# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim
- **Tarih:** 14 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.017 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 73 sıra sayılı İş Kanunu Tasarısının 83 üncü maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bugün, 14 Mayıs Çiftçiler Günü ve aynı zamanda 14 Mayıs Dünya Hemşireler Günü. Bu vesileyle, tüm hemşirelerimizin ve tüm çiftçilerimizin bu önemli günlerini kutluyorum.

22 nci Dönemde, Parlamentoyu oluşturan iktidar ve muhalefet partilerinin oluşum biçimi gözardı edilerek, âdeta, geriye dönüşün özlemleri çekiliyormuş gibi; ülkemizin, birçok acil meselesi varken ve Meclisin de bu konularda yoğunlaşması, çözüm üretmesi gerekirken, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, sayısal çoğunluğunuza dayanarak, her fırsatta, toplumsal barışı sürekli bozmanın yollarını aramaktasınız.

Bugünkü ekonomik şartlar itibariyle, dört kişilik bir ailenin asgarî geçim düzeyi 451 000 000 Türk Lirası olarak tespit edilmesine karşılık, bugün, asgarî ücret, hâlâ, 226 000 000 Türk Lirasıdır. İnsanlarımızın birçoğu, işsizlik, aşsızlık yüzünden, asgarî geçim düzeyini sağlayabilecek ücretin çok altındaki ücretli işlerde çalışmak mecburiyetinde kalmaktadır. Çoğu insanımız için ise, asgarî geçim düzeyinin altında bir ücret karşılığı işte çalışmak, mevcut koşullar nedeniyle, kendilerine, diğerlerinden şanslı olduğu düşüncesini verdirmektedir. Aslında, bu durum, ülkemizde, yoksulluğun, çaresizliğin ve işsizliğin boyutlarının ne denli büyük ölçüde olduğunun göstergesidir.

Bütün bu gerçekleri bilmesine rağmen, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, âdeta, işçinin emeği ve kazanılmış hakları üzerinde oyun oynamakta, mevcut şartlar itibariyle, hukuksal güvenceden yoksun ve güçsüz olan işçilerimizi, çıkarmaya çalıştığı yeni iş kanunuyla, iyice savunmasız ve korumasız bırakmaktadır. Bu, işçilerimizin ekmeğiyle ve geleceğiyle oynandığının en açık göstergesidir.

Görüşülmekte olan bu kanun tasarısı, işçilerin haklarını koruyamamakta, hatta, âdeta gasp etmektedir. Bu tasarının, her işçiyi, her işvereni ve her işyerini kapsayan bir tasarı olmaması, otuz işçiden fazla işçi çalıştıran, sanayi niteliği taşıyan işyerlerini kapsamına alması dolayısıyla, yüzde 80'i, yüzde 90'ı küçük ve orta ölçekli bir işletme şeklinde kurulmuş olan, bu şekilde üretim yapmaya çalışan, çoğunlukla otuz kişinin altında işçi çalıştıran birçok işyerine, buna mukabil, birçok işçiye uygulanmasının mümkün olmadığını göstermektedir.

Görüşmekte olduğumuz bu tasarıyla getirilmek istenen bir başka düzenleme de, İş Kanununun çizdiği haklardan faydalanma kriteri olarak işçinin çalışma süresinin değil, işin devam etme süresinin kabul ediliyor olmasıdır. Bu durumda, işçi, süresi belirlenmiş bir akitle çalışıyorsa tasarıdan sınırlı oranda faydalanabilecektir. İşverenin süresi belirlenmiş hizmet akti yapma konusundaki keyfiyeti de dikkate alındığında, kanundan yararlanabilecek işçi sayısının bu düzenlemelerle ne denli sınırlanacağı açıkça görülecektir.

Bu tasarının, işe yeni girmiş olup deneme süresi içinde işten çıkarılan işçilerin, geçici ve mevsimlik işçilerin haklarının korunabilmesi anlamında uygulama alanına sahip olmadığı, konuyla ilgili bir düzenlemeye de gidilmediği görülmektedir.

Ayrıca, bu kanun tasarısı, esnek istihdam biçimi çalışma şekillerine, bu bağlamda da kayıtdışı ekonomiye meşruiyet kazandırmaktadır.

Bu kanun tasarısı, işçi örgütlenmesine, sendikacılık faaliyetlerinin gelişme ve ilerlemesine engel olabilecek düzenlemeler getirmektedir.

Yine, bu tasarıda, toplu işten çıkarmalara engel olabilecek herhangi bir düzenlemeye ve yasal yaptırıma yer verilmemiştir. Bunun yerine, işten çıkarma belli koşullara bağlanmıştır. Açıkça görülüyor ki, bu yasa tasarısının tamamında işçi hakları gözardı edilmiş, her konu, her madde, âdeta işçilerimizin aleyhine düzenlenmiştir.

Örneğin, şu anda görüşülmekte olan 83 üncü madde, 80 inci maddede belirtilen iş sağlığı ve iş güvenliği kurullarının görev ve uygulama biçimine bir açıklama getirmeye çalışmaktadır. Öncelikle dikkat çekilmesi gereken nokta, yürürlükteki kanuna göre, iş sağlığı ve güvenliği kurulları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından uygun görülen işyerlerinde, yetki, sorumluluk, görev ve yükümlülükleri tüzükle tespit edilmek koşuluyla Bakanlık tarafından kurulurdu. Görüşülmekte olan kanun tasarısında ise, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşturulması hakkını, sanayi kuruluşu olma niteliğine sahip, en az otuz işçi çalıştıran ve altı aydan fazla süreli işlerin yapıldığı işyerlerine tanımış ve bu kurulları oluşturma görevi de işverene bırakılmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, bu kurulların çalışma yöntemlerini, ödev, yetki ve sorumluluklarını yönetmeliklerle tespit etme hakkı tanınmıştır. İş sağlığı ve güvenliği kurullarının çalışma usul, yetki ve görevlerinin tüzükle düzenlenmesi, hukuksal ve yargısal bakımdan bir üstünlük sağlarken, böylesine önemli bir konunun yönetmelikle düzenlenmesi, Danıştay gibi son derece demokratik üst yargısal kurumun incelemesinden kaçırılmaya çalışıldığının açıkça göstergesidir.

83 üncü maddeye göre, işyerinde, iş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın, acil ve hayatî bir tehlikeyle karşı karşıya kalan işçimize, iş sağlığı ve güvenliği kurullarına başvurma, durumunun tespit edilmesini isteme, gerekli tedbirlerin alınmaması halinde hizmet aktini feshetme hakkı tanınmıştır.

Tasarının bu maddesi de işçi lehine bir düzenleme gibi gözükse de, tamamen işçinin aleyhine düzenlemeler içermektedir. İşçiye hizmet aktini feshetme hakkının tanınmış olması, işçiyi korumaya yönelik bir hak değildir.

Ayrıca, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili sorumluluklarını yerine getirmeyen işverene karşı herhangi bir cezaî yaptırım uygulanmamakta, zarara uğrayan işçi güçsüz bırakılmaktadır.

Türkiye şartlarında düşünecek olursak, iş ve işsizliğin temel sorun olarak var olduğu ülkemizde, yüzde 80, yüzde 90 oranında küçük ve orta ölçekli işletmeler şeklinde üretim yapan ve 30 işçinin çok daha altında işçi çalıştıran işyerlerinde, mağduriyetini, uğradığı zararı işverenine bildirmesi ve bundan kendi lehine bir çözüm yaratılmasını beklemesi, hukuksal, yasal güvencesi mevcut olmayan işçilerimiz açısından mümkün gözükmemektedir.

Hizmet aktini feshetmenin, sağlığı zarara uğramış, mağdur duruma düşmüş, hatta belki de çalışamaz hale gelmiş işçiye hukuksal ve maddî herhangi bir kazanımı kesinlikle yoktur; çünkü, madde, işverene, böyle bir durum karşısında zararın giderilmesini sağlayıcı tedbirler alma gibi vicdanî bir sorumluluk dışında herhangi bir yaptırım uygulamamaktadır.

Kısacası, görüşülmekte olan kanun tasarısı, işçileri, âdeta cezalandıran, onları hukuksal haklarından mahrum bırakan düzenlemeleri içermektedir. Yapılmak istenilen, hükümetlerin kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için, uygulanan yanlış politikalar yüzünden bir türlü düzelemeyen ekonominin ve kötü gidişatın sorumluluklarını "işçilere tanınan bazı yasal hakları sınırlandırmaya çalışarak, üretimin, istihdamın artırılabileceği" düşüncesini hâkim kılmaya çalışmaktır.

Sayın milletvekilleri, tabiî ki, bu ülkenin, namuslu, dürüst ve minnet borçlu olduğumuz işverenleri de vardır. Onlara sürekli destek olmak, yeni iş sahaları açmalarına yardımcı olmak hepimizin görevidir; ancak, işçi ve işveren uyumunu bozacak uygulamaları içeren, işçiler aleyhine düzenlemeler getiren, işçilerimizin insanca yaşama haklarını elinden alan ve geleceğe umutsuzca bakmalarına neden olan bu tasarının kabul edilip yürürlüğe girmesi, toplumsal barışın bozulması demektir.

Dolayısıyla, görüşmekte olduğumuz bu İş Kanunu Tasarısının, derhal, AKP İktidarı tarafından geri çekilerek, zaman geçirilmeksizin, hükümetçe bir daha değerlendirilip gerekli düzenlemelerin yapılmasının ve taraflar arasında uzlaşma sağlandıktan sonra Meclisimize getirilmesinin doğru olacağını; aksi halde, bu tasarının, bu şekilde yasalaşması halinde, emekçilerimiz ve işçilerimiz bu yasayla yok sayılacağından, hakları tamamen gasp edildiğinden, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak oyumuzun ret olacağını bildirir, Yüce Türk Milletine ve Yüce Meclise saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
