# Avrupa birliğinde gelinen nokta ve önümüzdeki dönemde uygulanacak politikalar konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim
- **Tarih:** 17 Ocak 2006
- **Gündem:** AVRUPA BİRLİĞİNDE GELİNEN NOKTA VE ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE UYGULANACAK POLİTİKALAR KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2006-01-17-avrupa-birliginde-gelinen-nokta-ve-onumuzdeki-donemde-uygulanacak-poli-2

> Ali Babacan (AK Parti), 17 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVRUPA BİRLİĞİNDE GELİNEN NOKTA VE ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE UYGULANACAK POLİTİKALAR KONUSUNDA); konuşma 744 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gruplar adına ve şahsı adına söz alan değerli milletvekillerinin görüşlerini dikkatle takip ettim, dinledim. Birkaç konuya kısaca değinmek istiyorum.

Öncelikle, Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle olan ilişkileri kapsamındaki konularla Türkiye'nin Avrupa Konseyiyle ilişkileri kapsamında olan konuları, tabiî, burada birbirinden, belki ayırmak gerekiyor. Biliyorsunuz, Türkiye, neredeyse elli yıldır Avrupa Konseyinin üye ülkelerinden bir tanesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de oluşumunda yer alan bir ülke. Dolayısıyla, gündeme gelen konulardan bazıları, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin dışında, Avrupa Birliği konusu hiç olmasıydı, yine, gündemde olacaktı bu konular. Burada bu ayırımın yapılması gerektiğini önemsiyorum.

Yine, gündeme getirilen bir konu; Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği konusunda bazı farklı görüşlerin dile getiriliyor olması, Avrupa'da bazı liderlerin ya da bazı yetkililerin yaptıkları açıklamalar. Şimdi, Türkiye'nin, bu 17 Aralık kararından sonra, hele hele 3 Ekim tarihinden sonra içine girdiği süreç, artık, geri dönülmez bir süreç. Kim ne derse desin, Türkiye, artık, katılım sürecine girmiş bir ülke. Bu sürece girdikten sonra Türkiye'nin yapması gereken, özellikle bu reformlara odaklanmak; eğer, her adımda, her gün "falanca, şu ülkeden şunu dedi; bak, şu ülkeden şöyle bir açıklama geldi" diye, biz, eğer, moralimizi bozacaksak ya da ortaya koyduğumuz hedeflerden uzaklaşacaksak, bu, son derece sakıncalı bir yaklaşım. Kaldı ki, Türkiye, bu katılım sürecini tamamladığında; yani, bu 35 faslın tamamında müzakereleri başarılı bir şekilde bitirdiğinde, çok farklı bir Türkiye olacak. Türkiye'nin algılanması da bugünkü algılanmasından çok çok farklı olacak. Üstelik, bugün adı geçen bu kişilerden kaç tanesi hâlâ aynı pozisyonda olacak bundan sekiz sene sonra, on sene sonra; o da ayrı bir tartışma konusu. Dolayısıyla, biz, sürecin sonuyla ilgili bazı endişeleri, bazı şüpheleri, sürekli kamuoyunun gündeminde tutup da, bu endişelerle vakit geçirme yerine, Türkiye'nin kazanarak çıkacağı bir dönemin içinde kararlı adımlarla yolumuza devam etmemiz gerekiyor.

İlerleme raporuyla ilgili bazı konular gündeme getirildi. Doğrudur; ilerleme raporunda… Zaten adı üzerinde, ilerleme raporu; yani, Türkiye, bir sene önce neredeymiş, bu sene nereye gelmiş; bu ikisini mukayese eden ve bu süre içerisinde kat edilen mesafeleri, yapılanları, yapılmayanları anlatan bir rapor bu. Bu raporda tabiî ki eksikliklerden bahsedecekler. Yok, Türkiye, mükemmel, eksiksiz bir şekilde Avrupa Birliğine uyum konusundaki tüm çalışmalarını tamamlasaydı, zaten bu önümüzdeki süreçten geçmeye gerek de yoktu, ihtiyaç da yoktu. Bu eksiklikler tabiî ki olacak, bunların biz farkında olacağız. Haa, hemen yapmamız gerekenleri ya da hemen yapılması işimize gelenleri hemen yapacağız, bize bugün hemen fayda getirecekleri hemen yapacağız; ama, bazı konuların, belki, sosyal maliyeti olabilir, ekonomik maliyeti olabilir, onları da zamana yayacağız. Biz, bunu, zaten, daha önce de bu şekilde yürüteceğimizi açıkladık.

Sosyal maliyet, ekonomik maliyet; bu da gündeme getirilen konulardan bir tanesiydi. Bunlar kısa vadeli maliyetler olacak. Belki, kısa vadede bazı maliyetlere katlanacağız; ama, bu kısa vadede maliyetli gibi görünen konular bile uzun vadede, yine, Türkiye'nin, inşallah, çıkarına olacak.

Yine, bir soru vardı "acaba ne kadardır bu işin Türkiye'ye maliyeti" diye. Tabiî, bunu kesin böyle rakamlara döküp de ileriye doğru bir tahmin yapmak çok gerçekçi değil; ancak, ben, şunu söyleyeyim ki, sadece ve sadece şu üç yıldır faizlerin düşmesinden Türkiye'nin elde ettiği rakamı az çok hesaplayabiliyoruz. Yani, şöyle basit bir hesap yaptığımızda, diyelim ki, faizler Türkiye'de hiç düşmeseydi, devraldığımız günkü -yüzde 65-66 oranlarındaydı biliyorsunuz- şekilde devam etseydi, bu üç yılda, Türkiye, 100 milyar YTL'nin üzerinde, yani, eski rakamla 100 katrilyonun üzerinde daha fazla bir faiz ödemek zorunda kalacaktı. Haa, biz, bunu ödemedik. Bu süre içerisindeki kazançlarımızı böyle yaklaşık olarak hesap edebiliyoruz. Haa, ilerideki maliyetleri ne olabilir; onun, çok böyle, şu anda, ileriye doğru tahmin olarak rakamlara dökmenin zaten çok doğru olacağını da düşünmüyoruz açıkçası. Kaldı ki, eğer, ileriye doğru maliyetler hesap edilecekse, yine ileriye doğru tüm kazançların faydalarının da ayrıca hesap edilmesi lazım; çünkü, bu işin sadece bize maliyeti var -sosyal maliyeti var, ekonomik maliyeti var- diye o perspektiften bakarsak, uzun vadeli kazanımları gözardı edersek bu da yine sıhhatli bir yaklaşım olmaz diye düşünüyorum.

Yine, Kıbrıs konusundaki bizim politikalarımız çok çok açık. Bakın, baştan beri söylediğimiz bir şey var, diyoruz ki, Birleşmiş Milletler çerçevesinde nihaî ve kapsamlı bir çözüm. Bunun için de, şimdiye kadar yapabileceğimiz her şeyi yaptık. Geçen sene, özellikle referandumlara doğru giden süreçte Türkiye, çözüm konusunda ne kadar kararlı olduğunu ve ne kadar iyi niyetli olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Çözüm isteyen taraf olduğunu, çözüm konusunda her zaman bir adım önde olacak taraf olduğunu da bütün dünyaya gösterdi. Ha, bundan sonra, yine, bizim duruşumuz aynıdır. Birleşmiş Milletler çerçevesinde nihaî ve kapsamlı çözümdür Kıbrıs'ta olması gereken. Bunun için de, yine, biz, hep çözüm arayan taraf olduk, bundan sonra da arayan taraf olacağız.

Öte yandan, kısıtlamalar konusu… Bizim, yine, biliyorsunuz, açıkladığımız bir yaklaşım var, ne diyoruz…

---

**Kaynak gösterme:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara). “Avrupa birliğinde gelinen nokta ve önümüzdeki dönemde uygulanacak politikalar konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 17 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2006-01-17-avrupa-birliginde-gelinen-nokta-ve-onumuzdeki-donemde-uygulanacak-poli-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
