# Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim
- **Tarih:** 8 Nisan 2009
- **Gündem:** KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KURULMASI HAKKINDA (S.S.330) KOSGEB
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-04-08-kucuk-ve-orta-olcekli-sanayi-gelistirme-ve-destekleme-idaresi-baskanli

> Ali Koçal (CHP), 8 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KURULMASI HAKKINDA (S.S.330) KOSGEB); konuşma 1.038 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 3624 sayılı Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi de saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi KOBİ’lerin tarihi 13’üncü yüzyıldaki ahilik sistemine kadar uzanmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında esnaf ve küçük sanayiciye büyük önem verilmiş ve kredi gereksinimlerini karşılamak amacıyla Halk Bankası kurulmuştur. KOBİ’ler 1963’ten beri beş yıllık kalkınma planında yer almaktadır. 1990 yıllarına geldiğimizde ise ülkemizin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında KOBİ’lerin yapısını ve etkinliğini artırmak, rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek, sanayide bütünleşmeyi ekonomik gelişmelere uygun bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 3624 sayılı Kanun’la KOSGEB kurulmuştur bilindiği gibi.

KOBİ’ler, istihdam yaratarak, esneklik sayesinde yeniliklere hızla uyum sağlayarak, girişimciliği teşvik ederek, butik üretim sayesinde ürün farklılaşması yaratarak, büyük işletmelere ara malı temin ederek Türkiye ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadırlar. Türkiye’de imalat sanayisinde faaliyet gösteren işletmelerin yüzde 90’dan fazlasını KOBİ’ler oluşturmaktadır. Yani imalat sanayisindeki istihdamın yüzde 60’dan fazlası KOBİ’ler tarafından karşılanmaktadır. KOBİ’ler, istihdama sağladığı katkıyla sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal anlamda da çok önemli bir misyonu üstlenmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, ekonomiye ve sosyal hayata yaptığı önemli katkılara rağmen, şimdiye değin KOBİ’lere gereken destek verilememiştir, yapılan birkaç iyi düzenleme de kâğıt üzerinde kalmaktan öteye gitmemiştir. Her platformda, düzenlenen konferanslarda, toplantılarda, verilen demeçlerde öneminden bahsedilen KOBİ’lerin bugün içinde bulunduğu durum çok da iç açıcı değildir. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de KOBİ’lere hak ettikleri değer ve önem verilmeli, başarısızlıklarına sebep olan etmenler düzeltilmelidir diye düşünüyoruz. Günümüzde KOBİ’lerin yaşadığı sorunlar ülke ekonomisinin yaşadığı sorunlarla kuşkusuz paraleldir. Ekonomide yaşanan her sorun doğrudan KOBİ’lere de yansımaktadır. Özellikle içinde bulunduğumuz kriz ortamında KOBİ’lere yönelik desteklerin artırılması önem taşımaktadır.

Değerli milletvekilleri, bugün geldiğimiz noktada sanayi üretimi yüzde 25,9 gerileyerek bir düşüş rekoru kırmıştır. Uluslararası doğrudan yatırımlar yüzde 19,6 gerilemiştir. Net sermaye girişi yüzde 21,7 azalmıştır. Yatırım projeleri ne yazık ki raflarda beklemektedir ve ihracat oranı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35 düşüş göstermiştir. Eylül ayından bu yana da baktığımızda yaklaşık 19 bin adet şirket ve kooperatif ile ticaret unvanlı iş yeri kapanmıştır. 2009 yılı Şubat ayında protestolu senet sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,9 artarak 612 milyon 215 bin TL’ye ulaşmıştır. Karşılıksız çek sayısı şubatta geçen yılın yine aynı ayıyla kıyaslandığında ise yüzde 48,4 artış göstermiştir. İşsizlik oranı yüzde 13,6’ya yükselmiş, işsiz insan sayısı 3 milyonu geçmiştir. Bu rakamlara iş bulmaktan ümidini kesenler ile mevsimlik çalışanlar da eklendiğinde ortaya çıkan tablo çok ürkütücüdür. Ocak ve şubat aylarında işsizlik ödeneğine başvuran kişi sayısı 148.383’tür. Ocak ayında yine takibe düşen kredi kartı borçlularının sayısı 1 milyon 646 bin kişiye çıkmıştır. Ferdî kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı yüzde 513 artmıştır. Borç yüzünden -hepinizin bildiği gibi- canına kıyan vatandaşların sayısı son dört ayda 50’ye yaklaşmıştır. Umutsuz ve çaresizliğe düşen emekçiler ve esnaflar ne yazık ki ölümü tercih eder noktaya gelmişlerdir, getirilmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, durum bu kadar vahim, tablo bu kadar can sıkıcı, ülke ekonomisinin üzerinde kara bulutlar dolaşmaktadır. Evlerin ocakları sönmüştür. Tencerelerde aş değil, dert kaynamaktadır. Dört kişilik aile için açlık sınırı, yani acından ölmeme sınırı 745 TL’dir bildiğiniz gibi, yoksulluk sınırıysa 2.426 TL olmuştur. Vakit tüm bu rakamları ciddiye alma, önlem alma vaktidir.

Bakınız, Sayın Maliye Bakanı ne demektedir: “Işık görünmeye başladı, yıl sonuna kadar krizin dibi görülür.” diyor Sayın Bakan. Bu, acaba ciddi bir ifade mi? Çok ciddiyetten uzak, halkı kandırmaya, oyalamaya yönelik bir açıklama olsa gerek. Ben buradan, bu konuda Hükûmeti tekrar ciddiyete davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, IMF, OECD ve AB küresel krizin daha da derinleşeceğini, 2010’da dünya ekonomisinin toparlanması ihtimalinin azaldığını söylüyor, Hükûmet yetkilileri hâlâ “Kriz teğet geçti, krizin dibi göründü, ışık göründü.” gibi söylemlerle vakit geçiriyor, gerekli önlemleri almıyorlar. Başbakan, kapanan fabrikaları “Beceriksizlikleri yüzünden kapandı.” diyor. Şimdiye kadar çok becerikli olan, milyonlara istihdam sağlayan, ülke ekonomisine önemli katkıları olan bu fabrikalar her ne hikmetse birden beceriksizleşiyor, kapanıyor. Kendimizi kandırmayalım değerli milletvekilleri. Bu fabrikalar kapandıysa, bunun tek sorumlusu kuşkusuz Hükûmet olmalıdır, Hükûmetin beceriksiz kriz ve ekonomi yönetimi olmalıdır. Gerçi AKP İktidarı döneminde herkes, bakan, Başbakan çocukları, damatları, gelinleri kadar becerikli olamadı. Maşallah her birinin birer ticaret dehasına sahip olduğunu gördük. Kimi gemi sahibi oldu, kiminin gümrüksüz mağazaları var bildiğiniz gibi, kimisi gıda, kimisi likit yumurta fabrikalarına sahip, kimisi termik santral kurma peşinde ve bazıları inşaat sektöründe, bazıları gemi işletmeciliği yapıyor. Kısacası krize rağmen “Durmak yok, ticarete devam.” diyen Hükûmet üyelerinin yakınları olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama Hükûmetin farkına varması gereken bir şey var ki o da şudur: Türkiye bu şanslı azınlıktan oluşmuyor değerli arkadaşlar. Bu şanslı azınlık dışında kalanların ceplerini, mutfaklarını, canlarını kriz vurmuştur ve açlığa mahkûm etmiştir.

Değerli milletvekilleri, şu an içinde bulunduğumuz tablo böyle iken yapılması gereken öncelikli iş ekonomiye ve istihdama daha büyük katkılar sağlayan KOBİ’leri desteklemek, onları düzlüğe çıkaracak önlemleri bir an önce almaktır. Bu anlamda KOBİ’lere kredi desteği büyük önem taşımaktadır. Bu konuda Hükûmetin kuşkusuz iki küçük adımı olmuştur can suyu kredisiyle. Ancak bu krediler yetersiz kalmıştır. Birçok sanayici ve esnaf krediye başvuru için aranılan ağır şartlardan dolayı müracaat bile edememiştir. Bu şartlardan en ağırı ise sigorta ve vergi borcu olmadığına ilişkin istenen yazı biliyorsunuz. Adına “can suyu” denilen bir uygulamaya böyle bir şartın konulması gerçekten akıl alır bir durum değildir. Kredi verme şartlarının kolaylaştırıldığı, verilecek kredi miktarının ve krediden yararlananların sayısının arttırıldığı yeni bir can suyuna KOBİ’lerin acil ihtiyacı vardır. Bu, savsaklanmadan, ciddiyetle üzerinde durulması ve jet hızıyla mutlaka verilmesi gereken bir destektir diye düşünüyoruz. Aksi hâlde nehre su gelinceye kadar kurbağa canından olacaktır.

Ekonomik krizle boğuşan, vergi borcu, sigorta borcu, elektrik, su, doğal gaz borcu olan küçük esnaf da unutulmamalıdır. Şirket birleşmelerine tanınan kolaylıklar, vergi muafiyetleri, vergi borcu ödemelerindeki esneklik, birleşmek isteyen esnaf için de geçerli olmalıdır diye düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, KOBİ’lerin desteklenmesi, kalkındırılması için yapılması lazım gelen kuşkusuz çok şey vardır. Bu yapılacaklar listesi uzun bir listedir. Bu tasarı da bu yapılacaklar arasında yer alan bir kalem olarak değerlendirilebilir. Tasarıyla sanayi sektörü dışındaki diğer küçük ve orta büyüklükteki işletmeler de KOSGEB desteğinden yararlanabileceklerdir. Bir anlamda, KOSGEB desteklerinden yararlanabilecek işletme türü yelpazesi genişletilmiştir ancak KOSGEB bütçesi aynı oranda genişletilmelidir diye düşünüyoruz. Bu da kâğıt üzerinde kalmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Koçal.

ALİ KOÇAL (Devamla) – Tüm bu olumsuzluklara rağmen tasarının çıkış noktasının doğru olduğunu düşünüyor ve hayırlı olmasını diliyorum.

Üreterek tüketen bir Türkiye özlemiyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-04-08-kucuk-ve-orta-olcekli-sanayi-gelistirme-ve-destekleme-idaresi-baskanli (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
