# 190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararname ile 2985 sayılı toplu konut kanununda değişiklik yapılması (.s.s1138)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 11 Nisan 2006
- **Gündem:** 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (.S.S1138)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2006-04-11-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname-ile

> Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 11 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (.S.S1138)); konuşma 2.091 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasa tasarı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tasarıyı geçen hafta görüşecektik; ancak, bu haftaya ertelendi. Merak ettim, acaba ne var, niye ertelendi diye, hemen salı günü yeniden gündeme alınınca. Bu arada, Sayın Başbakan bir açıklama yaptı; vatandaşa müjde anlamında, kira öder gibi, aylık 100 YTL taksitlerle vatandaşları konut sahibi edeceğine ilişkin bir açıklama yaptı. Sanıyorum, o açıklama yapılsın, bu düzenlemeyi ondan sonra görüşürüz noktasındaki bir yaklaşım bu düzenlemenin ertelenmesine vesile oldu.

Değerli arkadaşlarım…

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Yalan mı açıklaması?!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Elbette, böyle bir açıklama var da… Şimdi, size, mesela, bu arada, benim de bulduğum başka belgeleri, bilgi sahipi olmanız açısından sunmak istiyorum.

Bakın, şu anda gecekondularda yaşayan yurttaşlarımıza, Millî Emlakın -Pendik'in Kurtköyünde, Sülüntepesinde, Kartal'ın değişik mahallelerinde- gönderdiği tebligatlardan size birkaç örnek okumak istiyorum bu arada. Ecri misil gelmiş vatandaşlarımıza. Hani, o 100 YTL taksitle ev sahibi yapacağınız vatandaşlar var ya, o vatandaşlara ecri misil gönderilmiş.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Yeni bir uygulama değil ki, öteden beri geliyor.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - 7 208 000 000, 6 172 000 000, 2 828 000 000, 4 904 000 000, 1 440 000 000… Daha burada sayısız örnekler var. Binlerce yurttaşımız, şu anda, sadece İstanbul'da bu ecri misil problemiyle karşı karşıya; yani, Sayın Başbakan "100 YTL aylık taksitle size ev yapacağım" dediği vatandaşlardan, şimdi, 2,5 milyar lira ile 15 milyar lira arasında ecri misil istiyor. "20 milyar liraya sizi ev sahibi yapacağım" dediği vatandaşlardan, şimdi, ortalama 10 milyar lira ecri misil talebi var sizin hükümetiniz aracılığıyla yapılan uygulamalar sonucunda.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Hayır, eskiden var o.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tabiî, Sayın Başkanın, bu açıklamaları yaparken, konut problemiyle ilgili olarak Türkiye'de yaşanan göç sorununun yarattığı problemlerle ilgili olarak, sanayileşme sürecinin konut problemine getirdiği sorunlarla ilgili olarak nasıl sığ bir yaklaşım içerisinde olduğunu bir vesileyle görmüş olduk. Sizi iktidara taşıyan o kentlerin varoşlarını, şimdi, "ur", "kentleri sarmış habis", orada yaşayan insanları da "işgalci" diye ifade eden yaklaşımları Sayın Başbakanın ağzından duymak, doğrusu, beni hayretlere düşürdü.

Değerli arkadaşlar, İktidar Partisinin, AKP'nin gecekondu sorununa ilişkin tek yaklaşımı, bunlar durup dururken köyden kente geldiler ve buralarda bizim de bir arazimiz olsun, bir yer çevirelim, bir yer kapatalım anlayışıyla sahiplenip kapattığı yerler midir?! Sizin Bakanınız, uyduruk birtakım evraklarla, belgelerle, kendisi 50 dönüm yer kapatırken, o işgalci olmuyor; ama, kimsesiz, garip bir vatandaş, işsizliğin yarattığı problemler nedeniyle büyük kentlere göç ettiğinde ilk yapacağı iş başını sokacak bir yer bulabilmek olduğu için, gidip, kimden bulabilirse, mafyaysa mafya, oradaki, işte, o alanı işgal etmiş kişilerse o kişiler, o kişilere para vererek, başını sokabilecek, 100 briketle, 200 briketle, 2 tenekeyle yapmış olduğu gecekondusu, onu, oralarda, büyük kentlerin etrafında, urları yaratmış unsurlar ve oralarda işgalci pozisyonuna mı sokuyor değerli arkadaşlar?! Şimdi, siz, şu ifadeleri, yarın, gidip bu gecekonduda yaşayan yurttaşların içerisinde tekrar kullanabilecek misiniz?! Şimdi, bu gecekonduların var olduğu bölgelerde yaşayan ve o bölgelerde seçmenleri olan milletvekili arkadaşlarımız o gecekondu bölgelerine gittiklerinde, orada yaşayanlara, sizi gidi işgalciler sizi, siz bu büyük şehirlerin etrafını sarmış bir ursunuz diyecek mi?! Bu nasıl bir anlayıştır?!

Değerli arkadaşlarım, sanayici arkadaşlarımız var içinizde; bizim içimizde de var, sizin içinizde de var. Büyük kentlerin etrafını sarmış gecekondular -bunların içerisinde elbette bunu istismar edenler vardır; ama, büyük çoğunluğu- devletin sosyal bir devlet olarak, sanayileşmenin yaratacağı sorunları önceden görüp, tespit edip, ona dönük önlemler almamış devlet olarak, yurttaşımızın ve sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkmış olan bu göçün büyük kentlere taşıdığı yurttaşlarımızın, kendiliğinden buldukları bir çözümdür ve Türkiye'nin bugün sanayileşmede gelmiş olduğu noktada, şimdi, Sayın Başbakanın "işgalci" diye tarif ettiği "büyük kentlerin etrafını sarmış, kuşatmış ur" diye tarif ettiği bu gecekondularda yaşayan insanlarımızın, yurttaşlarımızın çok ciddî katkıları vardır; çünkü, bunlar, büyük şehirlere göç ettiklerinde, gelip, büyük şehirlere yerleştiklerinde, büyük şehirlerin varoşlarına yerleştiklerinde ilk yaptıkları iş, kendilerini kırsal alandan büyük şehirlere göç etmiş sanayi işçileri olarak bulmuş olmalarıdır. Dolayısıyla, Türkiye'de, aslında, gecekondularda yaşayan yurttaşlarımıza, Sayın Başbakanın ifadeleriyle, olağanüstü biçimde haksızlık yapılmıştır. Bunu, oralarda yaşayan yurttaşlarımız adına kabul etmek, kabullenmek mümkün değildir. Devlet kendi üstüne düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirmediği için, vatandaş, kendiliğinden birtakım çözüm arayışları içerisine girmiştir. Hatta, devlet, denilebilir ki, gecekondu arazilerinin işgal edilmesine, kendisi, orada vatandaşın 200 briketle yapabileceği gecekonduyu ona verme cesaretini gösteremediği, bunu kendine yakıştıramadığı için, vatandaşın oralardaki arazileri bir şekilde işgal etmesine "hadi, arazi bizden; üstüne de o ne yaparsa yapsın" biçiminde bir anlayışla müsaade etmiştir. Yoksa, devlete rağmen, vatandaşın gidip, büyük kentlerin etrafındaki devlete ait arazileri işgal etmiş olmasını kabullenmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Burada, devletin bu işe bir göz yumması kesinlikle söz konusudur.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, elbette, buralardaki yapılaşmayı bizim, bugün, geçerli, sahiplenen ve savunan bir anlayışla bu işe yaklaşmamız mümkün değildir. Bunlar, büyük kentlerin etrafındaki ur değildir, buradaki insanlar sadece, burada yaşayan insanlarımız sadece rant elde etmek için gelip, bu gecekondu arazilerini işgal etmiş insanlar değildir; ama, bugünkü gecekondulaşma mantığını da, insanlarımızın bu ilkel koşullarda yapılmış gecekondular içerisinde yaşamasını da sahiplenmemiz ve savunmamız mümkün değildir. Elbette, bir kentsel dönüşüme kesinlikle ihtiyaç vardır.

Peki, kimdir Türkiye'de kentsel dönüşümün muhatabı; herkes; TOKİ muhataptır, büyükşehir belediyeleri muhataptır, Bayındırlık Bakanlığı muhataptır, Turizm, Kültür Bakanlığı muhataptır; herkes bu işin muhatabıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu muhataplığı mutlaka bir birime indirmek zorunluluğumuz vardır. Peki, uygulamaya muhatap olanlar aynı uygulamayla karşı karşıya mıdırlar; hayır. Ankara'da başka bir uygulamayla karşı karşıyadırlar, İstanbul'da başka bir uygulamayla karşı karşıyadırlar, Ankara'nın Mamak'ında başka bir uygulamayla karşı karşıyadırlar, havaalanı yolunda başka bir uygulamayla karşı karşıyadırlar; İstanbul'un Kadıköyünde başka bir uygulamayla karşı karşıyadırlar, İstanbul'un Pendik'inde, Kurtköy'ün Sülüntepesinde başka bir uygulamayla karşı karşıyadırlar.

Ankara'nın Dikmen Vadisinde gecekondusu olan her vatandaşa, onun bundan sonraki yaşamında ona önemli rahatlıklar sağlayabilecek konutlar verilmiştir. Ankara'da, şimdi, havaalanı güzergâhı üzerinde, havaalanı yolu üzerinde yapılmış olan gecekondularda yaşayan yurttaşlarımıza, daha geçen hafta, burada, onlarla ilgili yaptığımız düzenlemede, arkadaşlarımız "her birine ayda 200 milyon kira yardımı, her birine şu kadardan şu kadar metrekareye kadar konut" diye buradan ifade etmişlerdir; ama, aynı hükümet döneminde, mesela, Pendik'in Sülüntepesinde, insanlar daha sabahleyin uyanmadan, gece uykularında iken, yirmi yıllık konutlarından, konutları başlarına yıkılırcasına, kendilerini, çocuklarını zor dışarı atar bir anlayışla konutları yıkılmış ve kendilerine sadece enkaz bedeli verilmiştir. Şimdi, bu, nasıl bir uygulamadır; hangisi sizsiniz değerli arkadaşlarım; havaalanı yolunda konutu yıkılacak kişiye bir daire, dairesi kendisine teslim edilinceye kadar 200 000 000 lira kira yardımı yapan mı sizsiniz; yoksa, Pendik'in Sülüntepesinde, daha uykuda iken çocukları, konutları ancak insanların kendi canlarını dışarı atacak biçimde eşyalarıyla birlikte başlarına yıkan yapı mı sizsiniz; siz hangisisiniz?! Bu anlamda da bir tutarlılık söz konusu değil.

Değerli arkadaşlarım, büyük kentlerimizin etrafında, sadece İstanbul'da 80 000 gecekondu var. 80 000 gecekondu, oradaki yurttaşlarımızın direnmesine rağmen, rızası alınmamasına rağmen, bu kentsel dönüşüm projeleri kapsamı içerisine alınamaz. Eğer, gerçekten bu konuda samimiysek önce yapmamız gereken şey, bir defa, buradaki hukukî altyapıyı oluşturmaktır. Neye göre biz buralarda uygulama yapıyoruz; belediye başkanlarının inisiyatifine göre; sanki onlar kendi ceplerinden bir şey dağıtıyorlar, babalarının kesesinden bir şey dağıtıyorlar gibi. Kimi yerde alabildiğine cömert, kimi yerde alabildiğine gaddar; kimi belediye başkanı alabildiğine cömert, kimi belediye başkanı alabildiğine gaddar. Arazinin çok yüksek rant edeceği yerlerde gecekondu yapmış olan vatandaşlarımıza karşı yapılan uygulama farklı; ama, daha kenarlarda, arazinin daha az rant getireceği yerlerde gecekondu yapmış olan vatandaşlarımıza karşı yapılan uygulama alabildiğine farklı.

Değerli arkadaşlarım, TOKİ de dahil olmak üzere, kentsel dönüşüm projeleri noktasında eğer bir samimî yaklaşım içerisindeysek, gerçekten kentlerimizin dönüşmesini istiyor ve talep ediyor isek, gerçekten insanlarımızın insanca koşullarda yaşayabileceği bir kent yapısı içerisinde onların da yaşamasını sahiplenip savunuyorsak, ilk yapmamız gereken şey, bu işin hukukî altyapısını oluşturmaktır. Türkiye'de, bugün, özelleştirmede olduğu gibi, bu kentsel dönüşüm projesinde de hiçbir hukukî altyapı yoktur. TOKİ'ye yetki veriyoruz. TOKİ, verdiğimiz yetkiyi neye göre kullanıyor; TOKİ'nin…

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Uzlaşıyla.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Uzlaşı; yani, hukukî bir altyapı yok. Uzlaşı; uzlaşı olmadığı yerde ne oluyor; yani "uzlaşamadık, yıkacağım, jandarma gelsin; işte, kepçelerle, dozerlerle burayı biz kaldırıyoruz." Sayın Başbakanın dediği gibi "bunlar işgalcidir, sökün atın işgalcileri" dediği zaman ne oluyor?

RECEP KORAL (İstanbul) - Kanun var, kanun.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - "Sökün atın" dediği zaman sökülüp atılıyor değerli arkadaşlarım. Kim bunlar; bizim insanlarımız. Sayıları kaç; milyonlarca.

Değerli arkadaşlarım, 40 tane gecekonduyu yıkmak için 5 000 jandarmayı bir araya getirip veya binlerce polisi, jandarmayı bir araya getirip, günlerce orada önlem alıp, sanki bir işgali ortadan kaldırmaya veya devlete karşı bir ayaklanmayı ortadan kaldırmaya gidiyor gibi oraya gitmek durumunda kalıyorsunuz.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Var mı böyle bir örnek? Bu olay nerede?..

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Sizin, dönüştürme iddiasını taşımak zorunda olduğunuz sayılar yüzbinlerle ifade ediliyor.

Değerli arkadaşlarım, 40 gecekondu için bile bu denli büyük önlemlerin alındığı, alınmak zorunda kalındığı bir süreçte, bunun hukukî altyapısı oluşturulmadan, oradaki yurttaşlarımızın, bir sosyal dönüşüm sürecinin sonucunda zorunlu olarak kırsal alandan, tarımsal alandan kentlere sanayi işçisi olarak göç etmiş olan yurttaşlarımızın zorunlu konut ihtiyaçlarını çözebilme adına kendilerinin bulduğu bir çözüm önerisidir. Dolayısıyla, burada "senin tapun yok, ne yapalım… Sen, şimdi, ne halin varsa… Git buradan" diyerek, bu sorunu, bu, yüzbinlerce gecekondunun ve milyonlarca yurttaşımızın yaşadığı bu alanlardaki sorunları böylece çözmemiz mümkün değildir. Peki, böyle çözmeye kalktığımızda ne oluyor; böyle çözmeye kalktığımızda, TOKİ'de olanlar oluyor. Ne oluyor TOKİ'de?..

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Hiçbir şey olmuyor.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun raporları var, diyor ki; TOKİ -işte, bu, sizin söylediğiniz anlaşma, vesaire yöntemleriyle- Türkiye'nin en değerli bölgelerindeki en değerli arazileri yüzde 27'yle yüzde 35 arasında değişen rakamlarla, güya kat karşılığı değil, bir başka isim bulunmuş buna; ama, sonuçta, yüzde 27 ile yüzde 35 arasındaki rakamlara, Toplu Konut İdaresi, kendi kontrolündeki, kendi elindeki en değerli arazileri, daha önce yüzde 55'lerle, 60'larla, 65'lerle, o, hiç beğenmediğimiz süreçler içerisinde müteahhitlere verilmiş olan arazilerde, arsaların bitişiğinde, şimdi yüzde 27 ile yüzde 35 arasındaki rakamlarla, Toplu Konut İdaresi, işte, o sizin söylediğiniz modellerle, yöntemlerle arazilerini veriyor ve Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üyeleri, bununla ilgili rapor tutuyorlar. Hemen ardından başka girişimler söz konusu ediliyor. Bize, Plan ve Bütçe Komisyonunda bunları söylediğimizde; efendim, Cumhurbaşkanı Denetleme Kurulu da buraya geldi diye, birtakım eksik, yanlış bilgiler verildiğini daha sonradan öğrenmiş oldum. Burada, kurul üyeleri üzerinde baskı yapılıyor, kurul üyelerinin içerisinden… İşte, her zaman olduğu gibi, hani, işte, Başbakanı bir davadan kurtarmışsa bir hâkim, o, işte, Yargıtaya gidiyor, savcıysa çok önemli bir ilin başsavcılığına geliyor; burada da, bu anlamda katkı yapan çalışanlarımız önemli ölçüde taltif edilmişler, terfi ettirilmişler, ekonomik anlamda çok daha iyi katkılar elde edebilecekleri alanlarda görevlendirilmişler.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, kurumlar bir gün iyi insanlarla yönetilirler, bir gün kötü insanlarla yönetilirler. Biz, kurumları yöneten insanların iyi niyetinden yola çıkarak, bugün bu görevi yapan arkadaşlarımız iyi niyetli de olabilirler, ama, biz, kurumları yöneten arkadaşlarımızın iyi niyetinden yola çıkarak, milyonlarca yurttaşımızı ilgilendiren bu devasa sorunun çözümü noktasında o iyi niyete dayalı birtakım çözümleri çözüm önerisi olarak göremeyiz. Bizim görevimiz, herkes için geçerli olan, bugün, gecekonduda yaşayan her yurttaşın kendisi için yarın "evet, bizim bölgemizde de dönüşüm projesi uygulanacak" dendiğinde, söylendiğinde kendisini nasıl bir akıbetin beklediğini biliyor olması ve gönül rahatlığı içerisinde, gönüllü olarak bu dönüşüm projesine fiilen kendisinin de katılmasını sağlayabilecek altyapıyı, hukukî altyapıyı, vatandaşımızı memnun edebilecek, vatandaşımızı bu çözümün içerisine sokabilecek bir altyapıyı bizim oluşturup kamuoyuna sunmamız lazım. Aksi halde, biz burada havanda su döveriz. Yapabileceğimiz en ileri şey, en değerli arazilerimizi, şu anda arsa piyasasında da, inşaat piyasasında da bir canlılık olduğu için, en değerli arazilerimizi yok pahasına birilerine vermek olur; ama, o yok pahasına vermek karşılığında bile bugün bir şeyler alabiliriz.

Ama, değerli arkadaşlarım, eğer, sen, gerçekten milyonlarca konutu dönüştürme iddiası içinde isen, o zaman, her zaman, verdiğin arazinin karşılığında, sana oradan daha fazla -ne kadar bedavaya vermiş olursan ol- gelir elde edebileceğin bir süreç, bir sonuç ortaya çıkmaz. Yakında, bir doyum noktasına ulaşır bu piyasa; ama, milyonlarca yurttaşımız, hâlâ, kentsel dönüşüm projelerine ihtiyacı olan bir anlayışla, yaklaşımla gecekondularda yaşamaya devam ediyor olabilirler. O zaman, biz, gerçekten, bu projeyle ilgili bir ciddî yaklaşım içerisindeysek, zamanla, bu sürece, bizim, bütçeden belki katkı yapmamızın bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığı dönemler de karşımıza gelecektir.

Şimdi, TOKİ anlatıyor "biz kârlıyız" diyor. Kime bu kadar araziyi bedava versen, herkes bu kadar araziyle gidip bu işi yapsa, kâr eder; hiçbir şey yapmana lüzum yok. İstanbul'un neresinde bir arsan varsa, git, hangi müteahhide verirsen ver, sana yüzde 50 pay veriyor. Yani, bunu bir marifetmiş gibi "kâr ettik, kârlı çalışıyoruz, kârlı uğraşıyoruz…"

Ne yapıyorsun Sayın TOKİ, yaptığınız şey ne; milyon dolarlara daire satıyoruz. Henüz İstanbul'da kaç gecekonduyu dönüştürebildiniz?! Henüz İstanbul'da gecekonduda yaşayan kaç vatandaşımızı gönüllü olarak bu uygulamanın kapsamı içerisine alarak, onların da bu uygulama içerisinde gönüllü olarak yer tutup, hem daha modern, daha çağdaş evlere taşınmasını sağladınız hem de orada kentsel dönüşüm projesinin gereklerini yerine getirebildiniz?! Henüz böyle bir uygulama yok. Ne yapıyoruz şimdilik; milyon dolarlara villa satıyoruz. Yüzde 30'la, daha önce yüzde 60'la verilmiş yerlerde araziler veriyoruz müteahhitlere.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararname ile 2985 sayılı toplu konut kanununda değişiklik yapılması (.s.s1138)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 11 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2006-04-11-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname-ile (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
