# Vergi barışı kanun tasarısı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 25 Şubat 2003
- **Gündem:** VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2003-02-25-vergi-barisi-kanun-tasarisi

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 25 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 1.194 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 29 Ocak 2003 tarihinde, Cumhurbaşkanınca, bir daha görüşülmek üzere Meclisimize gönderilen ve şu anda da tekrar görüşmekte olduğumuz Vergi Barışı Kanununun 7 nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Kanunun 7 nci maddesiyle, Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri, daha önceki yıllara ilişkin vermiş oldukları beyannamelerde bildirdikleri matrahlarını, yıllar itibariyle, belli oranlarda artırdıklarında bunlar hakkında vergi incelemesi yapılmayacaktır ve artırım miktarları dışında da bu mükellefler hakkında herhangi bir tarhiyatta bulunulmayacaktır.

Aslında, bu madde, önceki yıllarda vergi kaçırmış bulunan, noksan beyanda bulunmuş ve kendisini vergi inceleme tehdidi altında gören mükelleflerin, eksik beyanlarının belli bir kısmını tamamlamak suretiyle ve bu tamamlamadan sonra, yine, gerçek matrahlarının bildirilmeyen kısmını da affeden bir madde görünümündedir; yani, eski dönemlerle ilgili olarak, kendi üzerinde vergi inceleme tehdidi bulunan mükellefleri rahatlatıcı bir maddedir.

Bunun, hem de öyle bir rahatlatıcı özelliği var ki; örneğin, 1998 yılı için, o dönemde vermiş olduğunuz beyannamedeki matrahınızı yüzde 30 artırırsanız, siz, artık incelenmeyeceksiniz, artık affedildiniz deniliyor. Şayet, mükellef, 1998 yılında beyan etmiş olduğu matrah üzerinden yüzde 200-300 düşük matrah beyan ettiyse, sadece yüzde 30 dolayında bir artırım ilavesiyle, diğer yüzde 270'lik kısmından ve tabiî ki, inceleme tehditlerinden de kurtulmuş olacaktır.

Burada, şunu belirtmek istiyorum: Bu madde, kendisini inceleme tehdidi altında gören kişileri ve şirketleri rahatlatmaya yöneliktir; çünkü, küçük esnafımızın kazancı bellidir. Tüm gelirlerini kuruşu kuruşuna beyan eden, tüm gelirlerini kayıt içine alan, kazancının tamamını beyannamesinde gösteren ve vergisini zamanında ödeyen bir mükellef düşünelim; ama, bu yasa kabul edildiğinde, bu dürüst mükellef, acaba, matrah artırımı yapayım mı yapmayayım mı diye tereddütte kalacak ve belki de kazancı olmadığı halde, kazancının tamamını bildirdiği halde, korkarak, matrah artırımında bulunup, ekvergi ödemek durumunda bırakılacaktır; çünkü, acaba, matrah artırımı yapmazsam, vergi incelemesi olur da daha büyük ceza mı yerim düşüncesiyle, olmayan bir kazancın vergisini kat be kat ödemek durumunda bırakılacaktır.

Diğer taraftan ise, matrah artırımıyla kendisini incelemeden kurtaran, yapmış olduğu yüzde 30'luk matrah artışının, belki 10 misli, 20 misli, 30 misli gelirini, kazancını kayıtdışı bırakan mükellefler ve şirketler, vergi denetiminden kurtarılmış olacaktır.

Aslında, burada, sistemin kendi kendini inkârı vardır; yani, açıkça, mükelleflere deniliyor ki: Biz sizi inceleyemiyoruz; sizden, kazancınıza göre, gerçek matrahınıza göre vergi alamıyoruz; şu kadar artırın da, sizin yakanızdan düşelim. Aslında, bu da, sistemin kendi kendisini inkârıdır ve sistemin, nasıl karmaşık bir hale geldiğinin açık seçik göstergesidir.

Vergi sistemi, kendisini yürütemez duruma düşmüştür. Verilen rakamlara göre vergi inceleme oranlarına bakıyoruz; yüzde 1 - 2 deniliyor. Yüzde 1 - 2 olduğu da şüpheli! Mükelleflerin ancak yüzde 1'ini, yüzde 2'sini inceliyorsunuz ve yapılan incelemeler de şunu gösteriyor: İncelemeye tabi tutulup da, vergi farkı bulunmayan mükellef yok. Böyle bir ortamda, sistemin, işlemediği, olduğu gibi mükelleflerin vicdanına bırakıldığı görülmektedir.

Bunun yanında, memurlar, işçiler -yani ücretliler- gibi emekçi kesimlerin vicdanına bırakılmıyor; onların vergileri, kaynağından, bordrolarından, kendilerine sorulmaksızın, peşin olarak kesiliyor. Bu sistem, zaman zaman da, kendi iç tutarsızlığı yüzünden işlemez hale geliyor. Sistem işlemez hale gelince de "biriken bazı dosyaları tasfiye edeceğiz" gerekçesiyle, ikide bir, iktidarlar tarafından af çıkarılıyor.

O halde, yapılacak şey, adaletli, adil ve ödeme gücü olanlara yönelik bir vergi sisteminin temel yapısını kurabilmektir ve Meclisimizin de yegâne görevi budur. Anayasanın 73 üncü maddesinde "vergilerin, ödeme gücüne göre tahsil edileceği" ısrarla ifade edildiği halde, özellikle son yıllarda, harcamalar üzerinden alınan vergilerin toplam vergi geliri içerisindeki payı gittikçe artmaktadır. Halbuki, gelişmiş ülkelerdeki gibi, doğrudan tahsil edilen dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payının daha yüksek olması gerekmektedir. Bizde ise, tam tersine bir gelişme vardır; dolaylı vergilerin vergi gelirleri içerisindeki payı sürekli olarak artmaktadır. Bu, harcama temayülü yüksek olan düşük gelir grupları üzerindeki vergi yükünün artışı anlamına gelmektedir.

Diğer taraftan, dolaysız vergilere bakıyorsunuz; dolaysız vergiler içerisinde de ücretlilerin vergi yükü ağır basmaktadır. Sistem, hem kendi vergi kanunlarının işlerliği açısından, hem de temel ilkeleri belirlenmiş olan Anayasa maddesiyle uyumu açısından tam bir tutarsızlık içerisindedir ve bu af tasarısı da, bu tutarsızlığın ve bu karmaşanın bir ciddî sonucu olarak buraya gelmiştir kanaatindeyim. Ciddî bir vergi reformuyla, vergi kanunlarının ve uygulamalarının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine olan inancımı belirtmek istiyorum.

Gerçekten, bir vergi barışı varsa; gerçekten, ekonomide, toplumda yeni bir dönem, yeni bir sayfa açılıyorsa, bir köklü değişime gitmişsek, sistemi değiştirmişsek, yapılması gereken bir düzenlemedir matrah artırımı; ama, ortada böyle bir şey yok. 1992 yılındaki düzenlemeyi, vergi affını incelersek, o vergi affının ne getirdiği irdelenirse, matrah artırımından, fazlaca bir gelir elde edilmediği açıkça görülecektir. Yani, sadece ve sadece, sorunları olan mükelleflerin sorunları çözülmüştür.

Matrah artırımı nasıl bir felsefenin eseri olmalıydı; aslında olması gereken, hakikaten, vergi sisteminde bir köklü reform yapılır; ekonomide, enflasyonda tek haneli rakamlara düşülür; Avrupa Birliği sürecinde hakikaten bir yol alırız; ekonomi istikrara kavuşur; bütün bunlar içerisinde, gerçekten, o yeni döneme geçerken, artık, eskiyle bağı koparmak açısından böyle bir düzenleme doğru olabilir.

Bu, matrah artırımı, vergi denetimini de son derece zayıflatan, vergi idaresini son derece yıpratan bir maddedir. Bunun sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Esas itibariyle, matrah artırımları, vergi idaresini, vergi denetimini güçsüzleştiren, gelecekte çok daha zor durumda kalınmasına yol açan bir düzenleme olmaktadır. Bir yandan otokontrol mekanizması olarak, bizim öyle nitelendirdiğimiz; ama, hükümetin katılmadığı, nereden buldun müessesesi kaldırılırken, bir yandan da, bu şekilde yapılacak olan matrah artırımıyla geçmişi sıfırlayacak şekilde bir anlayış, hakikaten, vergi idaresini zorlayacaktır.

Bu denli sık aralıklarla vergi affının çıkması, zaten vergi ödemek istemeyen birkısım mükellefleri cesaretlendirmektedir. Yasal yükümlülüklerini zamanında yerine getirmeyen mükellefler, kısa bir süre içinde vergi affının olacağından emin olarak, rahat hareket edebilmektedir. Bu tür mükelleflerin, vergi kaçırmaları ya da beyan ettikleri gelirin vergisini ödememeleri dolayısıyla karşı karşıya oldukları tek risk, bir iki yıl içinde vergi incelemesine tabi tutulma ihtimalidir. Vergi inceleme oranının ve inceledikten sonra karşı karşıya kalınacak nihaî yükümlülüklerin pek de yüksek olmadığı bir ortamda vergi kaçırmanın ya da vergi ödememenin ciddî bir yaptırımı kalmamaktadır.

Nereden bakılırsa bakılsın, hem ek vergiler konulması hem de vergi aflarının çıkarılması, sadece vergisel yükümlülükleri yerine getirmeyen kişilerin işine yaramakta; bu kişiler, gelirlerini kayıtdışı tutmanın, başka bir deyişle, kendilerini devletten gizlemenin ödülünü yine devletten almaktadır. Böyle bir durum karşısında, vergisini zamanında ve tam olarak ödeyen mükelleflerin, özelde vergi sistemine, vergi idaresine, vergilendirmedeki adalete, genelde devlete güvenleri sarsılmaktadır. Onun içindir ki, Meclisimizce yapılacak bir düzenlemeyle, yapacağımız bir jestle, beyannamelerini zamanında veren, vergilerini zamanında ödeyen bu dürüst ve duyarlı mükellefleri unutmamamız lazım. Burada yapacağımız bir düzenlemeyle bunların mağduriyetlerinin de biraz olsun giderilmesi lazım. 2002 yılına ait ödeyecekleri Gelir ve Kurumlar Vergilerinde indirim yapılarak kendilerinin bu şekilde ödüllendirilmesinin gerekmekte olduğu kanaatindeyim.

Sayın milletvekilleri, şu anda görüşmekte olduğumuz bu yasanın 14 üncü maddesi Meclisimizce tekrar kabul edildiğinde, başta, Maliye Bakanımızı ve naylon fatura kullanarak vergi kaçıranları, naylon fatura kullanarak hayali ihracat yapanları Meclisimiz olarak aklamış olacağız; ama, şunu da bilelim ki, halkımız da bunları çok iyi biliyor. Bunları, yani, naylon faturacıları, hayali ihracatçıları, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak değil, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu olarak sizler aklamış olacaksınız; bunu da unutmayınız.

16 Ocakta yapmış olduğumuz Genel Kurulda, naylon faturacıları, hayali ihracatçıları sizler akladınız. Cumhurbaşkanımızın vetosuyla tekrar görüştüğümüz bu yasanın bu maddesini sizlere söylemek istiyorum. Aklıselim olarak tekrar düşününüz. Düşünüp, karar vermek için elinize bir fırsat daha gelmiş bulunuyor. Bugün, gelen bu fırsatı çok iyi değerlendiriniz.

Sayın milletvekilleri, bu fırsatı çok iyi değerlendirip, kararınızı bir daha düşünüp en iyisini vereceğinizi ve doğruyu bulacağınızı ve nayloncuları, hayali ihracatçıları aklamayacağınızı ve bunlara geçit vermeyeceğinizi tahmin ediyorum.

Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2003-02-25-vergi-barisi-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
