# 10/359 esas numaralı zehirli atıkların depolanması ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ile ligili meclis araştırma önergesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2006
- **Gündem:** 10/359 ESAS NUMARALI ZEHİRLİ ATIKLARIN DEPOLANMASI VE ÇEVREYE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ İLE LİGİLİ MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2006-04-26-10-359-esas-numarali-zehirli-atiklarin-depolanmasi-ve-cevreye-etkileri

> Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 26 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10/359 ESAS NUMARALI ZEHİRLİ ATIKLARIN DEPOLANMASI VE ÇEVREYE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ İLE LİGİLİ MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİ); konuşma 1.058 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Söz konusu bölge benim yaşadığım bölge sayılır; sanıyorum, bu nedenle arkadaşlarım bana bu sorumluluğu verdiler.

Yaşadığımız bölgede birlikte hayatı paylaşmaya çalıştığımız çok değerli halk ozanımız Ali Ekber Çiçek'i bugün kaybettik. Bu sebeple, Ali Ekber Çiçek'in, buradan, Türk kültürüne, müziğine yapmış olduğu katkılar nedeniyle saygıyla anısı önünde eğiliyorum, kendisine Tanrı'dan rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, birçok konuda olduğu gibi çevre konusunda da toplumumuzun duyarlılıkları belli dönemlerde, belli anlarda yükselir saman alevi gibi, sonra aşağı iner.

Bakın, Çernobil olduğunda Türkiye'de müthiş bir çevre yaklaşımı gelişti, güçlendi, bir zaman sonra o çayları içer olduk. Sinop açıklarına yabancılar, gemilerle getirip atıkları döktüklerinde, o bidonlar bulunduğunda, sahile vurduğunda hep birlikte kıyametleri kopardık, bunun kabullenilemez olduğunu düşündük; ama, bir zaman sonra o atıkların o depolarda ne halde beklediği zaman zaman basında küçük haber olarak verildiğinde toplumun bunu gerçekten unuttuğunu hep birlikte gördük. Ulla Gemisi, Akdeniz'de, Hatay sahillerimize gelip yanaştığında, bu gerçek ortaya çıktığında, sadece Hataylılar değil, bütün Türkiye bu konuyu tartıştı; ama, Ulla Gemisi bir zaman sonra orada batırıldı. Ulla Gemisinin batığının ne kadarının o sahilden çıkarılıp, ne kadarının o sahilde bırakıldığı gerçeği bile, bugün basınımızın bile yeterince ilgilenmediği bir konu halinde, maalesef bir gerçeklik halinde duruyor.

En son, Tuzla-Aydınlı'da, Orhanlı'da bidonlar içerisinde katı atıklar toprağa gömülü olarak bulunduğunda, aynı tepkiler toplumumuzun çok değişik çevreleri tarafından ifade edilmeye başlandı, tepkiler gösterilmeye başlandı, en yoğun tepkiyi de Sayın Bakan gösterdi, Çevre Bakanı. Başkalarının bulduğu atıklar üzerinde, bidonlar üzerinde, Sayın Bakan, bunun sorumlularının şiddetle cezalandırılacağını, basına yansıyabildiği kadarıyla, mesela bu atıkları attığı düşünülen bölgedeki belediye başkanının derhal kulağından tutulup partiden atılması gerektiği biçimindeki ifadelerini, buna sebep olanların şiddetle cezalandırılması gerektiği biçimindeki yaklaşımlarını Sayın Bakandan duyar olduk; bu ifadeleri hem milletvekili arkadaşlarımız tarafından hem konuyla ilgili duyarlılık gösteren çevreci çevreler tarafından son derece ilgiyle izlendi. Sayın Bakanın bu çıkışları, bu ifadeleri çevreden sorumlu bir bakan tarafından seslendirilmesi gereken ve seslendirildiği için de takdir edilmesi gereken bir uygulama olarak görüldü, değerlendirildi.

Fakat, sonra, giderek başka gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Burada birkaç yüz bidon bulunmuş; toplum bunu şöyle algıladı: Yani, bir kendini bilmez sanayici almış atıklarını götürmüş, Aydınlı'da milletin piknik yaptığı bir yere mafya grupları aracılığıyla gömdürtmüş. Sonra giderek gerçek açılmaya, ortalık aydınlanmaya, sis-duman ortadan kalkmaya başlayınca şu gerçekler ortaya çıkmaya başladı ki, bu, yüzlerce varil değil bir defa. Bu, Sayın Bakanın söylediği gibi, sadece o bölgede bile bir şirketin yaptığı bir iş değil. Giderek iş genişlemeye başladı ve giderek bu yüzlerce varillik gerçek, milyonlarca tonluk katı, sıvı, tehlikeli sanayi atığı gerçeğini ortaya çıkarmaya başladı.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, milyonlarca tonluk sıvı ve katı sanayi atığının olmadığını çiftçi Ahmet efendi bilmeyebilir, banka memuru Ayşe hanım da bilmeyebilir, hatta, bu Parlamentoda milletvekilliği yapan milletvekili arkadaşlarımız da yeterince bilmeyebilir; ama, Çevre Bakanının bu gerçeği bilmiyor olması diye bir şey düşünülebilir mi?! Çevre Bakanı, sanki, Türkiye'nin bu konudaki tek probleminin, bu Aydınlı, Orhanlı Beldesinde yakalanan 100 bidondan ibaretmiş gibi, toplumu yönlendirmeye ve yanlış bilgilendirmeye kendisini yetkili sayıp, bu bidonları buralara gömenlerle ilgili kuruluşları cezalandıracağını, bu kuruluşların bulunduğu belediyelerin belediye başkanlarının kulaklarından tutulup en azından partilerinden atılacağını, bu atıkların götürülüp döküldüğü yerlerdeki belediye başkanlarının bu işten sorumlu olduğunu ve bunların şiddetle cezalandırılacağını, dolayısıyla, bu vesileyle, bu sorunun çözülmüş olabileceğini bütün Türkiye kamuoyuna anlatmaya çalışmaya ve Türkiye kamuoyunu, sanki, sadece sorun bundan ibarettir noktasında ikna etmeye, çalışmaya hakkı olabilir mi değerli arkadaşlarım?!

Şimdi, ben, buradan, Sayın Bakana bir soru soruyorum: Sayın Bakan, Türkiye'nin, bu anlamda, 1 000 000 tondan fazla katı atığı olduğu ifade ediliyor. Yıllardır bu katı atıklar ne yapılıyor Sayın Bakan, ne tespit ettiniz? Bu katı atıklar nerededir? Eğer, Türkiye'nin, bir yılda 1 000 000 tonu aşkın katı, sanayi atığı söz konusu ise, bu şu demektir: Her gün değil 100 varil, günde binlerce varil katı atık bu yöntemlerle -bu veya benzeri yöntemlerle- doğaya terk edilmektedir, denize dökülmektedir, nehirlerimize dökülmektedir, toprağa gömülmektedir. Sayın Bakan, nedir Türkiye'nin bu konudaki gerçeği? Siz bunu kamuoyundan saklamaya çalışıyor olabilirsiniz; ama, Cumhuriyet Halk Partisi, bu önergeyle, bu gerçeğin, önce Meclis tarafından, sonra kamuoyu tarafından doğru biçimde algılanıp ve bununla ilgili gerekli önlemlerin nasıl alınabileceğine ilişkin çözüm önerilerini bu Meclisin gündemine taşıması gerektiğiyle ilgili böyle bir önerge vermiştir.

Değerli arkadaşlarım, karşı karşıya olduğumuz gerçek nedir, biliyor musunuz; her yıl milyon tonu aşkın katı atık. Şimdi, burada, gizli gizli gömülmüşler, gömmeye çalışmışlar; biri tespit edildiğinde de, başta Sayın Bakan olmak üzere, bütün kamuoyu kıyameti koparmış. Gerçek şudur: Bütün bu sanayiciler -biz, namuslu, dürüst, çevreye duyarlılığı olan sanayicileri, kardeşim diyerek- oluşturdukları bu katı atıkları birilerine teslim etmeye çalışsalar -bir başka soru daha soruyorum Sayın Bakanım- muhatap kimdir? Kime teslim edecektirler bu katı atıkları? Bu katı atıkları Türkiye'nin ortadan kaldırabilme kapasitesi var mıdır? Bunun muhatabı kimdir? Bugüne kadar, bu konularda, değerli arkadaşlarım, tek muhatap belediyeler olmuştur. Çevre Bakanlığı kendisini bu işlerden hiçbir şekilde sorumlu bile saymamıştır. Üçbuçuk yıllık zaman dilimi içerisinde, Sayın Bakanın, Hükümetin iktidarda olduğu üçbuçuk yıllık dönem içerisinde, Sayın Bakanlık bu konuyla ilgili bir tek yatırım yapmamıştır. Niye; çünkü, Sayın Bakanlık kendisini bu konuda sorumlu saymamaktadır. Bu konunun muhatabı diye kulağından tutulup atılması gereken belde belediye başkanlarını muhatap saymaktadır. Sayın Bakanım, milyon tonu aşkın katı ve tehlikeli atığın muhatabını belediyelerdir diye sayarak, bütün yükü ve sorumluluğu belediyelere yükleyerek bu işin sorumluluğundan kurtulabilir miyiz?

Değerli arkadaşlarım, Meclis bu konuya kesinlikle el koymalıdır; çünkü, Türkiye'nin bu konudaki konumu; milyonlarca tonluk tehlikeli sanayi atığı karşısında sadece 40 000 ton civarında sanayi atığını bertaraf edebilecek İzmit Büyükşehir Belediyesinde kurulmuş, Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı tarafından kurulmuş İZAYDAŞ'tan ibarettir. Milyonlarca ton atık karşısında 40 000 ton kapasiteli bir İZAYDAŞ. Ne olmuş atıklar; atıklar gömülmüş.

Şimdi, bugün Tuzla'da gömülen atıklarla ilgili bir rapor yayınlanmış; son derece tehlikeli ve zehirli atıklar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Diğerleri, o milyonlarca ton, kaybedilmiş olan o milyonlarca tonun tahlillerinin ne olduğunu biliyor muyuz; büyük bir ihtimalle, değerli arkadaşlarım, onlar da tehlikeli ve zehirli. Büyük bir ihtimalle, onlar da, bırakıldıkları doğal çevreyi on yıllar boyunca sürekli olarak tahrip edecek zehirleyecek, orada otlayan hayvanı, oradan beslenen insanı zehirleyecek ve hasta yapacak atıklar.

Bence, Türkiye'de, Meclisin bu işe şu anlamda yeniden el koyması lazım: Bu atıklar gömülüyor. Nerelere gömülmüş? Bu atıklar oralarda gömülü olarak kalsın, doğayı ve çevreyi zehirlemeye devam mı etsinler, yoksa, biz, bu atıkların nerelere gömülü olduğunu gelip ilgililere bildirenlere, ilgililere şuralarda bu atıklar var diyenlere bir ödül mekanizması mı geliştirelim?!

Değerli arkadaşlarım, hâlâ, Çernobil nedeniyle zehirlenmiş olan, Çernobil nedeniyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, çok sınırlı sayıyorsunuz yani!

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “10/359 esas numaralı zehirli atıkların depolanması ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ile ligili meclis araştırma önergesi”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2006-04-26-10-359-esas-numarali-zehirli-atiklarin-depolanmasi-ve-cevreye-etkileri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
