# Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2003
- **Gündem:** TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU TASARISI (S.SAYISI : 137 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2003-06-24-turkiye-is-kurumu-kanunu-tasarisi-s-sayisi-137

> Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 24 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU TASARISI (S.SAYISI : 137 )); konuşma 1.033 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye İş Kurumu Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, Anayasamız, devletimizi, sosyal hukuk devleti olarak tanımlıyor; yani, Anayasamıza göre, devletimizin en temel özelliklerinden bir tanesi, sosyal devlet olma özelliğini taşıyor olması. Nedir sosyal devlet olmaktan amaç; devletin, yurttaşı kendi haline bırakan, kimin gücü varsa o yaşasın, kim zayıfsa, kim güçsüzse o ezilsin, yok olsuna çağdaş bir devletin müsaade edemeyeceğini, dolayısıyla, devletin bu anlamda müdahil olması gerektiğini ve bir taraf olarak, sosyal devlet olma özelliğinden kaynaklanan nedenlerle, toplumun sıkıntılı, yoksul, çaresiz kesimlerinin sıkıntılarına, dertlerine, sorunlarına çare bulabilecek, çare arayabilecek bir devlet olma kimliğini, vasfını kabullenmesi.

Şimdi, Sayın Bakan, diğer konuşmacı arkadaşlarımız, herkes, her konuşmacı arkadaşımız ve hepimiz, sokakta yaşayan her yurttaş, Türkiye'nin en temel probleminin işsizlik olduğunu söylüyoruz. 10 000 000'dan fazla işsiz yurttaşımız var. Üstelik, halihazırda, nüfusunun büyük bir çoğunluğu veya önemli bir kısmı kırsal alanda yaşayan bir ülke konumundayız. Nüfusumuzun yüzde 40'ı, yani, 30 000 000'u aşkın yurttaşımız, hâlâ, kırsal bölgelerde ve tarımsal faaliyet alanlarının ağırlıkta olduğu bölgelerde yaşıyor; ama, bizim, gelişmek, ilerlemek, sanayileşmek, çağdaş bir devlet olmak gibi iddialarımız da var. Peki, bu iddialar, aynı zamanda, bugünden neyi tanımlıyor; bu 30 000 000 yurttaşımızın çok önemli bir kısmı, yakın gelecekte, tarımsal faaliyet alanlarından -bugüne kadar olduğu gibi- çekilecekler, diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çekilecekler; tarımsal faaliyet alanlarında, yüzde 3'lerle, yüzde 4'lerle ifade edilebilecek sayıda yurttaşımız kalacak ve yüzde 40 diye tarımsal alanda bulunduğunu söylediğimiz yurttaşlarımızın yüzde 35'inden fazlası, yani 30 000 000 yurttaşımız, önümüzdeki yakın bir gelecekte -Türkiye o iddia ettiği hedeflere yaklaşabildiği ölçüler içerisinde- büyük kentlere doğru göç edecektir. Yani, bugün 10 000 000 olduğunu söylediğimiz işsizlerimize veya iş arayanlarımıza -Türkiye'nin, iddia ettiği hedeflere ulaşabildiği ölçüler içerisinde- 25 000 000 yurttaşımız daha katılacak.

Bakın, biz, şimdi, bir gecekondu meselesi konuşuyoruz. Devlet, Anayasasında "sosyal devlet" yazıyor olmasına rağmen, bu gelişmeleri, insanlığın bu gelişme seyrini biliyor olmasına rağmen, bile bile, hiçbir önlem almadığı için, bu göçü karşılayabilecek sosyal konut politikası gibi bir politikayı, arsa politikası gibi bir politikayı hiç geliştirme ihtiyacı ve sorumluluğu hissetmediği için, bütün büyük kentlerimizin etrafını, insanlarımızın binbir sıkıntıyla, binbir çileyle, başını sokabilmek adına, yapmak zorunda kaldığı gecekondularla doldurduk ve şimdi, buna nasıl çözüm bulacağız diye hepimiz bir arayış içerisindeyiz; Türkiye'nin en temel problemlerinden birisi olarak karşımızda duruyor.

Şimdi, bir gerçek var. Nedir bu; 10 000 000 işsizimiz var, 25 000 000 insanımız daha kırdan kente gelecek, bunlara da iş bulacağız. Nasıl bir hazırlık içerisindeyiz; şimdi, konuştuğumuz tasarıyla, Türkiye'de "İş ve İşçi Bulma Kurumu" diye, başlangıçta çok temel fonksiyonlar üzerine inşa ettiğimiz bir kurumun yerine "İŞKUR" diye bir kurum oluşturmaya çalışıyoruz. Peki, bu kurum, söylediğimiz bu 35 000 000 insana iş bulma gibi -yakın gelecekte 35 000 000 olacağını bildiğimiz insanımıza- bir iddia taşıyor mu?Sayın Bakan, taşıdığını söylüyor; iktidar partisine mensup arkadaşlarımız, çok iyi şeyler olduğunu söylediler. Okuyalım şimdi görevlerinden:

"a) Ulusal istihdam politikasının oluşturulmasına ve istihdamın korunmasına, geliştirilmesine ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak...

b) İşgücü piyasası verilerini yerel ve ulusal bazda derlemek, analiz etmek, yorumlamak...

c) İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırtmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek...

d) İşçi isteme ve iş aramanın düzene bağlanmasına ilişkin çalışmalar yapmak...

e) Gerektiğinde kurum faaliyet alanıyla ilgili ihalelere katılmak...

f) Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşların işgücü, istihdam ve çalışma hayatına ilişkin olarak aldıkları kararları izlemek..."

Hani işsizler? Kim bulacak bu kadar insana iş? Hani sosyal devlet? Bu işi bu kanunla kime ihale ediyoruz; özel istihdam bürolarına.

Değerli arkadaşlarım, biz, bu devletin temel kavramlarını savunmak, korumak ve bu temel kavramlar çerçevesinde bu ülke insanlarının bize verdiği yetkilerden yola çıkarak, devleti bu anlamda insanların daha mutlu yaşayabileceği çağdaş, gelişmiş bir devlet haline dönüştürmek, Türkiye'yi mutlu insanların yaşadığı bir Türkiye yapmak, buna katkı sunmak üzere görevlendirilmiş insanlarız. Şimdi, devleti, devletin ve insanımızın en temel problemi noktasında konunun dışına çekmek, konuyu başkalarına havale etmek gibi bir hakkımız olabilir mi?

Bakın, Sayın Bakan "mevcut olayı, dünyadaki çağdaş gelişmelere uygun argümanları da içerisinde taşıyan bir kurumun, İŞKUR'un kanununu konuşuyoruz" dedi. Çağdaş devletlerde, evet, özel istihdam büroları, vesaireler oluşmuş; ama, neyin üzerine oluşmuş? Almanya'daki -hepimizin, yıllarca, yakınlarını, eşlerini, dostlarını gurbete gönderdiği memleket- "Arbeitsamt"ı hepiniz duymuşsunuzdur; 80 000 çalışanı var oranın. Devletin, bu alanda, bu noktada, bu konuda yapabileceği her türlü sorumluluğunu yerine getirdikten sonra, çok özel alanlarda, çok spesifik konularda hizmet verebilmesi adına özel teşebbüse de bu alanlar açılmış.

Şimdi, biz, daha kanunu olmayan, kanunu olmadan kurulmuş bir kurumun kanununu çıkarmaya çalışırken, bu konudaki en temel görevi, hiçbir gerekçe göstermeden, arkasında hiçbir dayanağı olmadan, başkalarına havale ediyoruz. Sayın Bakan, o zaman, sizin Çalışma Bakanlığınız ne iş yapacak?! Sayın İŞKUR Genel Müdürü, eğer, bu ülkedeki işsizlere, 10 000 000 yurttaşımızın bu sıkıntısına çözüm olacak daha gelişmiş birtakım argümanlar oluşturmazsanız, siz, sadece, işsizlik sigortasının fonunu yöneten, o fona başkanlık yapan bir kurum olarak mı çalışacaksınız?!

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, özel istihdam büroları zamanla bir ihtiyaç da olabilir. Bugün, bu koşullarda, 10 000 000 işsizimizin olduğu bir süreçte ve bu tür büroların ticarî kurumlar olmaları nedeniyle birbirleriyle yapacakları rekabette, ucuz işgücünü, daha itirazsız çalışan işçiyi, daha az taleple çalışan işçiyi, daha az hakla çalışan işçiyi ben bulurumun dışında hiçbir rekabet şansı olmayacak bu kurumları bugün oluşturmamız halinde, bu kurumlar, toplumumuz tarafından, çalışanlar tarafından, insanlarımız tarafından...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun; toparlar mısınız Sayın Kumkumoğlu.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, toparlıyorum.

...haklarında çok kötü intibalar olan, çalışanları ezen, çalışanların hakkını, onların mağduriyetlerinden ve mecburiyetlerinden faydalanarak gasp eden kurumlar olarak, ta baştan yıpranacaklardır. Bu kurumlar, gerçekten ihtiyaç duyulmaları halinde, gerekli kurumlar olarak topluma yeniden sunulup, bunlardan gerekli hizmetin alınması talep edildiği günlerde, bugünlerden hakkında oluşmuş çok kötü, çok çirkin, çok olumsuz kanaatler nedeniyle, gerçekten hizmet yapabilecekleri dönemde de -bugünden oluşturuyor olmamız nedeniyle- bu hizmeti yapabilme fırsatını ve şansını kaybetmiş olacaklar. Bu kurumların bu hizmeti yapabilme şansını, bugün bu uygulamaya geçerek, bu kurumların elinden almış olacağız.

Devlet, sosyal devlet olmanın sorumluluğunu bilmelidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Anayasasında, kendisini tanımlarken "sosyal devlet" diye tanımlayan bir devletin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmanın sorumluluğunu duyarak, 10 000 000 işsiz yurttaşımıza ve gelecekte büyük kentlere göç edecek onmilyonlarca yurttaşımıza da iş bulabilmenin, gerçek, uygulanabilir ve kendi sorumluluğuyla örtüşen çözümlerini bulmalıdır. Sorunu başkalarına havale ederek çözüm bulmamız hiçbir şekilde mümkün değildir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2003-06-24-turkiye-is-kurumu-kanunu-tasarisi-s-sayisi-137 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
