# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Oksal (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-oksal-23-2010-12-20-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Ali Oksal (CHP), 20 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 743 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ OKSAL (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükûmetin kendini topluma en somut şekilde gösterdiği idari birim İçişleri Bakanlığıdır. Toplum, hükûmetini, İçişleri Bakanlığının ve özellikle de Emniyet Genel Müdürlüğünün faaliyetleriyle tanır. Kısaca ifade etmek gerekirse, Emniyet Genel Müdürlüğü, Anayasa’daki hak ve hürriyetleri korumak, kamu düzenini ve asayişi sağlamakla görevlidir. Bu denli zorlu görevler beraberinde önemli sorumlulukları da getirmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğümüzün bu sorumlulukların altından hakkıyla kalkabilmesi için çağı yakalayan demokratik bir anlayışla yönetilmesi ve yönlendirilmesi gerekmektedir. AKP Hükûmetinin demokrasiyi tanımayan yönetim anlayışı, devletin tüm kurumlarında olduğu gibi emniyet teşkilatında da kendini göstermiştir.

Bizim burada eleştiri konusu yaptığımız işte bu anlayıştır. Hükûmetin demokrasi ve hukuk kuralları içerisinde gerçekleşen eylemlere bile tahammülü olmazken emniyet teşkilatının farklı bir tavır sergilemesini beklemek elbette ki mümkün olamaz. Emniyet teşkilatımız siyasi iktidarın elinde hoşgörüsüz ve ezici bir yapıya dönüşmüş, iktidarın kendi zihniyetindeki polisi yaratmak için sekiz yıldır verdiği uğraş, 1 Mayıs 2007’de, 1 Mayıs 2008’de, Tekel işçilerinin eyleminde ve öğrenci protestolarında en bariz şekilde görülmüştür.

Değerli milletvekilleri, AKP İktidarında demokrasiye ve halkımızın özgür yaşama duyduğu inancı sarsan olayların başında toplantı ve gösteri yapma hakkının çok sert önlemlerle bastırılıyor olması yer almaktadır.

Değerli arkadaşlar, her protesto ve her toplantı ideolojik bağlantılı değildir. İstanbul’da yaşanan olaylarda bütün amaçları sadece okumak ve eğitim harçlarının düşürülmesini istemek olan öğrencilerimiz, polis tarafından coplanmış, biber gazı sıkılmış ve insan haysiyetine yakışmayacak bir muameleye tabi tutulmuştur. Ardından Siyasal Bilgiler Fakültesinde gerçekleşen olaylarda elbette ki yumurta eylemini tasvip etmiyoruz, öğrencilerimizin hak arama eylemi suça dönüşmemeli ama bu eylemden sonra iktidar mensupları, öğrencilerimizin, örgüt üyesi, birer militan, hatta Ergenekon’la bağlantılı olduklarını söyleyerek öğrencilerimizi âdeta polisimize hedef olarak gösterdiler. Hiç kimse öğrencileri aşağılamak ve haksız çıkartmak için onları illegal örgüt üyesi olarak tanımlama hakkına sahip değildir.

Sayın Başbakan da bütçe görüşmelerinde öğrenci olaylarıyla ilgili talihsiz açıklamalarda bulundu, ezilen öğrenciler olduğu hâlde “Polisimi ezdirtmem.” dedi. Sayın Başbakan polisini ezdirtmez ama hak arayan işçilerini, hak arayan emeklilerini, hak arayan sivil toplum örgütlerini ve sendikalarını ezdirir, öğrencilerini, gencecik çocuklarını ezdirir, cemaatten olmayan her kesim ezilir, ezilmeyen kurum kalmaz, hepsine de polis alet edilir ancak unutmayınız ki polisimiz, tehlikeli manevralarla kırılma noktasına getirilmeyecek kadar önemli bir kurumdur. Unuttuğunuz bir başka gerçek ise hiçbir iktidar ebedî değildir. Sayın Başbakan, yine, bütçe görüşmelerinde, protesto yapan öğrencilerimizi kastederek “O öğrencilerden başka milyonlarca öğrencimiz var.” dedi. Biz de diyoruz ki: Sayın Başbakan, o gençlerimiz zaten milyonlarca öğrencinin sesi olarak ortaya çıktı. İstedikleri sadece kendileri için değil, “milyonlarca” dediğiniz tüm öğrenciler için. Onların hepsi bizim gençlerimiz, bizim evlatlarımız, bu toprağın ve bu ülkenin çocukları.

Değerli milletvekilleri, 21’inci yüzyıl Türkiye’si böyle görüntülere layık değildir. Daha çok demokrasi, daha çok özgürlük anlayışı bu değildir. İktidar, sınırlarını bilmelidir. İktidar olmak yıkıcı bir güç olmak değildir. Zira, korkuya dayanan bir barış, bastırılmış bir savaştan başka bir şey değildir. Bu ülkede güvenliğin teminatı polisse yarınların teminatı da gençlerimizdir. Her ikisinden de vazgeçemeyiz.

Değerli milletvekilleri, İktidar, daha demokratik bir Türkiye’yi, daha özgür bir Türkiye’yi bakın nasıl kuruyor: Gizli telefon dinlemeleri Türkiye’de kanayan bir yara. Bu sorun hâlâ bitmedi, biz artık söylemekten bıktık.

Bir başka olay, Kurtuluş Parkı’nda el ele dolaşan ve banklarda oturan çiftlere GBT uygulaması yapılarak haklarında tutanak tutulması.

Yine, geçtiğimiz hafta, Ankara Ümitköy’de içkili bir lokantaya çocuklarıyla birlikte geldikleri için anne ve babalar hakkında polis memurlarınca tutanak düzenlenmiş, o esnada lokantada bulunan Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu bunun açık bir mahalle baskısı olduğunu söyleyerek olaya büyük bir tepki göstermiştir. Polis memurlarınca yapılan bu haksız işleme Ankara Emniyet Müdürü anında müdahale ederek üzüntülerini ifade etmiştir.

Değinmek istediğim bir diğer konu da faili meçhul cinayetlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi, faili meçhul cinayetlerin araştırılması için konuyu Meclise taşıyarak araştırma komisyonu kurulmasını istemiş ancak bu öneri AKP’nin oylarıyla reddedilmiştir.

Değerli milletvekilleri, merkezi New York’ta olan İnsan Hakları İzleme Örgütü 2010 yılında bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalarda Türkiye’de, son dönemlerde art arda yaşanan toplumsal olaylarda kolluk görevlilerin halka karşı aşırı güç kullandığı görülmüş ve Hükûmete, giderek artan polis şiddetiyle mücadele etmesi gerektiği söylenmiştir.

Sayın milletvekilleri, siyasi iktidar hukukun üstünlüğünü içine sindiremedikçe, gerçek demokrasi değerlerini yaşatamadıkça İçişleri Bakanlığımızın hizmet içi eğitimleri de, emniyet teşkilatındaki üniversite mezunu sayısının artırılması da, işkenceye sıfır tolerans politikası da, kolluk etik ilkeleri de, insan haklarının zorunlu dersler arasına alınması da sözde var olmanın ötesine geçemeyecektir.

Değerli milletvekilleri, özgürlüğün kaybedildiği yerde onurlu bir yaşam sürdürülemez. Özgür yarınlar için bugünden başlamalıyız diyorum çünkü geleceği satın alabilecek tek şey bugündür.

Bu istek ve temennilerle Emniyet Genel Müdürlüğü bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Oksal (CHP, Mersin). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-oksal-23-2010-12-20-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
