# 2/481 esas sayılı kanun teklifi türk ceza kanunu

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Gülçiçek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 25 Nisan 2006
- **Gündem:** 2/481 ESAS SAYILI KANUN TEKLİFİ TÜRK CEZA KANUNU
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-gulcicek-22-2006-04-25-2-481-esas-sayili-kanun-teklifi-turk-ceza-kanunu

> Ali Rıza Gülçiçek (CHP), 25 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2/481 ESAS SAYILI KANUN TEKLİFİ TÜRK CEZA KANUNU); konuşma 672 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 11.5.2005 tarihinde Türk Ceza Kanununun 115, 125 ve 126 ncı maddelerinde değişiklik yapılması için vermiş olduğum kanun teklifimin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesine göre doğrudan gündeme alınması amacıyla söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifinin verilmesindeki amacım, bu ülkede, bu topraklarda bin yıldır bütün zorluk ve meşakkatlerine karşın, inanç ve kültürlerinin gereğini yerine getirmeye çalışan ve kendileri diğer inançlara nasıl saygı gösteriyorlarsa, aynı saygının kendi inançlarına da gösterilmesini bekleyen Alevî yurttaşlarımızın ve diğer inanç gruplarının maruz kaldığı iftira ve hakaretlerin önüne geçmektir.

Çağdaş insan hakları içinde yer alan "din ve inanç özgürlüğü" kavramında önce inanç özgürlüğü, sonra da din özgürlüğü gelir. İnanma, inanmama ve herhangi bir dine mensup olup olmamanın temel ve ilk koşulu inançtır. Her inanç sahibinin muhakkak bir dini kabul etmesi de zorunlu değildir. Zaten, Anayasanın 24 üncü maddesinde de "herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir" denilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Alevî yurttaşlarımıza, geçmişte ve günümüzde bilinçsizce, resmî ve gayri resmî kimi çevreler, kişiler tarafından, yaşam biçimlerini, inançlarını tanımadan, bilmeden, duydukları, yanlış öğrendikleriyle hakaret edildi, incitildi. Günümüzde de bu önyargılar ve karalamalar hâlâ devam etmektedir. Geçmişte Alevîler, şeyhülislam fetvalarına, sürgünlere, yangınlara maruz kaldılar, katliamlara uğradılar.

Her inancın kendisine özgü yorumu ve yine her inançsal yolun kendisine özgü ibadet biçimi bulunmaktadır. Kimin nasıl inanacağının tartışılması ve dikte edilmesi, dinî kanaatlerinden dolayı suçlanması ve ayırımcılığa tabi tutulması Anayasal bir suçtur. Alevî inancının toplumsal ve tarihsel şekillenişini, gelişim sürecini, atlattığı badireleri ayrıntılı ve bilimsel olarak değerlendirmeden, görmeden yargıya varmak, eksik, yanıltıcı ve hasmanedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçmişte Diyanet İşleri Başkanlığında üst düzeyde görev yapan bir kamu görevlisinin "cemevi ibadet yeri olamaz, cemevi cümbüş yeri, saz çalınıyor" demeci, televizyon program yapımcısı bir şahsın 1995'te sunuculuğunu yaptığı Star Televizyonundaki Turnike Programında "mum söndü yapıyorlar" cümlesini kullanarak yaptığı gaf; ülkemizde Adalet Bakanlığı yapmış bir kişinin parti teşkilatıyla bayramlaşma esnasında "ışık yakıyorlar, ışık söndürüyorlar, mum yakıyorlar, mum söndürüyorlar" ifadeleri sayabileceğim birkaç örnektir.

Bu kişiler yaptığı hakaretlerden dolayı cezalandırılmamıştır. Neden; çünkü, yürürlükte olan yasa maddelerine göre, bir olay, şikâyet ya da dava konusu olduğunda cumhuriyet savcılığınca ya da mahkemece, Diyanet İşleri Başkanlığına başvuruluyor ve oradan gelen yanıta göre ya kovuşturmaya gerek olmadığı ya da beraat kararı veriliyor. Oysa, sayılan maddelerde, dinin yanına, dinî/dinsel inanç da eklenirse, Alevîlik korunacak, hakaret ve tezyif edenler ceza alacaklarından caydırıcı olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası sözleşmelerde din ile inanç özgürlüğünün ayrı olarak ele alınması ve değerlendirilmesi öngörülmekte ve devletlere bu konuda yükümlülükler getirilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Koruma Sözleşmesinin 9 uncu maddesinde, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 18/1 ve 18/3 maddelerinde, Helsinki Sonuç Belgesinde, AGİT/Paris Şartında ve Din ya da İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlük ve Ayırımcılığın Kaldırılması Bildirgesinin 1, 3, 5 ve 6 ncı maddelerinde din ve inanç ayrı ayrı sayılmış, 2 nci maddesinde yaptırım getirmiş ve "hiç kimse, din ya da başka inançtan gerekçesiyle herhangi bir devlet, kurum ya da bir kimse tarafından ayırımcılık konusu olamaz" denilmiştir. Sözleşmenin 7 nci maddesinde ise "bu bildirgede öne sürülen hak ve özgürlükler, uygulamada, herkese bu hak ve özgürlüklerden yararlanma olanağı sağlayacak biçimde ulusal yasalarla sağlanır" hükmünü koyarak devletlere yükümlülük getirmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (Devamla) - Yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun, hürriyete karşı suçların sıralandığı inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun düzenlendiği 115 inci maddesinde, "Şerefe karşı suçlar" başlığını taşıyan 125 inci maddenin (b) bendinde, "Kamu barışına karşı suçlar" başlıklı bölümde, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılamayı düzenleyen 216 ncı maddesinde, yani, yukarıda ifade ettiğim üç maddede de, tümüyle "din" maddelere girmiş; ancak, hiçbirinde "dinî inanç/dinsel inanç" maddelere girmemiştir. Eğer yukarıda saydığım Türk Ceza Kanununun maddelerine, kanun teklifimde belirttiğim "dinî inanç" ibaresi eklenirse, bir eşitsizliğin ve haksızlığın giderileceğini düşünmekteyim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası belgelerde özellikle vurgulandığı gibi, "din özgürlüğü" ile "inanç özgürlüğü" ayrı kavramlar olup, yasanın ilgili maddelerinde "inanç, inanç özgürlüğü" konmadığında, uygulamada büyük bir haksızlığa neden olacaktır. Bu da, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Gülçiçek (CHP, İstanbul). “2/481 esas sayılı kanun teklifi türk ceza kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-gulcicek-22-2006-04-25-2-481-esas-sayili-kanun-teklifi-turk-ceza-kanunu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
