# Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Osman Sali (AK Parti, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2003
- **Gündem:** EMEKLİ SANDIĞINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S:AAYISI:208)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-osman-sali-22-2003-07-08-emekli-sandiginda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-aayisi-208

> Ali Osman Sali (AK Parti), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S:AAYISI:208)); konuşma 1.700 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; TC Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime bilimsel bir metinden pasajlar okuyarak başlamak istiyorum: "Türk yöneticileri içinde teknik bilgi ve yenilik yaratacak kabiliyetten yoksun kimseler bulunmakta, bunlar, gerekli donanıma sahip olmadıkları için ciddî değişiklikler yapmaktan kaçınmaktadırlar."

Türk yöneticilerine sorulan "teknik deneyime ihtiyaç duyuyor musunuz" sorusuna verilen cevaplar şu şekilde: Hiç 1,9; az 6,1; orta 15,1; oldukça 37,1; çok 39,1.

Bu noktada, Türk yöneticilerinin, yetişme ihtiyacı içerisinde bulunmakla birlikte, bunu kabul etmedikleri, kendilerine aşırı güven duydukları, yetiştirilmeyi sadece astlar için gerekli gördükleri; ancak, aşırı merkeziyetçi ve kişisel tutumları nedeniyle, iş içerisinde astların yetiştirilmesi için gerekli ortam ve imkânı sağlamadıkları belirtilmektedir.

Özetle, Türk bürokrasisi, yetişmiş personel sağlamakta ve ussal bir bürokrasiye uygun davranış geliştirmekte zorlanmaktadır.

Toplumdaki gelişmeye paralel olarak, kamu yönetiminde bir teknokrat bürokrat tipi de ortaya çıkmaya başlamaktadır. Uzman ve teknik niteliği ağır basan bir görünümde olan bu grup, uzmanlığını, siyasallaşmadan siyasal iktidarın emrine vermekte, Türk kamu yönetiminin üst kademelerinde giderek artan bir şekilde kendine yer edinmektedir. Bu olgu, gelişmeyle birlikte yönetimde teknokratların ağırlığının daha da artacağı görüşünü destekler niteliktedir. Bilindiği üzere, teknokrat bürokratlar, bilgi ve uzmanlıkları nedeniyle, siyasal iktidara karşı daha bağımsız bir durumda bulunmaktadırlar.

Toplumsal gelişmeyle birlikte bürokrasinin niteliğinin de değiştiği görülmektedir. Önceleri, normal yetenekte bir kimse tarafından, özel bir yetişmeye gerek kalmadan problemler çözülürken, şimdi, artık, iyi bir okul eğitimi ve yönetim içerisinde yetişme önem kazanmaktadır; çünkü, hızlı gelişme ve farklılaşmayla birlikte, artık, faaliyetler, bir kişinin çözeceği boyutları aşmış, değişik alanlardaki uzmanların birlikte gerçekleştirdikleri faaliyetler olmuştur. Artık, başarının, kişisel becerinin yanında ortak grup çalışmalarına da bağlı olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Yeni bürokrat teknokrat tipinin geçirdiği uzun eğitim döneminin de ortaklaşa faaliyeti kolaylaştırması beklenmektedir. Ancak, geleneksel davranış kalıplarının kolay değişmediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Bürokrat tipinde, statü bürokrattan işlevsel bürokrat tipine doğru bir eğilim görülmeye başlanmıştır.

Kısaca, Türkiye'de, yönetimde, büyük ölçüde geleneksel değerler korunmakla birlikte, bir değişme eğilimi de görülmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şu anda meri kanundaki 40 ıncı maddeyi şöyle bir gözden geçirirsek; deniliyor ki: "İştirakçilerin vazifeleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurdukları tarihtir. 43 üncü maddede yazılı olanlar dışında -bunlar, seçimle gelinen görevlerdir- hizmet müddetleri ne olursa olsun, 61 yaşını dolduranlar hakkında da kurumlarınca yaş haddi uygulanabilir." Yine, hepinizin bildiği üzere, bu yaş, mutlak yaş değildir; askerler için, istihbarat teşkilatı için, gümrükçüler için ve diğer bazı sınıflar için mecburî emeklilik yaş haddi farklı farklı belirtilmiştir.

Bildiğiniz üzere "61 yaşını dolduranlar hakkında da kurumlarınca yaş haddi uygulanabilir" hükmü uygulanamamaktadır. Sebebi şu: Mahkemelerimiz "sosyal güvenlik bir haktır ve hak, yasayla düzenlenmelidir; idareler, takdirî olarak, bazı insanların, 61 yaşını doldurmaları halinde -kamu görevlilerinin- emekliliklerine karar veremez" diyor; bu yönde kararlar mevcut.

Tabiî, merak ediyorsunuz, bu 61 yaş meselesi nereden ortaya çıktı? Bir taraftan, zorunlu, mecburî emeklilik için 65 yaş öngörülüyor, diğer taraftan da, idarelere takdir hakkı bırakan bir 61 yaş meselesi gündeme geliyor.

Hadiseyi 1949 yılında bulabiliyoruz, burada tespit edebiliyoruz. Hükümetten gelen tasarıyı değerlendiren geçici komisyon şöyle diyor: "Hükümet 60 yaşını emeklilikte esas almıştı, komisyon bunu 65 yapmıştır; ancak, 60 yaşını dolduranları, gerek istekleriyle ve gerek doğrudan doğruya emekliye ayırma hakkı verilmiştir." Hükümet tasarısındaki değişiklik, o günden bugüne, 60'ın 61 olmasıyla devam edegelmiştir; ancak, uygulama imkânı yoktur. 61 yaş buradan ortaya çıkmıştır.

Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını, idarenin eski idare olmadığını, yönetmenin eski yönetme olmadığını kabul ediyoruz. İletişim teknolojisi, bilgisayar teknolojisi, yönetme ve çalışma mantığı tamamen değişmiştir.

Yönetim mantığımızda, yakın zamanlara kadar, âmir-memur kavramlarını, emretme ve buyurma yaklaşımını uyguluyorduk; halen de kısmen uygulanmaktadır. Şimdilerde, artık "toplam kalite" diyoruz "vatandaş müşteridir" diyoruz, katılımcı demokrasiden bahsediyoruz ve "vatandaş memnuniyetini esas alacağız" diyoruz. Bunu kim yapacak? Tabiatıyla, bürokrasi, kamu idaresi bütün bu işleri yapmak durumunda.

Biliyor ve kabul ediyoruz ki, yaşlılık fizyolojik bir olaydır ve ileriki yaşlarda biyolojik olarak öğrenme zorlaşmakta, hareketlerimiz kısıtlanmakta ve yavaşlamaktadır, uyum yeteneğimiz de zayıflamaktadır. Bunun bir istisnası var mıdır, istisnalar olmakta mıdır; elbette, olmaktadır. Bugün 80 yaşında olup da, 40 yaşındaki bir kamu görevlisinden daha iyi çalışan, kamu görevlilerimiz de bulunmaktadır.

Yine, hep beraber ve övünerek diyoruz ki, yeni nesil bir başka. Gerçekten bundan gurur duyuyoruz, yeni nesil bir başka; iyi yetişmiş, çağın gereklerine uygun ve donanımlı, dil bilir, doktoralı, bilgisayar bilir, dünyaya açık ve korkusuz. Diyoruz ki, gençlerimizin önünü kapatmayalım.

Bildiğiniz üzere, ilk tasarı gerekçesinde, hükümet diyor ki: "Kamuda görev yapan personelin dinamizmini artırmak, genç personelin üst görevlere yükselmesini sağlamak amacıyla, Sandık iştirakçilerinin azamî çalışma yaşı 65'ten 61'e düşürülmektedir."

Kamu yararı açısından ideal yaş ve hizmet süresi nedir? Soru budur ve tartışmanın can damarını bu soru oluşturmaktadır. Kamu yararı nedir? "Yasa, karar, düzenleme, iş ve işlemlerin toplum yararı gözetilerek yapılmasıdır" dediğimizde, genel hatlarıyla kamu yararı kavramını tanımlamış oluyoruz. Buna kim karar verecektir; anayasal sistemin öngördüğü yetkili merci. Kamu yararına karar verecek olanlar, anayasal sistemde öngörülmüştür. Bu bir takdirî değerlendirmedir. Bir kişi 65 yaşın kamu yararına daha uygun olduğunu söyleyebilir, bir başkası 61'i, bir başkası 62'yi, bir başkası da tutar der ki, genç yaşta emeklilik serbest olmalıdır. Kim denetleyecek; yine anayasal sistemimiz, bildiğiniz üzere, bunu tespit etmiştir; Cumhurbaşkanımız ve yetkili anayasal merciler.

Kamu yararının bir ölçütü, bir endazesi, bir kantarı, bir ağırlığı var mı; yok. Bakış açımıza, zamana ve şartlara göre değişmektedir. Kurucu irade 1982 Anayasasının 140 ıncı maddesinde diyor ki: "Hâkimler ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler." Şu anda, çok istiyoruz, hâkimlerimiz 70 yaşına kadar hizmet görsünler, kamu yararı bunu öngörüyor diyemiyoruz; çünkü, o günkü kurucu irade kamu yararını 65 yaşta görmüştür.

Yine, Anayasanın 128 inci maddesinde deniliyor ki: "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." Anayasa burada bir kıstas getirmiş midir; hayır, yasama organının iradesine bırakmıştır bunu. Yasalarda biz neyi gözeteceğiz; Anayasa kurallarını, kamu yararını ve hukukun evrensel ilkelerini.

Şimdi hükümet bir tasarı getiriyor; "Kamuda görev yapan personelin dinamizmini artırmak, genç personelin üst görevlere yükselmesini sağlamak için zorunlu emeklilik yaş haddi 61 olsun." Neye göre?..Gerekçede, kamu yararı bunu gerektiriyor deniliyor, Meclis de kabul ediyor, Anayasa Mahkemesi farklı değerlendiriyor.

Yine, yasama organı, 4447 sayılı Yasayla, yani, genç emekliliği engelleyen, asgarî emeklilik yaşını yükselten yasayla, sosyal güvenlik sisteminin aktüaryel dengesini korumak için erken emekliliği önlüyor, kamu yararını burada görüyor. Sosyal güvenlik kurumlarının aktüaryel dengesini sağlayan emeklilik yaşı, hizmet şartlarını yerine getirmek kaydıyla, kadınlar için 58, erkekler için 60 olarak öngörülmüştür.

Aktuaryel dengede kamu yararı 58 ve 60 yaş. Gençlerin önünü açmak açısından Meclis iradesi diyor ki: "Bu 61 yaştır; bu uygun bir yaştır."

Sayın milletvekilleri, Devlet Memurları Kanunumuzda deniliyor ki: "Üst düzey yönetim görevlerine atanabilmek için asgarî 12 yıl hizmet gerekir." Eskiden de 15 yıl gerekiyordu; ama, bir başka yasada deniliyor ki, şu şu görevlere atanabilmek için en az 20 yıl hizmet gerekir, en az 30 yıl hizmet gerekir, en az 25 yıl hizmet gerekir... Neden; çünkü, o günkü Meclis, irade, diyor ki, kamu yararı buradadır.

Yine, biraz önce de arz ettiğim üzere, farklı farklı zorunlu emeklilik yaş hadleri mevcuttur ve bu tasarıda da vardır.

Bildiğiniz üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız, tasarının ilk metnine karşı görüş bildirmişti. Bunları metinden takip etmeyeceğim, vaktinizi almayacağım; ama, genel olarak diyor ki: Bu şekilde bir düzenleme Emekli Sandığının aktuaryel dengesini bozar. Emekliliğin, yasayla düzenlenmesi zorunluluğu vardır; Bakanlar Kuruluna yetki bırakılamaz, idarî takdire bırakılamaz; çünkü, bu bir haktır ve hak, yasayla düzenlenmelidir. Eşitlik ilkesine aykırı buluyor, hukuksal güvenlik ve hukuksal istikrar ilkesine aykırı buluyor, geçiş döneminin öngörülmemesini bu ilkelerle çatışıyor buluyor ve "kademeli geçiş yapılmamıştır" diyor; yargıçlar için düzenleme yapılmamış olmasını gerekçe olarak gösteriyor ve kazanılmış hakların korunması gerektiğini söylüyor.

Konu, Anayasa Mahkemesine gidiyor ve Anayasa Mahkemesi 4839 sayılı Yasayla ilgili olarak "Anayasa aykırılığı konusunda güçlü belirtiler bulunması ve uygulamalarından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi için, esas hakkında karar verilinceye kadar yürürlüklerinin durdurulmasına" diyor. Ancak, Anayasa Mahkemesi, Anayasanın hangi maddelerine aykırılığı hususunda herhangi bir ipucu vermiyor. Hükümet bu durumda ne yapıyor; Cumhurbaşkanının iade gerekçelerine ve Anayasa Mahkemesinin 4447 sayılı Yasayla ilgili olarak vermiş olduğu karar çerçevesinde;

1- Yürürlüğün durdurulmasıyla birlikte zorunlu emeklilik yaş haddi kalmadığından, kamu düzenini ihlal edici bir durumu gidermek...

Şimdi, diyebilir miyiz ki, kamu düzeni, kamu yararından daha az önemlidir. Kamu düzenini ihlal edici bir durumu gidermek için 61 yaşı muhafaza ediyor; yani, aktüaryel denge gerekçesine katılmıyor; çünkü, biraz önce arz etmeye çalıştığımız üzere, aktüaryel denge hesapları 4447 sayılı Yasayla yapılmıştır ve 58 ve 60 yaş olarak öngörülmüştür.

2 - Hukuksal güvenlik ve hukuksal istikrar açısından kademeli geçişi öngörüyor; 1 ay ile 6 ay arasında değişen kademeli geçişler...

Bu yeterli midir? Hepimiz farklı farklı süreler söyleyebiliriz; bazımız, 1 ay yeterli değil, 6 ay olsun der, bazımız da 6 ay yeterli değil, 1 yıl olsun diyebilir. Bu, bir takdirî husustur. Bunu denetleyecek olan da, yine, Anayasa Mahkememizdir.

3 - Hâkim ve savcıların zorunlu emekliliğini, Anayasaya uygun olarak yasa tasarısı metnine alıyor.

Bu da bir görüştür. Farklı farklı görüşler mevcuttur. Anayasanın kendi hükümleri yasa niteliğindeyse, ayrıca yasal düzenlemeye gerek olmayabilir. Bu şekilde görüşler de mevcuttur; ama, farklı görüş de vardır. Cumhurbaşkanının görüşüne hükümetimiz uymuştur; Meclisimiz de takdir edecektir.

4 - Sosyal güvenlik hakkının yasayla düzenlenmesi gerekçesine katılarak, bu tasarıyla, 6400 ve daha yüksek ekgöstergeli görevlerle ilgili Bakanlar Kuruluna verilen yetkiyi kaldırıyor ve daimî temsilci ve büyükelçilerin zorunlu emeklilik yaş haddini de 65 olarak sabitliyor.

5 - Fiilî hizmet süreleri emekli aylığı bağlanması için yeterli olmayanların, 65 yaşını geçmemek üzere, emekliliğe hak kazanma sürelerini dolduruncaya kadar görevde kalmalarına imkân sağlıyor.

6 - Yürürlüğü durdurulan geçici 213 ve 214 üncü maddeleri yürürlükten kaldırıyor. Plan ve Bütçe Komisyonumuz da, bazı müsteşarlar için öngörülen ayırımcı uygulamanın Anayasaya uygun olmadığını dikkate alarak, bu düzenlemeyi ortadan kaldırıyor, metinden çıkarıyor.

Ben burada bir hatıramı nakletmek istiyorum; müsteşarların yaş haddinin 3 yıla kadar uzatılması meselesi nereden çıktı; zamanın başbakanının tayin ettiği müsteşar 65 yaşını doldurmuştu. Zamanın başbakanı "müsteşarla çalışmak istiyorum" dedi ve böyle bir formül bulundu. Sadece Başbakanlık müsteşarı için tek olmasın dendi, yanına birkaç müsteşar unvanı daha ilave edildi.

Kamu yararı tartışmasında bu hususa da dikkatinizi çekmek istiyorum. Burada, kamu yararı nerede? Ama, o günün Meclisi burada kamu yararı gördü ve bazı müsteşarlar için ayrı, farklı bir düzenleme yaptı.

Özetle, iyi yetişmiş, çağı yakalamış, donanımlı genç kamu çalışanlarının önü açılmalı, kamu yönetiminin dinamizmi artırılmalı ve kamu yönetimine daha fazla aktivite kazandırılmalıdır. Bugüne kadar, kamunun yükünü çeken yaşlı kuşaklara, olgun kuşaklara teşekkürde acele edilmelidir.

Bu bakımdan, tasarıyı desteklediğimizi belirtir, şahsım ve Grubum adına Yüce Meclisi saygıya selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Osman Sali (AK Parti, Balıkesir). “Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-osman-sali-22-2003-07-08-emekli-sandiginda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-aayisi-208 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
