# Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Coşkun (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim
- **Tarih:** 22 Haziran 2004
- **Gündem:** ENDÜSTRİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK. KAN.TAS.(SS.611 VE 611'E 1 İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-coskun-22-2004-06-22-endustri-bolgeleri-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas-ss-611-ve-611-e-1-i

> Ali Coşkun (AK Parti), 22 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENDÜSTRİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK. KAN.TAS.(SS.611 VE 611'E 1 İNCİ EK)); konuşma 1.608 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili genel bir bilgi arz etmek istiyorum.

Endüstri Bölgeleri Kanununun 19.1.2002 tarih ve 24645 sayılı, Endüstri Bölgeleri Yönetmenliğinin ise 2.8.2002 tarih ve 24834 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, çeşitli yörelerimizden endüstri bölgesi kurulması yönündeki talepler Bakanlığımıza intikal etmiştir. Ancak, yasada endüstri bölgelerinin yönetimiyle ilgili olarak öngörülen kurulda -Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında 13 müsteşar, 1 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği temsilcisi, 1 genel müdürden meydana gelmesi dolayısıyla- uzun süre herhangi bir çalışma yapılamamıştır. Bizim Hükümet oluşumuzdan sonra, bir defa toplanan kurul, bu yasayla çalışılamayacağı konusunda karar vermiş

(x) 611 ve 611’e 1 inci ek S. Sayılı Basmayazılar tutanağa eklidir.

ve yasanın değiştirilmesi karara bağlanmıştır. Bu kapsamda ilgili kurumların, bütün bakanlıkların görüşleri alınarak, yasada, şimdi sizlere arz edilen değişiklikler yapılmış ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonumuzda da yeniden değerlendirilerek bazı düzenlemelerle Yüce Meclisimize sunulmuştur.

Tasarıyla amaçlanan, yatırımların teşvik edilmesi, yurtdışında çalışan, özellikle Türk tasarruf sahiplerinin tasarruflarının Türkiye'ye yatırıma yönlendirilmesi, yabancı ve yerli sermaye girişiminin önündeki bürokratik engellerin kaldırılmasıdır.

Bu vesileyle, Almanya'da, Türk vatandaşlarımızla yaptığımız toplantı hakkında bilgi sunmak istiyorum. İşçi olarak Almanya'ya giden gurbetçilerimizin birçoğunun aynı zamanda Alman vatandaşı olduğunu, diğer Avrupa ülkelerinde de vatandaşlık haklarını kazandıklarını biliyorsunuz. Sadece Almanya'da, 7 500 000 000 euroluk yatırım yapan Türk müteşebbislerinin, yılda 35 milyar euro ciro yaptığı, 300 000 kişiye istihdam doğurduğu ve ayrıca, bu müteşebbislerin dışındaki vatandaşlarımızın tümünün, bankalarda 50 milyar euronun üzerinde resmî tasarrufları olduğu, Alman-Türk Araştırma Vakfının raporlarından, bu toplantıda bizlere sunulmuştur.

Özellikle, işçi olarak giden, teknisyen olarak giden, mühendis olarak giden ya da orada tahsilini tamamlayıp iş hayatına atılan bu müteşebbislerin, büyük ölçüde, sağlanan siyasî istikrar ve sosyal barış ortamında, Türkiye'deki güven ortamının getirdiği ve 2003 yılında sağlanan makroekonomik dengelerdeki düzenlemeler dolayısıyla sürdürülebilir bir büyümenin de artık herkes tarafından kabul edildiği bir ortamda yatırım yapmak istedikleri açıkça bildirilmiştir. Tekrar, 12-13 Temmuzda, Stuttgart'ta yatırımcılarla bir toplantı düzenleniyor ve yine, Türkiye'deki yatırım imkânları değerlendirilecek. Bu toplantıya da, Hükümet adına ben davet edilmiş durumdayım.

Bu yasa, vatandaşlarımızın, doğduğu, büyüdüğü sosyal çevresine yeniden yatırım yapmak istediği böylesine bir ortamda fevkalade önem taşımaktadır. Biz, bunu, sadece yabancı sermaye ya da buradaki yerli yatırımcılar açısından değil, özellikle yurtdışındaki tasarrufçu yatırımcılarımız açısından da fevkalade önemli buluyoruz.

Yasa tasarısındaki temel düşünce, sanayi parseli kiralaması yoluyla yatırımcıların doğrudan yatırım yapması ve bölgede yatırım yapacak tüm yatırımcıların gerekli izin, onay ve ruhsatlarının en fazla üç ay içinde bir merciden verilmesidir.Gelen taleplerin değerlendirilmesi, talepte bulunan yörelerden bir kısmının yerinde incelenmesi yönündeki çalışmalar sürmektedir. Aynı zamanda, bu taleplerden bazılarının yerinde incelemeleri yapılmış olup, raporları hazırlanmıştır; ancak, henüz hiçbir çalışma Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kuruluna sunulmamıştır. Kaldı ki, bunlardan bir veya iki tanesinin ruhsat sorunları olmakla beraber -şeffaf yönetimi benimsemiş Hükümetimiz ve Bakanlığımızın, komisyona sunduğu rapor ekinde- müracaat eden firmaların tamamında şüpheli bir durum olduğunu söylemek fevkalade yanlıştır. Bunu, basına intikal eden konular dolayısıyla takdirlerinize sunuyorum.

Bu aşamada, endüstri bölgelerinin kurulması ve işletilmesiyle ilgili olarak kanunda öngörülen işlemlerin basitleştirilmesi yönünde çalışmalar tamamlanmıştır. Bu kapsamda, bürokrasinin azaltılması, uygulanabilirliğin artırılması ve bazı uygulama konularına açıklık getirilmesi amacıyla kanunda birtakım değişiklikler öngörülmüştür. Bu değişiklikler şunlardır; Eklenen bir maddeyle, tıp konusunda, nano teknoloji, biyoteknoloji gibi ileri teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması için, teknolojik tarım endüstri bölgeleri dahil, ihtisas endüstri bölgelerinin kurulmasına imkân tanınmıştır; hatta, bunlar tercih edilebilecektir.

Yine, yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından kurulacak, ileri teknoloji kullanan, herhangi bir özel amaçla bölgede yer alamayacak münferit tesislerin kurulmasına imkân tanıyacak bir düzenleme yapılmıştır. Ayrıca, özel endüstri bölgelerinin kurulmasına yönelik düzenlemeye gidilmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye'deki tüm organize sanayi bölgelerinin endüstri bölgesine dönüşmesi tabiî ki söz konusu değildir; ancak, Türkiye'de, genellikle hemşerilik, yöresine bağlılık ya da ilk başta, hevese dayanan beraberlikler sonucunda bazı organize sanayi bölgelerimizin ihtiyacın çok üzerinde gerçekleştirildiği ve halen yüzde 20-25'lerinin tahsis edildiği, yüzde 75'lerinin boş olduğu görülmektedir. Bu bölgelerden de il bazında, hem valilik, belediye hem de milletvekillerimiz tarafından müracaatlar yapılmıştır. Bu organize sanayi bölgelerinin üzerinde bina olmayan kısımları, eğer yatırımcı orada yatırım yapmak istiyorsa, incelenerek, organize sanayi bölgesinin bir bölümü endüstri bölgesi olarak ilan edilebilecektir.

Şunu da açıklayayım ki, yatırımcı olmadan, yatırımın miktarı, istihdam edeceği kadro, getireceği teknoloji, ihracat imkânları, ithalatı ikame gibi birçok kriter olmadan da bu bölgeler tahsis edilmeyecektir; çünkü, basında çok yanlış yorumlamalar oldu, bunlara da açıklık getirmek istiyorum.

Organize sanayi bölgelerinden farklı olarak endüstri bölgelerinde arazi hazine adına kamulaştırılacaktır. Kamulaştırma ve altyapı inşaatı giderleri Bakanlığımız bütçesinden karşılanacak olup, bunun için gerekli ödeneğin geri dönüşü olmayacaktır.

Takdir edersiniz ki, bugün, gelişmekte olan ülkelerde, hatta, bizden önce Avrupa Birliğine alınan 10 ülkede teşvikler bizden çok ileridir. İrlanda, bir yılda 16 milyar dolar yabancı sermaye çekebilmiştir. Gittik yerinde de inceledik, "tax holiday" dedikleri on yıllık vergi muafiyetleri getirilmekte, istihdam bakımından teşvikler getirilmekte, istihdam edilen kişilerden vergi alınmamakta, enerji belirli yıllarda bedava verilmekte, üç veya beş yıl sonra indirimli verilmekte, sigorta primleri indirilmekte, birçok teşvik verilmektedir; hatta, son olarak, bize gelen yatırımcı firmalar, Çek Cumhuriyetinin verdiği teşvikleri önümüze koymuşlardır. Kurulacak otomotiv sanayiinin yanında, 500 bekâr işçiye tahsis edilmiş binayı bile hükümet yapmayı taahhüt etmiştir; yurt halinde, misafirhane ya da lojman halinde hükümet tahsis etmektedir. Böylesine teşviklerin yapıldığı bir ortamda yabancı sermayeyi çekmek... Hatta, biliyorsunuz, yabancı sermaye kavramı da değişti, artık uluslararası sermaye kavramı var. Uluslararası sermaye 2 trilyon Amerikan Doları seviyesinde ve bunun yüzde 60'ı sabit yatırım olarak dönmektedir. Dolayısıyla, böylesine bir ortamda Türkiye sermayeyi çekemiyorsa, bu bürokratik engellerden kurtulmamız gerekmektedir.

Organize sanayi bölgelerinde imar planları ve altyapı projeleri Bakanlığımızca onaylanırken, endüstri bölgelerinde ilgili kurum -belediye sınırları içerisindeyse belediye, belediye sınırları dışında valilik- tarafından onaylanması yasada öngörülmüştü; ancak, yeni tasarıya göre, bu bölgelerin de, aynen organize sanayi bölgelerinde olduğu gibi, imar planlarının Bakanlığımızca onaylanması öngörülmektedir.

Organize sanayi bölgelerinde, yatırımcıya yönetim kurulu tarafından parsel satışı yapılırken, endüstri bölgelerinde, sabit yatırım tutarının binde 5'i karşılığında yatırımcıya irtifak hakkı tesis edilecektir. Böylece, yabancı yatırımcıların, yerli firmalarla ortaklık kurmalarına gerek kalmadan, endüstri bölgelerinde doğrudan yatırım yapabilmeleri sağlanmaktadır. Organize sanayi bölgelerinden farklı olarak, yatırımcı, öncelikle Bakanlığımıza başvuracaktır.

Endüstri bölgelerinde yatırım yapmak isteyen yatırımcıların faaliyet konularıyla ilgili olumlu ÇED kararının en fazla ikibuçuk ay -biliyorsunuz, bu ÇED raporları iki üç yıl sürmektedir, yabancı sermaye bundan da şikâyetçidir- içerisinde tamamlanması öngörülmüştür. İlgili kurumlarca başkaca hiçbir işleme gerek kalmaksızın, gerekli izin, onay ve ruhsatlarını onbeş gün içerisinde alabileceklerdir. Böylece, yatırıma başlamadan önce yürütülmesi gereken tüm yasal işlemlerin üç ay içerisinde tamamlanması öngörülmektedir. Diğer taraftan, yatırımını tamamlayanlar, onbeş gün içerisinde işletmeyle ilgili ruhsatlarını da alabileceklerdir.

Bazı yabancı yatırımcıların ihtilafları var; basına da intikal etti; belediyelerle olan ihtilafları mahkemeye intikal etmiş. Bunlar incelendiğinde, düzenlenen müfettiş raporlarında birinci sınıf tarım arazilerine kuruldukları görülmektedir. Tarlanın tapusu var, binayı da yapmış, o sırada belediyeyle arası iyi olduğu için ruhsatını da almış; fakat, işletme ruhsatı yok, ihtilaf çıkmış, mahkeme de faaliyetini durdurmuş. Bu tip kuruluşları inceledik; ihracata yönelmiş, ithalatı ikame etmiş, istihdam doğuruyor. Böylesine bir iki yabancı firma bu yasadan istifade edecek diye de bu yasayı çıkarmamak, yatırım bakımından Türkiye'nin önünü tıkamak anlamı taşımaktadır.

Endüstri bölgeleri yönetim ve işletmelerinin, illerde bulunan sanayi odası ve / veya sanayi ve ticaret odaları bünyesinde kurulacak endüstri bölgeleri işletme müdürlüğünce yürütülmesi öngörülmüş olup, münferit ve özel endüstri bölgeleri hariç diğer endüstri bölgelerinde, sanayiciler, sorunlarını, birinci elden gündeme getirerek çözebilme imkânına kavuşmuş olacaklardır.

Aynen şirket kuruluşundaki 19 işlem ve üç dört aylık sürenin bir güne, bir saate indirildiği gibi, bu yatırımları da bürokratik engellerden kurtarmak istiyoruz.

Ayrıca, o yöre için, hakikaten, ülke yararına kurulacak büyük tesisleri özel endüstri bölgesi ilan ederek, şimdi 36 ilde verdiğimiz teşviklerden doğan haksızlıkları da büyük ölçüde önlemiş olacağız.

Endüstri bölgelerinin kuruluş amaçlarından birisi de, yüksek teknolojinin çeşitli teşviklerle ülkemiz gündemindeki yerini almasının sağlanmasıdır. Bunun önemli bölümü de yabancı yatırımcılardır. Yabancı yatırımcının, aynı teşviklerle ülkemize çekilmesi için gerekli yatırım ortamını hazırlamak da Hükümetimize düşmektedir. Daha önce de söylediğim gibi, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Bulgaristan, İrlanda gibi, son yıllarda yabancı sermayenin aktığı ülkelerde de gerekli incelemeleri yaptık; bu yasayı hazırlarken, rakip ülkelerin aldığı tedbirleri de dikkate aldık.

Yerli ve yabancı girişimcilerin, verilecek çeşitli teşviklerle, teknoloji ağırlıklı yatırım yapmaları hedeflenmiştir. Yatırımcının önünden gitmek zorunda kaldığımızın bilinci içerisindeyiz.

Bir görüş daha var; komisyonda da değerli arkadaşlarımız dile getirdi; saygıyla karşılıyorum. Şimdi, dünyada merkezî planlama kalktı. Arkadaşların bazıları, tabiî, diyorlar ki, endüstri bölgesini bir yerde ilan edin, gelsin, oraya kursun. Eğer bizim tayin ettiğimiz yerlerde yatırım yapılsaydı şimdiye kadar, Türkiye bu hale düşmezdi. Dolayısıyla, yatırımcı, artık, sizin tayin ettiğiniz bölgede yatırım yapmıyor; ya kendi memleketinde yapmak istiyor ya da yabancı sermaye, deniz kenarında yapmak istiyor. Otomotiv sanayiini ele alın; ihracat için, mutlak surette bir limana yakın olması gerekiyor. Dolayısıyla, artık "biz güçlü bir devletiz, ekonomimiz çok güçlü, bizim ihtiyacımız yok; benim dediğim yerde yaparsan yap, yapmazsan sen bilirsin" diyecek durumda değiliz. Bizim de, işsizlik sorununu çözmek için, ekonomimizi güçlü kılmak için, artık, yatırımların önündeki engelleri kaldırmamız gerekmektedir.

Bugüne kadar uygulanan planlı sanayi, ülkemizde gerekli ortamı maalesef yakalayamamıştır; hatta, çarpık yapılaşmanın sebebidir bana göre; çünkü, bugün, İstanbul'da bile, Topkapı'dan Edirne'ye kadar, birinci sınıf tarım arazilerinde ve su havzalarında kurulmuş fabrikalar bulunmaktadır ve bunların çoğu, milyonlarca dolar ihracat yapan modern fabrikalardır. Dolayısıyla, planlı, merkezî planlamayla yapılan -maalesef- sanayileşme, kaçaklara sebebiyet vermiştir. O bölgelere gitmeyen sanayici, gidip, tarım arazilerinde fabrikaları kurmuştur. Eğer planlamayla bunlar önlenebilmiş olsaydı, bugün, bu çarpık yapılaşma olmayacaktı, bütün fabrikalar organize sanayi bölgelerinde olacaktı. Bu gerçeği de hatırlatmak istiyorum.

Evet, değerli milletvekilleri, Bakanlığımız, bu sanayi gelişiminin yanlış olduğunu çeşitli alanlarda ifade etmiş ve bu durumun engellenmesi için gerekli girişimleri başlatmıştır. Bu yasayla, inanıyoruz ki, yatırımlara yeni bir hız verilecektir. Tabiî ki, bu hız verilirken, ilmî metotlarla, yine, ilgili bakanlık müsteşarlarının ve genel müdürlerinin oluşturacağı daha küçük sayılı bir kurul tarafından öngörülecek, uzmanlar tarafından değerlendirilecek ve bizim Bakanlığımızın olumlu görmesi halinde Bakanlar Kuruluna sunulacak ve bütün bölgelerin ilanı ya da sağlanacak teşvikler Bakanlar Kurulu kararıyla sağlanacaktır. Keyfî hareket, bu yasanın içinde öngörülmemiştir.

Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize saygılarımı sunuyorum ve desteklerinizi bekliyorum.

Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Coşkun (AK Parti, İstanbul). “Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-coskun-22-2004-06-22-endustri-bolgeleri-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas-ss-611-ve-611-e-1-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
