# Serbest bölgeler kanununun bir maddesinde değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.:1339)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 10 Nisan 2007
- **Gündem:** SERBEST BÖLGELER KANUNUNUN BİR MADDESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:1339)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b086/tbmm221530860052.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2007-04-10-serbest-bolgeler-kanununun-bir-maddesinde-degisiklik-yapilmasi-hakkind

> Ali Kemal Deveciler (CHP), 10 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNUNUN BİR MADDESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:1339)); konuşma 998 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Serbest Bölgeler Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifı'nin 1'inci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bugün yine, AKP Hükümeti tarafından daha evvel görüşülürken günlük düşünerek yapılan hukuki bir yanlışı ve taraflara zarar veren bir sorunu düzeltmek için bugün Meclis olarak bu çalışmaları yapmaktayız.

6/2/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5084 sayılı Kanun'unda yer alan aksaklıklara Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak, gerek Plan Bütçe Komisyonunda gerekse üç yıl evvel bu Yasa Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülürken karşı çıkmış ve dikkatlerini çekmiştik. Neyse ki, üç sene sonra... Yani, bu konuda dikkat çekmemize rağmen, tüm önerilerimizi, gerek Plan Bütçe Komisyonunda gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisindeki görüşmelerinde kabul ettirememiştik. Neyse ki, üç sene sonra bu yanlışı gideren bir teklifi, o gün söylediklerimizi bugün görüşmekteyiz. Hatadan geç de olsa dönülmektedir. Yanlıştan dönmek de bir erdemdir.

Hepinizin bildiği gibi AKP Hükümetinin politikalarıyla çok riskli boyutlara taşınan ve bir türlü azaltılamayan cari işlemler açığının finansmanı için en önemli kaynaklardan biri ihracattır. Sorunun önemli çözümlerinden biri, büyüme, ithalat bağını iç üretim lehine çevirmek iken, diğeri de katma değeri yüksek olan işlenmiş mal ihracatını artırmaktır.

Tüm uyarılarımıza rağmen, 2007 yıllık programı da dâhil olmak üzere, önceki programlarda da buna yönelik makroekonomik politikalarla ilgili ifadeleri olmasına karşın, maalesef, bir türlü önümüze bu yöndeki tutarlı ve kapsamlı kararları içeren yasal düzenleme taşanları gelmemektedir. Bu, elbette ki Hükümetin konuları kapsamlı bir yaklaşımla ele almak yönündeki eksikliğiyle ilgilidir. Fakat, bu eksikliğe karşın, ihracatın ithalatı karşılama oranının gittikçe düşmesi ve cari işlemler açığının ciddi bir risk olarak ortaya çıkması, nedense Hükümeti çok etkilemiyormuş gibi görünmektedir.

Sayın Bakan ve Başbakan, TİM toplantılarında ihracatın patladığını, 2006 yılı sonunda 85,1 milyar dolara yükseldiğini söylemekte ve övünmektedir; ama, ihracatın arttığını söylerken, nedense ithalatın arttığını, infilak edecek bir vaziyete geldiğini ne yazık ki söylememektedir. Şu anda ihracat -2006 yılı sonunda- 85,1 milyar dolara ulaşmışken, ithalatımız da 137 milyar dolara vurmuştur, infilak etmiştir açıkçası. 52 milyar dolar dış ticaret açığımız bulunmaktadır, ama nedense bundan bahsedilmemektedir, hep bardağın dolu tarafı vatandaşa gösterilmektedir. Bu vurdumduymazlığın sebebi, bir taraftan kapsamlı politika üretmemek olsa da diğer yandan mali disiplinin bozulmakta oluşudur.

Hepimizin bildiği gibi, ocak ayı bütçe sonuçları 6,1 milyar YTL açıkla son dört yılın en kötü performansına işaret etmektedir. Bu yüksek tutardaki açığın daha da fazla olmasını engelleyen kalemler arasında ithalattan alınan katma değer vergisi önemli bir paya sahiptir. Diğer bir deyişle, ithalat arttıkça bu durum bütçeye gelir getirmektedir. Bu gelirin etkisinde kalan Hükümet ise, tüm uyarılara rağmen cari işlemlere ait kapsamlı bir çözüm paketiyle gelememektedir. Hükümetin tüm bu perspektiften yoksun yaklaşımına karşın, koşullar kendisini zorlamaktadır.

Nitekim, bu nedenle, 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu tarihten sonra faaliyet ruhsatı almış olan işletmeler ile bundan önce ruhsat almış işletmeler arasında bir eşitsizlik oluşmuştur. Bu aksak rekabet durumunun bir süreden beri var olmasına karşın, aynen, 5569 sayılı Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Mali Sektöre Olan Borçlarının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun örneğinde olduğu gibi, gereken düzenleme ancak dört yıl sonra -KOBİ'ler 2001 krizinde yok olmuşlardır- nedense dört yıl sonra, Hükümet iktidara geldikten sonra KOBİ'leri hatırlamıştır ve KOBİ'lerle ilgili bir düzenleme yapmıştır.

Değerli milletvekilleri, serbest bölge uygulaması, üzerinde önemle durulması ve önem verilmesi gereken bir uygulamadır. İhracatımızı yüksek katma değerli mallarla yapacaksak, teknoloji yoğun malların ihracatına geçeceksek, bu bölgelerin önemi yadsınamaz.

Hepimizin malumu olduğu üzere, serbest bölgeler, üzerinde faaliyet gösteren firmalar açısından önemli avantajlar içermektedir. Her şeyden önce, bu bölgelerdeki faaliyetlerden elde edilen gelir ve kazançlar rahatlıkla transfer edilebilir. Ayrıca, bu bölgeler gümrük hattının dışında sayılmanın avantajlarını da yaşamaktadır. Malların bu bölgede süre sınırlaması olmadan kalması ve ilgili bürokratik işlemlerin minimumda olması diğer avantajlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Deveciler, lütfen toparlayınız.

Buyurun.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Bu avantajlara sahip olarak Türkiye'de faaliyet gösteren serbest bölgelerde, Şubat 2007 itibarıyla, 3.207 tanesi Türk, 633 tanesi de yabancı olmak üzere toplam 3.840 firma faaliyet göstermektedir. Bu firmalardan üretim yapanların adedi 794'tür. 2.418 firma ise alım satım yapmaktadır, üretim yapmamaktadır. Bu şartlar altında serbest bölgelerde faaliyet gösteren firma toplamının sadece yüzde 20,7'si üretimle iştigal etmektedir. Öte yandan, ticaret hacimleri açısından incelendiğinde, serbest bölgelerin toplamında ticaret hacminin 2005 yılı sonu itibarıyla 23,4 milyar dolar, 2006 yılı sonu itibarıyla 23,8 milyar dolar olduğu dikkat çekmektedir. 2007 yılının ilk iki ayı itibarıyla da bu hacim 3,5 milyar dolardır.

Bu vermiş olduğum rakamlardan görebileceğimiz gibi, Türkiye'de kurulu olan serbest bölgelerdeki faaliyetin ancak beşte l'i üretimle ilgilidir ne yazık ki, beşte 4'ü alım satımla ilgilidir. Bu cüzi miktarın ne kadarının ileri teknoloji içeren yüksek katma değerli mal üretimini içerdiği, ayrıca özel bir merak konusudur. Bu kapsamda değerlendirdiğimizde, ülkemizde ihracatın hem teknolojik dönüşüme hem de cari işlemler açığının azaltılmasına gerçekten katkı yapabilmesi hususunda potansiyelimizi yeterince uygulayamamakta olduğumuz yönünde haklı bir endişeye kapılmaktayız. Bu düşüncelerin ışığı altında, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nu tekrar incelediğimizde, burada, bu bölgelerin yüksek katma değerli ürünlerin bir üretim üssü olmasına yönelik ciddi bir yaklaşımın olmadığını ve bu bölgelerde faaliyet gösterecek firmalara tanınan teşviklerin kullanılan teknoloji bazında tanımlanmadığını görmekteyiz. Bu noktadan hareketle, önümüzdeki taslak çalışmasının, yeni ve bütüncül bir anlayışa sahip olarak, serbest bölgelere teknolojik üretim yönünden yaklaşan bir metin olması umudunu taşımaktaydık. Bununla birlikte, maalesef, bu beklentilerimiz, iki tanesi yürürlük ve yürütme maddesi olan dört maddelik teklifle karşı karşıya kalmamız sonucu ortadan kalkmış bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Başkanım, bitiriyorum, son cümlem...

BAŞKAN - Lütfen Sayın Deveciler...

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) - Değerli milletvekilleri, az önce de söylemiş olduğum gibi, dış ticaret, cari işlemler dengesi, serbest bölgelerdeki üretim ve teknoloji yoğun mamul üretimi ve ihracatı konularında kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle güdük bir yasanın buradan geçirilmemesi gerekmektedir ve daha kapsamlı bir yasa yapmamız gerekmektedir.

AKP İktidarı döneminde yapılamamış olan, üzerinde çalışılamamış olan serbest bölgeler hakkında bu kapsamlı ve yeni bir perspektife dayalı çalışma, inşallah, önümüzdeki en kısa zamanda yapılacak olan seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinin tek başına iktidarıyla mutlak surette yapılacaktır. Bu görüş ve düşüncelerin ışığı altında, teklife ilişkin düzenlemenin dış ticaretimiz açısından hayırlı olmasını diler, eksik de olsa; saygı ve sevgilerimi sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Serbest bölgeler kanununun bir maddesinde değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.:1339)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2007-04-10-serbest-bolgeler-kanununun-bir-maddesinde-degisiklik-yapilmasi-hakkind (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b086/tbmm221530860052.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
