# Gelir vergisi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.1346)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mart 2007
- **Gündem:** GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.1346)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c149/b070/tbmm221490700049.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2007-03-01-gelir-vergisi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hak

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 1 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.1346)); konuşma 1.660 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 32'nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarının 32'nci maddesi, ücretlilere vergi iadesini kaldıran maddedir. Hepimizin bildiği gibi, bu tasannın kanunlaşması hâlinde, Hükümet, çalışanların, toplam 10,6 milyon çalışanın, ücretlinin 3,4 katrilyon tutan 2007 yılında hak edecekleri geliri, vergi iadelerini, ne yazık ki, 2008 yılında vermeyecektir. Tasarının 2'nci maddesine ilişkin yaptığım dünkü konuşmada söylediğim gibi, tasannın yasalaşması hâlinde çalışanlara ciddi miktarlarda bir ödemenin yapılmayacak olması söz konusudur.

2006 yılında ödenen vergi iadeleri tutarının 2,5 milyar YTL düzeyinde olduğu görülmektedir. 2006 yılında bu seviyelere ulaşmış olan vergi iadesi tutarlarının, uzmanlarca, 2007 yılındaki harcamalar nedeniyle 2008 yılında 3,4 milyar YTL'lik bir tutara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu çerçevede, tasarının yasalaşması hâlinde, mükelleflerin hak ettikleri hâlde devletten alamayacakları gelir -ücretlilerin, memurların- toplam 3,4 milyar YTL olacaktır.

Şimdi, Hükümet, 2007 yılında hak edilen 3,5 milyar YTL'yi çalışanlardan esirgemektedir. Oysa, tasarının kanunlaşması hâlinde, asgari geçim indirimi nedeniyle ödenecek miktarın -o da 2008'de yürürlüğe giriyor- 3 milyar YTL olduğu görülmektedir. Yani, 2008'de, ücretlilerin 0,5 milyar YTL'si, yani 500 trilyon lirası, bir de yasanın, asgari geçim indiriminin 2008'de faaliyete geçmesinden dolayı 2007 yılında herhangi bir vergi iadesi alamayacaklarından dolayı da, 3,5 katrilyon lirayı koyduğumuz takdirde, toplam 4 katrilyon lirası, resmen, AKP Hükümeti tarafından, ücretlilerden, verilmeyerek âdeta gasp edilmektedir, hazineye irat kaydedilmektedir.

Çalışan kesimlerden bu kadar bir ödemeyi esirgeyen, bu kadar kaynağı milyonlarca insandan, 10 milyon 600 bin insandan sakınan AKP Hükümeti, büyük sermayeli şirketlere aynı biçimde davranmamaktadır ne yazık ki. Nitekim, Meclis tarafından, kurumlar vergisini yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşüren bir yasa yaptık ve 10 puanlık bir indirim sonucu -bu indirim sonunda faydalanan kesim, bankacılık kesimi ve fınans kesimi- elde ettiği net kazanç da burada tam 2 milyar YTL, yani, 2 katrilyon lira, bu fınans kesimine, bankacılık kesimine, yüksek sermayeli şirketlere devlet tarafından bir ikramdır.

Peki, büyük şirketlere böyle bir yaklaşım var da yabancılara yok mu? Yabancılara da var. 6,5 katrilyon liraya özelleştirilen, bugün Türkiye'deki altyapı kablolarını bile döşeyemeyeceğimiz üç dört misli fiyata döşeyeceğimiz, Türk Telekom gibi özelliği olan, stratejik ve altın yumurtlayan tavuk benzeri bir şirketin Lübnanlı Hariri ailesine de satışını hatırlayalım.

Sayın milletvekilleri, o satılırken, acaba, sözleşmede kurumlar vergisinden indirim var mıydı? O sözleşmede, şartnamede ve ihale safhasında kurumlar vergisi yüzde 30'du ve sözleşme, ihale gerçekleştikten sonra bu kurumlar vergisini yüzde 20'ye düşürerek -üçte 1 - Hariri'nin cebine toplam, aşağı yukarı 400 trilyon lira, vergiden dolayı bir para koymuş olduk. Yani, 400 trilyon lira ucuza o ihaleyi vermiş oldunuz. Eğer 400 trilyon lira ucuz olduğunu bilselerdi, verginin üçte l'nin düşeceğini bilselerdi, belki başka firmalar da bu avantajı kullanıp ona göre ihale şartnamesinde teklif verebilirlerdi. Değerli milletvekilleri, maalesef, AKP İktidarı döneminde Türk vatandaşı olmak, hele hele ücretle çalışan bir Türk vatandaşı olmak, her zamankinden daha da zor hâle gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, çalışanlardan 4 milyar YTL sakınan Hükümetin geçtiğimiz mayıs ve haziran aylarında yaşanan mini krizin oluştuğu anda ilk yaptığı icraat, stopaj oranlarının yabancılar için sıfırlanması ve yerliler için de düşürülmesi olmuştur. Çalışanlara bu denli şahin olan Hükümet, resmî enflasyon rakamı göz önüne alındığında, parası olana, rantiyeciye, bu yılın sonunda yüzde 15 oranında bir reel faiz ödemesi taahhüt etmektedir. 2007 yılı bütçesine koymuş olduğumuz ödenecek faiz tutarı 52 milyar YTL'dir, tam 52 katrilyon liradır. Bakınız, bütçenin 204 katrilyon lira gider bütçesi olduğunu düşündüğümüzde, sadece rantiyeciye ödenecek olan, bu Hükümet tarafından ödenecek olan faiz miktarı, bütçenin yüzde 26'sını teşkil etmektedir; ama, bir de bakıyoruz, geriye dönüyoruz, tüm Hükümet sözcüleri, Başbakan ve bakanlar, özellikle Tarım Bakanı, tarım desteklemelerini 2007 yılında artıracaklarını söylüyorlar. Tarım desteklemelerine bakıyoruz 2007 yılı bütçesinde, 5,2 katrilyon lira. Evet, faize ödenen rakam nedir? 52 katrilyon lira. Şimdi, bir yandan, AKP Hükümeti rantiyeciye 52 katrilyon lira öderken, bir yandan da Türkiye'nin yüzde 30'unu, 35'ini teşkil eden Türk çiftçisine, Türk köylüsüne 5,2 katrilyon lira destekleme vaat ediyor! Faiz ödemesinin onda 1 'i kadar, bütçenin yüzde 2,5'i kadar. Ondan sonra da "biz desteklemeleri artırdık" diye övünüyorsunuz.

Yine, çalışanlara bu denli şahin olan Hükümetin 2002 yılında 221,7 milyar dolar olarak devraldığı, iktidara geldiğinizde devralmış olduğunuz iç ve dış borç stokunuzu 155,5 milyar dolar artırarak, güncel veriler ışığında, 2006 yıl sonunda tam 377,2 milyar dolara ulaştırmış bulunuyorsunuz.

Sayın Başbakan, "Biz, IMF'nin 19 milyar dolarlık borcunu ödedik." diyor. Sanki Hükümet bütçesinden bu borcu ödemiş gibisiniz!

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Nereden ödemiş?

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Siz, borcu borç alarak, iç borçlanma ve dış borçlanma yaparak, borçlarımızı 155,5 milyar dolar artırarak bu borçları ödediniz.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Merkez Bankasında ne kadar para var şu anda?

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - 18 milyar dolarlık özelleştirme yaparak, Türkiye Cumhuriyeti'nin, cumhuriyetin kazanımlarını satarak bu borcu ödediniz. Bunlardan niye bahsetmiyorsunuz arkadaşlar?

Yine, görüşmekte olduğumuz tasarı, sermaye ve rantiye kesimlerine verilenlerin çok altında bir miktarı geniş kitlelerden esirgemenin yanı sıra, zaten ülkemizde ciddi oranlarda var olan kayıt dişiliğin artmasına da zemin hazırlamaktadır. Tasarı, aksak da olsa, bugüne kadar fış ve fatura toplamak yoluyla işlemekte olan bir otokontrol mekanizmasını tamamen ortadan kaldırmıştır. Fakat, bunun yerine de hiçbir şey ortaya koymamaktadır. Her ne kadar Sayın Maliye Bakanımız 2007 bütçe sunuş konuşmasında "Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu ise, ancak anlaşılabilir ve saydam bir vergi mevzuatı, öngörülebilir bir vergi yükü, düşük oranlı-geniş tabanlı bir vergi sistemi ve etkin bir vergi idaresiyle sağlanacaktır." demek- teyse de, "Bu amaca yönelik olarak Hükümetimiz döneminde önemli adımlar atılmıştır." diyor olsa da, üzerinde bulunduğumuz görüşmelerde, vergi iadesi sisteminin kaldırılması uygulaması tamamen bu politikanın tersi bir gelişmedir.

Öte yandan, yine, Sayın Maliye Bakanımız aynı konuşmalarında kayıt dışı alanda önemli adımlar atıldığını söylemektedir. Oysa, geçtiğimiz kasım ayında yapılan Dünya Ekonomik Forumunda, diğer, ekonomiden sorumlu Bakanımız Sayın Ali Babacan kayıt dışıyla ilgili bu konuda herhangi bir gelişme kaydedilmediğini itiraf etmiştir. Maliye Bakanı "Kayıt dişiliği düşürüyoruz." diyor, diğer yandan, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı bununla ilgili bir gelişme olmadığını söylüyor. Her ne kadar bu itiraf Sayın Bakan tarafından yabancıların önünde yapılmış olsa da, biz Türk vatandaşları, zaten bildiğimiz bu gerçeği yabancılar sayesinde teyit etmiş olduk. Evet, Sayın Babacan'ın da söylediği gibi, Türk ekonomisinde ciddi oranda bir kayıt dişilik bulunmaktadır. Bu, sadece üretim açısından değil, aynı zamanda çalışanlar açısından da böyledir.

2006 Kasım ayı verilerine göre 22,6 milyon toplam istihdamın 10,9 milyonu herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi değildir. Yani, 10,9-11 milyon dolayında ücretiyle çalışanımız, emeğiyle çalışanımız, kesinlikle herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmadığı için kayıt dışındadır. Çünkü, OECD ülkeleri içerisinde vergi ve sigorta primleri en yüksek olan ülke Türkiye'dir. Yani, kayıt dışı istihdam neredeyse kayıtlı istihdam rakamına ulaşmak üzeredir. Emin olalım ki, AKP'nin iktidarında bir süresi daha kalmış olsaydı, bu da gerçekleşmiş olurdu; yani, kayıt dışındaki çalışan sayısı, kayıt içindeki çalışanın üzerine çıkmış olurdu.

Bu şartlar altında tasarı, AKP İktidarı döneminde artan kayıt dişiliğin her alanda artması için bir vesile olacaktır. Aslında bu yaklaşımla Hükümet, kayıt dişiliğin üzerine gidemeyeceğini, gizli de olsa, bu yasalarla vergi iadesini kaldırarak itiraf etmektedir. Örneğin, devlet, gerçek kira bedellerini, ilgili belgeleri maliyeye ibraz eden kiracıların yardımıyla takip etmekte ve ev sahiplerinin doğru vergi ödemesini kontrol edebilmekteydi. Peki, şimdi sistem bunu nasıl sağlayacak? Vatandaşlar, ücretliler, daha evvelden, oturmuş oldukları meskendeki kira bedelinin yüzde 20'sini, tamamını, gerçek değerini kontrat yaparak vergi iadesinde kullanıyorlardı. Şimdi ne olacak? Şimdi vergi iadesinde kullanamadıkları için bu kira giderleri de, kira bedelleri de tamamen kayıt dışına itilecektir.

Bir başka husus da, yine özel sektörde sözleşmelerin net ücret üzerinden yapılma pratiği olduğundan, bu uygulama nedeniyle işveren, vergi indirimi farkını ücrete yansıtabilecek midir arkadaşlar? Çünkü, o, net ücret üzerinden anlaşılıyor, tüm vergiler ve sigorta primleri, sosyal güvenlik primleri işverene ait. Şimdi ne olacak? Bu yaptığımız uygulamayla, bu geçim indirimi burada çalışan işçilere, ücretlilere yansıyacak mı, yoksa patronlara mı yansıyacak? Bunu da burada sormak istiyorum, bu da bir soru işareti.

Bunun çözümü sadece kişilerin hassasiyetine güvenmekle olmaz. Gelişmiş bir toplum, ancak düzgün işlev kurallarıyla vardır. Ama tasarı, hep dediğim gibi, bu yönde bir düzenlemeyi içermemekte ve yetkililer de, sadece "bunun vergi kaybına neden olmayacağını" söylemekle yetinmektedirler. Yapılan bir şey yok. "Bilboard"lara reklam, ilan vererek bu işin önüne geçilemez, bu vergi kaybı önlenemez. Neticede bu vergi kaybı ne olacak? Dolaylı vergilere kayacak, tüm vatandaşımıza, ÖTV, KDV gibi girdileri olacaktır, bunlar yükselecektir.

AKP Hükümeti, 2007 yılı bütçesini, zaten vergi gelirlerinin üretimi açısından dar gelirliyi, ücretliyi, yoksulu daha da zorlayacak ve daha da yoksul kılacak biçimde hazırlamıştı. Buna bir de, tam 2007 yılının içinde, bu kazanılan vergi iadesi hakkını ortadan kaldırmak gibi, 3,5 katrilyon liralık bir haklarını gasbetmek gibi, çalışanların, ücretlilerin aleyhine bir uygulamayı da bu yasayla eklemektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Başbakan ve bakanlar, devamlı suretle "ihracatın arttığını, patladığını" söylemektedir, "85,1 milyar dolara çıktığını" söylemektedir. Tabii ki çıktı, ama neden, acaba, ithalatın 137 milyar dolara çıktığını söylememektesiniz? Âdeta, ithalat patladı İhracat patladı, ama ithalat iki misli patladı; bunu niye söylemiyorsunuz?

Yine, 2006 sonunda, dış ticaret açığının 51,9 milyar dolara geldiğinden niye bahsetmiyorsunuz? Yine, 1,5 milyar dolar olarak almış olduğunuz cari işlemler açığının 2006 yılı sonunda 31,5 milyar dolar seviyesine geldiğine niye değinmiyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla, kendisinden diğer kesimlere verilenin çok altında bir kaynak esirgenen sabit gelirli çalışanlar, tüm bu kayıt dışılıktan, ithalat artışından, cari işlemlerin neden olabileceği risklerden ilk anda ve en fazla zarar gören ve görmeye devam eden kesimlerdir. Ne kadar yalancı cennetlerle yaşatmaya çalışırsanız çalışın, neyi, ne kadar saklamaya çalışırsanız çalışın, yanlışlarınızı ne kadar başarıymış gibi göstermeye çabalıyorsanız çabalamaya devam ediniz; bu milletin doğruyu görmesine hiçbir sanal politikanın mâni olmayacağını göreceksiniz ve sandığın başında AKP kendi sanal dünyasından çıkarak, beş yıl boyunca yaptıklarının hesabının halkımız tarafından sorulacağını hep birlikte göreceğiz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bizim bu konuyla ilgili vermiş olduğumuz bir önergemiz var bu maddede. Bu maddedeki önergemiz, ücretlilerin 2007 yılında uğrayacakları hak kaybını önlemek için vergi iadesinin kaldırılmasının 1/1/2008 yılından itibaren değil de...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Vergi iadesinin 1/1/2007 yılından değil de 1/1/2008 yılından itibaren uygulanmasını, yani 2007 yılında da vergi iadesinin geçerli olmasını ve 2008 yılında da bu vergi iadesinden doğacak olan 3,5 katrilyon liralık mahrumiyetlerin, kayıpların önlenmesi yönündedir. Buna destek vereceğinize inanıyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Gelir vergisi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.1346)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2007-03-01-gelir-vergisi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hak (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c149/b070/tbmm221490700049.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
