# Avrupa birliğinde gelinen nokta ve önümüzdeki dönemde uygulanacak politikalar konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim
- **Tarih:** 17 Ocak 2006
- **Gündem:** AVRUPA BİRLİĞİNDE GELİNEN NOKTA VE ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE UYGULANACAK POLİTİKALAR KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2006-01-17-avrupa-birliginde-gelinen-nokta-ve-onumuzdeki-donemde-uygulanacak-poli

> Ali Babacan (AK Parti), 17 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVRUPA BİRLİĞİNDE GELİNEN NOKTA VE ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE UYGULANACAK POLİTİKALAR KONUSUNDA); konuşma 1.981 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğine üye olan ve aynı zamanda aday olan ülkelerin parlamentoları, Avrupa Komisyonunun yıllık yasama ve çalışma programı hakkında, genel görüşme yoluyla değerlendirmelerde bulunmaktadırlar. Bu görüşmeler komisyonun çalışmalarına katkı yapmakta ve ülkelerde Avrupalılık bilincinin gelişmesini sağlamaktadır.

Yüce Meclisimizin bu vesileyle gerçekleştirmekte olduğu bugünkü genel görüşmede, Avrupa Komisyonunun 2006 yasama ve çalışma programına ilişkin görüşlerimi açıklamak ve Avrupa Birliğine katılım sürecimizle ilgili yürüttüğümüz çalışmalara değinmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılında göreve gelen Avrupa Komisyonu, stratejik hedeflerini dört ana konuda belirlemiştir. Bunlar, refahın artırılması, dayanışmanın geliştirilmesi, güvenliğin pekiştirilmesi ve Avrupa'nın dünyada bir küresel aktör olması şeklindedir.

Avrupa Komisyonunun 2006 yılı yasama ve çalışma programı da, yine, bu dört hedefe ulaşmayı amaçlamaktadır.

Avrupa Komisyonu, refahın artırılması konusunda, Lizbon stratejisi konusundaki uygulamaları iyileştirmek, böylece büyüme ve istihdam alanlarında ilerleme kaydetmek istemektedir. Dayanışma başlığı altında, yine, Avrupa Komisyonu, bir yandan sosyal adalet, işte kadın-erkek eşitliği, iş sağlığı ve güvenliği ile özel hukuk konularına eğilmekte, diğer yandan da, Avrupa'nın yaşlanan nüfusunun ve bununla ilgili sorunların çözümünü bulmak için çalışmalar yapmaktadır.

Terörü daimî bir tehdit olarak değerlendiren Komisyon, terörizmle mücadelede finansman kaynaklarının kurutulması; terör mağdurlarının, kurbanlarının korunması; güvenlik kuruluşları arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi ve bilgi değişiminin etkinleştirilmesi yoluyla, terörist ve diğer suç odaklarıyla daha iyi ve birlikte mücadele etmeyi amaçlamaktadır. Avrupa Komisyonunun 2006 yasama ve çalışma programı, Avrupa Birliğini bir dünya aktörü yapmada genişlemenin önemli bir enstrüman olarak devam etmesi gerektiğini de vurgulamakta ve bu çerçevede, ülkemizin katılım müzakerelerini de desteklemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dört ana başlık altında ele aldığımız Avrupa Komisyonunun 2006 yılı yasama ve çalışma programının temas ettiği konuların neredeyse tamamı, ülkemizi de çok yakından ilgilendirmektedir. Ekonomik büyüme ve istihdamdan sosyal adalet ve göç olgusuna, terörizmle mücadeleden dış ilişkilere, Avrupa Komisyonunun Avrupa Birliğinin öncelikli hedefleri olarak ele aldığı her konu, Türkiye'nin de geleceğini ilgilendiren konulardır. Bu nedenle, Avrupa Birliği konulu bu genel görüşmenin Türkiye Büyük Millet Meclisimizde yapılıyor olması da çok önemlidir.

Avrupa Birliği açısından genişleme, barış ve istikrar, demokrasi ve refah anlamına gelmektedir. Türkiye'de de, biliyorsunuz, biz, bu değerleri paylaşıyoruz ve katılım sürecimizi de bu anlayışla yürütüyoruz. Üstelik iyi biliyoruz ki, Türkiye, Avrupa Birliğinin istikrar ve güvenliğine çok önemli katkılarda bulunacak. Yine, Türkiye, Avrupa Birliğine yeni bir stratejik boyut kazandıracak. Türkiye'yi içine almış bir Avrupa Birliği, artık, gerçek anlamda bir küresel güç olabilecek. Türkiye'yle beraber, Türkiye'yi içine almış bir Avrupa Birliği, temsil ettiği kitleler açısından, temsil ettiği kültürler açısından ve sahip olduğu çeşitlilik açısından değerlendirildiğinde, gerçek anlamda bir küresel güç olacak. Yine, Türkiye ile Avrupa Birliğinin, çevre ülkelerde ve özellikle Asya'daki algılanması da köklü bir şekilde değişecek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, Hükümetimiz, üç yıldır, çok önemli siyasî ve ekonomik reformları gerçekleştirdi; ki, bazıları, Türkiye'nin içinden geçtiği bu sürece "sessiz devrim" adını bile verdi. 3 Ekim sonrasında şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Türkiye için, artık, yepyeni bir dönem başladı; artık, 3 Ekim tarihinden sonra, Türkiye, tüm ülkeler arasında, farklı bir ligde, farklı bir kategoride değerlendiriliyor. Bu süre içerisinde gerçekleştirdiğimiz ekonomik reformlar siyasî reformları destekledi, siyasî reformlarımız da ekonomik reformlarımızı destekledi ve her iki reform alanında, bir arada, çok kuvvetli bir sinerji oluşturdu. Bu süre içerisinde, ekonomik kazanımlarımızı elde edemeseydik, Türkiye, hâlâ, krizlerle boğuşan bir ülke olsaydı, ne 17 Aralıkta ne de 3 Ekimde verilen kararlar, belki de, böyle, rahat bir şekilde verilemezdi. Yine, gerçekleştirdiğimiz siyasî reformlar olmasaydı, Türkiye'nin uzun vadedeki öngörülebilirliği ve bunun ekonomik yansımaları da gerçekleşemezdi. Her iki reform alanının da, birbirine, çok önemli katkıları oldu ve bu süreç, daha Türkiye üye olmadan yıllar önce, Türkiye'nin çehresini değiştirmeye başladı.

Evet, belki üyeliğimize daha uzunca bir süre var önümüzde; ancak, biz, kazanımları bugünden elde etmeye başladık. Bakın, tarih 16 Aralık 2004, yani, 17 Aralık kararlarının alındığı günden bir gün önceki gün; o gün, faizlere bakıyorsunuz yüzde 23 civarında, borsa 23 935'ten kapanmış; bugün -ki, bugün yapılan ihalede Hazinenin gösterge faizi yüzde 13,56; ki, bu 13,56 stopajlı bir rakam; yani, yüzde 13,56'lık bir faiz gelirinden, devlet tekrar yüzde 15 stopaj kesecek; nette bunun 2 puan altını düşünmek gerekiyor- yüzde 23'ten 13,56 eksi 2 puana düşüş, yine, borsanın ulaştığı nokta -bugün öğlen itibariyle- 44 000'in üzerinde. Bu ne demek değerli arkadaşlar; bu, Türkiye'nin taşının toprağının, artık, önceki dönemlere göre çok daha değerli olması demek.

Şöyle bir özelleştirmelere bakıyoruz, 17 Aralık öncesi konuşulan rakamlara bakın, 2005 yılı içerisinde gerçekleştirdiğimiz özelleştirmelerde ulaşılan rakamlara bakın ve o aradaki farkın oluşmasındaki en önemli sebep, bu Avrupa Birliği sürecinin aksamadan, yolunda devam ediyor olmasıdır. Tabiî ki, ekonomik programımızın kararlılıkla uygulanmaya devam edilmesinin payı da burada çok büyüktür; ancak, Avrupa Birliği süreci ve bu süreçle gerçekleştirdiğimiz reformlar da bu sonucu getiren en önemli faktörlerdir.

Türkiye bu süreçte neler kazanmıştır diye şöyle bir dönüp bakalım. Türkiye, bundan üç sene öncesine kadar çok daha iyi işleyen bir demokratik sisteme sahip olan bir ülkedir, daha iyi bir demokrasi vardır Türkiye'de üç yıl öncesine göre. Yine, insan hakları konusunda, özgürlükler konusunda Türkiye'nin ve Türk Halkının elde ettiği kazanımlar ortadadır. Bu süreç içerisinde, hukukun üstünlüğü ilkesi artık Türkiye'de çok daha derin bir şekilde anlam kazanmakta ve uygulamalar da gittikçe iyileşmektedir.

Bazıları diyor ki, Türkiye, bu Avrupa Birliğiyle ilgili çok tavizler veriyor, bazı şeyler kaybediyor. Şöyle bir dönüp bakacak olursak, biz, üç yılda hangi tavizi verdik, neyi kaybettik ya da bu süreç içerisinde neler kazandık, nelere sahip olduk; tek bir taviz, tek bir ödün yoktur bu dönemde, hiçbir konuda hiçbir kaybımız olmamıştır; tam tersine, çok büyük kazanımlar vardır. Bu kazanımlar, Türkiye'de yaşayan herkesin çok daha yüksek standartlara ulaşmasını sağlamıştır. Biz, hep beraber, bu süreçten, şimdiye kadar kârlı çıktık, bundan sonra da kazanan olmaya, kârlı çıkmaya devam edeceğiz.

Artık Türkiye, önünü görebilen bir ülkedir. Türkiye'nin öngörülebilirliği çok çok artmıştır. Bundan on sene sonra, yirmi sene sonra nasıl bir Türkiye sorusunun cevabını artık herkes çok daha kolay vermektedir. Oysa, içinde bulunduğumuz coğrafyaya şöyle bir bakın, komşu ülkelere şöyle bir bakın; Türkiye'nin nasıl zor bir coğrafyada olduğunu şöyle bir düşünün. Ve bu coğrafyadaki diğer ülkelerin, acaba, değil on sene sonrası, yirmi sene sonrası, üç sene sonrası, beş sene sonrasını düşünebiliyor musunuz ya da nasıl bir değişim, nasıl bir dönüşüm hayal edebiliyorsunuz. İşte, Türkiye, artık bölgesinde istikrarın direği olmuş, istikrarın temeli olmuş bir ülkedir. Türkiye'nin bu özelliği, bu güçlü ve istikrarlı konumu, bölgenin geleceği açısından da son derece önemlidir. Avrupa Birliği ile bütünleşmiş bir Türkiye, Avrupa Birliğinin içerisinde hak ettiği yeri almış bir Türkiye, bölgemizin de istikrarı için, uzun vadedeki barışı için son derece büyük önem taşıyacaktır.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğine katılım sürecimiz, üç temel hatta devam etmektedir. Bu hatlardan bir tanesi, belki de en kapsamlısı, Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesiyle ilgili çalışmalarımızdır. İkinci hat, Kopenhag Siyasî Kriterlerinin uygulanması, reformların derinleştirilmesi, rafine edilmesiyle ilgili hattır. Üçüncü hat da, iletişim, özellikle sivil toplum diyalogunun güçlendirilmesidir.

Birinci hat, yani Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesi ve uygulanmasıyla ilgili olan çalışmalar, katılım müzakerelerinin de temelini oluşturuyor. Burada biz, kendi kurallarımızı ve kurumlarımızı Avrupa Birliğinin kuralları ve kurumlarıyla uyumlu hale getiriyoruz.

Biliyorsunuz, bu çalışmaları 35 ayrı fasılda yapacağız. Müktesebat, Türkiye ve bir başka ülke için toplam 35 fasla ayrılmış durumda, dilimlenmiş durumda ve fasıl fasıl konuları ele alıp çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız. Bu çalışmaların ilk etabı, tarama. Taramada ne yapıyoruz derseniz; her bir fasıl için, öncelikle, Avrupa Birliği uygulamaları nedir; heyetlerimiz gidiyorlar, o uygulamalar konusunda brifingler alıyorlar, daha sonra da aynı konuların karşılığında, biz şu anda ne yapıyoruz, uygulamalarımız nedir, kurumlarımız nerededir, kurallarımız nerededir, Avrupa Komisyonuna bunu anlatıyoruz. Dolayısıyla, bu çalışma iki etaptan oluşuyor; birincisine "tanıtıcı tarama" diyoruz, ikinci etabına da "ayrıntılı tarama" diyoruz. Bu çalışmalar 3 Ekim tarihinden hemen sonra, 17 gün sonra, 20 Ekim 2005 tarihi itibariyle başlamış durumda.

Bugüne kadar 6 fasılda tanıtıcı tarama, 7 fasılda da ayrıntılı tarama çalışmasını tamamladık ve bugünlerde yine bir heyetimiz Brüksel'de 7 nci faslın tanıtıcı taramasıyla ilgili çalışmalarını yürütüyor. Önümüzdeki hafta iki heyet birden Brüksel'de olacak, bir faslın tanıtıcı taraması yapılırken, bir başka oturumda da bir diğer faslın ayrıntılı taraması yapılacak. Bu süreç, eylül ayının sonunda, inşallah, tamamlanmış olacak; yani, bizim taramayla ilgili yaptığımız bu çalışmalar Eylül 2006 itibariyle tamamlanmış olacak; yani, yaklaşık 12 ay gibi bir sürede tüm müktesebatın taramasını tamamlayacağız.

Bir yandan da taraması tamamlanan fasıllarla ilgili, artık fiilî müzakerelerle ilgili süreçlere de yavaş yavaş başlıyoruz. Bakın, ilk fasılla ilgili -yani, bilim ve araştırma faslıyla ilgili- bir taslak rapor, tarama raporu geldi ve bu ayın sonuna kadar netleştirilip, üye ülkelere bu komisyon tarafından sunulacak. Bu raporun tavsiyesi ışığında da, biz, fiilî müzakerelerin önümüzdeki dönemde, yakın bir dönemde başlamasını da bekliyoruz.

Tabiî, bu fiilî müzakerelere geçiş için tüm fasılların taramasının bitmesi gerekmiyor; her bir faslın kendi içinde birbirinden bağımsız çalışmaları var ve bu çalışmalar birbirlerini etkilemeyecek şekilde ayrı hatlarda yürüyor. Dolayısıyla, 35 tane birbirine paralel şerit düşünürseniz, bu 35 ayrı paralel şeritte çalışmalar devam edecek. Öyle anlar gelecek ki, belki biz 3-4 tane faslın müzakerelerini tamamlamışken, bir başka faslın tarama raporu daha yeni gelmiş olacak ve o tarama raporuyla ilgili görüşlerimizi gönderiyor olacağız. Dolayısıyla, 35 ayrı fasılda ve bir arada yürüyen çalışmalar olacak bunlar.

Bu katılım süreciyle ilgili çalışmalarımızda, 5 kuruluşumuzun temsil edildiği bir İzleme ve Yönlendirme Komitesi kurduk, bildiğiniz gibi. Burada, Başbakanlık Müsteşarlığı, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Devlet Planlama Teşkilatı ve bizim Brüksel'deki Avrupa Birliği nezdindeki temsilciliğimiz, bu 5 kurumun temsil edildiği bir İzleme ve Yönlendirme Komitesi. Diğer tüm kurum ve kuruluşlarımız da, ilgili olduğu fasıllarla ilgili çalışmalara en üst düzeyde katılmaktalar.

Bu katılım sürecinin gerektirdiği çalışmalar oldukça kapsamlı ve oldukça detaylı konular ve bizim buradaki temel stratejimiz hep, kimin eli taşın altındaysa, bu değişim sürecinin o kişiler tarafından üstlenilmesi ve bu katılım sürecinin, bu müzakere sürecinin bizzat uygulamanın içindeki kişiler tarafından yapılıyor olması.

Avrupa Birliği Komisyonuyla da bu süreç içerisinde yoğun bir temas içerisindeyiz ve komisyon da, bu çalışmalarımıza şu ana kadar gerçekten çok büyük bir destek verdi. 12 ve 14 Aralık tarihlerinde geniş katılımlı toplantılar düzenledi Komisyon, birisi Ankara'da, birisi İstanbul'da; hem ilgili kamu kesiminin hem de sivil toplum kuruluşlarının katıldığı toplantılar oldu bunlar. Bunların amacı, süreç hakkında ilgili tüm çevreleri bilgilendirmekti.

Ayrıca, biz de, her faslın tarama çalışması tamamlandığında, tamamlanan fasıllarla ilgili bilgilendirme ve değerlendirme toplantıları düzenliyoruz. Bu toplantılara 100'ün üzerinde sivil toplum kuruluşunu davet ediyoruz ve ilgili tüm kamu kuruluşlarını davet ediyoruz. Önümüzdeki cumartesi günü bu toplantılardan üçüncüsünü yapacağız 5 inci ve 6 ncı sıra nolu fasıllarla ilgili. Geniş katılımlı toplantılarda interaktif bir ortam var; bu ortamda, tarama çalışmalarıyla ilgili heyet başkanı arkadaşlarımız katılımcılara bilgi veriyorlar; daha sonra da, soru-cevaplarla katılım çalışmalarında neler yapıldı, o faslın kapsamı nedir, konular nedir; bu konuda çok detaylı bilgiler veriliyor.

Dolayısıyla, yaptığımız her çalışmayı da, çok geniş kitlelerle anında paylaşıyoruz. Bu tarama çalışmaları sırasında, taraması biten her bir fasılla ilgili, hem Brüksel'de bizim aldığımız sonuçlar hem de bizim komisyona yaptığımız sunuşlar, anında Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin web sitesine konuluyor; yani, evinde oturan herkes ya da ofisindeki herkes girip internete baktığı zaman, tarama çalışmalarında ne var ne yok, detaylı bir şekilde görebiliyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyasî reformlarla ilgili olarak, son üç yıldır, Hükümetimiz, Yüce Meclise çok önemli tasarılar sundu. Bunlar, komisyonlarda öncelikli olarak görüşüldü, Genel Kurulda etraflıca tartışıldı görüşüldü ve çoğu zaman da, Anamuhalefet Partimizin de desteğiyle bunlar kabul edildi. Böylece, 17 Aralık tarihinden önce, Türkiye, siyasî reformlar konusunda, kritik eşik diyebileceğimiz seviyeyi geçti ve artık müzakerelere başlamaya hak kazanmış bir ülke konumuna geldi.

Burada ben özellikle kritik eşik tabirinin altını çizmek istiyorum; çünkü, biz, henüz, siyasî reformlarda yüzde 100 olarak her şeyi tamamladık, yaptık, uygulamada her şey mükemmel demiyoruz, diyemiyoruz. Bu konuda, iyileştirmelere mutlaka ihtiyaç var. Reformların rafine edilmesi gerekiyor, derinleştirilmesi gerekiyor. Tabiî, bu, aynı zamanda bir zihniyet değişimi, bir zihinsel değişim, dönüşüm, bir kültürel dönüşüm. Bunun zaman alması da gayet doğal; bu, vakit alacak. Ancak, önemli olan, burada, Türkiye neyi hedeflemiştir ve hangi yöne doğru ilerlemektedir, buna bakmak gerekiyor.

Uygulamayla ilgili sorunlar oldu, bundan sonra da olacak; ancak, hem bunlar nitelik olarak hem de nicelik olarak daha az olacak, daha az sorunlarla karşı karşıya kalacağız uygulamada. Biliyorsunuz, bir reform izleme grubumuz var. Bu yapı sayesinde, bu yapı vasıtasıyla uygulamayla ilgili her bir sorun tek tek masaya yatırılıyor ve sorunların üzerine gidiliyor. Uygulamaların ve bu hataların, sorunların kaynağına iniliyor ve bir daha tekrarlanmaması için ne gerekiyorsa tedbirler alınıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Babacan (AK Parti, Ankara). “Avrupa birliğinde gelinen nokta ve önümüzdeki dönemde uygulanacak politikalar konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 17 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2006-01-17-avrupa-birliginde-gelinen-nokta-ve-onumuzdeki-donemde-uygulanacak-poli (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
