# 8.05.2007 tarihli ve 5654 sayılı nükleer güç santrallarının kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (s.s.45)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim
- **Tarih:** 8 Kasım 2007
- **Gündem:** 8.05.2007 TARİHLİ VE 5654 SAYILI NÜKLEER GÜÇ SANTRALLARININ KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (S.S.45)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2007-11-08-8-05-2007-tarihli-ve-5654-sayili-nukleer-guc-santrallarinin-kurulmasi-7

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 8 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 8.05.2007 TARİHLİ VE 5654 SAYILI NÜKLEER GÜÇ SANTRALLARININ KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (S.S.45)); konuşma 749 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, konuşmama başlamadan önce bir tespiti söylemek istiyorum. Biz yapılan yanlışlıkları her seferinde söylediğimizde, özellikle AKP’li milletvekili arkadaşlarımız, bize 3 Kasım ve 22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarını hatırlatıyorlar. Biz, demokrasiye ve halkın iradesine saygılı olan bir siyasal anlayıştan geliyoruz. Biz, bu ülkede çok partili hayata geçişi ve Cumhurbaşkanlığı makamından inerek muhalefette kalmayı içine sindirebilmiş İsmet Paşa’nın evlatlarıyız. Ancak, gelinen noktada böyle bir anlayış, baskı, psikolojik baskı yaratmaya yönelik bir anlayış, halkın AKP’yi seçmesinde ne kadar hata yaptığının somut göstergesidir. Hem insan yaşamında hem de toplumsal hayatta bu tip hatalar olabilir. Önemli olan, bu hataların düzeltilmesidir. Almanya’da Hitler de, İtalya’da Mussolini de seçimle iş başına gelmiştir, ama onların gelmesi yanlıştır. Lütfen, ben, milletvekili arkadaşlarıma, artık bundan böyle sık sık seçim sonuçlarının tartışılmasının doğru olmadığını, bize hatırlatılmasının doğru olmadığını söylüyorum. Halkımız sizleri, kendisine karşı yasa çıkarsın diye Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermemiştir. Bizim de görevimiz muhalefettir. Sizin halka karşı çıkardığınız yasalara tabii ki biz yanlışları söyleyeceğiz.

MEHMET ÇİÇEK (Yozgat) – Ne alakası var!

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, ulusal temele dayanan, sürdürülebilir bir kalkınma ilkelerine uygun, insan ve çevre odaklı madencilik politikasını ve enerji politikasını savunuyoruz. Madenlerimizin kaynak kaybına neden olmaksızın en etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi için havza madenciliğini esas alıyoruz. Bu şekilde tükenen ve yerine bir daha konulma olanağı olmayan madenlerimizden en etkin bir şekilde faydalanabileceğiz. Bu tip yasalar konuşulurken ciddiyet ister, bu yasanın Komisyondan ve Türkiye Büyük Millet Meclisine alelacele getirilmesinden, bizim, muhalefet partisi milletvekilleri olarak çok fazla haberimiz olmadığı gibi, AKP milletvekili arkadaşlarımın da bundan rahatsız olduğunu, yapılan konuşmalarda ben kulağımla duydum.

Değerli arkadaşlarım, inanıyorum ki bir bilim adamı gelip bize bu görüşülmekte olan Yasa’yla çıkarılmaya çalışılan bu nükleer santrallerin kurulmasına ilişkin Yasa hakkında bilgi verse, AKP milletvekili arkadaşlarım da dâhil, hiç kimse bu Yasa’ya olumlu oy vermez.

Şimdi ben bu Yasa’yla ilgili düşüncelerimi söylemek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi nükleer enerjinin kullanılmasına ilişkin teknolojilere karşı olmadığını ısrarla söyledi. Cumhuriyet Halk Partisinin karşı olduğu şey, nükleer enerjiden elektrik enerjisi üretmeye yönelik nükleer reaktörlerin kurulmasına karşıdır. Çünkü, enerji ulusal olmalıdır, temiz olmalıdır, güvenli olmalıdır ve ucuz bir şekilde üretme olanağına sahip olmalıdır. Biz, burada kendi ulusal kaynaklarımızla yeraltı kaynaklarımızı değerlendirerek yapabileceğimiz çok olay varken tamamen dışa bağımlı bir teknolojiyi buraya getirmeye çalışıyoruz. Komisyon Başkanımız ve Sayın Bakanımız dünyada olan olaylarla ilgili bilgilendirmede bulundu, ancak bunlar benim elimdeki belgelerle örtüşmüyor.

Değerli arkadaşlarım, nükleer enerji, nükleer reaktörler vasıtasıyla elektrik enerjisine çevriliyor. Burada nükleer yakıt olarak hepimizin bildiği gibi uranyum kullanılıyor. Uranyumun dünyada kırk elli yıllık ömrü kaldığı söylenilmekle beraber Türkiye’deki 9.139 ton uranyum rezervi, hem değişik yerlerde, Manisa’da, Köprübaşı’nda ve Yozgat Sorgun civarında bulunmaktadır. Küçük küçük rezervler bulunduğu için ekonomik olarak işletilmesi mümkün değildir değerli arkadaşlarım. O nedenle, buradaki teknoloji tamamen dışarıya bağımlı olmaktadır ve bir yandan küresel ısınmanın tehdit ve tehlikelerinin konuşulduğu bu Mecliste, nükleer santraller daha çok suya ihtiyaç duyacaktır, çünkü bu nükleer santraller oburdur. Nedeni şudur: Nükleer enerji, uranyum yakıtıyla, yüksek ısıyla ısıtıldığı anda bu ısının belli bir düzeyde tutulması gerekiyor. Bunun için de mümkün olduğu kadar su alınması gerekiyor. 2003 yılında Fransa’da kuraklığın yaşandığı bir ortamda on yedi tane nükleer santral geçici olarak kapatıldı, kapasiteleri azaldı. Nükleer santralleri iklimin koruyucusu olarak sunan anlayışı, ben bunu belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu nükleer santrallerin ekonomik, güvenilir olduğunu bir an için varsaysak bile, teknoloji transferinin sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunması için, transfer edilen bu teknolojinin de sürdürülebilir olması gerekiyor ve her ülkenin koşullarına uygun bir teknolojinin transfer edilmesi gerekiyor.

Şimdi, nükleer reaktörler, baktığımızda, artık, üçüncü nesil ileri reaktörler dediğimiz ve 2010 yılında süresi dolacak reaktörler dönemini yaşamaktayız. Dördüncü nesil reaktörler 2030 yılından sonra devreye girecek ve bu reaktörler daha az atık üreten, daha güvenlikli reaktörler olacağı belirtilmektedir.

Şimdi, bir santralin planlandığı tarihten itibaren on yıl gibi bir sürede devreye alındığını varsaysak bile, bugün ihalesi yapılacak ve devreye alınacak bir reaktör, modası geçmiş, eski teknoloji içeren bir reaktör olacaktır.

Bütün bunlar, ülkemiz şartları yönünden nükleer santral teknolojisini seçmemiz için geç kalmadığımızı, tam aksine, zamana ihtiyacımız olduğunu göstermektedir. Yani, bu olayın doğru olduğunu varsaysak bile, bizim zamana ihtiyacımız vardır.

2004 yılında elektrik enerjisi… Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının yaptığı bir olay, elektrik enerjisi talep projeksiyonu. Baktığımızda, birinci senaryo, yüksek talep olması halinde ve ikinci senaryo da düşük talep halinde bile, bizim 2030-2035 yılına kadar sürecek birinci kaynaklarımız mevcuttur. Dolayısıyla, enerji konusunda geç kalınmışlık falan söz konusu değildir.

Değerli arkadaşlarım, bugün, söylenildiği gibi, bu dünyada gelişmiş ülkeler nükleer enerjiyle gitmemektedirler. Bizim nükleer enerji maceramız yirmi yıldan beri sürüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “8.05.2007 tarihli ve 5654 sayılı nükleer güç santrallarının kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (s.s.45)”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 8 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2007-11-08-8-05-2007-tarihli-ve-5654-sayili-nukleer-guc-santrallarinin-kurulmasi-7 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
