# Hacı bektaş veli anma törenleriyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Gülçiçek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 15 Temmuz 2004
- **Gündem:** HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİYLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-gulcicek-22-2004-07-15-haci-bektas-veli-anma-torenleriyle-ilgili

> Ali Rıza Gülçiçek (CHP), 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİYLE İLGİLİ); konuşma 548 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her yıl 16-17-18 Ağustos tarihlerinde, Hacıbektaş İlçesinde düzenlenen Hacı Bektaş Veli'yi anma törenleri ve kültür, sanat etkinlikleri nedeniyle gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 12 nci ve 13 üncü Yüzyılın savaş ve kargaşa ortamında, barışın ve mazlumun simgesi olan bir güvercin donuyla Horasan Nişabur'dan Anadolu'ya gelen Hacı Bektaş Veli, savaş yerine barışı, düşmanlık yerine dostluğu, kin yerine sevgiyi ve hoşgörüyü temel ilke edinen bir hümanist ve bu ekole farklı dillerden, farklı kökenlerden ve kültürlerden gelen insanları bir çatı altında toplayan, ceylan ile aslanı, zayıf ile güçlüyü dost olarak kucaklayan bir halk önderiydi.

Büyük bilgin Ahmet Yesevî'nin yetiştirdiği Lokman Perende tarafından eğitilen ve onun ekolünden ve öğretisinden esinlenen Hacı Bektaş Veli'nin, 13 üncü Yüzyılda Anadolu'da uyardığı bu bilim ışığı, savunduğu düşünceler ve başlattığı yenilikçi hareketler, sadece Avrupa'daki hümanizm ve rönesans hareketlerini değil, aynı zamanda, 17 nci ve 18 ini Yüzyılda gelişen sivilleşme hareketlerini de andırıyordu.

Değerli arkadaşlarım, Hacı Bektaş Veli, bundan yaklaşık yediyüz yıl önce, Alevîlik-Bektaşîlik yaşam görüşü adına, bütün günlerin aydınlığa, bütün canların ermişliğe kavuşmasını dileyen bir yürek vuruşuyla seslendi gönül yoldaşlarına: "Gelin canlar, bir olalım."

Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurmadan önce, Kurtuluş Savaşı sürecinde, sosyal yaşamın en büyük kültürünün inanç merkezi Hacıbektaş'ı 21 Aralık 1919'da ziyaret etti, Türkiye'deki çağdaşlaşma, aydınlanma hareketinde laik ve demokratik hukuk sisteminin yerleşmesinde ve cumhuriyet temelinin atılmasında, bu öğretinin önemli katkıları vardır.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır" diyen Hacı Bektaş Veli ile "hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diyen Atatürk arasında düşünce paralelliği vardır. Onun için, Hüdaî Ozanın şu dizeleri çok anlamlıdır:

"Balık susuz olmaz, insan vatansız

Gönlüm Hacı Bektaş, elim Atatürk

İlim nihayetsiz, bilim hatasız

İlim Hacı Bektaş, bilim Atatürk.

Hünkâr ruhumdaki yeşeren daldır

Atam o daldaki yetişen güldür

Tıpkı buna benzer, buna misaldir

Dalım Hacı Bektaş, gülüm Atatürk."

Değerli arkadaşlarım, onbin yıllık Anadolu kültürü, Anadolu Alevîliği ve yediyüz yıllık Bektaşî inancının harman olduğu Anadolu topraklarında, bugün, sevgi, barış ve hoşgörüye daha fazla ihtiyaç duymaktayız. İnsanların birbirleriyle savaştığı, insanların inancına, rengine, cinsine göre sınıflandırıldığı bugünkü dünya düzeninde, yetmişiki ulusa aynı gözle bakan ve "hiçbir ulusu ve insanı ayıplamayın" diyen, insanı merkez alıp "okunacak en büyük kitap insan" diyen bir felsefeye tüm insanlığın ne kadar ihtiyacı olduğunu bir kez daha düşünmemiz gerekir. Bugün Hacıbektaş İlçemizde cezaevinin kapalı olması bu öğretinin bir göstergesidir.

Değerli arkadaşlarım, Hacı Bektaş Veli, tanrısal gerçeğe ancak sevgi yoluyla varılacağını, bütün insanların kardeş olduklarını, kişi ile Tanrının özdeşliği ve bu nedenle, kendisini sevenin Tanrıyı da sevmiş olacağını, dinî ayrılıkların gereksiz olduğunu savunan ve herkesi kucaklayan bir insandı. Hacı Bektaş Veli "Allah'ı özümüzde, özümüzü Allah'tan bildik", "yaratılanı severim Yaradandan ötürü" ve "düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayın" sözleriyle, bunu, en güzel şekliyle ifade etmiştir.

Değerli arkadaşlarım, Hacı Bektaş Veli, savaşların, saldırıların yoğun olarak yaşandığı, yoksulun daha yoksul, azgının daha azgın olduğu bir ortamda Anadolu halkının kolektif belleğinin, toplu eyleminin, söyleminin bir simgesi olarak bu topraklara ayak bastı. Hacı Bektaş Veli, özlemlerin, umutların kucağında beslenerek, önce kendi nesnel yaşamının sınırlarını aşarak, sonra da, doğa, insan yaşamının sınırlarını aşarak evrenin sonsuzluğuna uzanan bir davranışın taşıyıcısı oldu.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Hacı Bektaş Dergâhı, barışa, sevgiye ve hoşgörüye ışık tuttu. Binlerce yıldır, dünyamız, uygarlıklar ve dinlerarası çatışmalara ve amansız savaşlara sahne oldu; ancak, Anadolumuzun pirleri, düşünürleri, manevî önderleri, Mevlânâ, Hacı Bektaş, Yunus, hep barışı, bağımsızlığı ve bağışlamayı öğrettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Gülçiçek (CHP, İstanbul). “Hacı bektaş veli anma törenleriyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-gulcicek-22-2004-07-15-haci-bektas-veli-anma-torenleriyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
