# Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim
- **Tarih:** 16 Şubat 2011
- **Gündem:** ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.616)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2011-02-16-olcme-secme-ve-yerlestirme-merkezi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevler-2

> Ali Koçal (CHP), 16 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.616)); konuşma 1.144 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi’nin birinci bölümüyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce soru-cevap işlemini hep birlikte gerçekleştirdik. Soru-cevap işleminde Sayın Bakan sorduğumuz sorulara yanıt vermeye gayret etti ama bizim sorduğumuz sorulardan daha çok yasa teklifiyle ilgili kendi düşüncelerini anlatmaya gayret etti. Bir de Sayın Bakanın, gecenin bu saatinde bir Millî Eğitim Bakanı olarak biraz daha sakin olmasını, bu kadar haşin olmamasını, buradaki milletvekillerini azarlayacak şekilde konuşmamasını ve Millî Eğitim Bakanlığına, millî eğitim teşkilatına yakışır biçimde sorulara yanıt vermesini arzu ediyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii “millî eğitim” dediğimiz zaman -millî eğitim, adı üzerinde- millî eğitim hepimizi çok yakından ilgilendiren bir bakanlıktır. Dolayısıyla millî eğitimdeki iş ve işlemlerin çok düzgün, düzenli gitmesi gerekiyor. Hepimizin geleceği, ülkemizin geleceği, yurdumuzun geleceğini ilgilendiriyor. Bir ülkenin kalkınması ve aynı zamanda bir ülkenin bağımsızlığı eğitimiyle ilgilidir. Eğer kaliteli bir eğitim, çağdaş bir eğitim yapıyorsanız, eğer donanımlı birikimli insan yetiştiriyorsanız, eğer başkalarıyla, rakipleriyle rekabet edebilecek niteliklerde insan yetiştirebiliyorsanız görevinizi yapıyorsunuz demektir ama çağdaş eğitimi rafa kaldırıp, millî eğitimi kadrolaştırıyorsanız, kendi siyasi düşünceniz doğrultusunda hareket ediyorsanız o zaman bu millî eğitim olmaktan çıkıyor, birilerinin eğitimi oluyor. Dolayısıyla AKP döneminde ne yazık ki millî eğitim amacından çok fazla uzaklaşmıştır. Bu millî eğitim bakanları, gerçekten cumhuriyet tarihinde Türk millî eğitimine en büyük kötülüğü yapan insanlardır. Bunu, altını çizerek tekrar ifade etmek istiyorum. Zaten bu İktidarın -öteden beri söylüyoruz- cumhuriyet kurumlarıyla ilgili bir sıkıntısı var, bir alerjisi var. Yani cumhuriyet ilkeleri ve kurumlarıyla bir sorunları var bu İktidarın. O nedenle ne kadar söylesek de gene bu yasa teklifinde olduğu gibi çok somut olarak niyetlerini ortaya koymuşlardır. Uygulamaları, bu söylediklerimin kanıtıdır.

Değerli arkadaşlar, tabii, ÖSYM’yi konuşuyoruz. ÖSYM, millî eğitimde olduğu gibi yine yakından hepimizi, her birimizi, tüm bireyleri, 74 milyonu ilgilendiren bir kurumdur. ÖSYM ile ilgili 74’ten bu yana, bu yıla gelinceye kadar burayı değiştirmek, işte, yeni bir yapılandırma ve farklı bir yönetim oluşturmak kimsenin aklına gelmedi. Hatta bu arkadaşlarımızın da aklına gelmedi, iktidarın da sekiz buçuk yıldır aklına gelmedi. Niye gelmedi acaba? Ne oldu? Sekiz buçuk yıldır çok iyiydi, beğeniyordunuz, siz de takdir ediyordunuz, siz de özenle oranın korunmasını istiyordunuz ve de çok güzel şeyler söylüyordunuz ama en sonunda yine öyle anlaşılıyor ki sizin projeniz, planınız, programınız çerçevesinde ÖSYM’yi tarumar ettiniz, dağıttınız. İşte, orada bir şaibeli durum ortaya çıktı, ondan sonra da bir kamuoyu oluşturarak buranın değiştirilmesi yoluna gidildi. Sekiz buçuk yıl sonra aklınız başınıza geldi.

Tabii, buraya daha önceki ilgili arkadaşımızın, Başkanın istifası, diğer birkaç görevlinin istifasından sonra yeni bir arkadaş atamış oldunuz vekâleten. Hayırlı, uğurlu olsun. Yeni atanan ÖSYM Başkanı arkadaşımız da AKP’nin işte grup toplantılarında falan… Çok iyi, çok güzel, ne kadar iyi! Bunu da herkesin bilmesi gerekiyor. Yani, demek ki bir bürokrat değil. Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının, herhangi birinin, işte ÖSYM’nin Başkanı değil, AKP’nin artık, bir “militanı” dersem çok belki uçuk söylemiş olurum ama herhâlde, AKP’nin üyesi mi acaba, onu merak ediyorum.

Evet, durum bu arkadaşlar. Tabii, ÖSYM kamuoyu gözünde, nezdinde irtifa kaybettiği için, ne yaptı, yeniden değiştirildi ve böylece, AKP’nin amacı hasıl olmuş oldu; hayırlı uğurlu olsun. Yeni bir yasa teklifiyle beraber şimdi bu yasa teklifi de çıkmış olacak.

Bu yasa teklifiyle ilgili komisyonlarda yeterince çalışma yapılmamıştır değerli arkadaşlar, yeterince bu yasa teklifi tartışılmamıştır. Yine muhalefetin sesini kesme adına birtakım eylemler ve söylemler olmuştur. Bu doğru değildir. Böylesine ciddi bir yasa, Türkiye’nin tamamını, toplumun tamamını ilgilendiren bir yasa teklifinin biraz daha tartışılıyor olması gerekirdi. Bunu tartışma fırsatını bulamadık, bir de kamuoyuna açık tartışamadık. Yani tartışmanın hemen ilk başlangıcında, Komisyon daha konuşmaya başlamadan basın dışarı çıkartıldı. Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Yani basından niye korktuk? Basın niye dışarıya çıkartıldı? Orada söylenenleri kamuoyuna niye yansıtamadık? Ben onu da anlamakta güçlük çekiyorum.

Dolayısıyla, burada yapılan işler, daha sonra gördük ki bir temel yasa hâline dönüştürüldü. Temel yasadan torba yasa hâline dönüştürüldü. Çuval olmadan herhâlde yarın bu işi bitireceğiz Sayın Bakan, yani çuvala dönüştürmeden galiba yarın bu işi bitiririz umuyorum ki.

Burada, Komisyonda çeşitli tartışmalar yapıldı basına kapalı olarak, biz bize tartıştık, kimsenin haberi yok; Komisyon üyeleri, bürokratlar beraber tartıştık. Oradaki tartışmada AKP üyesi arkadaşlarımız da bizim birtakım önerilerimizi, tekliflerimizi ve eleştirilerimizi kabul ettiler ama ne yazık ki Komisyondan geçiremedik. Demek ki aklın yolu bir. Hâlâ Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde çok değerli, saygın, ülkesini, yurdunu, milletini düşünen arkadaşlarımızın var olmuş olmasından da gerçekten mutluluk duyuyorum.

Şimdi, yasaya geldiğimiz zaman, bu yasanın 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında diyor ki: “İdari ve mali özerkliğe sahiptir.” İleriye doğru baktığınız zaman, bu kurumun idari ve mali özerkliğe sahip olduğunu söylemek asla mümkün değildir.

Yine, 3’üncü maddenin (4)’üncü fıkrasında, arkadaşlarımız söylediler, Kamu İhale Kanunu hükümlerinin dışında bırakılıyor ÖSYM.

Ya arkadaşlar, sayın milletvekilleri, AKP’nin çok değerli milletvekilleri, 18 defa bu İhale Yasası’nı değiştirdiniz, 18 kere. Ondan sonra da birtakım kurum ve kuruluşları İhale Yasası’nın dışında tuttunuz. Şimdi de ÖSYM’yi İhale Kanunu’nun dışında tutuyorsunuz. O zaman bu yasa niye var ya? Niye 18 defa bu yasayı değiştirdiniz? Bunu bir oturun düşünün Allah aşkına ya! Bu ne? Böyle bir şey olur mu?

Yine, 4’üncü maddenin (8)’inci fıkrasında oluşturulan Yönetim Kurulu gerçekten kadrolaşmanın çok tipik bir örneğidir değerli arkadaşlar. Orada başkan var, 2 tane başkan yardımcısı var, Millî Eğitimden 1 temsilci var ama biz bu maddenin değiştirilmesini istiyoruz. Bu maddede üye sayısının 9’a çıkartılmasını istiyoruz. İleride önerge vereceğiz. Sayın Bakanın ve Komisyonun bilgisine şimdiden sunuyorum. Lütfen bunu bir değerlendirin ve Üniversitelerarası Kuruldan da 2 kişinin bu komisyona girmesini arzu ediyoruz. Hani “şaibe, şaibe” falan diyoruz ya, siz de birtakım söylentilerden ve size yönelik eleştirilerden kurtulmak istiyorsanız 2 tane de Üniversitelerarası Kuruldan getirin, bunu böylece çıkartmış olalım.

Değerli arkadaşlar, yine 6’ncı maddenin (3)’üncü fıkrası var. Bu (3)’üncü fıkrada yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı veriliyor. İyi, verilsin, hayırlı olsun. İyi ama adamın gerçek görevi bu canım, yani başkanın, başkan yardımcılarının esas görevi bu. Esas görevi olan adama huzur hakkı verilir mi ya? Dışarıdan gelene ver. Esas görevi olana huzur hakkı veriyorsunuz, diğerlerine tamam, kabul ama… Bir diğer yerde de, 6’ncı maddenin (13)’üncü fıkrasına dikkat edin, orada sınav sorusu hazırlayan personele sınav ücreti ödemiyorsunuz, Allah’tan korkun ya! Böyle bir şey olur mu? Biraz önce AKP’li konuşmacı arkadaş söyledi, dedi ki: “İşte, polislere de artık biz para vereceğiz.” Çok güzel, iyi, biz de destekledik zaten. İyi de, sınav sorusu hazırlayan Millî Eğitim Bakanlığının personeline niye ödenek vermiyorsunuz? Onu da bir düşünün lütfen, onu değiştirin.

Yine, 8’inci maddenin (2)’nci fıkrasında bir değişiklik yapılması gerekiyor. Orada devlet üniversiteleri, vakıf üniversiteleri, devlet kurumlarında yaptığınız sınavlar, yapacağınız sınavlara karşılık olarak o kurumlara ne temizlik parası ne aydınlatma parası ne bilmem işte diğer giderlere yönelik herhangi bir para ödemiyorsunuz. Bu yanlıştır, bu doğru değildir. Zaten okullarınız perişan hâlde Sayın Millî Eğitim Bakanı. Bu okullarda sınav yapacaksınız ama okulun elektrik giderini, temizlik giderini karşılamayacaksınız! Bu doğru bir yaklaşım değildir, lütfen bunu değiştirin.

Düşüncelerimizi daha sonra önergelerde ifade edeceğiz.

Çok teşekkür ediyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2011-02-16-olcme-secme-ve-yerlestirme-merkezi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevler-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
