# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2009
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi

> Ali Koçal (CHP), 9 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 951 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmen atamalarında ortaya çıkan haksızlık ve usulsüzlüklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması önergesinin gündeme alınmasıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisinin olumlu görüşlerini bildirmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 42’nci maddesi ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Yasası, eğitimin çağdaş, demokratik, laik Atatürk ilke ve devrimleriyle cumhuriyet esasları çerçevesinde olması gerektiğini hükme bağlamıştır. Yine, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Yasası’nın 43’üncü maddesinde “Öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.” denilmektedir. O nedenle, çocuklarımızı, gençleri yetiştiren öğretmenlerin görevlerini en iyi biçimde yerine getirebilmeleri için sorunlarının tespit edilerek çözüm yollarının araştırılması ve sonuç alınması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

Yurdun her köşesinde büyük bir özveriyle çalışan öğretmenlerin yıllardır süren sorunlarına çözüm bulmak kuşkusuz hepimizin görevidir. Çocuklarımızın, gelişmiş dünya çocuklarıyla her alanda yarışabilmesi onların en iyi biçimde yetiştirilmelerine bağlıdır. Bunun yolu, onları yetiştirecek öğretmenlerin sorunlarının çözülmesi ile mümkündür. Kafasında yığınla sorun olan öğretmenin yaptığı işte başarılı olması beklenmemelidir.

Değerli milletvekilleri, öğretmenler için en öncelikli sorun ekonomik olmakla birlikte görevde yükselme, atanma ve yer değiştirme konusunda da öğretmenlerimizin önemli sorunları vardır. Bu sorunlar özellikle son yedi yıldır tavan yapmıştır. Bu Hükûmet döneminde yasa ve yönetmeliklere, mesleki birikime ve liyakata bakılmaksızın tamamen kadrolaşma amaçlı atamalar yapılmıştır. AKP İktidarı dönemindeki kadrolaşma hiç görülmemiş boyutlara ulaşmıştır. Hepinizin bildiği gibi, AKP iktidara gelir gelmez 1.041 eğitim yöneticisi görevden uzaklaştırılmış ve özellikle de Talim Terbiye Kurulundaki çağdaş, laik, bilimsel eğitimden yana 167 öğretmen bir gece yarısı görevinden uzaklaştırılmıştı. Ayrıca, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığına, hatırlayacaksınız, 3 kere atama yapılmış ancak atananlar AKP’nin taşeronluğunu yapmadığı için görevden alınmışlardı.

Yine, kurul üyeleri değiştirilmiş, kitap yazımı ve seçimi komisyonlarında olanlar yandaşlarla değiştirilmişti. Böylece, Millî Eğitimde kitap seçimi, basımı ve dağıtımı tamamen bir rant kapısı hâline dönüştürülmüştü. Bugün Millî Eğitim Bakanlığının önemli görevlerine AKP yandaşlarının yerleştirilmiş olduğunu, il ve ilçe millî eğitim müdürlükleriyle okul müdürlüklerinin âdeta AKP’nin parti teşkilatlarına dönüştürülmüş olduğunu hep birlikte müşahede etmekteyiz. Eğitimdeki bu kadrolaşma sonucu Millî Eğitim, Atatürk ilke ve devrimleriyle cumhuriyet ve laikliğe karşı olanların kuşatması altına girmiştir. AKP, diğer kurum ve kuruşlarda olduğu gibi Millî Eğitim Bakanlığında da tüm kadroların Hükûmet kadrosu olmasını istemektedir. Dolayısıyla Hükûmetin memuru değil, devletin memuru gibi görev yapmak isteyenler her türlü baskı, sürgün ve cezaya muhatap olmaktadırlar. İşte bu nedenlerledir ki öğretmenlerimizin atanmalarında ortaya çıkan haksızlık, hukuksuzluk ve usulsüzlüklerin araştırılması ve buna göre önlemler geliştirilmesi için bu önergenin gündeme alınmasını istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, iyi insan yetiştirmek için öğretmenlerin moralinin yüksek olması gerekiyor. Okullardaki siyasi baskı ve yıldırmalar, Atatürk ve cumhuriyetimize karşı eylem ve söylemler, öğrencilere dağıtılan kitap ve kaynakların çağdaş olmaması, ders programı ve müfredat programlarının sık sık değiştiriliyor olması, işlenecek ders programı ve konuların özellikle ılımlı İslam devleti anlayışına göre seçilmiş olması, zamansız ve haksız atamalar, ekonomik sorunlar, öğretmenlerin ikinci bir işte çalışma zorunluluğu, eğitime sürekli müdahale edilmesi, çağdaş eğitimin erozyona uğratılıyor olması, öğretmenlerin moralini, motivasyonunu ve performansını düşürmektedir.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığında yapılan uygulamalarda, alınan kararlarda hepimizin gördüğü, gözlemlediği gibi öğretmen örgütlerinin görüş ve düşünceleri hiçbir şekilde dikkate alınmamaktadır. Buna karşın tarikat ve cemaatlerin öngörüleri eksiksiz yerine getirilmekte ve Millî Eğitim Bakanlığında oluşturulan yönetim kadroları (F) tipi örgütlenmeyi sağlamak için âdeta birbirleriyle yarışmaktadırlar. Bu nedenlerle, herkesin, özellikle de yetkili ve sorumluların kendilerine sorması gerekiyor: Nasıl bir ülke istiyorsunuz? Nasıl bir insan istiyorsunuz? Bunun için nasıl bir eğitim istiyorsunuz? Demokratik, laik, sosyal hukuk devletini benimseyen bağımsız bir ülke mi istiyorsunuz, yoksa yeniliklere kapalı, dış güçlerin yönetiminde bir ülke mi istiyorsunuz? Özgür, bağımsız, düşünebilen, yeniliklere açık insan mı, yoksa bağımsızlığı elinden alınmış, sizlere yani hükûmet edenlere biat edecek bir insan modeli mi istiyorsunuz? Eğer içinde bağımsızlık ruhu taşıyabilen, yapıcı, yaratıcı, sorgulayabilen, özgür insanlar yetiştirmek istiyor iseniz eğitim programlarınızı, öğretmenleri ve kaynaklarınızı ona göre hazırlamanız gerekmektedir. Ama ne yazık ki öyle yapılmamaktadır. Peki, ne yapılmaktadır? Millî Eğitim Bakanlığı, özellikle bu İktidar döneminde tüm okul kitaplarını, kaynak kitapları değiştirmiştir biliyorsunuz. Yeni yazdırılan yüzlerce okul kitabının içine bakıldığında, (F) tipi insan yetiştirmek için ne gerekiyorsa onun yapıldığını görüyorsunuz. Bunu yapmaya kimsenin hakkı olmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, bütün bu yapılanlar kadrolaşma değildir de nedir? O hâlde yine hatırlayacaksınız, Hüseyin Çelik döneminde, 22 Temmuz seçimleri öncesi, 13/04/2007 tarihinde Atama Yönetmeliği’nde Sayın Çelik’in yaptığı bir değişiklikle AKP merkezlerinde düzenlenen listelerle bir gecede binlerce öğretmenin yeri değiştirilmişti.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Helal olsun.

ALİ KOÇAL (Devamla) – Birçoğu iptal edilen bu atamalarla yetinmeyen Sayın Çelik, en son görevden ayrılırken, son koz olarak 76’ncı maddeyi kullanmak suretiyle, giderayak, 550 kişinin, yandaş kişinin dayanaksız, usulsüz, haksız atamalarını gerçekleştirmiştir. Yaptığı bu uygulamayla yeminine sadık kalmamıştır Sayın Çelik. Ne demiştik yemin ederken? “Hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.” yeminine Sayın Çelik sadık kalmamıştır. Umuyoruz ki bundan sonraki yeni Bakanımız Sayın Çubukçu etmiş olduğu bu yemine sadık kalacaktır.

Yine Hüseyin Çelik’in yaptığı usulsüz ve hukuksuz atamaların iptali, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışma barışını sağlayacaktır diye düşünüyoruz. O nedenle 76’ncı maddeyle yapılan atamalar yeni Bakanımız tarafından derhâl iptal edilmelidir ve Millî Eğitim Bakanlığının Hüseyin Çelik tarafından otomatiğe bağlanmadığını kanıtlamalıdır diye düşünüyoruz. Yeni Bakan otomatikle mi hareket edecek yoksa kendi özgür iradesini kullanabilecek mi? Doğrusu, bunu merak ediyoruz.

Yine Hükûmetin verdiği sözler yerine getirilmemiştir. Hatırlayacaksınız, örneğin sözleşmeli öğretmenlere kadro alınmasıyla ilgili bir çalışma başlatacağını ifade etmişti bundan önceki Bakan ama öğretmenler bu konuda kandırılmıştır, öğretmene karşı yalan konuşulduğu ortaya çıkmıştır. Çünkü bu tür bir çalışma yapılmamıştır ama bilinmelidir ki öğretmen öğretmendir, bunun sözleşmelisi, ücretlisi, vekili olmamalıdır.

Tabii, burada öğretmen örgütlenmesini engellemek, siyasi baskı altında tutmak ve kendi tarafına çekmek amaçlı sözleşmeli öğretmen kadrosunun ortaya atıldığını hepimiz biliyoruz. Burada esas amaç, gerici ve çağ dışı kadrolaşmayı sağlamaktır. Zaten bu dönemde Atatürk ve cumhuriyet karşıtlarının sürekli prim yaptığını ve onların ödüllendirildiğini hep birlikte müşahede ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
