# Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 3 Haziran 2010
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488

> Ali Koçal (CHP), 3 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)); konuşma 563 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, topluma nitelikli insan yetiştirme iddiası olan Millî Eğitim Bakanlığının kendine müsteşar yetiştirememesi ve 600 bin eğitim çalışanı içinden müsteşarlık yapacak kimse bulamaması ve önceki Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından otomatiğe bağlanmasıyla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. Ancak ondan önce, Zonguldak Milletvekili olarak dün burada gerçekleştirilen Çalışma Bakanı tarafından söylenen sözlerle ilgili, değerlendirmelerle ilgili düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak isterim.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, 17 Mayıs itibarıyla Zonguldak’ta bir grizu patlaması olmuş ve 30 yurttaşımız, maden emekçimiz şehit olmuştu orada. Ondan sonraki süreçte çeşitli kurum ve kuruluşlar, yetkililer ve etkililer tarafından birtakım değerlendirmeler yapıldı. O değerlendirmelerin elbette büyük bir bölümü gerçeklerle ilintili olmakla birlikte Hükûmetin yetkili kademelerinde oturan Başbakan, bakan, bakan müsteşarları ve diğer yetkililer tarafından yapılan değerlendirmeler, yanlış değerlendirmeler, toplumumuza uygun olmayan, toplumumuz tarafından uygun görülmeyen birtakım değerlendirmeler oldu. Bu değerlendirmelerden bir tanesi, hepiniz biliyorsunuz, Çalışma Bakanı tarafından yerel televizyona verilen bir mülakatta, orada şehit olan 30 kişiden 18-19’unun güzel öldüğü, diğerlerinin… Artık, hangi kategoriye giriyor onu ben söyleyemiyorum, herhâlde Sayın Bakan bunu söyleyebilme noktasında. Bir güzel ölümden bahsederek Zonguldak’ın, Zonguldaklının ve toplumun büyük bir kesimimin yaralarının üzerine tuz ekmiş oldu, acımızı büyüttü, tekrar o günlere bizi döndürdü. Üzüldük ve bu konuşmalardan dolayı Zonguldaklı büyük bir infial içerisinde oldu.

Şimdi, tabii, Sayın Bakan profesör. Profesörlüğü tartışılan bir Sayın Bakan, bu sefer, anlaşılıyor ki başka bir şeye soyunmuş; ölümle ilgili, ölümlerle ilgili yeni bir araştırma inceleme noktasına girmiş. Herhâlde kendisini o noktada yetiştirecek. Belki de o noktada bir profesörlük unvanı alma peşinde olmalı ki ölümü de nitelendiriyor; işte, güzel ölüm, güzel olmayan ölüm. Bu, hiç kimse tarafından kabul edilemez. İnsanların manevi duygularıyla oynanmamalıdır. Kesinlikle bu yanlıştır, kesinlikle bu değerlendirmeyi kınıyoruz. Ölümün güzeli çirkini olmaz. 19’u, 20’si öyle oldu, öldü. Peki, geriye kalanı nasıl öldü? Sayın Bakan ona ne cevap verecek? Herhâlde bu araştırmalarından sonra yani profesörlük unvanına, bu konudaki profesörlük unvanına ulaştıktan sonra galiba bunu söyleyecek diye düşünüyorum.

Ee, bundan önceki yine grizu patlamalarında, işte Bursa Kemalpaşa’da, Balıkesir Dursunbey’deki kazalardaki ölümler acaba nasıl ölümdür? Onu da Sayın Bakana bir sormak lazım. Yani o ölümler acaba güzel ölüm mü yahut da güzel ölüm değil mi? Bunları da bir sormak lazım. Gerçekten hüzün verici. Üzerinde konuşurken bile yani zor konuşuyorum bu konuyla ilgili. Çok yanlış bir değerlendirme. Bu değerlendirmesini Sayın Bakanın geri almasını temenni ediyorum. Ona yakışan bir değerlendirme, devlete, devlet adamına yakışan bir değerlendirme yapsınlar, kimsenin manevi duygularıyla oynamasınlar. Kendilerini bir yerde görenler, kendilerine misyon biçenler, insanların manevi duygularıyla oynuyorlar. Demek ki bu insanların Müslümanlıkla da uzaktan yakından bir alakası yok, bunlar sahte Müslüman.

Tabii, sadece Bakanla kalmadı, Sayın Başbakan da… Çok bilgiç bir Başbakanımız var biliyorsunuz, her konuda, hemen her şeyde bir değerlendirme yapabilme yeteneğine sahip. O da bu işin bir kader olduğunu ortaya koydu. Bu konuda da toplumda gerçekten çok değerlendirmeler oldu. Sayın Başbakan bu konuda kınandı, Sayın Başbakanın bu sözünü geri alması istendi ama ondan sonra…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Çok ayıp ediyorsun, çok!

ALİ KOÇAL (Devamla) – Otur yerine!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Cenazeye bile gelmedin.

ALİ KOÇAL (Devamla) – Otur yerine be!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Neredeydin? Neredeydin?

ALİ KOÇAL (Devamla) – Otur yerine! Sen bilemezsin bunları.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Neredeydin? Yoktun.

ALİ KOÇAL(Devamla) – Sen nesin?

---

**Kaynak gösterme:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
