# Diğer ülkelerin türk vatandaşlarına uyguladığı vize ve uygulamada yaşanan problemlerle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2004
- **Gündem:** DİĞER ÜLKELERİN TÜRK VATANDAŞLARINA UYGULADIĞI VİZE VE UYGULAMADA YAŞANAN PROBLEMLERLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2004-12-29-diger-ulkelerin-turk-vatandaslarina-uyguladigi-vize-ve-uygulamada-yasa

> Ali Babacan (AK Parti), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DİĞER ÜLKELERİN TÜRK VATANDAŞLARINA UYGULADIĞI VİZE VE UYGULAMADA YAŞANAN PROBLEMLERLE İLGİLİ); konuşma 941 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, vize uygulamalarıyla ilgili yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlar, Almanya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç ve Lüksemburg, 1976 yılından itibaren, yasadışı göçü ve iltica taleplerini ileri sürerek, Türkiye ile mevcut vize muafiyet anlaşmalarını askıya almış veya feshetmişlerdir.

Türk vatandaşlarına 1989 yılından itibaren vize uygulamasına başlayan İngiltere, İrlanda, Avusturya, İtalya, Portekiz ve İspanya'ya karşılık verilmiş ve bu ülkelerin vatandaşlarına sınırda vize verilmesi uygulamasına geçilmiştir. Akabinde, 1996 yılında Belçika, 1997 yılında da Hollanda vatandaşlarına sınırda vize mecburiyeti getirilmiştir.

Avrupa Birliği üyesi ülkelere yönelik farklı uygulamaların bulunmasında, her ülkeyle olan ilişkilerimizin niteliği etkili olmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinden 8 ülke vizeden muaf, 17 ülke ise vizeye tabidir. 1 Ocak 2005'ten itibaren, Çek Cumhuriyetinin vatandaşlarımıza sağlayacağı bazı kolaylıklar karşılığında, Çek vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesiyle birlikte, vizeden muaf Avrupa Birliği ülkelerinin sayısı 9'a çıkmış olacaktır.

Batılı ülkeler, vize uygulamasını başlatma nedeni olarak, iltica taleplerini ve yasadışı göçü gerekçe göstermişlerdir. Tarafımızdan, iltica taleplerinin siyasî değil, ekonomik olduğu vurgulanmış ve bu taleplerin vize uygulamakla engellenemeyeceği, sorunun çözümünde uluslararası işbirliğinin ve insan ticaretinin engellenmesine yönelik ortak politikalar geliştirilmesinin etkili olacağı da savunulmuştur.

Ülkemizin Avrupa Birliği Kopenhag Siyasî Kriterlerine uyum sağladığının Avrupa Birliği tarafından da kabul edilmesiyle birlikte, son dönemde, vatandaşlarımızın Avrupa Birliği ülkelerindeki iltica taleplerinin ret oranlarında artış gözlenmiştir; ancak, vatandaşlarımızın, sahte veya tahrip edilmiş evrakla vize başvuruları ve vize veya ikamet ihlalleri, ülkemizden söz konusu ülkelere yönelik göç eğiliminin yüksek olduğu kaygılarına temel oluşturmaktadır. Bu durum, anılan ülkelerin, vatandaşlarımızın vize başvurularını titiz bir şekilde incelemeleri sonucunu getirmekte ve bu durum, bazı vatandaşlarımızın da mağduriyetine sebep olmaktadır.

Vatandaşlarımızdan, gelişmiş ülkelerin temsilcilikleriyle ilgili olarak, genellikle, aşağıdaki hususlarda şikâyet gelmektedir.

Yüksek vize ve işlem harcı tahsil edilmesi ve ret durumunda bu harçların iade edilmemesi; uzun süre kuyruklarda beklenmesi, vize başvurusunun sonuçlandırılmasının uzun süre alması, çok sayıda belge ibrazı istenmesi ve istenen belgelerde yeknesaklığın sağlanamaması.

Vize başvurusunda bulunan vatandaşlarımızın söz konusu sorunlarının, tarafımızdan girişimde bulunulmak ve gerektiğinde üst düzey resmî şahsiyetler için hazırlanan ziyaret dosyalarına da derç edilmek suretiyle, her vesileyle izlenmesine çalışılmaktadır.

Vatandaşlarımızın turistik veya ticarî amaçlı vize başvuruları, Batılı ülkelerce, genellikle, birkaç gün veya birkaç hafta içerisinde sonuçlandırılmaktadır. Aile birleşimi amaçlı vize başvurularında ise, müracaatların, ilgilinin eşinin ikamet ettiği yerdeki emniyet makamlarına iletilmesi ve bu makamlardan alınan yanıtlara göre işlem yapılması nedeniyle, bu tür başvuruların sonuçlanması uzun zaman alabilmektedir. Görüşülen yetkililer, müracaat sayısı nedeniyle, vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı yurt dışındaki bölgelerde emniyet makamlarından yanıt alınmasının uzun sürebildiğini de kaydetmektedirler.

Büyükelçilik yetkilileri, ayrıca, başvuruları reddedilen kişilerin sık sık yaptıkları vize başvurularının iş yükünü artırdığını, genelde, işsiz ve ailesi olmayan bu kişilerin, birkaç haftada bir, yeniden vize müracaatında bulunduklarını, bunun yanı sıra, sık sık, sahte belge ve tahrif edilmiş pasaportlarla karşılaşılmasının ya da eksik evrakla müracaat edilmesinin de işlemleri yavaşlattığını ifade etmektedirler. Çok sayıda vatandaşımızın, vize başvurusunda bulunmayacak aile fertleriyle birlikte beklemelerinin de, anılan büyükelçiliklerin konsolosluk şubelerinin önünde kalabalığı gereksiz yere artırdığı gözlemlenmektedir.

Almanya'nın ve Avusturya'nın ülkemizdeki temsilcilikleri önündeki vize kuyruklarına gelince:

Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesinin Paris Sokakta bulunan giriş kapısı önünde, vize müracaatı için vatandaşlarımızın büyük bir kalabalık oluşturduğu bilinmektedir. Anılan büyükelçilik yetkilileri nezdinde, bunun önlenmesi amacıyla çeşitli girişimler yapılmıştır. Bunun sonunda, İstanbul'daki Almanya Başkonsolosluğu, 1 Haziran 2004 tarihinde, randevu sistemiyle vize başvurularını kabul etmeye başlamıştır. Gerekli teknik hazırlıkların tamamlanmasının ardından, Ankara'daki Alman Büyükelçiliğinin de 2005 yılı başından itibaren randevu uygulamasına geçeceği öğrenilmiştir. Söz konusu uygulamanın, şikâyetlere konu olan vatandaşlarımızın kuyrukta beklemesini önleyeceğini ümit etmekteyiz.

Son olarak, ülkemizdeki Avusturya temsilciliğinin de aynı doğrultuda çalışmalarına başladığı öğrenilmiştir.

Amerika Birleşik Devletlerine gelince, özellikle 11 Eylül sonrasında vatandaşlarımıza yönelik vize politikalarına kısaca değinmek istiyorum. 11 Eylül terör olayları sonrasında, Amerika Birleşik Devletleri, vize rejimini, eskisine oranla çok daha katı bir hale getirmiştir. Bu uygulamanın, zaman zaman, vatandaşlarımızın mağdur olmalarına yol açabildiği de gözlemlenmektedir. Bu gibi şikâyetler Dışişleri Bakanlığımızca incelenmekte ve gerektiğinde, yazılı, sözlü girişim konusu da yapılmaktadır. Örneğin, isim benzerliği nedeniyle bazı vatandaşlarımızın vizeleri 2 ilâ 4 hafta süren bir araştırma neticesinde ita edilmekte, bazı vatandaşlarımızın ise, vizeleri olduğu halde, vizede kayıtlı seyahat amacıyla Amerika Birleşik Devletleri sınır kapısındaki sözlü beyanlarının aynı olmaması halinde, Amerika Birleşik Devletlerine girişine izin verilmemektedir; ancak, bu uygulamalar, sadece Türkiye için değil, Almanya, Belçika, Mısır gibi ülkelerdeki Amerika Birleşik Devletleri temsilcilikleri tarafından da aynen uygulanmaktadır.

Vize başvurusu reddedilen vatandaşlarımızın pasaportlarına kaşe vurulması konusuna gelince, vize başvurusu reddedilen kişilerin pasaportlarına kaşe vurulması, özellikle Batılı ülkelerce başvurulan ve bazı ülkelerde de giderek yaygınlaşan bir uygulamadır.

Öte yandan, böyle bir kayıt, bu şahsın tekrar vize başvurusunda bulunmasına bir engel de teşkil etmemektedir.

Tarafımızdan da, 1 Mayıs 2004'te, Avrupa Birliği vize müktesebatına uyum çalışmaları çerçevesinde, vize vermeye yetkili makamlarımız arasındaki koordinasyonu güçlendirmek ve yasadışı göçle mücadele etmek amacıyla, benzer bir uygulamaya geçilmiştir. Bu çerçevede, vize talebi reddedilen yabancıların pasaportuna, hamilinin, bir dış temsilciliğimize vize başvurusunda bulunduğunu ve başvurunun uygun görülmediğini gösteren bir kaşe tatbik edilmektedir. Ülkemizin uluslararası sembolünü -mesela TR gibi- temsilciliğimizin bulunduğu yeri -mesela Varşova gibi- işlemin yapıldığı tarihi içeren bu kaşe, vize talebi uygun görülmeyen yabancının tekrar vize başvurusu yapmasına engel teşkil etmemektedir. Kaşenin herhangi bir geçerlilik süresi de bulunmamakta ve başvuru sahibinin vize almasıyla birlikte işlevi de sona ermektedir. Uluslararası uygulamada bu tür bir kaşenin seyahat özgürlüğünü veya insan haklarını sınırlayıcı bir uygulama olmadığı yaklaşımı genel kabul görmektedir. Nitekim, devletin, ülkesine, hangi yabancıların, hangi koşullarla ve ne kadar süreyle girebileceklerine karar vermek yetkisi, başlıca egemenlik yetkisidir.

Son olarak, işadamlarımızın Avrupa Birliği ülkelerine seyahatlerinde karşılaştıkları vize sorunlarına da değinmek istiyorum. Avrupa Birliği ülkeleri, genel olarak, vize konusunda, işadamlarımızı ayrı bir kategori olarak ele almamakta, diğer vatandaşlarımıza uyguladığı vize rejimini söz konusu kişilere de uygulamaktadır; ancak, Dışişleri Bakanlığımızca Avrupa Birliği ülkeleri nezdinde yapılan tüm girişimlerde, işadamlarımıza vize hususunda ayrıcalık gösterilmesi özellikle talep edilmektedir.

Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara). “Diğer ülkelerin türk vatandaşlarına uyguladığı vize ve uygulamada yaşanan problemlerle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2004-12-29-diger-ulkelerin-turk-vatandaslarina-uyguladigi-vize-ve-uygulamada-yasa (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
