# Kamu idare, kurum ve kuruluşlarında geçici işçi pozisyonlarında çalışanların sürekli işçi kadrolarına veya sözleşmeli personel statüsüne geçirilmeleri, geçici işçi çalıştırılması ile ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:1366)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 3 Nisan 2007
- **Gündem:** KAMU İDARE, KURUM VE KURULUŞLARINDA GEÇİCİ İŞÇİ POZİSYONLARINDA ÇALIŞANLARIN SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARINA VEYA SÖZLEŞMELİ PERSONEL STATÜSÜNE GEÇİRİLMELERİ, GEÇİCİ İŞÇİ ÇALIŞTIRILMASI İLE İLGİLİ BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:1366)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c152/b083/tbmm221520830107.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2007-04-03-kamu-idare-kurum-ve-kuruluslarinda-gecici-isci-pozisyonlarinda-calisa

> Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 3 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU İDARE, KURUM VE KURULUŞLARINDA GEÇİCİ İŞÇİ POZİSYONLARINDA ÇALIŞANLARIN SÜREKLİ İŞÇİ KADROLARINA VEYA SÖZLEŞMELİ PERSONEL STATÜSÜNE GEÇİRİLMELERİ, GEÇİCİ İŞÇİ ÇALIŞTIRILMASI İLE İLGİLİ BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:1366)); konuşma 1.720 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Konuşmama başlamadan önce, bugün toprağa verdiğimiz, elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz, üç yıl boyunca Plan-Bütçe Komisyonunda birlikte çalıştığım, gerçekten, hem kişiliğiyle hem birikimiyle Parlamentoya, Türkiye'nin sorunlarına taşımaya çalıştığı çözüm önerileriyle kendisini tanımaktan mutlu olduğum, bugün de kaybedilişi nedeniyle olağanüstü üzüntü içerisinde olduğum Profesör Ömer Abuşoğlu'na Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine, Partisine, Parlamentomuza ve milletimize baş sağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 1366 sıra sayılı tasan, Cumhuriyet Halk Partililerin, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin her aşamada desteklediği bir yasa. Aslında, desteklemenin de ötesinde, tasannın daha düzgün bir şekilde, daha kapsamlı bir şekilde, daha çalışanlann lehine bir biçimde ortaya çıkabilmesi, şekillenebilmesi için Cumhuriyet Halk Partililerin elinden gelen bütün gayreti sarf ettiği bir düzenleme. Ama, değerli arkadaşlarım, bakın burada daha çok sendikacı arka- daşlanmız bu düzenlemeyle ilgili olarak konuştular. AKP'den bir sendika genel başkanlığı yaptığını söyleyen, yine bir başka sendikacı arkadaşımız konuştu. Ee, sendikacı arkadaşlarımız daha çok Sağlık, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonundadırlar. Şimdi, ben o arkadaşlarıma sormak isterim: Arkadaşlar, bu düzenleme sizin Komisyonunuzda görüşüldü mü?

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Hayır!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Niye? Niye görüşülmedi Sayın Bakan?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Meclisi ben yönetmiyorum.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Yani, bu düzenlemenin, böyle bir düzenlemenin Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülmemesinin hiçbir izahı olabilir mi? Nedir mantık? Bir çerçeve çizilmiş, bu çerçevenin dışına hiçbir şekilde taşılmayacak. Biz burada, komisyonlarda, burada, fuzuli bir işle uğraşıyoruz. Mantık bu. Kim çizmiş çerçeveyi? Şimdi, ben, tekrar Sayın Bakana sormak istiyorum, Komisyonda da sormuştum: Sayın Bakan, siz bu düzenlemeyi alelacele Komisyona getirdiğiniz günden bir gün önce Türkiye'den kimler ayrılmıştı? IMF temsilcileri... IMF temsilcileri geldi, size, bu konuyla ilgili çerçeveyi çizdiler...

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Doğru söze ne diyelim Sayın Bakan.

AGAH KAFKAS (Çorum) - Ayıp oluyor!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - ... size bu çerçeveyi çizdiler, siz de ertesi gün, siz de... Değerli arkadaşlarım, ben bunu, sadece burada söylemedim, Komisyonda da söylediğim bir şey, Sayın Bakanın yabancısı olduğu bir soru değil bu, Komisyonun da dikkatine sunmak istiyorum. Bu çerçevede, bu düzenlemeyi, oradan aldığınız ölçüler çerçevesinde, alelacele, önce Plan ve Bütçe Komisyonunda, sonra da Genel Kurula indirdiniz. Şimdi, tabii, bu mantıkla bakılınca değerli arkadaşlarım, bu anlayışla bakılınca, Türkiye'nin sorunlarını çözebilme kabiliyeti Parlamentonun, ister istemez sınırlandırılıyor, yani, bu kadar bağlayıcı bir anlayışın Parlamentonun çalışmalarında etkili olması hâlinde, Parlamentonun, kendi özgür iradesiyle ve Türkiye'nin gerçek ihtiyaçları çerçevesinde yasa yapabilme imkânı önemli ölçüde kısıtlanıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu Hükümetin, bu, parça parça sorun çözme mantığı... İşte, şuradan Ahmet bir şey söyledi, ona dönük bir şey yapalım; buradan Mehmet bir şey söyledi, ona dönük bir şey yapalım; falanca iş adamlan şöyle bir şey talep ettiler, ona göre bir şey yapalım noktasındaki parça parça yasa yapma tekniği, mantığı -daha önce de söylemiştim burada- belediyelerdeki parsel düzeyinde imar durumu verme işine benziyor. Bu Hükümetin iddiası ne? Türkiye'de personel yasası olağanüstü biçimde sıkıntılıdır. Aynı işi yapan, çok farklı statüde, çok farklı çalışanların olduğu bir personel sistemimiz var. Biz, bunu değiştireceğiz. Çok haklı bir talep belli bir kurumdan geldiğinde, siz bekleyin, personel yasasını tamamen değiştireceğiz, o personel yasası değişikliği yapıldığında sizin sorunlarınızı da onun içerisinde çözeceğiz, biçiminde bir cevap veriliyor. Ama, bir bakıyorsunuz, bir hafta sonra bir başka kurumla ilgili bir yasal düzenleme görüşülürken, bu kurumda şu çalışanların, şu durumlarını, şu hâlden şu hâle taşıyalım diye bir düzenleme yapılıyor. Plan Bütçe Komisyonu da, şu Meclis de, bu dört buçuk yıllık, beş yıllık zaman dilimi içerisinde, bunun sayısız örnekleriyle karşı karşıya kalmıştır. Şimdi, bu da, bu düzenlemelerden bir tanesi.

Şimdi, biz bu düzenlemenin, esas itibarıyla, karşısında değiliz. Ama değerli arkadaşlarım, yani, biz bunun aksayan yanlarını, eksik bulduğumuz yanlarını söylemeyelim mi? Bunu söylediğimiz zaman, ee siz buna karşı mısınız, biçiminde bu iş algılanabilir mi? Eğer, bize dönük bir eleştiri yapılacaksa, o zaman, bizim söylediklerimizin neresinde bir haksızlık olduğunu, çıkıp arkadaşlarımızın, buradan bize söylemeleri lazım.

Bir defa, değerli arkadaşlarım, bu düzenleme, Meclis gündemine geç gelmesine rağmen, uzun süredir kamuoyunun ve bürokrasinin gündemindedir. Dolayısıyla, bu düzenlemeye dönük olarak, özellikle bu düzenlemeden yararlanamayanların gündeme getirdiği haksızlıklar, bu uzunca süren bu sürecin bilindiği zaman dilimi içerisinde, çok rahatlıkla gerçekleştirilmiş olabilir. Şimdi, AKP sözcüsü arkadaşımız diyor ki: "Biz, işçilerin hangi sendikaya üye olup olmadığına değil, çalışıp çalışmadığına bakarız." Peki, işçi çalışmak istemediği için mi çalıştırılmamış? Bu iş, eğer bir yıl önceden biliniyor ise ve buradaki sınırlamanın altı ayla sınırlı tutulacağı da biliniyor ise, bir işçinin altı aydan az çalıştırılmış olmasının sorumluluğunu, biz, o işçiye yıkabilir miyiz? Kardeşim, gidip çalışsaydın, tembellik edip, evinde yan gelip yatmasaydın mı, diyeceğiz bu çalışanlara biz? Adam çalışacak. Öyle bir imkân vermiş misin adama? Hayır. Bunların iddiası şu ki, bir kısım çalışanların iddiası şu ki... Bu bilindiği için, bizim altı aylık çalışma zamanımızın, 2006 yılındaki altı aylık çalışma zamanımızın dolmasını engellediler. Nedir buradaki öneri? Önerilen şey nedir? Bunu 2006 yılındaki çalışılan altı aylık zaman olarak değil, hiç olmazsa, işçilerin o kurumlarda çalıştıkları zamanla, süreyle ilgili olarak yıl ortalaması altı ay veya onu aşan bir orandaysa, o zaman, bu çalışanlar, bu statüden, bu pozisyondan yararlanabilsinler. Bu önerinin neresinde bir yanlışlık var? Bu önerinin neresine karşı çıkılabiliyor?

Değerli arkadaşlarım, bu düzenlemeyle, 1992 yılında herhangi bir kamu iktisadi teşebbüsünde çalışılırken, o iş yerinden çıkarıldıktan sonra girdiği özel teşebbüs kuruluşundan altı ay sonra, bir yıl sonra, iki yıl sonra, on yıl sonra iş akdi feshedilmiş olan bütün çalışanlar bu düzenlemeden yararlanabiliyor. Ama, bir yıl öncesine kadar herhangi bir kurumda sekiz ay, on ay, on bir ay geçici işçi statüsünde çalışanlar, 2006 yılında altı ay çalışmadıkları için bu düzenlemeden yararlanamıyorlar. Bunun neresinde adalet var? 1992 yılından 2007 yılına kadar çalışmamış olanı, altmış gün içerisinde başvurması hâlinde, bu düzenlemeden yararlandırıyorsun -iyi bir şey, yararlandır- ama, on yıl, on beş yıl bir kurumda geçici işçi statüsüyle çalışıp, yedi ay, sekiz ay çalışıp, 2006 yılında altı ay çalışamadığı için o çalışanın bu haktan yararlanmasını engelliyorsun. Biz de diyoruz ki, bu insanlara, bu çalışanlara bu hakkı verelim. Bu, Parlamentonun görevidir.

Şimdi, Sayın Bakan, özerk kuruluşlarda -Meclis TRT gibi özerk kuruluşlarda- 4/C statüsünde çalışanları bu düzenleme içerisine almak hem kanun tekniğine uygun değildir hem de o kuruluşların yöneticilerine yapılmış bir, hani, neredeyse hakarettir anlamına gelebilecek bir ifade kullanıyor. Bir de çalışanlara soralım Sayın Bakan. Şimdi, şu dışandalar, dışarı çıktığınızda size çay getiriyorlar. Bir de onlara soralım mı, onlar ne düşünüyorlar? Bu işin muhatabı işveren mi, çalışanlar mı?

Biz, belediyelere soruyor muyuz, sen, bu kadar işçinin sürekli kadro hâline dönüşmesi hâlinde bunun maaşını verebilir misin? Hayır, alacaksın, yapacaksın kardeşim diyoruz. Öyle demiyor muyuz?

Peki, Meclise, TRT'ye bunu söyleyince neresi ayıp oluyormuş bunun? Sendikacı arkadaşlar, ne diyorsunuz bu konuda? Siz, işverenlerin temsilcisi olarak mı buraya geldiniz, çalışanların temsilcisi olarak mı? (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, değerli arkadaşlarım, nasıl bir hilkat garibesiyle karşı karşıya olduğunuzu göresiniz diye söylüyorum. Mecliste 4/C statüsünde çalışanların hepsi, Meclise, önce, geçici işçi olarak girmiş. Meclis Başkanlığı, bu çalışanlara, 4/C'li olacaksınız diye, her birinin önüne bir dilekçe uzatmış. Bir personel 4/C'li olmayı kabul etmemiş. O 4/C'li olmayı kabul etmediği için onun iş akdini feshetmişler. Gitmiş, bu çalışan mahkemeye başvurmuş, geçici işçi statüsüyle geri dönmüş. Şimdi, Meclisteki 4/C'lilerin, yani Meclise girerken geçici işçi statüsüyle girmiş olan 4/C'lilerin bir kişisi hariç, hiçbiri bu yasal düzenlemeden yararlanamayacak, ama o Meclis Başkanının önüne uzattığı kâğıdı im- zalamayıp, iş akdi feshedildikten sonra mahkemeye gidip mahkeme kararıyla geriye geçici işçi statüsünde dönen çalışan, bu yasal düzenlemeden yararlanacak.

Değerli arkadaşlarım, bunun nasıl bir mantığı var? Yani, bu insanlar Meclis Başkanıyla karşı karşıya gelmemek için, belki işçilik konumuna denk düşmeyen bir şekilde, ama, ekmeğini kaybetmemek adına, Meclis Başkanının 4/C'li olacaksınız talebine uyduğu için, başlangıçta buraya geçici işçi statüsüyle girmiş olan bunca çalışanı, her gün, bizimle birlikte, biz yirmi dört saat buradaysak yirmi dört saat bizimle birlikte mesai yapan bu çalışanlarımıza bunu yapmaya hakkımız var mı? TRT'de çalışanlara bunu yapmaya hakkımız var mı?

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Üniversitelerde...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Ee, şimdi, üniversitelerde çalışanlara bunu yapmaya hakkımız var mı?

Bu yasanın çerçevesi içerisine giremeyenlerin sayısı 26 bin civanndaymış. Öyle bir şey yok değerli arkadaşlanm. Sadece geçici işçi statüsünde olanların rakamı 26 bin. Diğer statüler; mesela 4/C'liler bu 26 binin içerisinde yok. Kaç tane 4/C'li var? Yani, bu düzenlemeden yararlanması gerekirken, bu düzenlemeden, şu anda yaptığımız, çizdiğimiz bu çerçeve nedeniyle, daha doğrusu, bize çizilen bu çerçeve nedeniyle yararlanamayanların sayısı Sayın Bakanın söylediği gibi değildir. Bunların tamamına yakını ya özelleştirmelerden dışarıya atılanlar; yani, her birisi, aslında, normalde, çalışma yaşamına farklı koşullarda başlamışlar. Ama, işlerini kaybetmişler gün olmuş, kendilerinin hiçbir vebali, hiçbir dahli yokken, senin iş yerini özelleştirdik, hadi bakalım, senin işine son veriyoruz denilmiş. Senin iş yerini kapattık, hadi bakalım, al tazminatını git, ne hâlin varsa gör, denilmiş. Bu insanların hiçbiri kendi kişisel tercihleri olarak 4/C'li olmayı, geçici işçi statüsünde olmayı kabul etmemişler. Bu düzenlemelerin hepsi, esas itibarıyla, Nasrettin Hoca'nın evine çoluğu çocuğu kalabalık diye sığamayan insana sunduğu çözüm önerilerine benziyor. Önce, onları daha zora koşuyorlar, sonra aradan bir şey çıkarıp, hadi git, şimdi rahat edersin, diyor veya halk ifadesiyle, ölümü gösterip bayılmaya ikna etmek gibi, sıtmaya ikna etmek gibi birtakım uygulamaların sonucunda bu çalışanların hepsi geçici işçi olmuş, 4/C'li olmuş.

Şimdi, 3'üncü maddeyle ne yapılıyor? Değerli arkadaşlanm, bu düzenlemede, bundan sonraki sürece dönük olarak da çok ilginç, dikkatlerden kaçırılan bir yaklaşım var. Artık, bundan sonra, özelleştirmelerle ilgili olarak, özelleştirilen kuruluştaki çalışanların ne olacağını kimse düşünmeyecek. Niye? Çünkü, bu düzenlemeden sonra, artık, özelleştirilecek olan kuruluşlardaki çalışanların akıbeti belli. Ne bu akıbet? Herkes gidecek, bütün, o güne kadarki kazanımlannı vesairelerini bir kenara bırakacak, gidip, herhangi bir kamu kuruluşunda asgari ücretle yeniden işe başlayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kumkumoğlu.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Gözünüz aydın KİT çalışanları, sizi de kutluyorum değerli sendikacı arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını da. Ya, bu bizim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışanların bakanlığı mıdır, çalıştıranların bakanlığı mıdır, doğrusu anlamak mümkün değil. Yani, bir sosyal güvenlik yasa tasarısı çıktı mesela, devrim niteliğinde, öyle söyleniyor ifadeleriyle; çalışanlar emekli olmak için daha fazla çalışacaklar, çalışanlar emekli olmak için daha fazla prim ödeyecekler, çalışanlar emekli olduktan sonra daha az ücret alacaklar, bu da, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde devrim niteliğinde bir yasa olacak.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Devirme niteliğinde.

ALİ KEMAL. KUMKUMOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, elbette, bu anlayışlarla, bu yaklaşımlarla bu sorunların çözülebilmesi gerçekten mümkün değil, ama, madem bir yola girmişiz, şu bize çizilen çerçeveleri hiç olmazsa kısmen biraz zorlayıp, biraz aşarak, Meclisin özgür iradesini de bu yasaların içerisine yansıtmak zorundayız.

Bu, esas itibarıyla iktidarın sorumluluğudur diye düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “Kamu idare, kurum ve kuruluşlarında geçici işçi pozisyonlarında çalışanların sürekli işçi kadrolarına veya sözleşmeli personel statüsüne geçirilmeleri, geçici işçi çalıştırılması ile ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:1366)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 3 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2007-04-03-kamu-idare-kurum-ve-kuruluslarinda-gecici-isci-pozisyonlarinda-calisa (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c152/b083/tbmm221520830107.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
