# Mersin mv.hüseyin güler'in kredi kartı faizlerine (6/712),bankalardan yapılan döviz transferlerine ilişkin(6/858),manisa mv.nuri çilingir'in 2003 yaş üzüm ihracat teşvikine(6/721),adana mv.kemal sağ'ın halk bankasına (6/736),ankara mv.yakup kepenek'in ziraat ve halk bankalarının yeni yönetimine ilişkin(6/738),abd'den sağlanan krediye ilişkin(6/744),diyarbakır mv.muhsin koçyiğit'in devlet alacaklarına(6/745),kredi kartı borçlarına(6/746),balıkesir mv.orhan sür'ün davalı ziraat bank. yöneticilerine(6/939),kars mv. selami yiğit'in kredi kartı faizlerine(6/960),ığdır mv. dursun akdemir 'in iç ve dış borçlara(6/983),atanan ve görevden alınan personele ilişkin(6/1230),bütçeden ığdır'a ayrılan ödenek miktarınailişkin(6/1401),niğde mv.orhan erarslan'ın hayvancılık kredilerine ilişkin(6/1701),muğla mv.fahrettin üstün'ün yapılan atamalara ilişkin(6/990),balıkesir mv.orhan sür'ün halk bankası kredisi kullanan bir firmaya ilişkin(6/1188),malatya mv.f.mevlüt aslanoğlu'nun halkın altın tasarrufunun

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mart 2005
- **Gündem:** MERSİN MV.HÜSEYİN GÜLER'İN KREDİ KARTI FAİZLERİNE (6/712),BANKALARDAN YAPILAN DÖVİZ TRANSFERLERİNE İLİŞKİN(6/858),MANİSA MV.NURİ ÇİLİNGİR'İN 2003 YAŞ ÜZÜM İHRACAT TEŞVİKİNE(6/721),ADANA MV.KEMAL SAĞ'IN HALK BANKASINA (6/736),ANKARA MV.YAKUP KEPENEK'İN ZİRAAT VE HALK BANKALARININ YENİ YÖNETİMİNE İLİŞKİN(6/738),ABD'DEN SAĞLANAN KREDİYE İLİŞKİN(6/744),DİYARBAKIR MV.MUHSİN KOÇYİĞİT'İN DEVLET ALACAKLARINA(6/745),KREDİ KARTI BORÇLARINA(6/746),BALIKESİR MV.ORHAN SÜR'ÜN DAVALI ZİRAAT BANK. YÖNETİCİLERİNE(6/939),KARS MV. SELAMİ YİĞİT'İN KREDİ KARTI FAİZLERİNE(6/960),IĞDIR MV. DURSUN AKDEMİR 'İN İÇ VE DIŞ BORÇLARA(6/983),ATANAN VE GÖREVDEN ALINAN PERSONELE İLİŞKİN(6/1230),BÜTÇEDEN IĞDIR'A AYRILAN ÖDENEK MİKTARINAİLİŞKİN(6/1401),NİĞDE MV.ORHAN ERARSLAN'IN HAYVANCILIK KREDİLERİNE İLİŞKİN(6/1701),MUĞLA MV.FAHRETTİN ÜSTÜN'ÜN YAPILAN ATAMALARA İLİŞKİN(6/990),BALIKESİR MV.ORHAN SÜR'ÜN HALK BANKASI KREDİSİ KULLANAN BİR FİRMAYA İLİŞKİN(6/1188),MALATYA MV.F.MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN HALKIN ALTIN TASARRUFUNUN
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2005-03-08-mersin-mv-huseyin-guler-in-kredi-karti-faizlerine-6-712-bankalardan

> Ali Babacan (AK Parti), 8 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERSİN MV.HÜSEYİN GÜLER'İN KREDİ KARTI FAİZLERİNE (6/712),BANKALARDAN YAPILAN DÖVİZ TRANSFERLERİNE İLİŞKİN(6/858),MANİSA MV.NURİ ÇİLİNGİR'İN 2003 YAŞ ÜZÜM İHRACAT TEŞVİKİNE(6/721),ADANA MV.KEMAL SAĞ'IN HALK BANKASINA (6/736),ANKARA MV.YAKUP KEPENEK'İN ZİRAAT VE HALK BANKALARININ YENİ YÖNETİMİNE İLİŞKİN(6/738),ABD'DEN SAĞLANAN KREDİYE İLİŞKİN(6/744),DİYARBAKIR MV.MUHSİN KOÇYİĞİT'İN DEVLET ALACAKLARINA(6/745),KREDİ KARTI BORÇLARINA(6/746),BALIKESİR MV.ORHAN SÜR'ÜN DAVALI ZİRAAT BANK. YÖNETİCİLERİNE(6/939),KARS MV. SELAMİ YİĞİT'İN KREDİ KARTI FAİZLERİNE(6/960),IĞDIR MV. DURSUN AKDEMİR 'İN İÇ VE DIŞ BORÇLARA(6/983),ATANAN VE GÖREVDEN ALINAN PERSONELE İLİŞKİN(6/1230),BÜTÇEDEN IĞDIR'A AYRILAN ÖDENEK MİKTARINAİLİŞKİN(6/1401),NİĞDE MV.ORHAN ERARSLAN'IN HAYVANCILIK KREDİLERİNE İLİŞKİN(6/1701),MUĞLA MV.FAHRETTİN ÜSTÜN'ÜN YAPILAN ATAMALARA İLİŞKİN(6/990),BALIKESİR MV.ORHAN SÜR'ÜN HALK BANKASI KREDİSİ KULLANAN BİR FİRMAYA İLİŞKİN(6/1188),MALATYA MV.F.MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN HALKIN ALTIN TASARRUFUNUN); konuşma 3.961 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarafıma tevcih edilen toplam 19 adet soru önergesinin cevabını vermek üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Yüce Meclisi selamlıyorum.

Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler tarafından tevcih edilen (6/712) sayılı sözlü soru önergesinin, Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit tarafından tevcih edilen (6/746) sayılı sözlü soru önergesinin ve Kars Milletvekili Sayın Selami Yiğit tarafından tevcih edilen (6/960) sayılı sözlü soru önergesinin konuları genelde kredi kartlarıyla ilgili. Bu üç soru önergesine topluca cevap vermek istiyorum.

Bildiğiniz gibi, son yıllarda, kredi kartı kullanımı hızla artıyor ülkemizde. Teknolojik gelişmelerle de desteklenen ve kullanıcıların nakit taşıma ihtiyacını azaltan kredi kartı kullanımının yaygınlaşması, kayıtdışı ekonomiyle mücadelemizde de önemli bir araç. Diğer ülkelerde olduğu gibi, çeşitli faktörlere bağlı olarak ülkemizde de bankaların kredi kartlarına uyguladıkları faiz oranları, genel faiz oranlarından ve özellikle diğer tüketici kredilerinin faiz oranlarından daha yüksek belirlenmekte. Yani, bu durum, sadece, Türkiye'de değil, pek çok ülkede gözlemlenen bir durum. Ancak, kredi kartı kullanıcılarını korumak amacıyla, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda, kredi kartıyla mal ve hizmet alımı sonucu nakdî krediye dönüşen veya kredi kartıyla nakit çekim suretiyle kullanılan kredilerin gecikme faizi oranının, aktif faiz oranının yüzde 30'undan fazla olamayacağı hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, son günlerde de gündeme geldiği gibi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz, kredi kartlarıyla ilgili yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışmıştır ve kamuoyunda da bu düzenleme tartışmaya açılmıştır.

Manisa Milletvekili Sayın Nuri Çilingir tarafından tevcih edilen (6/721) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını vermek istiyorum.

Tabiî, bu, yaşüzüm ihracatıyla ilgili bir soru, güncelliğini de, aslında, yitirmiş durumda; ama, genel anlamda söyleyebilirim ki, tarım ürünlerine ilişkin ihracat teşvikleri, Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması çerçevesinde düzenlenmekte. Bu kapsamda, ülkeler, taahhüt listelerinde belirttikleri ürünler için taahhütte bulundukları meblağ ve miktarlar çerçevesinde ihracat desteği de sağlayabilmekteler. Ülkemizde de, bütçe imkânları elverdiği ölçüde tarım ürünlerinin ihracatına destek sağlanmakta.

Adana Milletvekili Sayın Kemal Sağ tarafından tevcih edilen (6/736) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum. Halk Bankasının piyasa yapıcılığına ilişkin bir soru bu.

Bilindiği gibi, piyasa yapıcılığı uygulaması, bankalarla imzalanan yıllık sözleşmelere dayanmakta. 2002-2003 dönemi piyasa yapıcılığı uygulaması 2003 yılı ağustos ayında sona ermiş ve 2003 yılı eylül ayından itibaren 2003-2004 dönemi piyasa yapıcılığı uygulamasına geçilmiştir; ki, bu piyasa yapıcılarıyla olan sözleşmeler Hazinenin web sitesinde yayınlanmaktadır, imzalandıktan hemen sonra şeffaf bir şekilde kamuoyuna sunulmaktadır.

2003-2004 dönemi piyasa yapıcılığı uygulaması çerçevesinde mevcut piyasa yapıcı bankalara Türkiye Halk Bankası da katılarak piyasa yapıcı banka sayısı 11'e çıkarılmıştır. 2004-2005 döneminde; yani, şu anda içinde bulunduğumuz dönemde de piyasa yapıcı banka sayısı 12'dir.

Piyasa yapıcılığı sistemi, yerli ve yabancı tüm bankaların katılımına açık, şeffaf bir sistemdir. Sisteme ilişkin olarak piyasa yapıcı bankalara getirilen hükümlerle sağlanan haklar, yine Hazinenin web sitesinde yayınlanmaktadır. Söz konusu sistemde yer almak üzere ilgi gösteren bankalar, piyasa yapıcı olarak faaliyet gösterme taleplerini Hazine Müsteşarlığına bildirmektedirler. Hazine Müsteşarlığı, talep gösteren bankaların malî yapılarına ilişkin olarak BDDK'dan görüş aldıktan sonra talepleri değerlendirmekte ve sonuçları da kamuoyuna sunmaktadır.

Piyasa yapıcı bankaların tespitinde, bir bankanın kamu bankası olup olmadığı değil, piyasa yapıcılığının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirebilecek malî yapıya sahip olup olmadığına bakılmaktadır. Türkiye Halk Bankası, 2003-2004 döneminin ardından 2004-2005 döneminde de piyasa yapıcılığını sürdürmüştür. Söz konusu dönemler boyunca banka, piyasa yapıcılığına ilişkin yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmiş ve yükümlülüklerini yerine getirirken de sıkıntı yaşamamış, bankanın malî yapısı herhangi bir şekilde olumsuz etkilenmemiştir.

Öte yandan, Hazinenin iç borçlanma ihaleleri tüm tüzel ve özel kişilere açıktır. Cebinde 100 Yeni Türk Lirası olan herkes bu ihalelere katılma hakkına sahiptir.

Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'in tevcih ettiği, Ziraat ve Halk Bankalarının yeni yönetimine dair (6/738) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Kamu sermayeli bankaların finansal ve operasyonel yeniden yapılandırma politikası, uluslararası kabul görmüş olan modern bankacılık ilke ve uygulamalarıyla verimlilik esasına dayalıdır. 2003 yılında atanan üst yönetim, bu temel anlayışı güçlü bir şekilde muhafaza etmektedir.

Bankaların organizasyon yapılanmasında, değişen ihtiyaçlara ve bankacılık mevzuatına göre gerekli dönüşüm ve iyileştirmeler de yapılmaktadır.

Kamu sermayeli bankaların istihdam politikaları, temel anlayış olan modern bankacılık ilke ve uygulamalarının verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi esasına dayalı norm kadro ihtiyacı ve yürürlükte bulunan mevzuat gözetilerek yapılmaktadır.

Kamu bankalarında, özellikle, son yıllarda teknolojik gelişmeleri daha yakından izlemek ve süratle bünyesinde bulundurmak üzere, pek çok girişim başlatılmıştır. Bu çerçevede, Halk Bankasının teknolojik açığı hızla tespit edilmiş ve açığı kapatma ihtiyacı, Pamukbankın devralınmasındaki en önemli nedenlerden biri olmuştur.

Kısa sürede sağlanan entegrasyon sonucunda, internet, wap, TV bankacılığı ve call center gibi alternatif dağıtım kanalları hizmetlerini Halk Bankası müşterilerine vermeye başlamıştır.

Ziraat Bankasında ise, banka içi personele yönelik internet bankacılığına başlanmıştır. Banka müşterilerine yönelik internet bankacılığının açılabilmesi için sistemin dış güvenlik denetim süreci devam etmektedir.

Özellikle, bankacılık sektöründeki hızlı gelişen teknolojiyi takip etmek ve bu teknolojiden ülke genelinin yararlanmasını sağlamak amacıyla, güncel ihtiyaçlara göre tasarlanmış yazılımlar her iki bankada da uygulamaya konulmuş, bankaların mudi ve müşterilerine daha kaliteli ve hızlı hizmet verilmeye başlanmıştır.

Ülkemizde kurulu bankaların çalışma esas ve usulleri, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile buna bağlı olarak çıkarılan yönetmelik, tebliğ ve diğer ilgili meri kanunlar çerçevesinde belirlenmektedir. Dolayısıyla, kamu sermayeli bankaların genel kurullarınca atanan yönetim kurulu üyeleri de belirtilen mevzuata bağlı olarak görev yapmakta olup, hem BDDK hem de YDK denetimine tabidirler.

Yine, Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek'in tevcih ettiği (6/744) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Türkiye'nin devam eden ekonomik reform sürecinin desteklenmesi ve Amerika Birleşik Devletlerinin Irak'a yönelik askerî operasyonunun Türkiye ekonomisi üzerindeki olası olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla ülkemize 1 milyar dolar hibe sağlanmasını öngören anlaşma 22 Eylül 2003 tarihinde imzalanmıştı. Finansman anlaşmasının imzalanmasından bu yana geçen süre içerisinde Türkiye ekonomisi üstün bir performans göstermiş, ekonomide istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme tesis edilmiştir. Enflasyon tek haneli rakamlara gerilemiş, faizlerde önemli düşüşler sağlanmış, kamu net borç stokunun millî gelire oranı hızla düşürülmüş ve uluslararası rezervler rekor seviyelere çıkmıştır. Yapısal reformlarda birçok alanda köklü değişiklikler getiren adımlar atılmaya devam etmektedir.

Ekonomideki bu performans ve ülkemize artan güven, uluslararası platformda da, kredi derecelendirme kuruluşlarının peş peşe artırdıkları kredi notları ve uluslararası yatırımcıların yoğun ilgisiyle teyit edilmektedir. İzlenen doğru ekonomik politikalar sayesinde, petrol fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlar ve uluslararası faiz oranlarının yükselmesi gibi küresel ekonomide yaşanan bazı olumsuz gelişmelerin ülkemize olan etkisi son derece sınırlı düzeyde kalmıştır.

Diğer yandan, 1 Aralık 2004 tarihinde, yeni üç yıllık katılım öncesi ekonomik programımız açıklanmıştır. Ayrıca, 14 Aralık 2004 tarihinde, Uluslararası Para Fonuyla 2005-2007 dönemini kapsayan yeni bir stand-by düzenlemesinin anahatları üzerinde ön mutabakata varılmıştır. Bu program kapsamında 2005-2007 döneminde ABD'yle yapılan finansman anlaşmasından herhangi bir kullanım öngörülmemiştir. Son dönemlerde ABD yetkilileriyle yapılan temaslarda da bu finansman imkânının kullanımına ihtiyaç olmayacağının öngörüldüğü tarafımızca vurgulanmıştır. Bu kapsamda, ABD Temsilciler Meclisi Tahsisler Komitesindeki ekbütçeye ilişkin görüşmeler çerçevesinde Türkiye'ye tahsis edilen kaynağın, ülkemizin artık ihtiyacı kalmaması sebebiyle, farklı alanlara aktarılması önerisi gündeme getirilmiştir ve konuyla ilgili kongre süreci şu anda devam etmektedir.

Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit tarafından tarafıma tevcih edilen (6/745) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Devlet alacaklarına uygulanan gecikme zammı oranı Bakanlar Kurulu tarafından güncel ekonomik şartlar dikkate alınarak belirlenmektedir. Nitekim, 31 Şubat 2002'de aylık yüzde 7, yıllık yüzde 84 olan gecikme zammı oranı 12 Kasım 2003 ile 1 Mart 2005 tarihleri arasında aylık yüzde 4, yıllık yüzde 48 olarak uygulanmıştır. Son olarak, 23 Şubat 2005 tarihli ve 2005/8551 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 1 Mart 2005'ten geçerli olmak üzere, aylık yüzde 3'e, yıllık da yüzde 36'ya düşürülmüştür bu oranlar. SSK ve Bağ-Kur borçları için gecikme zammı ise Hazinenin borçlanma faizlerine endekslenmiş bulunmaktadır.

Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler'in tevcih ettiği (6/858) sayılı ve bankalarca döviz transferlerinden komisyon alınmasıyla ilgili sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Bankaların verecekleri krediler ve hizmetler karşılığında uygulanacak azamî faiz oranları ile faiz dışındaki diğer menfaatların ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve azamî sınırları bankalar ile müşterileri arasında serbestçe belirlenmektedir.

Yurt dışından yurtiçine veya yurt içinden yurtdışına yapılan döviz transferleri işlemlerinde kullanılan muhabirlere taraflarca belirlenen oranda da komisyon ödenmektedir.

Yine, bu transfer işlemlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli SWIFT sistemine üyelik, yıllık sabit bir ücret ve her bir mesaj için ayrı bir masraf ödenmektedir. Bunlara ilaveten, yapılan işlemlerde kullanılan kırtasiye gideri ve eleman ücretleri, transfer, ister YTL ister döviz cinsinden olsun, belirli bir masraf veya komisyon alınmasını gerekli kıldığı bildirilmektedir.

Balıkesir Milletvekili Sayın Orhan Sür'ün (6/939) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasında halen çalışmakta olan 1 genel müdür yardımcısı, 1 daire başkanı ve 18 şube müdürü olmak üzere, toplam 20 adet birinci derece imza yetkisini haiz yönetici hakkında ceza davası bulunmaktadır. Bunlardan 8 tanesi derdest, kalanları ise, anılan kanun kapsamında ertelenmiş bulunmaktadır.

Tasfiye halindeki Emlak Bankasındaki tasfiye kurulu üyeliği görevine yapılan tüm atamalarda, atamayı yapan asliye ticaret mahkemesi, herhangi bir mahzur görmemiştir. Yapılan atamalarla ilgili hukuka ve yasalara aykırılıktan söz etmek de bu çerçevede mümkün değildir.

Ziraat Bankasının yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine seçilenlerle ilgili olarak, tüm özel ve kamu bankalarında olduğu gibi, önceden BDDK'ya bildirimde bulunulmuş ve yapılan atamalarda herhangi bir olumsuzluk bildirilmemiştir.

Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in, iç ve dışborçlara ilişkin (6/983) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Sayın Akdemir'in sorusunda yer alan, iç ve dışborç tutarları ile borçlanmalarla ilgili miktar, vade ve faizlere ilişkin tüm istatistikler, detaylı ve güncel olarak, Hazine Müsteşarlığının web sitesinde yayınlanmaktadır.

2003 yılında Uluslararası Para Fonundan 1 077 000 000 dolar, 2004 yılında ise 1 017 000 000 dolar olmak üzere, toplam 2003-2004 döneminde 2,94 milyar dolar tutarında kredi kullanılmıştır. Aynı dönemde Uluslararası Para Fonuna yapılan geri ödeme tutarı ise 6,5 milyar doları anapara, 1,9 milyar doları ise faiz olmak üzere, toplam 8,4 milyar dolardır.

Uluslararası Para Fonuna olan borç stokumuz son iki yıldır azalmıştır ve önümüzdeki üç yıllık dönemde de, borcumuzun önemli ölçüde azaltılması hedeflenmektedir.

Uluslararası Para Fonundan kullanılan kredi, iki yıl üç ayı geri ödemesiz dönem olmak üzere, toplam dört yıl vadelidir; ancak, bu süreler, bildiğiniz gibi, birer yıl ötelenebilmektedir.

Uluslararası Para Fonu kredilerinden faiz ödemeleri ise, üç ayda bir belirlenen değişken faiz oranı üzerinden yapılmaktadır. Bu faiz oranları da, yine, web sitelerinde günlük yayınlanmaktadır.

Türkiye'nin toplam dışborcu, 2004 yılı eylül sonu itibariyle 153,6 milyar dolardır. Bu borcun tamamı kamu kesimine ait değildir. Dışborçların 71 milyar doları, tüm kamu kesiminin; yani, Hazinenin, belediyenin, tüm kamu kesiminin orta ve uzun vadeli borçlarından, 17,8 milyar doları ise, Merkez Bankasının dış yükümlülüklerinden oluşmaktadır. Kalan 64,4 milyar dolarlık dışborç ise, özel sektörün orta ve uzun vadeli borçları ile kısa vadeli borçlarından oluşmaktadır.

Ocak 2005 sonu itibariyle brüt içborç stokumuz 228,8 milyar YTL'dir. Brüt içborç stokumuz 2002 yılının sonunda 149,9; 2003 yılının sonunda ise 194,4 milyar YTL düzeyinde gerçekleşmiştir.

Borç stokundaki gelişmeleri sağlıklı ve doğru bir biçimde değerlendirmek için esas alınması gereken gösterge, toplam kamu net borç stokunun millî gelire oranıdır; ki, bu, biliyorsunuz, kamunun, sadece Hazinenin değil, tüm kamu sektörünün toplam iç, dışborçlarını ele alıp, bundan hazır nakit değerleri düştükten sonra geri kalan rakam olarak belirlenmektedir. Bu rakamın, net borç skonunun gayri safî millî hâsılaya oranına baktığımızda, bu oran 2001 yılının sonunda yüzde 91 iken, 2002 sonunda yüzde 78,7'ye, 2003 yılı sonunda yüzde 70,5'e düşmüştür. 2004 yılı sonu rakamları henüz kesinleşmediği için, özellikle gayri safî millî hâsıla rakamlarımız bu ay sonunda belli olacağı için, bu oranın yüzde 64-65 civarına gerilemesini beklemekteyiz. Yani, 2001 sonundaki yüzde 91'den, 2004 sonunda yüzde 64-65 civarına inmiş oluyor net borç stokumuzun gayri safî millî hâsılaya oranı.

Hükümetimizin göreve başladığı tarihten önceki dönemde, yani, 2002 yılı ekim ayı başında, Türk Lirası cinsinden ıskontolu borçlanma faiz oranı yüzde 70,6; nakit borçlanmanın vadesi ise, maksimum 9 ay idi.

Uyguladığımız, etkin borç yönetimi politikaları sonucunda Türk Lirası cinsinden ıskontolu borçlanma faiz oranı, yıl sonu itibariyle, yüzde 20 civarına gerilemiştir; ki, bugünlerde de yaklaşık, yüzde 16 civarındadır. Bu, en çok işlem gören iç borçlanma kâğıdının faizidir. Daha uzun vadelilere baktığımız zaman, beş yıllık vadelere de baktığımız zaman da, yüzde 13'lere inmiş durumdadır.

Hükümetimizin uygulamakta olduğu disiplinli bütçe politikası ve başarılı borç stratejisi sonunda, piyasalarda oluşan güven ortamının da katkısıyla, Hazine Müsteşarlığı ilk defa 2005 yılında iç piyasalarda Türk Lirası cinsinden beş yıllık borçlanma gerçekleştirmiştir. Böylece, nakit borçlanmanın ortalama vadesi, 2005 yılındaki ocak, şubat döneminde iki yıla çıkmıştır.

Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün tevcih ettiği ve atamalara ilişkin (6/990) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Birinci soru "58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde size bağlı kuruluşlarda kaç atama yapılmıştır" sorusu. Hazine Müsteşarlığında 162, Ziraat Bankasında 288, Halk Bankasında 331. Bu söz konusu atamalar, norm kadrolar esas alınarak ve ağırlıklı olarak da sınav yoluyla boş kadrolara yapılan atamalardır.

Yine, Bakanlığımıza bağlı kuruluşlarda idarî görevlere her iki hükümet döneminde vekâleten, tedviren ve görevlendirmeyle kaç atama yapıldığına dair bir soru vardır.

Hazine Müsteşarlığında vekâleten 6, görevlendirmeyle 1; Ziraat Bankasında 2, Halk Bankasındaki sayı ise 54'tür.

Diğer bir soru: İdarî görevlerde bulunan idarecilerden kaçı başka yerde görevlendirilmiştir?

Hazine Müsteşarlığında 1, Ziraat Bankasında sıfır, Halk Bankasında sıfır.

"58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde asil veya vekil kaç idareci görevden alınmıştır" sorusunun cevabı ise, Hazine Müsteşarlığında 3, Ziraat Bankasında 4, Halk Bankasında 6.

Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın, Ziraat Bankasının kredileriyle ilgili tarafıma tevcih ettiği (6/1071) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Ziraat Bankası, çiftçi ve köylülerimize farklı kredi imkânları sunmaktadır. Bu kapsamda 30 000 YTL'ye, yani, eski parayla ifade etmek gerekirse 30 milyar TL'ye kadar, proje raporu düzenlenmeksizin ve asgarî kapasite aranmaksızın, geliri düşük olan üreticilere kredi kullandırılması mümkün bulunmaktadır.

2004 yılında, tarımsal üretimin geliştirilmesi, verimliliğin ve kalitenin artırılması amacıyla, yüzde 30-60 arası değişen indirimli faiz oranları üzerinden işletme ve yatırım kredisi kullandırılmıştır.

2005 yılında da, üreticilere, banka kaynağından kullandırılacak tüm tarımsal kredilerin cari tarımsal kredi oranlarından yüzde 25 ile yüzde 60 arasında değişen oranlarda indirim yapmak suretiyle kredi kullandırılmaktadır; yani, bugün itibariyle baktığımızda, bu indirimler yapıldıktan sonra, faiz oranları yüzde 10,4 ile yüzde 19,5 arasındadır.

Uygulamaya konulan yeni kredi ürünleriyle, piyasa koşullarında meydana gelen olumlu gelişmeler sonucunda, banka kaynaklı kredi bakiyesi 2003 yılı sonunda sadece 246 trilyon iken, 2004 yılı sonunda bu hacim 1,1 katrilyon liraya ulaşmıştır; yani, bir yılda 4 mislinin üzerinde bir kredi hacminde artış olmuştur Ziraat Bankasının çiftçilerimize, köylülerimize verdiğimiz kredilerinde.

Aldığı kredileri vadesinde ödeyen, ödeme gücü bulunan üreticilere, maddî teminat alınmadan, müşterek borçluluk ve müteselsil kefalet halinde kredi kullandırılabilmektedir.

Kefil temin edemeyen üreticilerimize de, maddî teminat karşılığında kredi kullandırılmaktadır.

Ziraat Bankası, kuruluş amacına uygun olarak, yasaların ve bankacılık kurallarının elverdiği ölçüde, tarımsal kredi müşterilerine çözüm üreten yaklaşımı devam ettirmektedir, üreten kesimin hizmetinde olmaya da devam edecektir.

Balıkesir Milletvekili Sayın Orhan Sür'ün (6/1188) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını okuyorum.

Soru önergesine konu olan 516 sabit sayılı firmaya, 1995-2001 yılları arasında toplam 52 adet işlem şeklinde kredi kullandırılmıştır. Bu işlemlerle ilgili olarak ortaya çıkan usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları doğrultusunda, mevcut yönetim tarafından tüm hukukî yollara başvurulmakta ve ilgili merciler nezdinde gerekli işlemler de yürütülmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu hukukî süreçler sonunda ortaya çıkabilecek malî ve cezaî sorumluluğu ortadan kaldırmayacak şekilde, 4743 sayılı Yasada belirlenen yetki ve sınırlar çerçevesinde, Halk Bankası, üç özel bankanın da yer aldığı bir konsorsiyum içerisinde, söz konusu firmayla finansal yeniden yapılandırma işlemi gerçekleştirmiştir.

Hükümetimiz, kamu bankalarının, tamamen ticarî esaslar çerçevesinde, uluslararası "iyi yönetişim" ilkelerine göre ve yasal düzenlemelerle tam bir uyum içerisinde çalışmasına büyük önem vermektedir. Bundan sonra da bu çerçevede kalınacağından şüphe duyulmamalıdır. Kamu bankalarının tüm faaliyetleri, başta BDDK, YDK ve TBMM tarafından yapılanlar olmak üzere, inceleme ve denetime açıktır.

Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu tarafından tevcih edilen (6/1282) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

"Hazine tarafından yurtiçi ve yurt dışından yapılan borçlanmalar TL veya döviz üzerinden yapılmakta, TL'yle yapılan borçlanmalara, enflasyon oranı üzerinde, yüzde 10-12 civarında -ki, bugünlerde özellikle yüzde 10'un altında bu- reel faiz ödenmektedir. Sürekli olarak yapılan yeni borçlanmalarla vergi gelirlerimizin önemli bir bölümü faiz olarak ödenmektedir. Kısa vadeli olarak yapılan hazine borçlanmaları nedeniyle, ülke kaynaklarının önemli bir kısmı katmadeğer yaratan yatırımlara yönelmemektedir" diye soru devam ediyor. Şimdi, bunun cevabını vermek istiyorum.

Hükümetimiz döneminde alınan tedbirler, hızlı ve kararlı uygulamalarla borçlanma maliyetlerimiz azalmıştır, borçlanma vadelerimiz uzamıştır. Bu olumlu sonuçların daha da iyileştirilerek devam ettirileceğinden de en ufak bir kuşku duyulmamaktadır.

Kamu borç senetlerinin yatırımcı tabanının geliştirilmesi de öncelikli alanlarımızdan biridir. Bu kapsamda, farklı yatırımcı tercihlerine hitap eden borçlanma enstrümanlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız da devam etmektedir.

Altın bankacılığı konusunda, mevzuat açısından, ülkemizde oldukça yeterli bir yapı mevcuttur. Bankalarda altın depo hesabı açılması mümkündür. Bankalar, kuyumculukla iştigal eden gerçek ve tüzelkişilere altın kredisi verebilmektedirler. Altın ve kıymetli madenler yatırım fonlarının kurulması da yine mümkün bulunmaktadır.

Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler tarafından tarafıma tevcih edilen (6/1332) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum; ki, bu soru, Yeni Türk Lirasına geçişin enflasyon ve devalüasyona yol açacağı endişesiyle verilmiş bir soru önergesi ve veriliş tarihi de 17 Kasım 2004; yani, YTL'ye geçmemizden birbuçuk ay önce verilmiş bir soru önergesi.

Bildiğiniz gibi, 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren paramızdan 6 sıfır atılarak 1 000 000 Türk Lirasını 1 Yeni Türk Lirasına eşitleyen ve adı "Yeni Türk Lirası" olarak tespit edilen yeni bir para birimine geçilmiştir ve bunun alt para birimi olan yeni kuruşlar da hayatiyet kazanmıştır.

Öncelikle, enflasyonun düşürülmesinde, makroekonomik istikrarın tesisinde, makro dengelerin oturtulmasında son derece önemli başarılar elde edildikten sonra YTL'ye geçiş kararı verildiğini vurgulamakta fayda var; yani, şu anda, Türkiye ekonomisi kırılgan bir yapı sergilememekte, tam tersine, enflasyonun tarihî bir düşüş trendine girdiği, faizlerin düştüğü, sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyüme ortamına geçildiği, yapısal reformların başarıyla hayata geçirildiği, malî disiplinin sağlandığı bir dönem yaşanmaktadır.

Para reformuna geçiş tarihi olarak 1 Ocak 2005 tarihinin kararlaştırılmasının nedeni de, makroekonomik istikrarın tesis edilmiş olması açısından en önemli tarih olmasıdır.

Sadece psikolojik etmenler ve fiyatların yukarı doğru yuvarlanması nedeniyle, teorik olarak, enflasyonda bir seferlik artış olasılığı bulunmakla birlikte -ki, bu çok konuşuluyordu biliyorsunuz, özellikle yılbaşından önce- YTL'ye geçişte, fiyat yuvarlaması nedeniyle enflasyonun yükseleceği beklentisinin gerçekleşmediği çok açık bir şekilde görülmüş oldu. Nitekim, ocak ayında, üretici fiyatlarında, bir önceki aya göre düşüş olmuştur, tüketici fiyatlarında ise sadece yarım puanlık bir artış vardır. Ayrıca, şubat ayında da enflasyon verileri beklentilerin altında gerçekleşmiş, TÜFE ve ÜFE'deki artış, sırasıyla, yüzde 8,69 ve 10,58 olmuştur.

Bunlara ilaveten, YTL'ye geçişin gizli devalüasyona yol açacağı görüşlerinin de tamamen dayanaksız olduğu geçtiğimiz iki aylık süre içerisinde çok açık ve net bir şekilde görülmüştür. Aksine, YTL'ye geçişle birlikte, enflasyonun tek haneli rakamlara inmesi konusundaki kararlılığımız daha iyi anlaşılmış ve Türk Liramız kaybettiği itibarını yeniden kazanmıştır, iç ve dışpiyasalarda Türkiye'nin itibarı ve güvenilirliği yükselmiştir.

Yeni Türk Lirasına geçişle birlikte 50'lik ve 100'lük banknotların tedavüle çıkmış olması, nakit işlemlerinde de kolaylık sağlamıştır. Tabiî, 50'lik ve 100'lük daha çok kurumlararası ödemelerde kullanılmakla birlikte, bankamatiklerde ve maaş ödemelerinde, yoğun bir şekilde, 20'lik ve altındaki banknotlar kullanılmaktadır.

Bu yeni liraya geçişte ifade edilen endişeler... Tabiî, aslında, son ikibuçuk yıldır yaşadığımız, aslı astarı olmayan ve sadece bir olumsuzluk havası oluşturmaya çalışanlara da iyi bir cevap olmuştur. Kaldı ki, bunu, maalesef, neredeyse her ay gündeme getirilen yeni konularla yaşıyoruz. İkibuçuk yıldır, her aya ait verilen kriz takvimleri oldu. Bir bakın şöyle eskiye doğru, 2003'te başladı: "Mayıs, haziran, eylül, ekim..." Olmadı, 2004'e başladık: "Baharda geliyor", "sonbaharda geliyor..." Başka bir balon: "YTL'ye geçilecek, gizli devalüasyon olacak." Gizli devalüasyon nasıl olacaksa?! Hiç kimsenin haberi olmadan kurlar artacakmış! Nasıl oluyorsa, onu da, tabiî, hâlâ anlamış değiliz. Bu tür, aslı astarı olmayan ve tamamen, oluşmuş olan güven ortamını bozmak için gösterilen çabalar, bir olumsuzluk havası pompalama, maalesef yaşanıyor. Bugünlerde de yaşanıyor; cari açık deniyor, yok, belli ülkelerden bahsediliyor, o ülkeler bunu yapmış, Türkiye ne yapacak...

Şunu, özellikle, yeri gelmişken, vurgulamak istiyorum ki, bizim ekonomi politikalarımızın temelinde güven unsuru var. Bizim, bu ikibuçuk yıl içerisinde kazandığımız en önemli varlığımız itibar ve güven. Biz, ikibuçuk yıl içerisinde ne söz verdiysek yaptık. Seçimlerden önce ne uygulayacağız dediysek, onu uyguladık, yapmayacağız dediğimiz şeyleri de yapmadık.

Burada, taahhütlerin yerine gelmesi esastır. Onun için, Türkiye'yi, başka bir ülkeyle mukayese edip, falanca ülke böyle yapmış, Türkiye niye böyle yapmıyor gibilerden saçma sapan fikirlere de kesinlikle prim vermeyiz. Bunu, çok açık bir şekilde, burada vurgulamak istiyorum.

Bizim seçmiş olduğumuz yol bellidir, uygulamakta olduğumuz ekonomik politikalar çok açıktır, şeffaf bir şekilde tüm dünya âleme de ilan edilmektedir ve açıkladığımız politikalardan da en ufak bir sapma, koyduğumuz hedeflerden en ufak bir gevşeme de kimse beklememelidir.

Yine, son dönemlerde -ara ara nüksediyor ya- cari açık konuşuluyor. Şimdi, geçen seneyi kapattık. Geçen sene beklenenin çok üzerinde gelen bir büyüme rakamıyla beraber ki, yaklaşık 8 - 9 arası, -8,5'e yakın olma ihtimalî var- bir büyümeyle 2004 yılını kapatmış oluyoruz. Beklenenin üzerinde bir büyümenin getirdiği, beklenin üzerinde bir cari açık da evet gerçekleşti 2004'te; ancak, bunun, bahsedilen olumsuz sonuçları, yayılmaya çalışılan bazı endişelerin de tamamen yersiz olduğu defalarca kanıtlanmış oldu.

Yine, bu seneye başladık. Ocak ayı bitti, hemen kıyamet koparıldı; işte, ihracat iyi artmadı da, şöyle de, böyle de... Bu sene ocak ayında kurban bayramı var. Kurban bayramı geçen sene şubat ayında idi, bu sene ocak ayında. Bugün, bir ayda 20 işgünü olsa, 2 işgünü de gümrükler kapalı olsa, tatil olsa, bu, yüzde 10 işlem yapamamadır, yüzde 10 gerilemedir. Bu kadar basit bir gerçeği bile dile getirmeden, şöyle kötüye gidiyor, böyle kötüye gidiyor diye yaygara koparanların halini de şubat ayı sonunda gördük. Şubat ayında yüzde 50'yi aşan bir ihracat artışı; ocak artı şubatın toplamında da, yine yüzde 30'lar civarında bir ihracat artışı. Kaldı ki, bu sene özellikle turizmle ilgili beklentilerimiz çok olumlu. Geçen seneye göre ciddî bir artış öngörüyoruz bu sene.

İthalata bakıyoruz, kompozisyonu son derece sıhhatli. Geçen sene 17 milyar dolarlık makine ithalatı yapılmış Türkiye'ye. Eğer 17 milyar dolarlık makine aldıysak, bu yüzden de 15 milyar dolar cari açık olduysa -kusura bakmayın- bunu mesele yapanlar -açıkça söylüyorum- farklı yaklaşımlar içerisinde.

Bugünün makine ithalatı, yarının ürün ihracatıdır ve bir makine en az kendi bedeli kadar her sene ihracat yapar. Böyle kaba saba yaklaşımlarla, detaylı analizler yapmadan, hele hele daha önceki yıllarla bu yıllar arasında bazı analojiler kurarak, vay falanca yıl şu olmuştu, işte benzeri de bu yıl olacak gibi yüzeysel yaklaşımlara girenlerin arka arkaya kredibilite kaybına uğradığını görüyoruz. Şöyle bir açın bakın; ikibuçuk senedir yaygara koparmaya çalışanlar, olumsuzluk pompalamaya çalışanlar defalarca kredibilite kaybına uğramıştır, bundan sonra da uğrayacaklardır. Burada niyet önemli. Bilimsel yaklaşmak lazım konulara. Konulara ideolojik gözlükle değil, gerçekçi gözlüklerle bakmak lazım.

Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in Iğdır'la ilgili (6/1401) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum. Iğdır İline yönelik kamu yatırımlarına ve cari harcama ödeneklerine ilişkin gelişmelerin Devlet Planlama Teşkilatı ve Maliye Bakanlığı tarafından... Ki, aynı soru diğer bakanlıklarımıza da sorulmuş, onlar tarafından cevaplandırılacağını düşünüyorum. Yalnız, bu vesileyle, Bakanlığımla ilgili olarak birkaç hususu belirtmekte de yarar görüyorum.

2004 yılında da, Hazine Müsteşarlığının teşvik faaliyetleri kapsamında Iğdır İlinden yapılan teşvik müracaatları, belirlenen kriterler çerçevesinde değerlendirilmiştir. 2004 yılında Iğdır İline 5,6 trilyon doğrudan gelir desteği ve 311 milyar TL hayvancılık desteği ödemesinde bulunulmuştur.

Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan'ın, (6/1445) sayılı sözlü soru önergesine cevap veriyorum; ki, bu sözlü soru önergesi, personel atamaları ve geçici personele dönersermayeden ödenen payla ilgilidir.

Hazine Müsteşarlığına naklen atanan personel sayısı 84'tür. Üst kadrolara atanan Müsteşar İbrahim Çanakçı BDDK'dan gelmiştir, Müsteşar Yardımcısı Cavit Dağdaş Merkez Bankasından gelmiştir, Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü Memduh Aslan Akçay BDDK'dan gelmiştir, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdür Vekili Ahmet Büyükkaymaz İstanbul Büyükşehir Belediyesinden gelmiştir ve Müsteşarlık Müşaviri Şeref Efe ise, Sayıştaydan gelmiştir.

Aynı dönemde istisnaî kadrolara atanan personel sayısı nedir; Hazine Müsteşarlığında yoktur

Yine, Hazine Müsteşarlığında, 58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde diğer bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşlarından vekâleten atanan personel yoktur, geçici görevli personel sayısı da 1'dir.

Yine, Hazine Müsteşarlığında dönersermaye olmadığından, çalışanlara ödenen herhangi bir pay da bulunmamaktadır.

Yine, Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in, atamalara ilişkin (6/1230) sayılı sözlü soru önergesinin cevabını veriyorum.

Birinci soru, sorumluluğumuzda bulunan kurumlara kaç kişinin devlet memurları sınavıyla atamasının yapıldığına ilişkin.

Stajyer hazine kontrolörlüğü giriş sınavını kazanan, 2002'de 7 kişi, 2003'te 14 kişi, 2004'te 12 kişi olmak üzere, toplam 33 kişi vardır.

Hazine uzman yardımcılığı sınavını kazanan, 2002'de 15, 2003'te 15, 2004'te 25 olmak üzere, toplam 55 kişi vardır.

Sigorta denetleme uzman yardımcılığı ve aktüer yardımcılığı sınavını kazanan, 2002'de toplam 4 kişi vardır.

Bunların hepsini topladığınızda da -bu 2002, 2003, 2004'ün toplamında- 92 kişinin ataması yapılmıştır ve görevlerine başlamışlardır.

"Aynı kurumu tercih ettiği halde, daha az puanla göreve başlattığınız personel var mıdır" sorusuna cevap; yoktur.

"Geçici işçi statüsünde kaç kişi, hangi kriterlerle göreve başlamıştır?" Hazinede geçici işçi statüsünde eleman çalıştırılmamaktadır.

"İstisnaî kadro hükümleri çerçevesinde kaç kişi göreve başlatılmıştır?" İstisnaî kadro çerçevesinde göreve başlatılan yoktur.

"28 Kasım 2002 tarihinden bugüne kadar, kurumlarda kaç personelin görevine son verilmiştir?" Hazine Müsteşarlığında 3 müsteşar yardımcısı, Başbakanlık müşavirliğine atanmıştır.

"Mahkeme kararıyla görevine iade edilen personel var mıdır" sorusuna cevap da; yoktur.

Teşekkür ediyorum ve soruların tümüne cevap vermiş olduğumu düşünüyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara). “Mersin mv.hüseyin güler'in kredi kartı faizlerine (6/712),bankalardan yapılan döviz transferlerine ilişkin(6/858),manisa mv.nuri çilingir'in 2003 yaş üzüm ihracat teşvikine(6/721),adana mv.kemal sağ'ın halk bankasına (6/736),ankara mv.yakup kepenek'in ziraat ve halk bankalarının yeni yönetimine ilişkin(6/738),abd'den sağlanan krediye ilişkin(6/744),diyarbakır mv.muhsin koçyiğit'in devlet alacaklarına(6/745),kredi kartı borçlarına(6/746),balıkesir mv.orhan sür'ün davalı ziraat bank. yöneticilerine(6/939),kars mv. selami yiğit'in kredi kartı faizlerine(6/960),ığdır mv. dursun akdemir 'in iç ve dış borçlara(6/983),atanan ve görevden alınan personele ilişkin(6/1230),bütçeden ığdır'a ayrılan ödenek miktarınailişkin(6/1401),niğde mv.orhan erarslan'ın hayvancılık kredilerine ilişkin(6/1701),muğla mv.fahrettin üstün'ün yapılan atamalara ilişkin(6/990),balıkesir mv.orhan sür'ün halk bankası kredisi kullanan bir firmaya ilişkin(6/1188),malatya mv.f.mevlüt aslanoğlu'nun halkın altın tasarrufunun”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 8 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2005-03-08-mersin-mv-huseyin-guler-in-kredi-karti-faizlerine-6-712-bankalardan (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
