# Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 24 Kasım 2009
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S.428)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-11-24-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-gecici-3

> Ali Koçal (CHP), 24 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S.428)); konuşma 1.046 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 428 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili olarak, 2’nci maddeyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 24 Kasım. Tabii, sözlerime çok değerli öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum. Başta Başöğretmen Atatürk olmak üzere eğitime katkı veren, görevi başında şehit olan öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum. Bu onurlu görevi sürdüren öğretmenlerimize sağlık ve başarılar diliyorum.

Çağdaş ve uygar toplumların rehberi, eğitimin temel taşları olan öğretmenlerimizin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümlendiği bir Türkiye, kuşkusuz hepimizin özlemidir. Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucusu, demokrasi ve cumhuriyet kazanımlarını iyice özümsemiş, laik ve çağdaş eğitimi ayakta tutma mücadelesi veren eğitim emekçilerimizin grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkına kavuşmaları kaçınılmazdır. Bu mücadelede Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz üzerimize düşen görevlerin bilincindeyiz ve o görevleri yerine getirme adına mücadelemizi sürdürüyoruz.

Bu dönemde emekli olan arkadaşlarımıza sağlık ve esenlikler, yeni göreve başlayan arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum. Ülkemiz ve geleceğimizin sahibi ve mimarı olan sevgili öğretmenlerimizin senede bir gün değil, sürekli anımsanması hepimizin beklentisidir.

Çok değerli arkadaşlar, tabii, 10 bin yeni öğretmenin alınmış olması kuşkusuz sevindiricidir, en azından bir yaraya merhem olacaktır. Bunu, bu 10 bin öğretmen alımını biz de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak destekliyoruz.

Burada söz alan konuşmacı arkadaşlarımız, gerek tasarının tamamı üzerinde gerekse maddeler üzerinde söz alan arkadaşlarımız hemen hemen, öğretmenlerin ve eğitimin sorunlarıyla ilgili var olan sıkıntıları ortaya koydular. Ancak AKP’li sözcü arkadaşlarımız, AKP adına konuşan arkadaşlarımız çok pembe bir tablo ortaya koydular. Gerçekten bu konuşmacıların da öğretmen olmuş olmasından dolayı da üzüldüm. Gerçek tablo bu değildir. Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına önergede söz alan arkadaşımız Muharrem Bey de konuştu, ben de bir iki ilave yapmak istiyorum. Yani böyle bir pembe tablo yok, sıkıntılarımız oldukça yüksek.

Örneğin, ÖSS sınavlarını ele alacak olursak, bu geçtiğimiz süreçte, 2009 yılı ÖSS sınavlarına baktığınız zaman 30 bin öğrencinin sıfır çektiğini görüyorsunuz. Bu, geçen yıl 65 bindi. İlköğretimde yine aynı şekilde 20 bin civarında öğrencinin sıfır çektiğini görüyorsunuz. Yani hiçbir soruya cevap verememiş yahut da verdiği cevapların tamamı yanlış çıkmış, puan alamamış. Bu mu yani, eğitimde çağ atlamak bu mu?

Yine öğrencilerimizden, sınava giren, ÖSS sınavına giren 1,5 milyon civarında öğrenciden 700 bin öğrenci fen sorularına hiç cevap verememiş Sayın Millî Eğitim Komisyonu Başkanımız ve okul birincilerinin üçte 1’i hiçbir yere yerleşememiş, okul birincisi lise öğrencilerinin üçte 1’i hiçbir yere yerleşememiş, üçte 2’si de lisans programlarına değil, iki yıllık ön lisans programlarına yerleşmişler.

Kontenjanlar doldurulamamış, vakıf üniversitelerinin yüzde 20’si boş kalmış ve hele hele fen liselerine ve Anadolu liselerine kaç defa, farklı zamanlarda yeniden öğrenci alınması için puanlar düşürülmüş. Şu anda, gözümüz, göz bebeğimiz fen lisesi, Anadolu liselerinin kontenjanlarının büyük bir bölümü açıktır, üniversitelerimizin kontenjanlarının büyük bir bölümü açıktır. Yani, çocuklarımız varını yoğunu velilerimizle birlikte ortaya koyup sınavlara hazırlanıyorlar, bir yerlere kaydolabilmek için çaba harcıyorlar ama sonunda, şu anda boş kontenjanlar var, giremeyen öğrencilerimiz var.

Sonuç olarak, 400 bin öğrencimiz tercih yapmış ama tercih sonucunda herhangi bir yere yerleştirilememiş. Bu konuda dikkatini çekiyorum arkadaşların ve çağ atlama diye bir şeyin olmadığını ifade etmek istiyorum. Madem öyle, yani madem çağ atladık, yani bu söyledikleriniz doğrudur, o zaman bu 10 bin öğretmeni biz almayalım, onun yerine başka bir şey yapalım. Niye 10 bin öğretmen alıyorsunuz çağ atlamışsanız? Millî eğitimin sorunlarını çözmüşseniz öğretmen almanıza gerek yok.

Değerli arkadaşlar, bu işler tabii bu şekilde olmaz. Gerçekler neyse o gerçeklerden hep birlikte hareket etmemiz lazım geliyor, doğruları bulmamız gerekiyor.

Yine buna bağlı olarak, değerli arkadaşlar, geçenlerde, biraz önce arkadaşım da söyledi, en güvenilir kurum ÖSYM, ÖSYM’nin soruları çalındı, bundan haberiniz var mı? Vardır herhâlde. Bundan bir sonuç alabildik mi? Yani polislik sınavında çalınan soruların kimin tarafından, kimler tarafından çalındığı hâlâ belli mi, kim bu, ortaya çıktı mı? Değil, ortaya çıkmadı. Yani neyin çağını atlıyorsunuz? Hangi çağı atlıyorsunuz? Böyle midir çağ atlamak?

Değerli arkadaşlar, tabii, öğretmen açıkları yıllardır eğitim sistemimizin öncelikli sorunları arasında yer almaktadır, bunu hepimiz biliyoruz. Bugün için eğitimde öğretmen açığı, ataması yapılması planlanan sayıların çok üzerindedir. Her yıl yeterli sayıda atama yapılmaması durumunda, binlerce öğretmenin emekliye ayrılmasıyla bu açık daha da büyümektedir. Durum böyle iken atama yapılması düşünülen rakamlarla öğretmen açığı sorununun çözülmesi mümkün değildir.

Türkiye önümüzdeki beş yıl içinde eğitimli genç işsizler ordusuyla karşı karşıya kalacaktır. Bugün elinde öğretmen diploması, tezsiz lisans belgesi bulunan işsiz öğretmen sayısı 200 binin üzerindedir. Her yıl 40 bin, eğitim fakültesinden mezun olan ve 50 bin de diğer fakültelerden mezun olan öğrencilerin toplam 90 bin civarında olduğunu düşünecek olursak, bunların tamamının da öğretmenlik için hazırlandığını düşünürsek, 2012 yılına geldiğimiz zaman 400 bin civarında öğretmenin atamasını beklediğini göreceğiz. Bu açıkları kapatmak üzere beş yılda 150 bin öğretmen ataması yapılsa bile yine geriye 250 bin işsiz öğretmen kalmaya devam edecektir. Eğer şimdiden gerekli önlemler alınmazsa yarın hem eğitim sistemimiz hem de öğretmen adayları açısından çok geç olacaktır değerli arkadaşlar.

Öğretmen açığını kapatacak yeterli atamanın yapılmaması eğitimin niteliğini düşürürken aynı zamanda binlerce öğretmen adayını işsizliğe, umutsuzluğa ya da düşük ücretle iş güvencesinden yoksun olarak çalışmaya itmektedir. Gelecekte ciddi bir işsiz öğretmen sorunuyla karşı karşıya kalmamak için her yıl en az 50 bin öğretmen kadrosu alınması ve 50 bin öğretmen ataması yapılması mecburiyeti vardır.

Eğitimde yeni sorunları gündeme getiren -biraz önce de arkadaşlarımın ifade ettiği- sözleşmeli, ücretli ve bunun gibi öğretmenlik uygulamalarına derhâl son verme mecburiyeti vardır. Öğretmen açıklarına son vermenin tek çözüm yolu öğretmen ihtiyacı kadar kadrolu öğretmen atamasından geçmektedir. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması eğitimin sorunlarını çözmek bir yana, iş güvencesinden yoksun, düşük ücretlerle çalışma anlamına gelmektedir. Eğitimin vazgeçilmez unsuru öğretmendir ve eğitimin niteliği öğretmenin niteliği ile doğru orantılıdır. Öğretmenlik mesleği düzenlilik ve süreklilik gerektirir. O nedenle de sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen uygulaması kesinlikle ortadan kaldırılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin geleceğini hazırlayan eğitim ve bilim emekçilerinin açlık ve yoksulluk çekmesi o ülke için büyük bir talihsizliktir. Eğitim emekçilerinin içinde bulundukları sıkıntılara rağmen görevlerini en iyi şekilde yerine getirme çabaları tüm toplum kesimleri tarafından takdir edilmektedir. Bilimsel, nitelikli bir eğitim yaratmak için tüm eğitim emekçilerini ekonomik ve sosyal açıdan tatmin eden bir çözüm bulunması ve zaman geçirmeden somut adımlar atılması gerekmektedir. Eğitim iş kolunda çalışan tüm emekçilerin normal yaşam standartlarına ulaşabilmesi için yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret almaları gerekmektedir.

Öğretmenlerimiz ve diğer eğitim emekçileri yıllardır ekonomik açıdan güçlük çekmekte, büyük bölümü, hepinizin bildiği gibi, ek iş yaparak ve borçlanarak yaşamaya çalışmaktadır. Bu durum, ülkenin geleceği olan çocuk ve gençlerimizin aldığı eğitimin niteliğini olumsuz yönde etkilemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-11-24-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-gecici-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
