# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 14 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2006-02-14-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 14 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 924 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarının genel gerekçesinde, af uygulamasının, Türkiye'de 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik krizlere bağlandığı açık ve net olarak görülmektedir ve açıklamalı olarak, gerekçe olarak yazılmıştır.

Öncelikle şu sorunun yanıtını almak istiyorum: 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik krizlerin ortaya çıkardığı darboğazı gidermek için, AKP Hükümeti -iktidara geleli dört yıl oldu, 2006 yılındayız- neden dört yıla yakın bir zaman beklemiştir?

Bunun bilinen gerçeği, hükümetin, bu konuyla ilgili olarak IMF'yi bugüne kadar ikna edememiş olmasından kaynaklanmaktadır; bu, açık ve nettir, bunu koymamız lazım.

Tasarıda, prim borcu olanlar arasında borçların yeniden yapılandırılmasında eşit uygulama öngörülmemekte; aksine, borcu olan yükümlüler arasında çifte standardı öngören uygulamalara bu yasayla olanak sağlanmaktadır.

Tasarıda, 1 inci maddede kabul edilen, prim borcu olan işverenler ve sigortalılar için getirilen af uygulaması ve hesaplaması, borcu 100 000 YTL'nin altında kalanlar ile 100 000 YTL'nin üstünde olanlar için yapılan uygulamalar birbirlerinden farklılık, ayrılık izlemektedir; bu da, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır; yani, yasanın 1 inci maddesi Anayasaya aykırılık teşkil etmektedir, Anayasa Mahkemesinden geri dönebilecek bir yasadır; bunu, burada uyarıyorum.

Tasarıda, bu farkların her ne kadar bilanço rasyoları iyi olan işverenlerin aftan yararlanmamalarına yönelik olarak yapıldığı ifade edilse bile, aynı durumun 100 000 YTL'nin altında borcu olanlar için de geçerli olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Dolayısıyla, gerek SSK ve gerekse Bağ-Kura prim borcu olanların aftan yararlanmaları konusunda yasayla farklı standartlar getirilmesi, yurttaşların yasalar karşısında eşit olmadıkları sonucunu doğurmaktadır. Bu da, Anayasaya ve evrensel hukuk kurallarına aykırıdır, az evvel söylediğim gibi.

Aftan yararlanacak prim borçlusunun zor durum hali esas alınarak belli oranlar belirlenmişse de, bu oranların, aftan yararlanmada sağlıklı sonuçlar vermeyeceği, aksine, bazı haksız uygulamalara yol açacağı görülmektedir. Bu açıdan, yapılan bu düzenleme, beklentilere hizmet edecek nitelikte kesinlikle değildir.

Yasa tasarılarının, kolay uygulanabilir ve yurttaşlar tarafından da kolay anlaşılabilir olması gerektiği temel kuraldır. Özellikle de af niteliği taşıyan yasaların bu açıdan büyük önem taşıdığı açıktır. Oysa, bu tasarı, karmaşık ve uygulaması zor olan bir tasarıdır; pek çok bürokratik işleme ve dolayısıyla, pek çok uyuşmazlığa yol açacaktır. Var olan sorunları çözmeyi amaçlayan bir tasarı, bu haliyle yasalaştığı takdirde, kendisi, yeni sorunların kaynağı olacaktır.

Yasanın 1 inci maddesinde, bilanço usulü defter tutan işveren ve şirketlerin borçlarının hesaplanmasında Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisine ait en son verdikleri beyannamelerindeki ekli bilanço baz alınacak, dönen varlıklar artı stoklar karşılığında, kısa vadeli yabancı kaynakların rasyosuna göre bulunacak orana göre gecikme zammı hesaplaması son derece karmaşık ve uygulamada zorluklar yaşanacak, bürokratik işlemlere ve büyük uyuşmazlıklara yol açacak ve büyük sıkıntılar doğuracaktır. Kaldı ki, biz, mükelleflerin prim borçlarını geriye dönük olarak tüm borçlarını yeniden yapılandırmak istiyoruz. Belki onbeş, belki yirmi, belki yirmibeş yıllık borçlarının hesabı yapılacak. Bu tüm geçmiş borçlarının tamamını yeniden yapılandırmaya alıyoruz, burada hemfikiriz, affın kapsamına alıyoruz; ama, hesaplanacak, yeniden yapılandırılacak prim borcunun gecikme zammı hesaplamalarını neden en son yılda, 2004 yılında vermiş oldukları bilançoya bağlıyoruz?

Bakınız, 2000 ve 2001 krizlerindeki ortaya çıkan sıkıntılardan dolayı bunu gündeme getirdiğimizi söylüyoruz; ama, 2000 ve 2001 yılındaki yaşanan krizlerin bilançolarını burada göz önüne almıyoruz, 2004'te alıyoruz. Şimdi, burada adaletsiz ve karmaşık bir durum, mağduriyet ortaya çıkmış olmayacak mıdır?! Çünkü, 2000-2001 yılı krizlerini gerekçe gösteriyoruz. Kriz yıllarıyla ilgisi olmayan ve kriz yıllarının üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, en son verilen 2004 yılı bilançosunun değerlerine göre gecikme zamlarını hesaplayacağız ve prim borçlarını bu şekilde yapılandıracağız. Bu, nasıl bir adalettir?!

Bakınız, kişi ve şirketin geriye dönük on onbeş yıllık prim borcu olduğunu düşünürsek, geçmiş yıllarda, belki, mükellefin, borçlarıyla ilgili ödeme güçlüğü çektiğinden prim borçlarını ödeyemediği; onuncu, onbirinci, onikinci yıllarda, dokuzuncu yıllarda ödeme güçlüğü çektiği için -bilançosunda da, vergi dairesine verilen bilançolarda, bu, açık ve net olarak da istenildiğinde görülmektedir- ödeyememiştir; ama, son yasa, son yılın bilançosunu diyor. O şirketin, o vatandaşın belki son yıl, işlerini düzeltmiştir, 2004 yılı bilançoları daha iyi bir durumdadır. Şimdi, biz, tüm on yıllık, onbeş yıllık prim borcunu bir defa daha yeniden yapılandıracağız; geçmiş yıllardaki işinin bozukluğundan dolayı vergi dairelerine vermiş olduğu Kurumlar ve Gelir Vergisi bilançolarını -defter tutanlarla ilgili- beyannamelerini baz almayacağız, 2004 yılını baz alacağız! Haksızlık olmayacak mıdır arkadaşlar?! Ya geriye dönük kaç yıl borcu varsa aynı yıllara ait bilançoların tamamı istensin, her yılın hesaplaması ayrı ayrı yapılsın ya da aynen vergi barışında olduğu gibi… Vergi barışını çıkardı bu Meclis; tüm borçlar hesaplandı ve borçların üzerinden yüzde 30 civarında bir indirim yapıldı. Aynı şekilde yapalım. O zaman, çifte standart doğmayacaktır. O zaman, haksızlıklara vatandaş uğramayacaktır. O zaman, mağdur olduğu, esasen mağdur olduğu yıllardaki değerlendirmeler de dikkate alınmamıştır olacaktır; yani, buradaki büyük bir mağduriyet göz önüne alınacak. Bu şekilde hem adaletli olur hem de karmaşık bir durumu ortadan kaldırmış oluruz.

Yine, bilanço usulü defter tutan haricinde kalan işletme, işverenlerden, yani, işletme tutanlar 31.12.2004 tarihli malî durum bildirimi beyanı esas alınarak bulunacak rasyoya ait orana göre yeniden yapılandırması hesaplanacaktır. Şimdi, işletme defteri tutan mükellefler, vergi dairelerine bilanço defteri tutmadıkları için herhangi bir bilanço, kâr-zarar beyan etmiyorlar; işletme defteri burada… Bakınız, bu işletme defterinin, bir tarafı gider bir tarafı gelir. Nerede burada kasa?! Nerede bankalar?! Nerede kısa vadeli alacaklar, stoklar; hiçbir tanesi gözükmüyor…

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Orada kendi yazılı onlar…

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - İşte, kendi beyanına bırakıyorsunuz; ama, o zaman da olmuyor ki!.. Olmuyor… O zaman, çifte standart oluyor. Dürüst vatandaş doğrusunu beyan edecek, bu yasadan daha fazla istifade etmek isteyen vatandaş resmî bir belgeye bağlayamadığı için, istediği şekilde…

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Vatandaşların hepsi dürüsttür; merak etme…

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Canım, ondan kuşkumuz yok da… Ama, burada çelişki yaratacak…

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2006-02-14-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
