# Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mart 2003
- **Gündem:** EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2003-03-15-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72

> Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 15 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 1.047 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, ilk bakışta -tasarının lehine konuşan arkadaşlarımız adına- son derece makul, mantıklı argümanlar var; 65 yaşı 61 yaşa indirelim. Bizde, emeklilikle ilgili yaş indirimleri, daha çok, işçi statüsünde olanlarla ilgili olarak toplumda konuşulmuştur ve biz, hep genç emeklileri tartışmışızdır bu ülkede. Onun bir mantığı da vardır; niye; çünkü, işçilik, emeğe, güce, belki çoğu zaman kol emeğine, yaptığı iş nedeniyle olağanüstü dikkate dayalı bir iştir; ama, şimdi yapmakta olduğumuz değişiklik, işçilerin yaşını indirmekle ilgili bir olay değil, memurların yaşını indirmekle ilgili bir olay. Memurluk, farklı bir şeydir, zamanla öğrenilir. Burada, belki, devlet kademelerinde görev yapmış çok sayıda arkadaşımız var, belki yüzlerce, binlerce arkadaşımız var. Ben de Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun bir arkadaşınızım. Hangimiz, okulu bitirdiğimiz dönemde, şimdi elde ettiğimiz birikimleri, okuldan ayrılmış olduğumuz günlerde sağlamış olarak ayrılmıştık. Memuriyette, zamanın, yaşın, tecrübenin sağladığı birikim önemlidir.

Şimdi, 2 116 kişiyi ilgilendiren bu yasa değişikliği -devamı da var, 2 116 kişiyi ilgilendiriyor diye getirildi bu yasa- sonuçta, Plan ve Bütçe Komisyonundan 2 300 000 memurumuzu ilgilendiren bir yasa olarak çıktı. Sayın Bakan bu yasayı, bu değişiklik metnini Komisyona sunduğu zaman, başlangıçta "bu, sadece 2 116 kişiyi ilgilendiren bir sorundur" diye sundu, Komisyona getirilen gerekçesinde o vardı; ama, Komisyondan çıkarıldığında 2 300 000 memurumuzu ilgilendiren bir yasa tasarısı haline dönüştürüldü ve şimdi bunu konuşuyoruz biz.

Değerli arkadaşlarım, 2 116 insan 61 yaşın üzerinde. Ne demek bu? Bu. bir memur olarak, işgal ettiği konum açısından, almış olduğu eğitime bakılarak gelebileceği en üst noktaya gelmiş, en üst düzeydeki kadroyu işgal eden kişi anlamındadır. Bu 2 116 kişinin, asgarî düzeyden yarısı, şimdi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en üst noktalarında görev alan arkadaşlarımızdan oluşuyor şüphesiz; çünkü, bu "yaş" kavramı, memuriyetle bütünleştirildiğinde bu anlama geliyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, eğer, buradan "biz, 2 116 insana yeni iş vereceğiz, genç insanların önünü açıyoruz" gibi bir yaklaşımla bunu geçirmeye çalışıyorsanız, gerçekten, bununla kimseyi yanıltmanız, aldatmanız, hatta kandırmanız mümkün değildir. Bu yasa tasarısı, bu getirilen değişiklik önerisi cumhuriyet tarihinin en iddialı kadrolaşma hareketinin altyapısıdır; çünkü, bu, sadece şu anda 61 yaşını geçmiş olan 2 116 kişiyle ilgili bir olay değildir; bu, aynı zamanda, seneye 61 yaşını doldurmuş olacak olan, ondan sonraki sene 61 yaşını doldurmuş olacak olan herkesle ilgilidir ve bu sene de, önümüzdeki sene de, ondan sonraki sene de 61 yaşını doldurmuş olan her devlet memuru görev yaptığı devlet kademesindeki en üst düzeye, en üst noktaya, en üst kadroya gelmiş olan kişi konumunda olacaktır. Siz, eğer, cumhuriyetin, bugüne kadar oluşturulmuş olan bütün geleneklerini, bütün deneyimlerini, bütün teamüllerini değiştirip, hayır kardeşim, biz bunların hiçbirisini anlamayız; biz, geldiğimizde, nasıl, belediyelerde, bizden olmayan herkesi çıkardık, sadece bizim gibi düşünenlere fırsat verdiysek, şimdi, Türkiye Cumhuriyetini de böyle yönetme anlayışı içerisindeyiz, diyorsanız; o zaman, onu bilelim, ona göre davranalım, siz de ona göre davranın.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir kanun çıkardığınızda, kimse "bana haksızlık yapıldı, beni haksız yere, iyi yaptığım, doğru yaptığım görevimden aldılar" diyemeyecek; çünkü, kanun maddesi çıkarıyorsunuz.

Peki, atamada... Yani, hiç kimse, "ben hak ettiğim halde, beni hak ettiğim kadroya atamadılar, hak ettiğim görevi bana vermediler" diyerek mahkemeye gidebilir mi?! Dolayısıyla, siz, görevden aldıklarınızın yasal haklarının tamamını elinden alıp, göreve atamak istedikleriniz noktasında da kendinize sınırsız bir imkân tanıyorsunuz. Bu, doğru bir yaklaşım değildir değerli arkadaşlarım.

Eğer, sizin bu yaptığınız bir gelenek haline dönüşürse, sizden sonra gelenler, aynı anlayışla bu kadroları değiştirebilmek için "bu 61 yaş fazla oldu, biz bunu 55'e düşürelim" der, buradan çoğunlukla bir karar çıkarır ve sonuçta, sizin o getirdiğiniz kadroların tamamını tasfiye edip, kendi kadrolarını getirmek gibi bir arayışın içerisine girer.

Peki, bu eğilimin bir süreklilik kazanması, sonunda, Türkiye Cumhuriyetini, Türkiye Cumhuriyetini yöneten bu kadroları hangi noktaya taşır? Bu, hepimizin düşünmesi gereken, hepimiz için bir görev, bir sorumluluk değil midir değerli arkadaşlar?!

Üstelik, yasaya bir istisna getiriyorsunuz. Ola ki, o arada, bize çok yakın, bizim istediğimiz; ama, bu yasa kapsamı içerisine girdiği için zorunlu olarak emekli etmek durumunda kalacağımız kişiler olabilir, bunu nasıl telafi edebiliriz diyorsunuz ve orada da özel bir yetki alıyorsunuz Bakanlar Kuruluna. Bakanlar Kurulu, istediklerini o görevde, 61 yaşını geçmiş olsalar bile, bırakabilir. Böyle bir şey olur mu değerli arkadaşlar?! Bunu, hangi anlayışla yapıyorsunuz? Biraz önce İktidar Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımızın söyledikleri ile şu söylediklerimizin telafi edilebilmesi, bu söylediklerimizden duyulan kaygının telafi edilebilmesi mümkün müdür?

Dışişleri Bakanına -gerçi, şimdi, şu anda görevde değil ama- Sayın Yaşar Yakış'a, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonundaki tartışmalarda, "Sayın Bakan, bu yasa sizi nasıl etkileyecek? Büyükelçiler, büyükelçilik kurumu ve bu kurumun gerektirdiği yaş, o statü nasıl etkilenecek, siz buna nasıl itiraz etmediniz" diye söylendiğinde, Sayın Dışişleri Bakanı, "ben, buna şiddetle itiraz ettim; ama, ne yapalım, biz bir iktidarız, bakanların çoğunluğu böyle söylediği için, bunu kabul etmek durumuyla karşı karşıya kaldım" demiştir ve buna, Plan ve Bütçe Komisyonundaki bütün arkadaşlarımız ve tutanaklar tanıktır.

Değerli arkadaşlarım, iktidarınızın bir bakanının bile, devletin mevcut geleneklerini altüst edebileceğini gördüğü ve itiraz ettiğini kendisinin ifade etmek durumunda kaldığı böyle bir yasanın; Türkiye'nin bunca yıldan bu yana oluşturmuş olduğu geleneklerini, memurlarımızın...

AHMET YENİ (Samsun) - Gençlerimiz işsiz.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Benim gençlere bir diyeceğim yok, gençler başımızın tacı, başımızın üzerinde yerleri var; ama, olmaya sonra, generalleri emekli edip, üsteğmenlere, yüzbaşılara, orduları komuta ettirmek adına sorumluluk verip, karlar üzerinde askerlerini donduran yöneticiler pozisyonuna düşmeyelim. Devletin bütün birimleri önemlidir. Asker bu işten muaftır; ama, Dışişleri Bakanlığı bu işten muaf değildir. Dışişleri Bakanlığı, askerlikten niye daha geri, daha önemsiz, daha az anlamlı bir iş oluyormuş.

Üniversitedeki profesörler bu yasanın dışındadır; ama, hastanelerde aynı statülerde bulunan; ama, hastanede bu görevi yaptığı için, bu sorumluluğu yerine getirdiği için profesör noktasına gelmiş olan arkadaşlarımız bu işin dışındadır deme anlayışını kendimizde nasıl buluyoruz değerli arkadaşlarım? Bu, kötü bir gelenektir. Bu geleneği başlatırsanız, bundan sonra her gelen, kendi kadrolarını yerleştirebilmek için aynı yola başvurabilirler.

Bunun altında bir tek hedef var. Başlangıçta 2 116 kişi; ama, devamındaki her yılda gelebilecek 500 kişiyle, AK Partinin iktidarını tamamladığı bir dönemde, devletin en üst düzeyinde görev ve sorumluluk yürüten 5 000 kadroyu, çıkarılmış olan kanunu gerekçe göstererek tasfiye edip, bunun yerine, belediyelerde yaptığınız gibi, sadece kendinize yakın, sadece sizden yana, sadece sizin gibi düşünen, hatta, zaman zaman, belki yaşamının birçok döneminde sizinle birlikte olmamış, ama siz iktidar olduğunuz için sadece size yağ çekmek durumunda kalan kadroları Türkiye'nin iktidarına taşıyacaksınız. Bu, doğru bir yol değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2003-03-15-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
