# Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2009
- **Gündem:** ÇEK KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.445)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2009-12-10-cek-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-445

> Ali İhsan Köktürk (CHP), 10 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEK KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.445)); konuşma 1.002 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 445 sıra sayılı çek yasasının 2’nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle yitirdiğimiz şehitlerimizin anısına tüm ulusumuzun büyük acısını yürekten paylaşıyor, yitirdiklerimizin ailelerine ve ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, 3 Haziran 2009 tarihinde Adalet Komisyonu gündemine gelen, çok geniş toplum kesimlerini ilgilendirdiği için daha kapsamlı bir araştırma yapılması amacıyla alt komisyona gönderilen ancak alt komisyonda da uzun bir süre uyutulan ancak son derece önemli olan bir yasa tasarısını nihayet bugün görüşüyoruz ve yine hepimizin takdir edeceği üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisince gerçekleştirdiğimiz düzenlemelerin, hukukun temel ve evrensel ilkelerine uygun olması gerektiği gibi, ülkemizin ekonomik ve sosyal gerçekliğiyle de bağdaşır olması bir temel zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu anlamda tasarı, daha önceki konuşmacılarımızın da ifade ettiği gibi, gerek ana kanun olan Türk Ticaret Kanunu hükümleriyle gerek normlar hiyerarşisinde en üst sırada yer alan Anayasa’mızın 38’inci maddesiyle gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4. Protokolü’nün 1’inci maddesiyle bağdaşmadığı gibi ve yine evrensel ceza normlarıyla bağdaşmadığı gibi, ülkemizin ekonomik ve sosyal gerçekliğinden oldukça uzak bir düşünceyle hazırlanmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınmıştır.

Değerli milletvekilleri, çek, bir kambiyo senedi olarak, ticaret yaşamının, ekonomik yaşamın temel enstrümanlarından birisidir. Bu nedenle, çeki, ülkenin genel ekonomik tablosundan, ticaret yaşamının gerçeklerinden ayrı bir şekilde değerlendirmek ve soyutlamak mümkün değildir. Bu anlamda, Çek Yasası’nı daha somut olarak değerlendirmek için öncelikle ülkemizin ekonomik ve sosyal gerçekliklerine yakından bakmak, göz atmak gerekir. Ülkemizin ekonomik tablosuna baktığımızda ise oldukça karartıcı, oldukça kötü bir tablo karşımıza çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetçe 10 katrilyonluk bir bütçe açığı öngörülmüşken bugün gelinen noktada bütçe açığı 63,4 katrilyona ulaşmış yani şu anki siyasal iktidarın öngördüğü, hesapladığı bütçe açığından tam 5 katı fazla bir bütçe açığı gerçekleşmiş.

Yine 2002 yılında, 129,5 milyar dolar olan borç miktarımız şu an 268,6 milyar dolar seviyesine çıkmış, seksen küsur yıllık cumhuriyet tarihimizin tamamının neredeyse 2 katı kadar bir borçlanma yapılmış, bu yetmemiş 30 milyar dolar değerindeki mal varlığımız özelleştirme adı altında yabancılaştırılmış, 94 bini aşkın taşınmazımız ve pek çok maden ocağımız elden çıkarılarak satılmış.

Yine 2002 yılında, büyüme hızı bakımından 149 ülke arasından 29’uncu sırada olan ülkemiz, bugün gelinen noktada 136’ncı sıraya gerilemiş.

Bu tablonun iç piyasa şartlarına yansımasına baktığımızda, özellikle 2008 yılının ikinci yarısından sonra durumun oldukça kötüleştiğini ve özellikle 2008 yılının son çeyreğinde ekonomide yaprak dökümünün başladığını ve Sayın Başbakanın “Kriz teğet geçiyor.” söylemlerine rağmen 2009 yılındaki bu kara tablonun doruk noktasına çıktığını görüyoruz. 2008 yılı için özellikle kabaran ticari işletme sayısındaki yıllık artışa baktığımızda yüzde 51,2 gibi rekor bir oran karşımıza çıkıyor.

TESK Başkanı Sayın Bendevi Palandöken’e göre: Krizle birlikte 89 bin esnaf kepenk kapatmış, 950 bini aşkın insanımızın evine ve iş yerine haciz gelmiş. Yani ülke âdeta bir yangın yerine dönmüş. Dolayısıyla böylesine ağır bir tablonun ticaret yaşamının doğal süreci içerisinde ticari ilişkilerin taraflarını etkilemesi kaçınılmaz hâle gelmiş.

Değerli milletvekilleri, bu nedenle, ülkenin taşındığı sürecin ve genel ekonomik tablonun yok sayılarak bu olumsuz tabloyu yaratanlar ve bu olumsuz tablodan kazanç sağlayanlar dışarıda tutularak, evrensel ceza sistemiyle bağdaşmayan bir suç tipi yaratarak enkazın sadece piyasadaki temel borç ilişkilerinin üzerine bırakılması yani çek borçlularının üzerine bırakılması kabul edilemez, yasal ve meşru olarak varsayılamaz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Canikli az önceki konuşmasında, AKP Grubu adına yaptığı konuşmada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4. Protokolü’nün 1’inci maddesini okuyarak, bu getirilen düzenlemenin bu Protokol’e aykırı olmadığından söz etti. Protokol diyor ki: “Hiç kimse, yalnızca akdi ilişkiden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.” Yani Sayın Canikli diyor ki: Bu borçlarını ödemeyenler, borçlarını ödeyemediği için değil, ödemediği için ceza alıyorlar. Sayın Canikli burada olsa kendisine sormak isterim: Böyle bir ekonomik tablo içerisinde böyle borçların ödenmesi, bu borçların ödenmesi mümkün müdür değerli arkadaşlar?

Peki, size göre böylesine bir yangın yok, ekonomik tablo bu kadar kötü değil, o zaman 129 milyar dolarlık borcu 268 milyar dolara niye çıkartıyorsunuz, niye bu ülkenin borçlarını ödemiyorsunuz ekonomik göstergeler bu kadar iyiydi de? Peki, niye cari açık 10 katrilyonken 60 küsur katrilyona çıkıyor?

Değerli arkadaşlar, bir de Canikli’nin bilmesi gereken bir şey var. Tabii, Adalet ve Kalkınma Partisi bütün hukuk kurallarını tersten yorumladığı gibi bu kuralı da tersten yorumluyor. Medeni Kanun’un 3’üncü maddesi var. Bildiğimiz gibi, Çek Kanunu Ticaret Kanunu’na aykırı olamaz, Ticaret Kanunu Borçlar Kanunu’nun bir parçasıdır, Borçlar Kanunu da Medeni Kanun’un bir kitabıdır. Dolayısıyla Medeni Kanun’un 3’üncü maddesi, bütün bu hukuk sistemimizin temel maddesidir. Medeni Kanun’un 3’üncü maddesi iyi niyet kuralını düzenlemektedir; “Şayet bir ilişkide borçlunun iradesine itibar etmek gerekiyorsa aslolan iyi niyettir.” diyor. Oysaki Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu ve Sayın Canikli, burada tüm borçların iyi niyetli değil, kötü niyetli olduğu olgusundan yola çıkıyor, ülkede yaratılan yangını görmezden geliyor. Bu, doğru bir anlayış değil.

Değerli arkadaşlar, tasarıya baktığımızda, tasarının 2’nci maddesinde de gerçekleştirilen düzenlemelerin hukuksal normlara uygun olmadığını görüyoruz. Az önce Sayın Mehmet Ali Susam bahsetti, bu düzenlemeyle daha önceki Ticaret Kanunu’nda yer almayan ve yeni Türk Ticaret Kanunu’nda da hiç yer verilmemiş yeni bir düzenleme getiriliyor. Ne deniyor? Tacir çeki, tacir olmayan çek ve hamiline çekler. Yani dolayısıyla, ana kanun olan Ticaret Kanunu’na açıkça aykırılık oluşturan ve Meclis Genel Kurulunda görüştüğümüz Türk Ticaret Kanunu’nda hiç yer verilmeyen bir düzenlemeyle çekler arasında muteberlik sıralaması yapılıyor ve bu muteberlik sıralamasının sonucunda esnaf çekleri daha az güvenilir çekler kategorisine sokularak, ekonomik yaşamın bel kemiği olan esnaf ve sanatkârlarımız incitiliyor. Biz bunu Komisyonda yoğunlukla dile getirmemize rağmen, Sayın Bakanın ısrarlı tutumu nedeniyle bu madde tasarıdan çıkartılmadı. Ancak bugün Genel Kurul gündeminde görüyoruz ki bu anlayış biraz farklılaşmış, en azından, geç de olsa doğruyu buldukları için ben teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, sonuç olarak ülkemizdeki tüm ekonomik yapının altüst olduğu, tüm toplum kesimlerimizin âdeta büyük bir enkazın altında kaldığı, kriz nedeniyle yaklaşık 2 milyon 592 bin insanımızın işini kaybettiği, hepimizi derinden sarsan intiharların yaşandığı ve tüm bu gelişmelere paralel olarak son kırk yılın rekorlarını kırarak cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısının 116 binlere ulaştığı bir süreçte çözümü, ekonomik göstergeleri, piyasaları düzeltmekte değil, bu piyasadan kazanç sağlayanların, özellikle bankaların sorumluluklarını genişletmekte değil, olanaksızlıklar nedeniyle borçlarını ödemekte acze düşen insanları cezaevlerine kapatmakta bulan yöntem doğru bir anlayış olarak kabul edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2009-12-10-cek-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-445 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
