# Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 24 Kasım 2005
- **Gündem:** KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2005-11-24-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 24 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)); konuşma 1.448 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1014 sıra sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 16 ncı maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan evvel şunu söylemek istiyorum: Bugün çok anlamlı bir gün; 24 Kasım Öğretmenler Günü. Bizleri yetiştiren, bugünlere getiren, çocuklarımızı yetiştiren eli öpülesi öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutlarken, önümüzdeki günlerin öğretmenlerimizin daha iyi ekonomik koşullara kavuşturulacağı günler olmasını temenni ediyorum.

Bu tasarı, adından da anlaşılacağı üzere, hem 5018 sayılı Kanunda hem de bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapmaktadır. Üzerinde konuşacağım 16 ncı madde, hükümet tasarısında 15 inci madde olarak yer almaktadır. Ancak, 16 ncı madde değerlendirilirken, tasarının 13/h maddesiyle, 14 ve 15 inci maddeleriyle beraber değerlendirilmelidir. Çünkü, tasarının bu maddeleri bakanlıklarda ve bazı kamu kurumlarında mevcut olan APK, yani, tam açılımıyla araştırma planlama ve koordinasyon kurulu ve daire başkanlıklarının kaldırılarak, yerine, strateji geliştirme başkanlığı müdürlüğü ve daire başkanlıklarının kurulmasını öngörmektedir.

5018 sayılı Kanunun bazı hükümleri yayım tarihi olan Aralık 2003 tarihinde kabul edilmiştir. Diğer hükümleri Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girecekti; ama, hükümet, gerekli hazırlıkları tamamlayamadığı gerekçesiyle, 2005 Malî Yılı Bütçe Kanununa koymuş olduğu bir maddeyle bu kanunun yürürlük tarihini Ocak 2006'ya erteledi. Kamu malî yönetimini yeniden düzenleyen bir kanunun yürürlüğünden önce hazırlıkların olması gayet doğaldır. Tabiî ki, bazı görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi ihtiyacı vardır; ancak, bu ihtiyaç, APK'ların mevcut görevlerine ilaveler yapılarak ve bu birimlere eleman takviyesiyle çözülebilir. Yani, APK'lar, istenirse, strateji geliştirme ve malî hizmetler başkanlığına kolayca dönüştürülebilir. Böyle bir dönüştürme yerine APK'ların tasfiyesi, hükümetin kadrolaşmaktan başka bir amacının olmadığını açıkça ortaya koymaktan başka nasıl açıklanabilir, soruyorum sizlere!

Burada dikkatinizi çekmek istediğim çok önemli bir husus var. Hatırlayacağınız gibi, Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı, yani, halkın, sivil toplum örgütlerinin ve CHP'nin yoğun muhalefetiyle direndiğimiz, AKP'nin ise reform diye, yenileşme diye nitelendirdiği, özünde, kamu hizmetlerinin taşraya devredildiği tasarının görüşmeleri sırasında görüşmeler durduruldu. Cumhuriyet Halk Partisinin yoğun muhalefetiyle, hükümet bu tasarıyı çıkarmaya cesaret edemedi. Tasarı önce, Şubat 2004'te Genel Kurulda görüşüldü, sonra, AKP, yoğun muhalefetimiz karşısında görüşmelere ara verdi. Ardından tekrar gündeme geldi ve Temmuz 2004'te, AKP çoğunluğunun oylarıyla, tasarı, Parlamentodan geçti; ancak, Sayın Cumhurbaşkanı, kanunu, Mecliste tekrar görüşülmek üzere iade etti.

Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla hiç ilişkisi olmadığı halde, Sayın Cumhurbaşkanımızca bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilen söz konusu Kamu Yönetimi Temel Kanununda yer alan bir müessese, strateji geliştirme başkanlığı, müdürlüğü ve daire başkanlıkları, 3046 sayılı bakanlıkların kuruluş ve görev esasları hakkındaki temel yasa da bir tarafa bırakılarak, şimdi görüşmekte olduğumuz bu tasarıyla, tüm kamu kurumlarında teşkilât yasalarına dolaylı olarak yerleştirilmek istenilmektedir.

Arkadaşlar, hükümet, hükümet üyeleri, sürekli yeni kanun çıkardıklarını, başarılı işler yaptıklarını söylemektedirler. Şimdi, size bazı rakamlar vereceğim: 22 nci Dönem itibariyle 670 civarında kanun Genel Kuruldan geçirilmiş, bunların içerisinden 41 adet yasa Cumhurbaşkanınca geri gönderilmiş, 68 adet yasanın da, Anayasa Mahkemesine, iptali ve yürürlüğünün durdurulması için başvuru yapılmış ve bunların 19'u görüşülmüş, 2 başvuru esastan, 2 başvurunun da yürürlüğünün durdurulması talebi reddedilmiş, 10 tanesinin yürürlüğünün durdurulması kararı alınmış, ayrıca, 7'si de iptal edilmiştir.

Bakın, yaptığınız çalışmalar bunlar. Daha, 2006'da yürürlüğe girecek bir kanunda dahi değişiklikler yapıyoruz bugün. Bunu, Anamuhalefet Partisini dinlemediğiniz için yapıyorsunuz. Bu, bizim uyarılarımızı dikkate almadığınızın, Anayasaya uygun olmayan kanunları sırf sayısal çoğunluğunuza dayanarak alelacele çıkardığınızın göstergesidir.

Değerli arkadaşlar, bakanlıklarda halen mevcut olan APK'ların yeni bir birime dönüştürülerek, bunlara tasarıda yazılı görevlerin verilmesi mümkün iken, bu yola gidilmeyip, APK'ların kaldırılarak yerine yeni kadroların oluşturulması, hizmetin görülmesi gerekçesi altında kadrolaşmaya gidilmesidir.

Değerli milletvekilleri, bu, tamamen kadrolaşma amaçlı düzenlemedir. Neden APK'lara yeni kadrolar verilerek bu görevler yerine getirilmiyor da, bunlar kaldırılıp yerine yeni birimler kuruluyor? AKP'ye yakın kadrolara öncelik verilmesi düşüncesi mi, reform tanımının açılımı mıdır, soruyorum size! Bu sözde reform sonucunda işinden olacak, yıllarını devlet hizmetinde geçiren nice deneyimli insanımızı nerede istihdam edeceksiniz, merak ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kadrolaşma örnekleri, artık, ciddî boyutlarda çoğalmıştır. Kadrolaşma, Türkiye'nin huzurunu, ekonomisini, devlet düzenini ve siyasî rejimini tehlikeye atabilecek bir anlayışla, bir ölçüsüzlükle uygulanır hale gelmiştir.

Bu gidiş, iyi gidiş değildir. Tüm bu olanlara karşı herkesin dikkatli ve duyarlı davranmasına ihtiyaç vardır. Bu senaryoyu biz daha evvelki hükümetler döneminde de seyrettik. Bunları biliyoruz; ama, ne yazık ki, bir kez daha bu senaryoyu yürürlüğe koymak istemektesiniz. Türkiye'nin kaderi bunu yaşamak olmamalıdır; ama, bunu deneyenler karşısında milletçe takınacağımız tavrın ne olduğu çok açıktır, bellidir. Bunların hesabının milletçe görüleceğinden de hiç kuşku duymuyorum. Bunlar, bu yaptıklarının hesabını er geç vereceklerdir. Nasıl daha evvelki hükümetler yaptıklarının hesabını sandıkta verdilerse, siz de er geç vereceksiniz. Türkiye, bunlara teslim olmayacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi de bunlar karşısındaki mücadelenin öncüsü olmaya devam edecektir, etmektedir.

Sonuç olarak, bakınız, tasarının genel gerekçesinde ne denmektedir, aynen aktarıyorum: "...malî hizmetler biriminin görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenmektedir.

- Mevcut teşkilât yapılarında yer alan araştırma planlama ve koordinasyon kurulu başkanlıkları ve araştırma planlama ve koordinasyon kurulu daire başkanlıkları kaldırılmakta, Başbakanlıkta ve Millî Savunma Bakanlığı dışındaki bakanlıklarda strateji geliştirme başkanlığı kanunun eki (1) sayılı cetvelde yer alan idarelerde strateji geliştirme daire başkanlığı ve kanunun eki (2) sayılı cetvelde belirtilen kamu idarelerinde strateji geliştirmeye ilişkin hizmetlerin yerine getirildiği müdürlükler kurulmaktadır.

Kanunun uygulanması için gerekli kadro ihdas ve iptalleri ile özlük haklarına ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır" ifadeleri yer almaktadır.

Tasarının 16 ncı maddesinin gerekçesinde ise "Madde ile mevcut teşkilât yapılarında yer alan araştırma, planlama ve koordinasyon kurulu başkanlıkları ve araştırma, planlama ve koordinasyon daire başkanlıklarının kaldırılmasına yönelik olarak ilgili kanunlarda yer alan hükümler ile teşkilât kanunları ve teşkilâtlanmaya ilişkin diğer kanunlarda yer alan araştırma, planlama ve koordinasyon hizmetlerine yönelik kurul başkanlıkları, daire başkanlıkları ile şube müdürlükleri kurulması ve bunların görevlerine ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır" denilmektedir.

Peki "neden" sorusunun bir açıklaması, böyle bir düzenlemenin akılcı, gerçekçi bir gerekçesi var mıdır? Size aynen okudum. Hayır, yok. Yalnızca ne yapıldığı ifade ediliyor... Haklılar tabiî, yasa tasarısının gerekçesinde "biz kadrolaşmaya gitmek istiyoruz, bu nedenle böyle bir düzenleme lazım" diyemezsiniz. Açıkça bunu ifade ediyor kanunda belirtilen gerekçe.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 5018 sayılı Kanunun ana amacının kamuda hesap verilebilirliği ve saydamlığı sağlamak olduğu, kanunun gerekçesinde açık olarak belirtilmiştir. Sayın Maliye Bakanı ve bakanlık yetkilileri bu kanunla ilgili olarak yaptıkları her konuşmada, bu kanun ile birlikte bütçenin kapsamının genişlediğini, kamu kaynaklarının ekonomik, etkili ve verimli kullanılmasının yolunun açıldığını, kamu kaynakları üzerinde Parlamentonun bütçe hakkının etkin bir biçimde kullanılmasının olanaklı hale geldiğini, kamuda performans esaslı yönetimin uygulanacağını, Avrupa Birliği iyi uygulama örneklerine ve uluslararası standartlara uyumlu bir kamu malî yönetim sisteminin 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kurulup işletileceğini dile getirmişlerdir.

Parlamentonun bütçe hakkını etkin kullanmasının en önemli aracı, bütün dünyada, öncelikle, bütçe kapsamının geniş olmasıyla açıklanmaktadır. 10 Aralık 2003 tarihinde yasalaştırdığımız 5018 sayılı Kanunun bütçe kapsamı, bugün görüşmekte olduğumuz 1014 sıra sayılı kanun tasarısından daha geniştir; ama, biz bazı maddeleri burada değiştirmek istiyoruz. Getirilen değişiklikle büyük hacimli ekonomik ve malî işlemler gerçekleştiren bazı kamu idareleri, bütçenin, dolayısıyla Parlamentonun denetim kapsamından çıkarılmaktadır, resmen kaçırılmaktadır. TOKİ, TRT, TMSF başta olmak üzere parasal hacmi büyük, önemli idareler kanun kapsamı dışına çıkarılmıştır. Bunu, kanunun, hesap verilebilirlik ve saydamlık olarak açıklanan temel gerekçeleriyle nasıl bağdaştırabilirsiniz?

Son dönemlerde basın ve yayın araçlarında, TOKİ'nin ya da TMSF'nin bir uygulamasını ya da adını duymadığımız bir günümüz geçmemektedir. Gelin bu yanlıştan dönelim, bunları da Meclis denetimine alalım, bunların da Plan ve Bütçe Komisyonunda her yıl bütçeleri görüşülsün, bu idareleri bütçe kapsamına sokalım; yok, bu, teknik olarak bazı zorluklar çıkarıyorsa, bu idareleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan Sayıştayın denetimine tabi tutalım, Sayıştayın bu idarelerle ilgili denetleme raporlarını bütçe hakkının gereği olarak bu Parlamentoda tartışalım. Bu kanuna, bütçe kapsamına tabi olmayan idareler için bir liste yapalım ve bu idareleri bu listenin içerisine koyarak bunların da bu kanuna tabi olacakları düzenlemelerini yazalım.

Şimdi, bazılarınız " bunların denetimi Mecliste KİT Komisyonuna aittir" diyorsunuz; ama, KİT Komisyonu geçmiş yıllarla ilgili inceleme yapmaya yetkilidir, KİT Komisyonu, yapılmış hataları incelemekle yetkilidir, KİT Komisyonu, o kuruluşların bütçesini, daha görüşülmemiş olan, gelmemiş yılların bütçesini incelemekle yetkili değildir arkadaşlar. Bunu çok iyi bilmemiz lazım.

Bu idareler hesap versin, işlemlerini saydam bir biçimde gerçekleştirsin. Kapısından içeri girdiğimiz Avrupa Birliğine uyum sürecinde bunu zaten yapmak zorunda kalacağız. Gelin, bunu kendiliğimizden yapalım ve hesap verilebilirlik ve saydamlık yönünde önemli bir adımı atalım, bunları Meclis denetiminden kaçırmayalım.

Harcama öncesi kontrol süreci, kanunda yapılan değişiklikle, ön malî kontrol olarak adlandırılan bir yapıya dönüştürülmektedir. Harcama öncesi kontrol sürecinde, biz, 1050 sayılı Kanun uygulamasında olan Maliye Bakanlığının ve Sayıştayın öndenetim fonksiyonlarını kaldırıp, bunu, kamu idarelerinin kendisine bırakmıştık. Yapılan bu değişikle, harcama öncesi kontrol sürecini de, aslında, burada kaldırmış oluyoruz; çünkü, ortada, bu işlemden dolayı ne bir sorumlu ne de bir sorumluluk hali kalmaktadır. Bu durum, özellikle, malî yönetim ve kontrol süreçlerinin etkili bir biçimde kurulup işletilemediği… Kamu idarelerinde -merkezî idare hariç- çoğu bu durumdadır; başımıza da -ileride göreceğiz- çok büyük belalar açacaktır. Gelin, bu yanlıştan dönelim.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2005-11-24-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
