# T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 2 Şubat 2006
- **Gündem:** T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2006-02-02-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 2 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 2.004 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kurdan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kurdan aylık veya gelir almakta olanlara ödenen gelir ve aylıklarda 2006 yılında yapılacak artışlarla ilgili 1076 sıra sayılı kanun tasarısı hakkında, hem Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hem de şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yılbaşından bir gün önce, Sayın Başbakan, Ulusa Sesleniş programında, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren tüm emeklilerin fiş ve fatura toplama eziyeti çekmeyeceklerini açıklamıştı. Bugün de burada görüşmekte olduğumuz yasayla, Başbakanın o gün vatandaşlara, emeklilere müjde olarak sunmuş olduğu vergi iadesini yüzde 5'ten yüzde 4'e düşürerek, maaşlara ilave etmek olarak değiştirmek istiyoruz.

Fiş toplamak, fiş almak bir vatandaşlık görevi midir; yoksa, Başbakanın söylediği gibi, bir eziyet midir? Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri kayıtdışılık değil midir? Dördüncü yılın içerisine girdik. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekilleri olarak burada görev yapmaktayız ve her yıl, her sözümüzün içerisinde, gerek muhalefet gerek iktidar olarak, bilhassa İktidar Partisi milletvekilleri ve Maliye Bakanı "kayıtdışı ekonomiyi kayıt içine alacağız" diyor. Kayıtdışılığı da, mümkün olduğu kadar, son vermemiz gerektiğini söylüyoruz, söylüyorsunuz. Maliye Bakanı da, her yıl, bütçe görüşmelerinde, hangi yılın bütçe görüşmeleri varsa, o yılın bütçe görüşmelerinde, bu yılı kayıt dışı ekonomiyle mücadele yılı ilan edeceğini devamlı olarak söylüyor; ama, dört yıldan beri söylememize rağmen, hep kayıtdışılıkla ilgili olarak yerimizde saymaya devam ediyoruz. Hatta, iktidarın yaptığı bazı uygulamalar, çıkardığı bazı yasalar, bugün de çıkarmakta olduğumuz, görüşmekte olduğumuz yasanın 1 inci maddesinde de, âdeta, kayıtdışılığa, kayıt- dışı ekonomiye davetiye çıkarmıyor muyuz? Kayıtdışılığı özendirmiyor muyuz? Emeklilerin fatura ve fiş toplamalarının kaldırılması, zaten yüksek olan kayıtdışı işlemleri körüklemez mi? Belge alışverişin teşviki suretiyle vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi gerekirken, fiş ve faturanın toplanmasının kaldırılması, bu yapılırken de, bir eziyetin önlendiğinin Başbakan tarafından açıklanması doğru mudur?

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Toplamak kaldırılmıyor, beyan kaldırılıyor.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Maaşlara ilave ediyorsun, artık, vergi iadesi diye bir şey kalmıyor. Sen fiş toplayacak mısın?

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Alışveriş yaptıysa alacak; ama, beyan etmeyecek.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - İşte, ama, kayıt dışılığa davetiye çıkarıyor musun çıkarmıyor musun; çıkarıyorsun.

Fatura ve fiş almak eziyet ise, işçi ve memurların, bordroluların kendileri yönünden devam eden vergi iadesi nedeniyle bu belgeleri toplayacak olmaları, onlar için de eziyet değil midir?

Aynı şekilde, yıllardan beri, vatandaşlara, fiş, fatura, belge alın denilmektedir. İktidarlar tarafından, şimdi ise, bunun tanımı, nasıl oluyor da bir Başbakan tarafından "vatandaşlarına eziyet" olarak açıklanmaktadır?

Emekliler için vergi iadesi kalkınca, bunlar da, alışveriş yaptıklarında aldıkları fiş ve faturalarını ücretli çalışan yakınlarına vermeyecekler midir?

Bundan böyle, emekliler alışveriş yaparken, işyeri sahipleri, artık "fiş ve fatura sizin işinize yaramıyor, vergi iadesinde kullanamıyorsunuz, size artı ek bir ekstra ilave getirmiyor; bunun Katma Değer Vergisi yüzde 18, fiş ve faturayı almayın da biz de Katma Değer Vergisinden biraz size indirim yapalım" demeyecekler midir? Bu gibi işlemlerde kayıt dışı artmayacak mıdır; soruyorum sayın milletvekilleri.

Bir yandan kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine almaya, çekmeye çalışırken, bir yandan da, bu gibi uygulamalarla, bugünkü 1 inci maddeyle, şu anda görüşmekte olduğumuz 1 inci maddeyle, kayıt dışılığı teşvik etmiş olmayacak mıyız?

Emekliler, fiş, fatura, belge toplayıp yüzde 5 vergi iadesi alıyorlardı. Başbakana göre, bu eziyete son verilecek bu yasa kanunlaştığı takdirde. Ancak, emeklilere yüzde 5 vergi iadesi yerine, yüzde 4 maaşlara ilave ödenmeyecek mi? Böylece, emeklinin eline, vergi iadesinden dolayı geçen paranın yüzde 80'i geçecek; yüzde 20'sini ceplerinden almış olmuyor muyuz? Ama, doğrusunu yapacaksanız, yüzde 5'i devam ettirelim.

Kaldı ki, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre, fiş ve fatura almamak cezayı gerektirmektedir. Yani, bir vergi denetçisi, bir işyerinden, bir dükkândan alışveriş yapıp çıkmakta olan bir emekliyi yakalarsa ve onun fiş almadığını tespit ederse, ona Vergi Usul Kanununa göre ceza kesmeyecek midir?

Sayın Başbakan dedi ki: "Emeklileri fiş ve fatura alma zahmetinden kurtarıyoruz." O zaman, 213 sayılı Vergi Usul Kanunundaki şu cezaî müeyyideyi de hep beraber kaldırmamız gerekmeyecek midir? Yani, hem başka bir yasaya göre fiş ve fatura almak mecburiyetindesiniz hem de başka bir yasaya göre "fiş alma zahmetinden biz sizi kurtardık" diyorsunuz. Böyle şey olur mu arkadaşlar?! Bu, çelişkili bir ifade olmuyor mu?!

İktidar, emeklilerin üç beş kuruşluk vergi iadesine bile göz dikmektedir. Çeşitli laf ebelikleriyle emeklilerin lehine bir değişiklik yapılıyormuş gibi "artık, emekliler fiş toplama eziyetinden kurtulacak" türündün cambazlıkla hedef saptırılmak istenmektedir.

Sayın Başbakanın müjde olarak sarf ettiği bu sözlerin kendi içinde suç teşkil ettiği de ayrı bir konudur. Harcamaları karşılığında vergi almamanın 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre suç teşkil ettiği, acaba, Başbakan tarafından bilinmiyor mu?

Hem iktidar olarak 2004 yılını kayıt dışıyla mücadele yılı ilan edeceksiniz, sonra da kayıt dışılığı teşvik eden bir uygulamayı teşvik etmeye siz kalkacaksınız; bunun yanında, bankalardaki maaş kuyruklarındaki eziyeti görmezlikten geleceksiniz; ancak, fiş ve fatura almayı eziyet olarak değerlendireceksiniz. Buna, kargalar bile güler!

Yapılmak istenen şudur: Emeklinin vergi iadesinden bir miktar kırpmak ve giderek bu uygulamaya son vermek.

Mevcut uygulamayla, emeklilere, yıl içinde üçer aylık dönemler halinde yüzde 4 oranında vergi iadesine mahsuben avans verilmekte, yıl sonunda matraha göre beyan ettikleri belgelerin yüzde 5 oranında vergi iadesi hesaplanmakta, yıl içinde, bu ödenen yüzde 4'lük tutar düşüldükten sonra, geriye kalan bakiye yüzde 1 ödenmekte idi.

Bu yeni uygulamayla emekli maaşlarına yüzde 4 ilave edilecek ve emeklilerden hiçbir belge de alınmayacaktır; dolayısıyla, emeklilerin yüzde 1 kaybı olacaktır. Ayrıca, emeklilere fazla maaş artışı yapılmadığından, bu yüzde 4'lük vergi iadesi de "maaşlara ilave yaptık, zam yaptık" şeklinde yutturulmaya çalışılacaktır.

Bakın, az evvel konu tartışıldı burada. Sayın Bakan güzel izah etti aslında, "anlayamadık" dedi arkadaşlar. Maliyeden son on yılın vergi iadesi araştırmasında emeklilerin yüzde 3,2 ile 3,9 arasında vergi iadesi kullandıklarını; yani, burada bir zararın söz konusu olmadığını söyledi; ama, yanıltıyor Sayın Bakan.

Bakınız, o, fazla maaşı olan, yüksek emekli maaşı olanlar için geçerli Sayın Bakan. Onlar fiş toplayamıyor, 2 milyar, 1 milyar, 1,5 milyar, 2,5 milyar emekli maaşı alanlar, fiş toplayamadıkları için, verdikleri fişin karşılığında yüzde 2,5-3 alıyorlar. Onlar için avantaj getiriyorsunuz yüzde 4'e çıkararak. Toplayamadıkları fişi yüzde 1 daha ilave ceplerine koyuyorsunuz; ama, Bağ-Kur emeklisi…

Bugün, Bağ-Kur'dan emekli olan, en düşük maaş alan 342 000 lira alıyor, 352 000 lira da temmuzda alacak. Bunun… Yılda 4 167 000 000 para alıyor.

Bunun yanında, asgarî ücretli, SSK emeklisi 463 000 lira ocak, temmuz ayında 477 000 lira, toplam 5 600 000 000 lira yıllık para alıyor. Yine, en düşük devlet memuru, 591 000 lira ocak ayından itibaren, 606 000 lira da temmuz ayından itibaren alacak; bu da, 7 186 000 lira. Bunların hepsi fişlerini tamamen topluyorlar Sayın Bakan.

Bu düşük gelir grubunda olan, açlık sınırının altında olan, yoksulluk sınırının altında olan, zor geçinen bu insanların cebinden siz yüzde 1'i alıyorsunuz ve bu yüzde 1'leri de büyük gelir grubu olan, yüksek maaş alan, emekli vali, genel müdür, müsteşar, emekli subay, bunların cebine sokuyorsunuz Sayın Bakan. İşte, bu vergi iadesinin çarpıklığı buradan geliyor.

ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Milletvekilleri de dahil.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Milletvekilleri de dahil, emekli milletvekilleri de dahil.

Çünkü, onlar, gerektiği kadar fiş toplayamadıkları için -28-30 milyar fiş toplamaları lazım. Milletvekillerinin 37 milyar lira fiş toplaması lazımdı bu sene- topladıkları tutar üzerinden, 2,5-3 civarında vergi iadesi alıyorlar; ama, diğer Bağ-Kur, SSK ve düşük emekli olan memurlarımız yüzde 5'in tamamını dolduruyorlar. İsteseniz daha o kadar getirecekler; ama, ne yazık ki, onlardan yüzde 1'i kesiyorsunuz, diğer fiş toplamayan, kayıt dışılığı ekonomiye özendiren, toplayamayan kişilerin cebine veriyorsunuz. İşte, bu aradaki o ortalama farkı, burada, gelip de, yüzde 3,2; 3,9 diyorsunuz. Bu haksızlığı önleyemezsiniz. İşte, yüzde 5'e çıkarmanız lazım Sayın Bakan. Yani, ben sizin izah edeceğinizi burada ettim ve de bu tutar 867 000 000 Türk Lirası tutuyor. Bak, SSK, 3 900 000 emekli, kaybı 89 trilyon lira; Bağ Kur emeklisi 1 400 000, kaybı 66 trilyon lira; Emekli Sandığı emeklisi 1 400 000, kaybı 108 trilyon lira. 692 trilyon liraydı SSK emeklileri; toplam 867 000 000 Türk Lirası.

Yani, o "biz, vergi, Maliye Bakanlığından aldık on yılın ortalamasını, zaten yüzde 3,2 ile 3,9" diyerek kelime oyunu yapmayınız Sayın Bakan. Buradaki düşük geliri olanların cebinden bu yüzde 1'i alıyorsunuz. Bunu düzeltmeniz lazım.

Tüccar zihniyetinin atakları olsa gerek bu. 1 taşla 2 kuş vurmak diyorum ben buna. IMF'ye teslim olan AKP Hükümeti her türlü değişikliği bu kurumun talepleri doğrultusunda yapmakta, halka asıl eziyeti kendisi yaratmaktadır. Fiş almanın eziyet olmadığını, bunun bir görev olduğunu bilmenin, bu zatı muhtereme, Başbakana bildirilmesi gerekiyor. Maaş kuyruklarında çile çekmelerine neden olan sebepler yaratmaktadır bu.

Ayrıca, vergi iadesi uygulamasında bu biçimde ısrar etmek, asıl, emekliye eziyet vermek değil midir? Vergi iadesini kaldırmak bir yana, aksine, her türlü harcamayı kapsama almak ve genişletmek gerekmektedir. Gerek ücretlilerde gerekse emeklilerdeki vergi iadesi uygulamasına konu olacak belgelere sınırlama getirilmesi nedeniyle, esas olarak harcadığı birçok ürünün belgesi geçerli olmayınca, bu açığı telafi edecek bir başka belge arayışına girmek, tam bir eziyete dönüştüğü doğrudur; ama, bunun çözümü, bu uygulamayı kaldırma olmamalıdır, bu uygulamayı genişletme olması gerekir. Emeklilerin almış olduğu her türlü fişin vergi iadesi kapsamına girmesi gerekir ve yüzde 5 uygulamayı, hatta hatta oranları artırmamız lazım. Kayıtdışılığı teşvik etmememiz için, kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine almamız için. Onun içindir ki, bu uygulama neticesi vergi iadelerinden dolayı maaşlara yapılacak ilavenin yüzde 5'ten 4'e indirilmesi son derece yanlıştır. Onun için, diyorum ki, önergemizde olması lazım, tekrar bunu yüzde 5'e, hatta yüzde 6'ya, 7'ye çıkarmamız lazım, vatandaşı teşvik etmemiz lazım. Zaten emeklinin eline, böyle düşük gelirli emeklinin eline vergi iadesi dolayısıyla beş on kuruş para geçiyordu. Onu da nasıl keseriz hesabını yapmakta olan bir hükümet, emekliden nasıl üç kuruş yontabiliriz düşüncesinde olan bir hükümet... Ben, bunu pek anlamıyorum Sayın Bakanım. Düşük gelir grubundan emekli olan ve emekli maaşıyla yaşam mücadelesi sürdürmeye çalışanlar namına söylüyorum, üst düzey grubundan emekli olmuş, az evvel saymış olduğum insanlarla ilgili değil. Onlara burada kıyak yapıyoruz Meclis olarak, AKP İktidarı olarak.

İktidarın gücü, Sayın Başbakanın deyimiyle, fakir fukaraya, garip gurebaya yettiği için, onlardan her seferinde tasarruf yapılması isteniyor; ama, başkaca birilerine, özelleştirme uygulamalarıyla, kepçeyle, iktidar tarafından veriliyor. Bu tasarrufların hep emeklilerin sırtından yapılmasının makul gerekçelerini söyleyebilir misiniz; söyleyemezsiniz. Ama, gerçeğe baktığımız zaman, emeklinin aldığı aylık… Zaten, çok büyük bir kısmı açlık sınırının altında, geri kalanın tamamı ise yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermeye çalışıyor; ama, siz, AKP İktidarı olarak, bunlardan hâlâ tasarruf yapmaya, emeklilerden tasarruf yapmaya çalışıyorsunuz.

Bakın, 2006 yılında uygulanacak bu yöntemle, en düşük emekli devlet memurunun -az evvel izah ettim- yüzde 1 eksiltmeden dolayı yaşanan kaybı yıllık 72 YTL. Yine, en düşük SSK emeklisinin emekli aylığında yapılan kayıp yıllık 56 YTL, en düşük Bağ-Kur emekli aylığında yaşanan kayıp ise 42 YTL'dir. Burada kayıp yoktur diyemezsiniz.

Yine, bu yasa görüşmelerinde unutulan bir konudan bahsetmek istiyorum. Tüm emeklilerin emekli sisteminden vergi iadesini çıkarıyoruz; ama, bir de -Sayın Bakanla görüştük, bir önerge verdik, Sayın Bakan da olumlu karşıladı- unutulan bir şey vardı burada, 506 sayılı SSK Yasasının geçici 20 nci maddesi gereğince kurulan bazı kendi sandıkları var, munzam sandıkları var. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, buna bağlı ticaret odaları, sanayi odaları ve ticaret borsaları; yine, Türkiye Reasürans Birlikleri var; yine, bankalar var, özel bankalar, Vakıflar Bankası, Yapı Kredi Bankası, Şekerbank, Garanti Bankası, İş Bankası mensuplarının bulunduğu, aşağı yukarı 70- 80 bin civarında kişiyi ilgilendiren, bunlar da, burada unutulmuş ve bununla ilgili bir önerge verdik. Unutulduğunun farkına varıldı. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ve Grubu olarak bu önergemizi verdik, Sayın Bakanla da mutabakat sağladık, kendisine de, burada, bu insanlar adına teşekkür ediyorum. İnşallah -bugün Meclis çalışmamız bitecek- salı günü maddeye devam ettiğimizde, bunu görüşeceğiz. Bunu da burada hep birlikte kabul edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

Bu eksikliği de gidermiş olacağız, zamanında fark ettiğimiz eksikliği.

Sayın Başbakanın, kurban bayramı öncesinde, emekli, dul ve yetimlere müjde olarak sunduğu tepsiden, bayram şekeri değil, ne yazık ki, antepbiberi çıkmıştır. Emekli, ummadığı acı bir sürprizle karşılaşmıştır. Yapılan bu işlemle toplandığı fatura ve fişler sayesinde, ekonominin kayıt altına alınmasında son derece önemli bir misyon üslenmiş olan emekliler, âdeta yüzde 1'leri kesilerek cezalandırılmıştır. Kayıtdışı ekonomiye âdeta çağrı yapılmıştır, yapılmaktadır. Hükümet, umarız bu yanlıştan döner, emekli, dul ve yetimlerimizin umutlarıyla oynamaktan vazgeçer. Yoksa, emeklinin, dul ve yetimin de, ilk yapılacak seçimlerde elbette ki, AKP'ye ve hükümete de sandıkta çok acı bir müjdesi olacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2006-02-02-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
