# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Dinçer (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2004-07-08

> Ali Dinçer (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 499 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ DİNÇER (Bursa) - Sayın Başkan, konuşmak istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Dinçer.

ALİ DİNÇER (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarı, Türkiye'nin daha etkin ve verimli bir yönetime kavuşması, yerinden yönetilebilmesi, katılımcı, demokratik anlamda yerel yönetimlerin oluşması açısından önemli, eşiğinde bulunduğumuz Avrupa Birliğine girip Avrupa Birliğine uyum sağlamamız açısından da önemli, Avrupa standardında bir ülke olabilmemiz açısından da önemli.

Burada bu değişiklik önergesini vermemizin sebebi bir ek yapmak ve inşallah, bu yasayı, çıktıktan sonra, yurttaşlarımız, özellikle belediye yöneticilerimiz, Meclisteki tartışma tutanaklarıyla birlikte okurlar ve bazı maddelerin niye böyle düzenlendiğini, hangi amaçlarla düzenlendiğini o tartışmaları tutanaklardan okuyarak daha iyi kavrarlar düşüncesiyle huzurunuzdayım.

Şimdi, kültürel etkinlikler çok geniş kapsamlıdır; ama, sanatsal etkinlik dediğimiz zaman Avrupa standardı açısından önemli bir vurguyu yapıyoruz. Bugün dünyanın, uzun yıllardır şeklini belirleyen uygarlık Avrupa uygarlığı, reformla Rönesansla taçlanmış, sanat, her türlü güzel sanat dalı Avrupa'dan kaynaklanmış ve bütün dünyaya yayılmış; hâlâ, Avrupa, o konuda önder. Biz de, böyle bir kıtada oluşan Avrupa Birliğinin üyesi olacağız. Aynı yola 1920'lerde, cumhuriyet kurulduktan sonra girmişiz. Türkiye gibi bir ülkeye, Osmanlı İmparatorluğunun çökmesinden sonra kurulan bir ülkeye, tiyatro, opera, bale, konservatuvar, güzel sanatlar akademileri getirmişiz; 8 000 civarında halkevi, halkodasıyla, bu Batı'da gelişen güzel sanat dallarını Şırnak'a kadar, Artvin'e kadar, Edirne'ye kadar, en uç noktaya kadar götürmeye çalışmışız. 1950'lerden sonra, bu çabalar, biraz, maalesef, önyargılarla gözardı edilmiş. Şimdi, bizim, bu eksiğimizi tamamlamamız gerekiyor.

Bu konuda, Avrupa Birliği ülkelerinde de en etkin kuruluşlar belediyelerdir. Bizim sanatçılarımız, cumhuriyetin aydınlanma dönemiyle ortaya çıkan değerli sanatçılarımız, maalesef, Türkiye'de değerlendirildiğinden daha fazla Avrupa'da değerlendiriliyor; yani, Konya'nın Bozkır'ından çıkan, köy enstitüsünü, sonra da Tatbikî Güzel Sanatlar Yüksek Okulunu bitiren Hanefi Yeter, dünyanın sayılı ressamlarından oluyor ve Berlin Belediyesinin verdiği geniş olanaklarla, Berlin duvarlarını, Berlin sokaklarını süsleyen duvar boyu resimler yapıyor.

Yine, böyle, serhat şehri Edirne'den çıkan dünya çapında bir heykeltıraşımız rahmetli İlhan Koman, Türkiye'de değerlendirildiğinden çok daha fazla Avrupa Birliği ülkelerinde değerlendiriliyor; Stockholm Belediyesinin verdiği imkânlarla Stockholm metrosunun istasyonlarını süsleyen rölyefleri, kabartmaları, heykelleri yapıyor ve hâlâ, onlar, milyonlarca insanın yolculuk yaptığı Stockholm metrosunda, insanlar tarafından görülüyor.

Bir bakıyorsunuz, çoksesli Avrupa müziğinin en yaygın olduğu ülkelerden birisinde, Almanya'da, 100 000'in üzerinde koro var, kadınlarla ilgili, gençlerle ilgili, çocuklarla ilgili, işçilerle ilgili, değişik meslek dallarıyla ilgili ve bunlar, belediyelerin desteğiyle, olağanüstü güzellikte, dünyada etki yapan festivaller düzenliyorlar. Bizde de bunlar olabilmeli, bizde de belediyeler bunları yapabilmeli. Bu nedenle, sanatsal etkinliklerin, belediyelerin temel görevleri arasında olmasından ve giderleri açısından en hızlı para harcayacakları, çok para harcayacakları alanlardan biri olmasından yanayım.

Halkımız, bu konuda vakıflar kurdu; İstanbul Festivaliyle ilgili vakıf, Ankara Müzik Festivaliyle ilgili Tunalı Hilmi Beyin kızı Sevda And'ın, Cenap And'la birlikte kurduğu vakıf, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı dünyanın parasını harcıyor ve dünyanın, Avrupa'nın en iyi sanatçılarını Türkiye'ye getiriyor. İzmir Vakfı bunu yapıyor, Adana'da yapıyorlar, Mersin'de yapıyorlar, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yapıyorlar; en son Diyarbakır'da yapıldı. Belediyeler, bu vakıflara yeteri kadar yardımcı olmuyorlar. Maalesef, belediye yönetimleri, bu tür sanat etkinliklerini, ki, Avrupa standardı olan sanat etkinliklerini tam kavrayamamışlar. İnşallah, bu yasaya bu eklemeyi yaparak, böyle bir bilincin oluşmasına katkıda bulunuruz diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2004-07-08 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
