğitim-öğretimi kanalize edemezsiniz. Üniversitede okuyanlar bile devletin ne şekilde yönetilecek olduğunu bilimsel verilerle değerlendirecek ve ortaya koyacaktır. Bakın, bunlardan bile uzak olduğumuzu açık olarak söyleyebilirim.

Şimdi, 17 tane üniversite kuruluyor. Ben, bunu fevkalade memnuniyetle karşılıyorum. 10 tane de daha önceden kurulmuştu, 27 tane üniversite. 15 tane ve 10 tane üniversite; tam 25 tane üniversite. Bakın değerli arkadaşlar, bu, Türkiye'de mevcut olan 54 tane üniversitenin hemen hemen yüzde 50'si demek. Demek ki, AK Parti döneminde, son dört sene içerisinde, mevcut olan üniversitelerin sayısı yüzde 50 oranında -vakıf üniversitelerini saymazsak- artmış bulunmaktadır. Bunu ben büyük bir memnuniyetle karşılıyorum.

Hocam biraz önce dedi ki: "Üniversitedeki sınav sistemini kaldıracağız." Değerli arkadaşlar, her sene 1 milyon 700 bin öğrencinin başvurduğu üniversitelere, eğer siz sadece örgün öğretime 250 bin kişi ve açık öğretime de 150 bin kişi alırsanız ve 1 milyon 300 bin kişi açıkta kalırsa ve sadece sınırlı sayıda da yeriniz olursa, siz, üniversite sınavını nasıl kaldıracaksınız? Diyeceksiniz ki: "Bu üniversite sınavlarını yapmak, üniversite sayısı az olan, yeri de az olan ülkelere mahsus olan bir yoldur, bundan kaçınılmazdır." Ama bakıyoruz, Japonya'da, 110 milyon nüfusları var, 502 tane üniversitesi var. Amerika Birleşik Devletleri'nde, 250 milyon nüfus var, 3.200 tane üniversite var; her 80 bin kişiye bir üniversite düşüyor. Değerli arkadaşlar, neden bu 80 bin kişiye üniversite düşüyor? Çünkü, bir ülkede siz eğitim alırsanız, o ülkenin yakın, dostu olursunuz, o ülkenin arkadaşı olursunuz, hayatınız boyunca da bunu unutmazsınız. Onun için, dünyanın... Herkes Amerika Birleşik Devletleri'ne gidebiliyor, yer buluyor. Hâlbuki, bizdeki sistemde üniversiteye girebilmek için mutlaka bir sınavdan geçmeniz lazım. Hepinize soruyorum: "Aramızda başka ülkelerde eğitim almış olan insanlar var, bunlar acaba bir sınavla mı o üniversitelere girdiler?" Kesinlikle hayır. Bir hocalarının muvafakatiyle o üniversitelerde eğitim-öğretim yapmaya başlamışlardır. Hâlbuki, ülkemizde yeterince üniversite olmadığı için, yeterince yer olmadığı için, bir sınav sistemi şart koşulduğu için, komşu ülkelerden de yeterince öğrenci getiremiyoruz ve bu ülkelerde de yeterince Türk dostu, bu milletin dostu olan insanlar yetiştiremiyoruz. O bakımdan, mutlak surette, çağdaş ülkelerde olduğu gibi, üniversitelerin sayısının mutlak surette artırılması lazım.

Yine Hocam dedi ki: "Öğretim üyesi niye yetiştirmiyorsunuz?" Bakın değerli arkadaşlar, Türkiye'de bugün 25 bin öğretim üyesi vardır, yardımcı doçent, doçent ve profesör olarak. Değerli arkadaşlar, eğer bunlar bir kampanya içerisinde, kendi görevlerine sahip olacak bir şekilde yanlarına öğrenci alsalar, demek ki üç sene sonra, bilemedin, master'ını da buna katarsak beş yıl sonra, Türkiye'de tam 25 bin tane yeni doktor eleman, yardımcı doçent olabilecek olan eleman yetişir. Demek ki, Türkiye'de üniversitelerde eleman yetiştirmek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Dumanoğlu, sözlerinizi tamamlar mısınız.

ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Devamla) - Tamamlayacağım.

Eğer bu öğretim üyeleri siyasete değil akademik hayata öncelik verdikleri takdirde, önümüzdeki beş yıl içerisinde 25 bin tane daha doktoralı eleman yetiştirmemiz fevkalade mümkündür. Kaldı ki, 1 akademik eleman pek çok doktora öğrencisi de yetiştirebildiğine göre, bunların sayılarının 2 misline katlanması mümkündür.

Yeni açacak olduğumuz, bir önceki dönemle, şimdiki, yani birkaç ay öncekiyle birlikte yirmi beş tane üniversitede en az bin tane akademisyen olabilmesi için sadece birkaç seneye ihtiyaç vardır.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Otuz iki, Hocam...

ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Devamla) - Bunun da başanyla sürdürülebileceğine inanıyorum.

Açılmış olan üniversitelerin hepimize, ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı ile yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnameye ekli cetvellerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1414) onyedi üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2007-05-15-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-kanun-hu (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c157/b106/tbmm221571060280.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
