# Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mayıs 2008
- **Gündem:** TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-2

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 7 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)); konuşma 1.090 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısıyla ilgili, 8’inci maddede, Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Turizm, hep “bacasız sanayi” denilir. Özellikle, sanayinin gelişmediği, geri kalmış ülkelerde turizm potansiyeli var ise o turizm potansiyelini ayaklandırmak, harekete geçirmek ve onu bir döviz girdisi hâline çevirebilmek herkesin temel görevidir diye düşünüyoruz.

Benim bölgem Mersin’de, bu dönem, Sayın Bakanımız geldiler, turizm sezonunu Mersin’de açtılar. Dolayısıyla “turizm” denilince akla sadece Bodrum, Marmaris, Antalya, Alanya değil, artık, Mersin’in de “turizm” denilince akla gelebileceği hususu dikkate çekilmiş oldu. O nedenle de kendilerine teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım Mersin’in temel sorunu işsizliktir. İşsizlik, Türkiye ortalamasının Mersin’de 2 katıdır. Burada devletin işsizliği çözmesi artık hayal olmaktan çıkmıştır. İşsizlik sorununun çözümünde, özellikle Mersin’de özel sektöre önemli görevler düşmektedir. Mersin, bu konuda yapılacak yatırımları tespit etmiş, dört temel sektörde 21’inci yüzyıla taşıyacağını tespit etmiştir. Bunlar: Turizm, tarımsal üretim, tarıma dayalı ticaret ve bunların uzantısı olarak lojistik hizmetlerin geliştirilmesi ve kayda alınmasıdır.

Turizm, Mersin için hayati ve öncelikli bir önem taşımaktadır. Öncellikli olmasının nedeni turizm açısından yeterli doğal bir potansiyele olmasıdır. Zira, turizm diğer sektörlerden farklı olarak emek yoğun bir sektördür ve ayrıca turizmde ara malı ithalatı yoktur. Elde edilen dövizler doğrudan gelir olarak kaydedilmektedir, dışarıya döviz çıktısı söz konusu değildir. O nedenle turizm önemli ve turizm bizim bölgemiz için o nedenle daha çok önemlidir. Turizm alanı olarak işaretlenen yerlerin mülkiyet durumları araştırılarak bir an önce çözülmeli, kamu mülkiyetinin fazla olduğu yerler de turizm merkez alanı ilan edilmelidir. Turizm amaçlı işaretlenen yerlerde de kirletici tesislerin kurulmasına izin verilmemelidir. Çünkü ya turizm ya sanayi. Şimdi, bunların ikisi birbiriyle çatışan kavramlardır. Eğer bir bölgede turizmi geliştirme amaçlanmışsa, hedeflenmişse, oradaki yatırımlar turizme yönelecekse o zaman turizmi engelleyecek olan yatırımların da bulunmaması gerekiyor.

Bizim bölgemizde özellikle inanç turizmi potansiyeli vardır. Turizm sektörünün en büyük potansiyellerinden birisi inanç turizmi geliştirilmelidir. Tarsus’ta Saint Paul Kilisesi ve Paulus Kuyusu, Hazreti Danyal Mezarı, Yedi Uyurlar gibi kültürel değerler vardır. Bunlar, bu üç dinin mensubunun buluştuğu, kesiştiği yerlerdir. Yine Hristiyanlık inancının beş azizesinden birisi olan Azize Ayatekla Kilisesi Silifke’de bulunmaktadır. Kilisede Azize Ayatekla’nın mezarı ve yaşam alanı vardır, burayı önemli kılmaktadır. İnanç turizminin gelişmesi için Ortodoks inancına sahip ülkelerden başta Rusya ve Balkan ülkelerinden yoğun talepler bulunmaktadır. Bu taleplerin fiilî hayata geçmesi için buranın düzenlenmesi gerekmektedir.

Mersin ve bölgesi, inanç turizmi açısından çok öncü bir rol üstlenmektedir bölgede. Yine Doğu Akdeniz’in önemli bir merkezi olan Saint Pierre Kilisesi, kuzeyde iki buçuk saat mesafede olan Kapadokya kiliseleri, inanç merkezleri birleştirilerek entegre bir şekilde inanç turizminin Mersin merkezli geliştirilmesi önemli bir sektör işlevini yerine getirecektir.

Yaklaşık 2,5 milyar Hristiyan için önemli olan hac merkezi olan bölgemiz, inanç turizmi açısından hazır bir potansiyel bulundurmaktadır. Bunun aktif hâle getirilmesi için Silifke’de bulunan Ayatekla Kilisesi’nde ibadet edilebilmesi için restore edilmesi, yine Saint Paul Kilisesi’nin ibadete açılması gerekmektedir. Bu hâliyle bekçi nezaretinde sabah sekiz, akşam beş mesaisiyle turistlerin gelmesini beklemek mümkün değildir. İbadet merkezinin dışında gezmek fazla bir şey kazandırmamaktadır. İnancın yaşanması gerekiyor. Bu merkezde inanç yaşandığı takdirde, sürekliliği ve potansiyeli yüksek olacaktır.

Rusya’daki Sinerji Vakfı, devlet destekli bir vakıftır. Bu vakıf, Mersin bölgesiyle yakından ilgilenmekte, kendi iddiasıyla ve tespitleriyle beş yıl içerisinde yaklaşık 5 milyon kişiyi inanç turizmi merkezi olarak bu bölgeye yönlendirebileceğini söylemektedir. Türkiye toplamında 20 milyona varmayan turizm hareketinde bu rakamın çok ciddi olduğu gözlerden kaçmamalıdır.

Yine Mersin bölgesi, kongre turizmi açısından önemli bölgelerden birisidir. Bakanlığın tespit ettiği yedi kongre merkezinden birisi Mersin’dir. Ancak bunun gelişmesi için, Mersin merkezde daha önce Akdeniz Kültürleri Araştırma Merkezi olarak ilan edilen “Nuh’un Gemisi” olarak bilinen üniversite sahası içinde 100 dönüm kendi arazisiyle atıl bulunmaktadır. Mersin merkezde 100 dönem arazi ciddi bir varlıktır. Bu varlığın ele alınıp projesinin revize edilerek modern bir kongre turizm merkezi yaratılması Mersin’in geleceği açısından önemlidir. Zira, kongre turizminin kişi başına bıraktığı para miktarı tatil amaçlı turizm miktarının 3-4 katı daha yüksektedir.

Silifke-Erdemli-Mersin arasındaki kara yolu hemen hemen denize sıfırdır. Dolayısıyla, bu arazilerin parçalanmasına neden olmaktadır. Bu Erdemli-Silifke arasındaki kara yolu en az 2,5 kilometre kuzeye kaydırılarak burada turizme yatırım alanları yaratılmalıdır.

Yine Kapızlı’da birtakım kamu tesisleri olmasına rağmen bunlar atıl vaziyette bulunmakta. Buradaki kamu tesisleri, hatta yasa dışılıkları bile söz konusu, tartışmalar bulunmaktadır haklarında. Bu nedenle Kapızlı bölgesinde ciddi bir potansiyel harekete geçirilmelidir.

Kumkuyu-Akyar-Narlıkuyu bölgesi, Taşucu-Boğsak bölgesi, yine batısında yer alan altı adet turizm geliştirme bölgesi ilan edilmiş bu arazilerde plan çalışmaları başlatılmamış, tahsis daha henüz yapılmamıştır. Sayın Bakanımız bu bölgede incelemelerde bulundu. Bu bölgeler hâlen atıl vaziyette bekletilmektedir.

Yine, Anamur-Bozyazı-Aydıncık bölgesi kendi içinde apayrı bir havza olarak turizm bakımından değerlendirilmeli, Tekmen-Tekeli bölgesinde yine sahile sıfır giden kara yolunun dağın eteklerine çekilmek suretiyle bu bölgenin de turizme kazandırılması gerekmektedir.

Mersin’de sivil toplum kuruluşlarının yaptığı çalışmaya göre Anamur-Bozyazı-Aydıncık hatta Gülnar sahilleri birleştirildiği zaman 150 bin yatak sayısına ulaşılan ciddi bir kapasite yaratmak mümkündür. Sanayinin girmediği, tahrip edilmeyen bu alanın turizme kazandırılması bölgeyi ihya edeceği gibi Türkiye ekonomisine de çok ciddi katkılarda bulunacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu turizmin özellikle Mersin’in batısındaki bakir alanlarda ayaklandırılabilmesi için, turizmin orada canlandırılması için ve atıl vaziyette bulunan turizm potansiyelinin ekonomiye katkısının sağlanabilmesi için turizmi engelleyen, turizmi köstekleyen yatırımlardan vazgeçilmesi lazımdır. Mersin ve Anamur’a kadar olan bölge bakir bir bölge olmasına rağmen, burada turizm çok ciddi potansiyel taşımasına rağmen, iddialar da burada turizmin geliştirileceği yönünde olmasına rağmen, iktidar partisinin de iddiaları bu yönde olmasına rağmen burada turizmi engelleyen yatırımlar yapılmaktadır. Örneğin, nükleer santral için yer seçimi, bu yerlerin en güzel yeri olan Akkuyu’da girişimlere başlanmıştır, yine balık çiftlikleri buraya getirilmeye çalışılmaktadır.

Nükleer santralin zararlı veya faydalı olduğu hususlarının tartışmasını bir kenara bırakırsak, “nükleer” kelimesini duyan hiçbir turizmcinin o bölgeye yatırım yapmayacağı bilinen bir gerçektir. Bu yetmezmiş gibi, Bodrum’daki, Milas’taki balık çiftliklerinin, oradaki denizi kirlettikleri nedeniyle, bizim bölgeye getirilmiş olmasını da ben, doğrusu, turizme yaraşan bir davranış biçimi olmadığını düşünüyorum. O nedenle, eğer, gerçekten Mersin ve ilçelerinin, özellikle Mersin’in batısındaki bölgenin deniz turizmine, yaz turizmine kazandırılması isteniliyor ise, turizmi baltalayacak, turizmi sakatlayacak tüm girişimlerden vazgeçilmelidir, nükleer santral girişimi durdurulmalıdır, balık çiftliklerine izin verilmemelidir.

Şimdi, memnuniyetle duyduğum kadarıyla, Sayın Bakan, diğerlerinden vazgeçildiğini, üç balık çiftliğine de izin verilmediğini, bir balık çiftliğinin kaldığını söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Biz, orada oturan -hangi siyasi görüşten olursak olalım, ister AKP’li, ister CHP’li, ister MHP’li, ister DTP’li olalım- o bölgenin insanları olarak, bölgemizde nükleer santral istemiyoruz, bölgemizde balık çiftlikleri istemiyoruz. Biz, kumumuza, havamıza, kurdumuza, çıyanımıza, yılanımıza, ormanımıza ve ağaçlarımıza sahip çıkmak istiyoruz; biz, sağlığımıza sahip çıkmak istiyoruz, yaşamımıza sahip çıkmak istiyoruz. O nedenle bölgemizde nükleer santral kurulmasına da karşıyız, balık çiftliklerine de karşıyız. Bu anlamda hepimiz birleşerek yasal yollarla yapılması gereken ne varsa onu yapacağız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
