# Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunları hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2004
- **Gündem:** ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2004-12-15-zeytin-ve-zeytinyagi-ureticilerinin-sorunlari-hk

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 15 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK); konuşma 1.283 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Başkanım, sana hediye edeceğim konuşmamdan sonra.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, televizyonları başlarında bizleri izlemekte olan değerli halkımız; zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Zeytincilik sektörü, yaklaşık 400 000 ailenin geçim kaynağını oluşturmaktadır. Ülkemiz zeytinciliği ve zeytinyağı sektörü, tarımdan sanayie ve pazarlamaya kadar olan zincir içerisinde ana ve yan ürünleriyle birlikte, doğrudan veya dolaylı olarak yaklaşık 9 000 000 kişinin geçimine katkıda bulunan önemli bir tarım, sanayi, ticaret ve istihdam alanıdır.

Ülkemizde tarımsal istatistikler, tam anlamıyla güncel olmamakla birlikte yaklaşık 92 000 000 civarında zeytin ağacı bulunmaktadır. Bunun yaklaşık 9 000 000'luk kısmı seçim bölgem olan Balıkesir'in Körfez bölgesinde bulunmaktadır.

Edremit Körfezi'nin Ayvalık, Burhaniye, Gömeç, Edremit, Havran gibi ilçelerinde takriben 300 000 civarında bulunan kış nüfusunun yüzde 70'i geçimini zeytincilikle sağlamaktadır. Edremit Körfezinde Altınova'dan, Küçükkuyu'ya kadar olan Balıkesir sahil şeridinde üretilen zeytinyağı Türkiye'nin en güzel yemeklik zeytinyağı olduğu gibi, dünyanın da en güzel yemeklik zeytinyağıdır. Dünyada bu bölgenin yağından daha kaliteli zeytinyağı üreten başkaca bir yer, bir nokta bulunmamaktadır.

Zeytin çiftçisi, bu yıl ocak ayında yaşanan doğal afete karşı,. ne yazık ki, iktidarca çaresiz bırakılmıştır. Bir yıl az, sonraki yıl çok ürün alınan zeytinde, 2004-2005 dönemi, yani, bu yıl var yılıydı. Buna karşılık, özellikle Çanakkale ve Balıkesir İllerinde 2004 yılı başlarında yaşanan don olayından ve bu yıl yaşanan yaprak solgunluğu hastalığından dolayı beklenen verim gerçekleşememiş ve zeytinin yüzde 30'u heba olmuştur.

Balıkesir İlimizin Körfez bölgesinde de 2004 yılı ocak ayında meydana gelen aşırı soğuklar ve don, tüm yurdu etkilediği gibi, yöremizi de etkilemiştir. Son altmış yılın en soğuk günleri yaşanmıştır. Don, soğuğa hassas olan ağaçlarda zarar yapmıştır. Çok yıllık olan zeytin ağaçlarındaki don zararının etkisi, bölgede tek yıl olarak kalmayacaktır. Sonuç olarak, bu zararın etkisi önümüzdeki yıllara da yansıyacaktır. Zeytin üreticisinin dondan kaynaklanan bu zararının hükümetçe, mutlak surette, karşılanması gerekmektedir.

Hükümet, zeytin üreticisine de, tıpkı Karadenizde don felâketi yaşayan fındık üreticisi karşısında takındığı tavrı göstererek, kelimenin tam anlamıyla duyarsız kalmakta ve çiftçiyi, zeytinciyi kaderiyle baş başa bırakmaktadır.

Bu yıl, zeytinde var yıl olmasına rağmen, üretici, geçtiğimiz seneki yok yılını arar hale gelmiştir. Devlet, zeytinciye sahip çıkmalı, borçlu zeytinciye kredi ve ödeme kolaylıkları sağlanmasının yanı sıra, Körfez bölgesini afet bölgesi olarak ilan etmelidir.

Ülkemiz zeytin ve zeytinyağı üreticileri devletimiz tarafından yeteri kadar desteklenmemektedir; oysa, AB ülkelerinde zeytinyağı üreticileri tamamen devlet desteğiyle desteklenmektedir.

Zeytinyağına ülkemizde verilen desteklemeler ile AB'de verilen desteklemeleri karşılaştırmak istiyorum.

AB ülkelerinde zeytinyağı üretimi, fiyat garantisi altındadır. Zeytinyağı üreticisi Ortak Pazar tarım politikasıyla desteklenmekte ve zeytinyağı üreticisine kilo başına 1,32 euroya varan yardımlarda bulunularak, ürünün pazar şansı artırılmakta; böylelikle, tarımsal üretimde süreklilik sağlanmaktadır. AB ülkelerinde ve Tunus'ta arz fazlası yaşanan dönemlerde üreticiye ayrıca stoklama yardımı verilmektedir. Verilen son yardımın tutarı, ton başına 1,22 eurodur.

AB ülkelerinde zeytinyağı dış ticareti kesinlikle herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmamaktadır. AB, hem kutulu hem de dökme zeytinyağını ihraç ve ithal etmektedir. Dünya fiyatlarına göre zeytinyağı ihracatına da iade verilmektedir. En son verilen tutar, kutulu naturel sızma için ton başına 60, kutulu riviera için ton başına 55 eurodur. Yine, konservelerinde zeytinyağı kullanan imalatçılara ton başına 440 euro destekleme primi verilmektedir.

AB ve Tunus'tan sonra en büyük zeytinyağı üreticisi olan ülkemizdeyse ürünün stratejisine uygun bir politika bulunmaması, ürünün iç ve dış satış şansını sınırlamaktadır.

Ülkemiz, kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi açısından tüm üretici ülkelerin gerisinde kalmakta ve katmadeğeri yüksek olan kutulu ihracat istenilen seviyelere ulaşamamaktadır.

Dünyanın en önemli zeytinyağı üreticisi Avrupa Birliğinde, zeytinyağı, tüm bu özelliklerine bağlı olarak, Ortak Pazar tarım politikası dahilinde kapsamlı olarak desteklenmekte ve zeytinyağı üreticisine, ton başına, 1 300- 1 400 dolara varan yardımlarda bulunulmaktadır.

AB'de zeytinyağı üretimi ve ihracatını desteklemek için piyasa fiyatı ile tüm yardımlar ele alındığında 1 ton zeytinyağının değeri 4 300 euroyu bulmaktadır. Oysa, Türkiye'nin ortalama zeytinyağı ihraç fiyatı 1 700 euroda kalmaktadır. Ülkemizde 1998 ve 1999 yıllarından bugüne kadar zeytinyağına 4 kez prim verilmiş olup, prim verilmiş olup, prim tutarı her defasında düşmüş, 400 dolardan 106 dolara kadar gerilemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Deveciler.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Hükümet tarafından -7.10.2004 tarih 25606 sayılı Resmî Gazetede- 2004-2005 ürünü için zeytinyağına prim verilmesi kararlaştırılmış olmasına rağmen, sağlıklı bir piyasa oluşumunun sağlanması açısından, bugüne kadar belirlenmesi gereken prim tutarı hükümetçe hâlâ açıklanmamıştır; ne zaman verileceği de meçhuldür.

Sayın Bakanım, bu sezon için zeytinyağı primi en az 60 sent olarak belirlenmezse, zeytinyağı üreticisi de tıpkı buğday, ayçiçeği, pamuk, fındık üreticileri gibi perişan olacaktır.

2002 seçimleri dönemindeki seçim kampanyasını hatırlatmak istiyorum sizlere. AKP milletvekilleri, Başbakanımız başta olmak üzere, hepiniz, seçim meydanlarında, eski hükümetler döneminde zeytinyağı üreticilerine verilen destekleme priminin az olduğunu ve iktidara geldiğinizde 60 sent prim vererek destekleyeceğinizi söylediniz.

Dün de, burada, Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu bunları söyledi; aynı bir muhalefet partisi milletvekili gibi konuştu; ama, ben, bugüne kadar neden yapılamadığını, Körfez zeytincisine kendisinin açıklamasını istiyorum.

Peki nerede kaldı bu sözleriniz?! Bırakın 60 sent primi, iki yıllık iktidarınız döneminde, eski hükümetler döneminde verilen 40 sent, 28 sentlik primlerin yarısını dahi zeytin üreticisine vermediniz; 2003'te 200 000, 2004 yılında ise 170 000 lirayı zar zor verebildiniz.

Sayın Bakan, İktidar Partisinin sayın milletvekilleri; seçim öncesi verdiğiniz o sözleri hatırlayınız, derhal, zeytin üreticisine verdiğiniz sözleri tutarak, 60 sent destekleme primini veriniz; veriniz ki, 2004 yılında, ocak ayında dondan yüzde 30 ürünü zarar görmüş, ispanyolmantarı hastalığına yakalanarak 500 000'e yakın zeytin ağacı yok olmuş bu üreticiye bir nebze olsun sahip çıkınız, bir nebze olsun onları rahatlatınız.

Sayın milletvekilleri, AKP İktidarı döneminde, çiftçinin ürettiği diğer ürünler gibi zeytinyağı da geçen yılın fiyatlarıyla bile satılamamaktadır.

Tariş tarafından ortakiçi alımlarda 5 asit zeytinyağını baz aldığımızda, 2001-2002 sezonunda brüt 2 900 000 lira iken, 2002-2003 sezonunda yine brüt 2 900 000 lira, 2003-2004 sezonunda brüt 3 200 000 liraya alınırken, 2004-2005 sezonunda; yani, bu yıl da, yine, geçen yılın fiyatıyla brüt 3 200 000 liradan zeytinyağı satın alınmaktadır. Çiftçinin eline ise net, 2 950 000 lira geçmektedir; serbest piyasada ise, tüccar tarafından, brüt 2 850 000 liraya, net olarak da 2 780 000 liraya alınmaktadır.

Bir yandan zeytinyağı fiyatları geçen yıla göre artmazken -yerinde sayarken- bir yandan ise, ülkemizde, 2004 yılı sonunda yüzde 10 civarında gerçekleşeceği söylenen enflasyon döneminde, üreticinin kullandığı gübre, mazot fiyatları ile işçilik ücretleri yüzde 35-40 civarında artış göstermiştir.

2004 yılı başında, çiftçinin kullandığı üre gübresi 380 000 liradan 520 000 liraya, kompoze gübre 314 000 liradan 410 000 liraya, DAP gübresi 415 000 liradan 535 000 liraya; işçilik ücreti olarak, toplayıcı ücreti -zeytincilik camiasında "yenge yevmiyesi" denilir- 7 000 000 liradan 11 000 000 liraya, sırıkçı yevmiyesi (erkek yevmiyesi) 13 000 000 liradan 18 000 000 liraya; yine, 2004 yılı başında 1 350 000 lira olan mazot ise, bugün, ne yazık ki, 1 850 000 liraya yükselmiş durumdadır. Nerede kaldı enflasyon?! Soruyorum sizlere; nerede?!.. Zeytinyağı fiyatları enflasyonun altında artarken, gübre ve mazot fiyatları yüzde 35-40 artmıştır.

Sayın Bakanım, hani, o çiftçiye vaat etmiş olduğunuz ucuz yeşilmazota ne oldu?! Nerede o ucuz yeşilmazot?! Geçen yıl göstermelik olarak mazot desteği veren hükümet, bu yıl ondan dahi söz etmek istememekte; ama, bunun yanında, ne yazık ki, yatçılara mazot indirimi yapmaya devam etmektedir.

Sayın milletvekilleri, AKP İktidarı döneminde, bir yandan zeytinyağı fiyatları yerinde sayarken, bir yandan zeytincinin prim desteklemeleri kesilmekte, bir yandan ise zeytin üretimi girdi fiyatlarının yüzde 35-40 civarında artmış olduğu açık ve net olarak görülmektedir. Bu durum zeytin üreticisine reva mıdır?! Zeytinci, AKP İktidarı döneminde, tamamen bitirilme noktasına gelmiştir.

Sayın Bakan, İktidar Partisinin sayın milletvekilleri; lütfen, iktidar olarak, zeytin üreticisini küstürmeyiniz; lütfen, zeytin üreticisine kıymayınız; çünkü, bu zeytin ağacı kutsal bir ağaçtır; çünkü, bu zeytin ağacı ve zeytin dalı tüm dünyada barışın sembolüdür, barışın simgesidir; çünkü, bu zeytin ağacı berekettir; çünkü, bu zeytin ağacı emektir; çünkü, bu zeytin ağacı umuttur; çünkü, bu zeytin ağacı, başta Egenin, Akdenizin, Marmara'nın, seçim bölgem olan Balıkesir ve Edremit Körfezinin, Ayvalık'ın, Burhaniye'nin, Edremit'in, Havran'ın, Gömeç'in, bu yerlerde yaşayan, umudunu zeytine bağlayan, tüm insanlarımızın, gençlerimizin geleceğidir.

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2004-12-15-zeytin-ve-zeytinyagi-ureticilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
