# Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Öztürk (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 8 Şubat 2011
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-ozturk-23-2011-02-08-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s

> Ali Öztürk (AK Parti), 8 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 487 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ ÖZTÜRK (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde grubum adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı mercisine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercisi olup Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’yla kurulan yüksek bir mahkemedir. Yargıtayın son yargı mercisi olması nedeniyle verdiği kararlar, aynı zamanda içtihat hükmündedir. Bu yönüyle de ilk derece mahkemelerine bir kanunun maddesinin yorumu yoluyla yol gösterici niteliktedir.

Aslında, yargılama faaliyeti, bir bütün olarak bakıldığında uyuşmazlıkların tarafsız, adil, hızlı ve ucuz bir şekilde çözüme kavuşturulmasıdır. Bunu yaparken sosyal ve hukuk devleti anlayışı esas olacaktır. Bireyin devlete olan güveni, hakkın gerçek sahibine kısa sürede teslim edilmesiyle doğru orantılıdır. “Adalet mülkün temelidir.” sözü de adalet-devlet bağlantısını bir cümleyle ve en kuvvetli şekilde ifade etmektedir.

Değerli arkadaşlar, yüksek yargı mensuplarınca yapılan açıklamalar ve basında da yer alan o çirkin depo görüntülerine göre Yargıtay ve Danıştaydaki biriken iş yükünün hiç yeni dosya gelmese dahi en az dört ila altı yıl içinde bi-tirileceği ifade edilmektedir. Bu durum, Yargıtayın her dosyaya ayırması gereken sürenin ayrılmamasına, dosyaların zamanaşımına uğramasına, adaletin gecikmesine ve içtihat mahkemesi olma özelliğinin zedelenmesine sebep ola-caktır. Bu nedenle, Yargıtay Başkanı 25 Nisan 2008 ve 27 Eylül 2008’de Yargıtayda altı yeni daire kurulmasını yazıyla istemiştir. Kamuoyunda da yargıdaki gecikmeler eleştirilmeye başlanmıştır. Hele, Yargıtayın bir suç örgütü mensuplarını tahliye etmesi de eleştirileri fitillemiştir. Bu eleştirilerden sonra da sorumlu aranmaya başlanmıştır. İşte tam da burada, Hükûmet, getirilen bu tasarı ile yüksek mahkemelerdeki iş yükünü azaltmak için tedbir almaktadır. Yargıtaya altı, Danıştaya iki yeni daire kurulması, her dairede iki heyet oluşturulabilmesi ve buna göre yeteri kadar üye verilmesi öngörülmektedir.

Aslında, iş yükünün artması ile ilgili Hükûmet çok tedbir almıştır. Bunlardan bazılarını saymak gerekirse: Hâkim sayısının artırılması, Adli Tıbbın yapısındaki değişiklikler, UYAP projesi, personel sayısının artırılması, yeni adliye binalarının yapılması ve hizmete sokulması, Kabahatler Kanunu’nun çıkartılması, uzlaşma, iddianamenin iadesi, kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi, ceza ve ceza muhakemesi sisteminde yenilikler yapılmıştır.

Objektif eleştirilere her zaman açığız, herkesin de açık olması gerekir. Demokrasilerde siyasi sorumluluk hükûmete aittir. Hükûmetin, siyasi partilerin sorumluluklarını halk tayin eder. Yargı ancak yapılan yasaları uygulamakla sorumludur. Eğer yargı siyasi sorumluluğu tespit etmeye kalkarsa o zaman rejimin adı değişir. Biz, demokratik hukuk devleti anlayışının yerleşmesini arzu ediyoruz. Öyleyse, adalet adına, adaletin ve hakkın hak sahibine teslimine yardımcı olmak için bu tasarıyı bir fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Tasarı ile yeni bir mahkeme kurulmuyor, kurulmuş bir yapı içinde düzenleme yapılmaktadır. Bir kimsenin kaybedilen hakkının telafisi hiçbir şekilde mümkün değildir. Hiçbir mazeret de kaybolan hakkı geri getirmez ve kaybettireni de haklı çıkarmaz. Tasarı ile devlete mali yük getirecek olması, inanın, bireyin bir hakkından daha üstün de değildir.

Biliyoruz ki hak, adalet ancak bağımsız yargı eliyle gerçekleşecektir. Artık, yandaş yargı söylemlerine son verilmelidir. Her türlü kuruma karşı bağımsız ancak vicdanına karşı bağımlı yargıyı oluşturmak hem yargı mensuplarının hem siyasilerin ve hem kurumların ortak amacı olmalıdır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Öztürk (AK Parti, Konya). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ozturk-23-2011-02-08-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
