# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Gülçiçek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-gulcicek-22-2004-07-08

> Ali Rıza Gülçiçek (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 933 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 75 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokratik ülkelerde belirli bir alanla ilgili olarak yasal düzenleme yapılacağı zaman, toplumsal kesimlerle, onların örgütleriyle diyaloğa girilir ve onların görüşlerine başvurulur. Doğal olarak, çalışanların temsilcisi olan sendikalar ve diğer sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alınması gerekir. Tüm toplumu ilgilendiren yasal düzenlemelerde ilgili kesimlerin bilgisine başvurulması en doğal olanıdır.

Kentsel yapının değişimi ve yeni ihtiyaçlara uyum sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz bir gerçektir; ancak, bu tasarılar hazırlanırken çoğulcu, katılımcı ve demokrasi anlayışının gereği olarak geniş halk kesimlerinin, üniversitelerin, siyasî partilerin, sivil toplum kuruluşlarının katkı ve katılımlarının alınmasına özen gösterilmelidir. Bu yasanın yapılma gerekçesi olarak sunulan demokratiklik, şeffaflık, katılımcılık gibi iddiaların ne kadar gerçekçi olduğu, hükümetin hazırlık süreçlerinde gösterdiği yaklaşımdan anlaşılmaktadır!

Hükümet, aynen, Kamu Reformu Yasası Tasarısında olduğu gibi, Belediyeler Kanunu Tasarısını da, katkı sağlaması gereken toplumsal kesimlerin görüşlerine başvurmadan, uluslararası sermaye kuruluşlarının istekleri doğrultusunda hazırlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartının giriş bölümünde belirtilen, vatandaşlarının kamu işlerinin sevk ve idaresine katılma hakkını bu yasa tasarısında görmek mümkün değildir. 75 inci maddenin (a) bendinde "diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu amaçla gerekli kaynak aktarımında bulunabilir" denilmektedir. Gerçekçi olalım, bugün belediyelerin durumu ortada. İşçi ve memurun ücretini, SSK prim borcunu ödeyemeyen belediyenin, kaynak aktarması nasıl mümkün olabilir?!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yerel yönetimlere yönelik hazırlanan bu tasarılar yanında, önemli tasarı olarak belediye ve il özel idare gelirleri kanunu tasarısı kamuoyuna açıklanmamıştır. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi iddiasıyla hazırlanan yasa tasarılarıyla yerel yönetimlerin bu hizmetleri yerine getirecek malî olanaklara sahip olup olmayacağı oldukça önemlidir. Belediyeler Kanunu Tasarısının genel gerekçesinde "belediyeler sorumluluklarında bulunan hizmetleri görmek için yeterli kaynaklara sahip değildir" denilmektedir. Yerel yönetimlere devredilen alanlar itibariyle genel bütçelere bakıldığında, yerel yönetimlere önemli oranda kaynak aktarımının yapılması gereği görülmektedir. Bunun yapılmaması durumunda, yerel yönetimlere, borçlanma, özelleştirme dışında seçenek bırakılmayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 75 inci maddenin (b) bendinde "belediye hizmetlerinin yerine getirilmesinde geçici olarak araç ve personel temin edilebilir" deniliyor. Bu hizmet alımında, tasarıda keyfiyeti önleyecek düzenleme de yer almalıydı diye düşünüyorum; çünkü, maalesef, bu konularda şaibenin yoğun olarak yaşandığı birimlerin başında belediyeler gelmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belediyelerle ilgili hazırlanan kanun tasarısının, kanun tekniği ve anlatım gücü bakımından, yetmiş yıl önce çıkarılmış mevcut kanunun ilerisinde olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu kanun tasarısında, bazı konularda ayrıntıya girilmiş, bazılarında genelde kalınmıştır.

Tasarı, bütün belediyeleri kapsıyor; 500 000 nüfuslu belediyede de 5 000 nüfuslu belediyede de aynı hükümler geçerli olacak. Oysa, kentlerin ve kasabaların sorunları, işleri, ihtiyaçları birbirinden çok farklıdır. Bu yasa tasarısıyla, belediyelerin yetkilerinin genişletilmesi mi isteniyor, yoksa, mevcut yetkileri daraltılmak mı isteniyor; pek açık değil. Bu durumdan vazgeçilip, yerel yönetimlere, yerine, zamanına ve duruma göre, en geniş düşünme ve karar verme olanağı verilmelidir.

Sayın Başkan,değerli milletvekilleri; 75 inci maddenin (c) bendinde "belediye ortak hizmet projeleri gerçekleştirirken, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan derneklerle ortak hareket edebilir" deniliyor. Ortak projeler gerçekleştirilirken, sendikalar ve üniversitelerin kapsam dışında kalmasını anlamakta zorluk çekiyorum. Bir yandan, katılımcılıktan, şeffaflıktan söz edeceksiniz, diğer yandan, üniversite ve sendikalar kapsamdışı bırakılacak.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu tasarı, kamu hizmetlerinin etkili ve verimli görülmesine yönelik bir çalışma değil, daha çok, sermayenin uluslararası düzeyde serbest dolaşımını kolaylaştıracak bir yönetim niteliği olarak, yerel yönetimlere yeni işlevler kazandırmak gibi karşımıza çıkıyor. Buradaki yeniden yapılanma, daha çok, gerçekten de uluslararası sermaye hareketine yöneliktir.

Bu yasa, özelleştirme ve taşeronlaşmanın önünü tamamıyla açmaktadır. Belediyenin yetki ve imtiyazları arasında, hizmetlerin özel kişi ve kurumlar tarafından yaptırılmasına olanak sağlayan "kurdurmak", "işletilmek", "yaptırmak" ibareleri hemen her maddede yer almaktadır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu tasarıyla, büyükşehir belediyelerine sınırsız borçlanma yetkisi tanınmaktadır. İller Bankası Kanununda da değişiklik yapılarak, kamu finansman modelinden vazgeçilip, tümüyle özel sermaye gruplarından borçlanmaya olanak sağlanması hedeflenmektedir. Borç verenler, elbette, karşılığında bir güvence isteyeceklerdir.

Bugün, ödenmeyen borçları Hazine üzerine almaktayken, bu durum ortadan kalkacağından, borçlanma için meclis kararı ve İçişleri Bakanı onayı yeterli olacağından, yerel yönetimler iflasla karşı karşıya kalabileceklerdir. Piyasa koşullarında yapılacak borçlanmanın elbette bir bedeli olacaktır ve bu maliyet kamu hizmetlerine yansıyacaktır.

Bugün yaşadıklarımızın bir benzerinin, yakın bir dönemde belediyelerde de yaşanması kaçınılmaz hale gelebilecektir. Bunun için, belediyelerin görev ve yetki alanları genişletilmeli ve devredilen alanlardaki hizmetleri yerine getirecek malî olanaklara kavuşturulmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, yıllarca, Avrupa'da Köln Şehir Meclisinde görev yapan bir arkadaşınız olarak yerel yönetimin önemini bilmekteyim. Yerel yönetimler, demokratik toplum yapısının temel taşlarından biridir; topluma her türlü sosyal, kültürel hizmet sunan bir kurumdur. Avrupa'nın birçok ülkesinde, özellikle Federal Almanya'da ciddî reform çalışmaları sürdürülmektedir; ancak, bu reformlar, gece yarılarında tartışılarak ortaya çıkarılmıyor; yani, yangından mal kaçırılmıyor; taraflarla senelerce tartışılarak, görüşülerek, anlaşılarak ortaya çıkarılıyor ve herkes "bu benim yasamdır" diyebiliyor.

Ayrıca, bir başka konuyu sizinle paylaşmak istiyorum; sevgili arkadaşım bunu çok iyi biliyor. Bu yasa tasarısının Avrupa Birliği normlarına göre hazırlandığı söyleniliyor. Burada birkaç örnek vermek istiyorum -sevgili Eyüp Fatsa, bunu ilgiyle izliyor- yıllar önce, Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanı Filbinger, bir firma tarafından eşine ve kendisine bir haftalık gemi seyahati bileti alındığı ortaya çıktığında, kendiliğinden istifa etti ve Sayın Başbakanın siyasî yaşamına son verildi; bunu, belki Sayın Başkanımız da biliyor. Bir başka örnek; biliyorsunuz, Türk kökenli milletvekili Cem Özdemir, 2002 yılında, aldığı bir kredi nedeniyle -milletvekili seçiminden önce bu ortaya çıkmıştı- milletvekili seçimi olduktan sonra, seçimi kazandığı halde, milletvekilliğini kabul etmemişti. Bunlar, tabiî çok önemli örnekler; yani, bir yanda Avrupa Birliği uyum yasalarından bahsederken, diğer yandan da hayatın, yaşamın her alanında Avrupa normlarında, onlardaki gibi olmasını diliyorum ve düşünüyorum.

Bu yasanın gerçekten toplumun bütün kesimleriyle tartışılarak, anlaşılarak çıkarılması çok önem taşıyordu; bunun olmadığını ifade ediyorum; hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Gülçiçek (CHP, İstanbul). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-gulcicek-22-2004-07-08 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
